{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1737 <br>KARAR NO\t\t: 2025/609<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07.09.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/431 E. - 2022/557 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Davalı Şirketteki Hissesinin ve Kar Payı Alacağının Tespiti ile Kar Payı Alacağının Tahsili <br>KARAR TARİHİ\t: 11.04.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11.04.2025<br><br>\tKarşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.09.2022 tarih 2021/431 E. - 2022/557 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı, 2012 yılında kaydileştirilen şirket nezdinde sahip olduğu yeni pay senetlerinin bir suretini şahsına verilmesi için şirket merkezine çağırıldığını, sahip olduğu payların değerinin yüksek olduğunu, kayıtta az gösterildiğini, imtiyazlı a grubu pay senetlerinin imza hakkının farklı olduğunu, kurucu üye olduğundan kar payı hakkının farklı olduğunu, buna rağmen verilen temettü değerinin çok düşük gösterildiğini, geçen yıl şirket merkezinde olağanüstü kongreye katıldığı esnada temettü ve kar payı tutarının 51.000,00 TL olduğunun tarafına bildirildiği halde aracı kurum olan ... bankasından tahsil etmek istediği zaman 5,01 TL olarak hesap bakiyesinin karşısına çıktığını, 128.571 lot olan hisselerinin sıfırlarının eklenmediğini, sadece 128 adet yazıldığını, kendi parasıyla almış olduğu 40 adet hisse ile 128 rakamını topladığında 1 lot etmediğini anladığını, halbuki 2012 de fiziki senetleri şirket merkezine teslim ederken 11.700 hisse (11,5 lot)  olarak teslim ettiğini, mevcut rakamla karşılaştırdığı zaman farkı tespit ettiğini, bundan dolayı hak kaybına uğratıldığını ileri sürerek, 1990-2019 yılları arasında tüm hakedişlerinin hesaplanarak bedelli ve  bedelsiz pay haklarının tarafına verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacının ibraz ettiği dilekçe ve eklerine göre elle tutulur ve ciddiye alınabilir tek bir delilinin olmadığını, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddini talep ettiklerini, genel yetki kuralına göre yetki itirazının bulunduğunu, dava dilekçesinin HMK'da belirtilen taraflarca yerine getirilme ve taleple bağlılık ilkelerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davacının iddialarını ve iddialarının dayandığı delilleri mahkemeye sunması gerektiğini, mahkemece resen araştırma yapılamayacağını ve sunulmayan vakaların değerlendirmeye esas alınamayacağını, davacının talepleri hususunda muğlak ifadeler kullandığını, bu taleplerin yargılamaya elverişli olmadığını, dava dilekçesinin HMK'nın 119 maddesinin birinci fıkrasının d-e-f-g-ğ bendlerinde belirtilen unsurlardan yoksun olduğunu, HMK'nın 119.maddesine göre, dava dilekçesinde dava konusunun değeri, iddialara konu vakaıların açık özetleri, vakıaların dayandığı deliller, davanın hukuki sebebi, açık bir şekilde talep sonucunun mutlaka bulunmasının zorunlu olduğunu, dava dilekçesinde dava değerinin dahi gösterilmediğini, tensip zaptı ile davacıya harca esas değeri bildirmesi için 2 haftalık süre verilmesinin HMK'nın 119.maddesinin birinci fıkrasının d bendi ile ikinci fıkrası hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bu eksikliğin ikmali için süre verilemeyeceğini, davacının 17.09.2019 tarihli dilekçesi ile harca esas değeri bildirdiğini ancak bu hususta süre verilmesinin hukuka aykırı olması sebebiyle dava şartı eksikliğinin tamamlanması olarak değerlendirilemeyeceğini, harca esas gösterilen değer üzerinden gerekli harçların tamamlanmadığını, bu haliyle davaya devam edilemeyeceğini, dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurların yer almadığını, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, TBK'nın 147.maddesi uyarınca taleplerin 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, bu kapsamda davacının muacceliyet tarihinden itibaren 5 yılı aşmış taleplerine zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, dava