{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1558 Esas<br>KARAR NO:2025/324<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:17/06/2022<br>NUMARASI:2021/146 E. - 2022/511 K.<br>DAVANIN KONUSU:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:03/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sayılı dosyası ile müvekkilinin bildirilen adresteki işyerine, icra dosyasının tarafı olmadığı halde 09.03.2020 tarihinde haksız ve hukuka aykırı olarak haciz işlemi uygulandığını, müvekkilinin icra dosyasının tarafı olmadığı gibi, dosya borçlusu şirketle de her hangi bir hukuki ve organik bağı da bulunmadığını, haksız ve hukuka aykırı uygulanan haciz  tutanağına geçirilen beyanlarda da yapılan işlemlere itiraz edildiği, Yasaya ve usule aykırı yapılan haciz ve muhafaza tehdidi ve özellikle soğutucuların muhafaza altına alınması tehdidi nedeniyle et ürünlerinin bozulması baskısı ile karşı karşıya kalma paniği ile müvekkilinin muhafazayı engellemek amacıyla haciz ve muhafaza sırasında dosya alacaklı vekili hesabına toplamda 44.000 TL banka havalesi ile, 3.000 TL nakit, 530,00 TL icra masrafı olmak üzere toplamda 47.530.00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, Arabuluculuk sürecine başvurulduğu ancak, anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkilinin fazlaya ilişkin talep, dava ve şikayet hakkı saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, Müvekkilin borçlusu ve tarafı olmadığı... Sayılı dosyasına cebri icra baskısı ve muhafaza baskısı altında ödemek zorunda kaldığı 47.530.00 TL 'nın ödeme tarihi olan 09.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte istirdadı ile müvekkiline ödenmesine,  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla... Sayılı dosyasından borçlu ... Ltd Şti. Aleyhine 09.03.2020 tarihinde “... Sarıyer/İstanbul “ adresinde haciz işlemi gerçekleştirildiğini, haciz mahalline sonradan gelen ...'ın (borçlu şirket yetkilisinin oğlu) mahalde hacze konu edilen malların kendisine ait olduğunu iddia ederek istihkak iddiasını ileri sürdüğünü, istihkak iddiası kabul edilmeyerek İİK 97 maddesi hükümleri gereğince haciz işlemi tatbik edildiğini, davacı tarafından ikame edilen İstirdat davasında, her ne kadar delil olarak banka ödeme dekontlarını sunmuş ise de; tebliğ edilen dava dilekçesi ekinde söz konusu delillerin sunulmadığı, huzurdaki davada davacının aktif dava ehliyeti ve taraf sıfatı olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, istirdat davasında ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacının borçlu olmadığı bir paranın haciz baskısı ile ödendiğini ve ispata mecbur olduğunu, somut olayda borçlu ... Şti aleyhine haciz işlemi gerçekleştirildiği, işbu haciz işleminde İstihkak iddia eden 3.kişi konumunda olduğu, Haciz tutanağı ilk sayfasında; “adreste ... bey şirket sahibi ... soruldu-kendisi benim patronum olur, buranın sahibi odur fakat şuan burada değildir.” Dedi” şeklinde yazılı olduğu, çalışanın borçlu şirket yetkilisinin haciz adresindeki iş yerinin sahibi olduğu beyanları haciz tutanağı ile sabit olduğunu, İİK md 8. “İcra ve İflas Dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir” maddesi gereğince haciz tutanaklarının delil vasfında olduğunu, mahalde borçluya ait kıymetli evrak araştırmasında; Borçlu şirkete ait vergi levhası, borçlu şirkete ait dokümanlar, şirket yetkilisine ait dokümanlar, borçlu şirket yetkisinin keşidecisi olduğu 19.09.2019 tarihli senet evraklar görüldüğünü,  istihkak iddia eden 3.kişi işbu davanın davacısı şirketin, borçlu ...”ın oğlu tarafından tek ortaklı olarak dosya borcunun doğumundan sonra borçlu ile birebir aynı faaliyet alanında kurulduğunu, borçlu şirket yetkilisi ...'