{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1725 <br>KARAR NO\t\t: 2025/599<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30.09.2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/419 Esas 2021/671 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 11.04.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11.04.2025<br><br>\tİzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.09.2021 tarih 2020/419 Esas 2021/671 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ...tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacının 24/06/2019 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikleti ile seyir halindeyken davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçeyle sigortalı ... plakalı aracın davacıya çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sebebiyle davacının ağır derecede yaralandığını, kazanın akabinde hastaneye kaldırıldığını, davacının uzun ve ağrılı tedaviler gördüğünü ve birçok ameliyat geçirdiğini,hala daha tam olarak iyileşmediğini, yaşanan kaza nedicesinde aldığı yaralanmaların davacıda ömür boyu devam edecek kalıcı etkiler bırakacağını belirterek davanın HMK 107 madde gereği fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP  : Davalı vekili, dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine sağlık raporu sunulmadığından, eksik evrak ile başvurulması sebebi ile dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, ZMMS poliçe limitinin kişi başına 360.000,00 TL olduğunu, davacının özür oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, davacının, ehliyetsiz olduğunu, kazanın meydana gelmesinde kendisinin kusurlu olduğunu, davacı tarafından kask kullanılmamış olduğunun kaza tespit tutanağında sabit olduğunu belireterek davanın reddini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekili tarafından verilen 07/07/2021 tarihli dilekçede ve 30/09/2021 tarihli duruşmada davadan feragat beyanında bulunduğu gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>\tİSTİNAF NEDENLERİ :Davacı vekili; yapılan görüşmeler sonucunda sulh sağlandığını ve davalı tarafça müvekkiline 34.090,57-TL asıl alacak ve ferilerinin ödenmiş olması nedeniyle davadan feragat edildiğini, davalı sigorta şirketince dosyaya sunulan 09.07.2021 tarihli dilekçede de bunun belirtildiğini, mahkemece arabuluculuk ücretinin müvekkilinden tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tYerel mahkemenin 28.09.2022 tarihli ek kararıyla kararın kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br>\tDavacı vekilince yerel mahkemenin 28.09.2022 tarihli  ek kararına karşı sunulan istinaf dilekçesinde; yapılan ödeme nedeniyle davadan feragat edildiğini, müvekkilinin yargılama sonucunda haksız olduğu tespit edilmediği halde aleyhine arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması nedeniyle kararın kesin nitelikte olmadığını, kesinlik sınırının talep miktarına göre değil, dosya kapsamında belirlenen toplam alacak miktarına göre belirlenmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkemenin 28.09.2022 tarihli ek kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle sürekli ve geçici iş gücü kaybı ile tedavi  ve bakıcı giderlerinin ZMMS poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davalı sigorta şirketi vekili tarafından arabuluculuk gideri yönünden istinaf edilmiştir.<br>\tİstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.<br>\tYerel mahkemenin 28.09.2022 tarihli ek kararıyla, asıl kararın kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, davanın HMK 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğu dikkate alındığında davacının istinafının HMK'nun  341. maddesi uyarınca kesinlik sınırı altında kalmadığı, bu itibarla davacı vekilinin ek karara karşı ileri sürdüğü istinaf itirazlarının haklı ve yerinde olduğu değerlendirilerek, davacı vekilinin asıl karara karşı ileri sürdüğü istinaf itirazının incelenmesine geçilmiştir.<br>\tDavacı vekilinin asıl karara karşı ileri sürdüğü istinaf başvurusunun, sadece arabuluculuk ücretine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.<br>\tKaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.<br>\t6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; \"İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır.\" hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas,  2022/901  Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) <br>\tEldeki davada, davacı tarafça davadan önce davalı sigorta şirketine 2918 Sayılı Kanunun 97.maddesi gereğince başvuru yapıldığı davacının da kabulünde olduğuna göre böyle bir durumda ayrıca 5325 Sayılı Yasanın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurma şartı aranmadığı halde bu yola başvurmuş olması karşısında arabuluculuk  ücretinin davalı sigorta şirketinden alınamayacağı gözetilerek, bu ücretin davacı tarafa yükletilmesinde  herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, yerel mahkeme kararının sonucu itibarıyla doğru olduğu değerlendirilerek, davacı vekilinin istinaf itirazının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacının ek karara karşı yatırmış olduğu istinaf karar harcı olan 80,70 TL'nin talep halinde kendisine iadesine,<br>\t3-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,7‬0  TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 11.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"666661228e04a396","SID":"3e6ec1651e88c0ed"}}