dilekçesindeki 1990-2019 yılları arasındaki muğlak tapelerin muacceliyet tarihinin tespiti ile işbu taleplerin hangi genel kurul kararlarına vs olgulara istinaden ileri sürüldüğünün açıklanması gerektiğini, davacı tarafından merkezi kayıt sistemine geçiş sırasında müvekkili şirkete teslim edilen 11.700 adet hissenin değerinin ve kar payının çok yüksek olduğu ve eksik aktarıldığına ilişkin iddiaların doğru olmadığını, davacının 12.01.2012 tarihinde davalı şirkete eski gösterim ile toplamda 11.700.000,00 TL, yeni gösterimle 11,70 TL nominal değerli hisse senedi teslim ettiğini, ekte sunulan ibra makbuzunda davacının teslim ettiği hisse senetleri ve karşılığı hisse senetlerine yer verildiğini, 01.01.2005 tarihi itibariyle türk parasından altı sıfır atılarak kullanılmaya başlandığını, bu sebeple karışıklık yaşandığını, davacının hisse senedinin karşılığı 01.01.2005 tarihi itibariyle 11,70 TL olduğunu, davacının teslim ettiği hisse senetleri ile ilgili olarak öncesinde yapılan bedelsiz sermaye artırımı sonucu pay durumunun eski gösterim ile 85.714.200,00 TL, yeni gösterim ile 85,714 TL olduğunu, kaydileştirmenin de 2012 yılında buna göre yapıldığını, bir yanlışlık olmadığını, davacıya kar payı karşılıklarının eksiksiz olarak ödendiğini, herhangi bir kar payı alacağı bulunmadığını, ispat külfetinin tamamen davacıya düştüğünü, a grubu pay sahiplerine kar payı hususunda bir imtiyaz tanınmadığını, davalı şirket nezdinde kurucu üyeliğe dayalı da herhangi bir pay grubu oluşturulmadığını savunarak davanın usulden, zamanaşımından ve esastan reddini istemiştir.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesinde yer alan talebin açık olmaması üzerine davacıya talebini açıklamak üzere ön inceleme duruşmasına davet tutanağının 3 nolu ara kararı, 24.06.2020 tarihli celse 1 nolu ara kararı çerçevesinde tanınan kesin süreye rağmen davacının tahkikat yürütülmesine, delil toplanmasına, savunma yapılmasına imkan kılacak ve hüküm kurulmasına esas olabilecek taleplerini açıklayamadığı, bu meyanda, davacı tarafından sunulan 03.07.2020 muhabere tarihli dilekçesi ve 16.09.2020 tarihli celsede elden verdiği beyan dilekçesinin yetersiz görüldüğü gerekçesiyle HMK'nun 119/1-ğ ve 2.madde hükümleri uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.\t<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Dairemizce somut olayda, davacının fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla harca esas değer olarak 94.000,00 TL bildirdiğini belirterek 1990-2019 yılları arasındaki tüm hakedişlerinin hesaplanarak bedelli bedelsiz pay haklarının verilmesini talep ettiği, dava dilekçesi,  davacının  ibraz ettiği 17.09.2019, 24.06.2020 ve 03.07.2020 tarihli dilekçelerin içeriğinden davacının davalı şirketteki hissesinin ve kar payı alacağının tespiti  ile  kar payı alacağının davalıdan tahsilini istediği, talep sonucunun açık olduğu, davacı tarafça dava konusunu ve talep sonucunun netleştirildiği, talep sonucunun açıklanmamasına ilişkin HMK'nın 119/1-ğ bendinde yer alan biçimsel eksikliğin herhangi bir özel çaba ve araştırma gerekmeksizin mahkemece tamamlanması mümkün olup, bu biçimsel eksikliğin tamamlanmamasına yönelik yasa kuralının uygulanmasına gerek bulunmadığı, açıklanan nedenlerle  davacının  davalı şirketteki hissesinin ve kar payı alacağının tespiti  ile  kar payı alacağının davalıdan tahsilini istediği, talep sonucunun açık olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince deliller toplanıp işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi karanın  HMK'nun 353/1-a-5 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:  Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...'ın davalı ... AŞ'nin hisse senetlerinin kaydileştirilmesi sürecinde sahip olduğu 1.000 TL nominal değerli 11.700 adet hisse senedini 12.01.2012 tarihinde davalı şirket yetkilisine teslim ettiği, kendisine 85.714 adet hisse senedi verildiği, davalı şirket tarafından, 21.11.2001 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen 05.10.2001 tarih ve 1034/24 sayılı yönetim kurulu kararı ile “Yeniden Değerleme Değer Artış Fonu” hesabında yer alan 29.250.000.000.000 TL'nin “Sermaye” hesabına aktarıldığı, bu işlem sonucu şirketin “Sermaye” hesabı iç kaynaklardan %50 oranında arttırılmış olduğundan şirket ortaklarına ellerindeki hisse senedi adedinin %50 fazlası kadar hisse senedi herhangi bir bedel alınmadan verildiği, davacı ...'ın elinde bulundurduğu hisse senedi sayısının 11.700 adetten 17.550 adede çıktığı, 2004 yılında TL'den altı sıfır atılması nedeniyle, davacının elindeki ... hisselerinin yeni gösterimi 0,001 YTL nominal değerli 17.550 adet hisse olduğu, bu hisselerin toplam nominal değerinin yeni gösterim ile 17,55 YTL olduğu, bu değişikliğin davacının sahibi olduğu hisselerin adedini etkilemediği, ...'in 31/03/2009 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan karar doğrultusunda, şirket esas sözleşmesine konulan geçici madde ile, ... hisselerinin nominal değerinin 1 kuruş olarak değiştirildiği, buna bağlı olarak da ortakların elinde bulunan 1.000 TL (eski TL - 0,001 yeni TL) nominal değerli 10 adet hisse yerine 1 adet 1 kuruş nominal değerli hisse verildiği, bu değisim sonrasında davacının sahibi olduğu hisselerin toplam nominal değeri (17,55 TL) değişmezken, hisse senedi adedinin 17.550'den 1.755'e düştüğü, davalı şirket tarafından, 30.06.2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen 07.06.2010 tarih ve 2010-67-137 sayılı yönetim kurulu kararı ile “Sermaye Düzeltmesi Olumlu Farkları” hesabında yer alan 795.250.000 TL'nin  “Sermaye” hesabına aktarıldığı, bu işlem sonucu şirketin “Sermaye” hesabı iç kaynaklardan 388,4 oranında arttırılmış olduğundan, şirket ortaklarına ellerindeki hisse senedi adedinin %388,4 fazlası kadar hisse senedinin herhangi bir bedel alınmadan verildiği, davacının elinde bulundurduğu hisse senedi sayısının (1 kuruş nominal değerli) 1.755 adetten 8.571 adede çıktığı, davalı şirketin, sonraki yıllarda (2016-2018-2019-2020) bedelsiz sermaye artırımları yaptığı ve davacının hisse senedi sayısının en son 2020 yılındaki %20 bedelsiz sermaye artırımından sonra 21.722 adet olduğu, bu hisselerin toplam nominal değerinin 217,23 TL olduğu; davacının hisse senedi sayısının dava tarihi 2019 yılı itibariyle ise %28 bedelsiz sermaye artırımından sonra 18.102 adet olduğu, bu hisselerin toplam nominal değerinin 181,03 TL olduğu, davacı ...'ın hissedarı olduğu ... AŞ'nin hisse senetlerinin kaydileştirilmesi sırasında yapılan hesaplamalarda herhangi bir yanlışlık tespit edilmemekle birlikte, hisselerin nominal değerindeki değişiklik nedeniyle oluşan hisse senetlerinin sayısındaki değişikliğin etkisinin yansıtılmadığı, davalı şirketin imtiyazlı tek ortağının C grubu hisse senedi sahibi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı olduğu, davacının A grubu hisse senedi sahibi olduğu ve kar payı vs.konularda imtiyazının bulunmadığı, davacının temettü (kar payı) gelirlerinin 2011 yılının karından 4,07 TL; 2013 yılının karından 3,42 TL; 2015 yılının karından 22,95 TL; 2016 yılının karından 43,71 TL; 2017 yılının karından 39,34 TL olmak üzere toplam 113,49 TL temettü (kar payı) alacağının bulunduğu, davacı tarafın fazlaya ilişkin hissenin varlığı ve kar payı alacağı istemlerinin yersiz olduğu anlaşılmakla davacı ...'ın davalı ...Ş. nezdinde dava tarihi 2019 yılı itibariyle, nominal değeri 181,03 TL olan 18.103 adet hisse sahibi olduğunun tespitine, davacı ...'ın davalı ...den 113,49 TL kar payı alacağı bulunduğunun tespiti ile, 113,49 TL kar payı alacağının davalı ...den alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da müvekkili şirket hisselerinin kaydileştirilmesi sırasında herhangi bir hata yapılmadığı belirtildiğinden davacının iddialarının ispatlanamadığı, dolayısıyla davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağının olmaması nedeniyle davanın tamamen reddi gerektiğini, davalı şirkete ait hisse senetlerinin kaydileştirilmesi esnasında sahibi olduğu hisse senetlerinin değerinin az gösterildiğini, hisse senetlerinin imtiyazlı A grubu hisse senedi olduğunu, bu imtiyazdan dolayı kâr payı alma hakkının farklı olmasına rağmen müvekkil şirket yöneticilerinin görevini kötüye kullanarak kendisine temettü değerinin çok düşük gösterildiğini ve hak kaybına uğradığını ve bu nedenle 1990 ila 2019 yılları arasında tüm hakkedişlerinin hesaplanarak payların kendisi adına tescilinin gerektiği iddia edilmiş ise de,  söz konusu iddiaların 22.04.2022 tarihli rapor ve ek rapor karşısında reddi gerektiğini, davalı şirketin imtiyazlı tek ortağının C grubu hisse senedi sahibi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı olup davacının A grubu hisse senedi sahibi olduğu, kar payı da dahil herhangi bir konuda bir imtiyazı bulunmadığının ve davacının hissedarı olduğu davalı şirketin hisse senetlerinin kaydileştirilmesi sırasında yapılan hesaplamalarda herhangi bir yanlışlık tespit edilemediğinin mahkemece de belirlendiğini, hal böyle iken; ilk derece mahkemesince  hangi gerekçe ile davacının kâr payı alacağı bulunduğunun anlaşılmadığını, kısa karar ve gerekçe arasında çelişki bulunduğunu, Mahkemece davacı’nın müvekkili şirket’ten 113,49 TL kâr payı alacağının mevcut olduğu yönünde karar verilmiş ise de, ilgili yıllara ilişkin olarak kar payı ödemelerinin ilk olarak davalı şirket tarafından yapıldığını, 2012 yılı sonrasında ise Merkezi Kayıt Kuruluşu (”MKK”) aracılığı ile yapıldığını, dolayısıyla işbu alacaklara ilişkin tekrar ödeme yapılması durumunda işbu ödemelerin mükerrer ödeme halini alacağını, zira bilirkişi raporunda da“2011 (4,07 TL) ve 2013 (3,42 TL) yıllarına ait temettü ödemelerinin hesap özetinden izlenebilmektedir, tutarlarında bir hata görülmemektedir.” şeklinde belirtildiğini, yine işbu dilekçe ekinde mevcut “Yatırımcı Hesap Ekstresi” incelendiğinde 2015 yılı karından temettü ödemesi olarak 29.06.2016 tarihinde 34,42 TL’nin davacının hesabına ödendiğini, mahkemece MKK’dan talep edilmesi durumunda 2012 yılı sonrası müvekkili şirket tarafından MKK aracılığıyla davacıya yapılan temettü ödemelerin tespit edilebileceğini ve müvekkili şirket bakımından mükerrer ödemenin karar verilebileceğini, taraflarınca da MKK’dan bu konuda belge talep edilmiş olup MKK tarafından 12.01.2012 tarihinden günümüze kadar yapılan kâr payı ödemelerini gösterir kayıtlar VDR/2022-3116 sayılı ve 30.09.2022 tarihli cevabi yazı ile müvekkili şirkete iletildiğini ve işbu dilekçenin eki olarak ibraz edildiğini, ilgili yıllara ait her türlü kâr payı ödemelerinin yapılmış olduğunun görüleceğini, dolayısıyla mükerrer ödeme niteliğindeki kararın hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesince tahsis edilen kararın davacının dava dilekçesinde talep ettiği hususların kapsamını aşar nitelikte olup, hükmün taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, zira, davacının dava dilekçesinde kendisine ait hisse senetlerinin kaydileştirilmemesi sebebiyle kar dağıtım paylarının ödenmediğini iddia etmekte iken, mahkemece işbu hususun kapsamı genişletilerek esasen kaydileştirme esnasında herhangi bir hatanın mevcut olmadığı, ancak sermaye artışlarından kaynaklı hisselerin nominal değerindeki artış dolayısıyla ortaya bir farkın çıktığı şeklindeki yorumun talebi aşar nitelikte olduğunu, bu kapsamda hükmün usule aykırı olduğunu, mahkemece davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin aaüt'de belirtilen sınırların altında kaldığını,her ne kadar lehlerine 294,52 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki yardımlara ödenecek ücret oranı ilk 100.000,00 TL için %16 olarak kararlaştırıldığını, dava değerinin de 94.000 TL olarak beyan edilmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilirken TBB tarafından çıkarılan düzenleme doğrultusunda hesaplama yapılarak doğru tutarda vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece yargılama giderlerinin hesaplanmasında dikkate alınan (%0,1) oranın vekalet ücretinin hesaplanması noktasında da dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.<br>\t Davacı vekili,davacının ... Bankası Antalya Şubesindebulunan dayanak işlem ve bu hesaba dair döküm ve belgelerin getirtilmeden rapor hazırlandığını, bu bankaya müzekkere yazılarak hesabın ilk açılışından itibaren tüm dökümün ve belgelerin getirtilmesi gerektiğini, davalı şirketin daha önceki yazısında hisselerin nama yazılı hisse ile değiştirileceğinin ifade edildiğini buna göre A grubu hisselerin vasıflı hisse olduğunu, müvekkilinin hisselerini aldığı tarihte bir \"ayrıcalığı\" olup olmadığının Özelleştirme İdaresinden sorulmasını istemelerine rağmen bunun yapılmadığını, usulüne uygun olmayan işlemler yapıldığı iddiası üzerinde durulmadığını, yatırım hesabında normal olmayan hareketlerin bulunduğunu, MKK'ya yazılan yazıdan net bir cevap alınamamış olmasına karşın,  buna dair tüm bilgi ve evrakın getirtilmediği istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. <br>\tGEREKÇE :Dava, davacının davalı şirketteki hissesinin ve kar payı alacağının tespiti ve kar payı alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSomut olayda, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının hisse senedi sayısının dava tarihi 2019 yılı itibariyle 18.102 adet olup, bu hisselerin toplam nominal değerinin 181,03 TL olduğu, davacı ...'ın hissedarı olduğu ... Holding AŞ'nin hisse senetlerinin kaydileştirilmesi sırasında yapılan hesaplamalarda herhangi bir yanlışlık tespit edilmemekle birlikte, hisselerin nominal değerindeki değişiklik nedeniyle oluşan hisse senetlerinin sayısındaki değişikliğin etkisinin yansıtılmadığı, davacının A grubu hisse senedi sahibi olup, kar payı vs.konularda imtiyazının bulunmadığı, davacının temettü (kar payı) gelirlerinin 2011 yılının karından 4,07 TL; 2013 yılının karından 3,42 TL; 2015 yılının karından 22,95 TL; 2016 yılının karından 43,71 TL; 2017 yılının karından 39,34 TL olmak üzere toplam 113,49 TL olarak hesaplandığı belirtilmiş ise de, bilirkişi raporunda da 2011 yılı kar payı olan 4,07 TL ve 2013 yılı kar payı olan 3,42 TL'ye ilişkin temettü ödemelerinin hesap özetinden izlenebildiğinin belirtildiği, diğer taraftan davalı vekilince 2012 yılı sonrasına ilişkin kar payı ödemelerinin MKK aracılığıyla yapıldığı belirtilerek buna ilişkin bazı fotokopi belgeler sunulduğu, buna göre davacıya yapılan temettü ödemelerinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak tespiti gerekirken bunun yapılmadığı, yine mahkemece dava tarihi itibarıyla  davacının sahip olduğu hisse senedi sayısının 18.102 adet olduğuna karar verilmiş ise de, gerek mahkeme gerekçesinden, gerekse bilirkişi raporlarından bu sayının nasıl tespit edildiğinin anlaşılamadığı, ayrıca bilirkişi raporunda hisse senetlerinin kaydileştirilmesi sırasında yapılan hesaplamalarda herhangi bir yanlışlık tespit edilmediği belirtilmesine karşın, \"hisselerin nominal değerindeki değişiklik nedeniyle oluşan hisse senedi sayısındaki değişikliğin etkisinin yansıtılmadığı\" yönündeki tespitle ne anlatılmak istendiğinin ve davanın hisse senedi sayısı veya değerinin bu durumdan olumsuz etkilenip etkilenmediğinin anlaşılamadığı, bu hususların açıklığa kavuşturulması gerektiği, bu hususlarda gerekirse yeni bir bilirkişi heyetinden veya önceki bilirkişi kurulundan ek rapor alınması gerektiği, taraf vekillerinin istinaf itirazlarının bu yönlerden haklı ve yerinde olduğu anlaşılmakla HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince esasa ilişkin başkaca hususlar incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.09.2022 tarih 2021/431 E. - 2022/557 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81eecc3c8c077b79","SID":"840c9ee2214fe86f"}}