ın haciz mahalline gelerek muhafaza yapılmamasını talep ettiğini, istihkaklı haciz işlemi için mülkiyet karinesinin İİK m.97/A gereğince borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu, kanun maddesi ile sabit olduğu, borçlu şirket ile 3.kişi istihkak iddiasında bulunan davacı şirket arasında organik bağ olduğunu, haciz işleminde hukuka ve usule aykırı bir işlem olmadığı, kaldı ki, ödeme yapıldığının kabulü anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacının ödeme yapıldığı düşünülse dahi 6098 sayılı BK: “I1.Borçlanılmamış Edimin İfası başlıklı m.78 ... Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.\"şeklinde ki düzenleme gereği yapılan  ödemenin geri istenemeyeceğinin açık olduğunu beyanla, davanın reddine, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/06/2022 tarihli 2021/146 Esas-2022/511 Karar sayılı kararı; \" davacı şirketin sahibi ve tek ortağı olan ...'ın, takip borçlu şirketlerden ... Ltd Şti'nin tek ortağı ve yetkilisi olan ...'ın oğlu olduğu, Haciz Tatbik edilen ... Sarıyer/ İstanbul adresinin, çek keşidecisi borçlu şirketin ticari ikametgahı ile ilgili olmadığı, davacı şirket ile çek keşidecisi takip borçlusu şirketin farklı tüzel kişilikler olduğu, gerek davacı şirket, gerekse çek keşidecisi takip borçlusu ... Ltd Şti'nin Sermaye şirketi olduğu ve davacı şirketin takip dosyasından dolayı gerek asıl gerekse kefaleten sorumluluğu bulunmadığı, davacı şirket ile çek keşidecisi şirketlerin Ticari ikametgahlarının farklı adresler olduğu, 09.03.2020 tarihli Haciz işlemlerinin gerçekleştirilen adresin davacı şirketin ticari ikametgah adresi olduğu, haciz tutanağında, takip borçlusu ... Ltd Şti ile ilgili bir kısım evraklara rastlanıldığı ve... Ltd ŞTİ'nin sahibinin... olduğu, Davacı şirketin, sahibi ve yetkilisi ...'ın borçlu şirket yetkilisinin oğlu olduğu, davacı şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösterdiği beyanlarına yer verilerek şirketler arasında organik bağ olduğu iddia edilerek gerçekleştirilen haciz işlemi sonucunda, davacı şirketin haciz baskısı ve menkullerin muhafaza altına alınma baskısı ile toplamda 47.530 TL olarak yapılan ödemin geri istirdatı talepli huzurdaki işbu dava açıldığı, taraf beyanları, taraflarca dosyaya sunulan deliller, davacı şirket ve takip borçlusu şirketin farklı tüzel kişiliklerde ve ticari merkezlerinin farklı adreslerde olması, icra takip dosyası kapsamı, 09.03.2020 tarihli haciz işlemleri ile haciz konusu menkullerin, şirketin faaliyeti için zaruri demirbaşlar olması birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi raporunda davacı şirket tarafından davalı şirkete yapılan 47.530.00 TL tutarındaki ödemenin haciz ve muhafaza baskısı altında ödendiği görüşünün beyan edildiği\" gerekçesiyle; Davacının davasının KABULÜ İLE; 47.530,00 TL'nin 09/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Müvekkili şirketinin alacağının tahsili amacıyla ... Sayılı dosyasından borçlu ... Şti. aleyhine 09/03/2020 tarihinde \"... \" adresinde haciz işlemi gerçekleştirildiğini, haciz mahalline sonradan gelen ...'ın (borçlu şirket yetkilisinin oğlu) istihkak iddiasını ileri sürdüğünü, istihkak iddiasının taraflarınca kabul edilmediğini ve İİK 97 Maddesi hükümleri gereği haciz işlemi tatbik edildiğini, istirdat davasında davacı tarafın icra takibinin borçlusu olduğunu,  icra takibine konu borç üçüncü kişi tarafından ödenmiş olsa bile, davacı sıfatının borçluya ait olduğunu, üçüncü kişinin alacaklıya karşı istirdat davası açamayacağını, aynı şekilde zenginleşenin müvekkili alacaklı değil dosya borçlusu olduğundan sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak da ödenen paranın iadesini isteyemeyeceğini, dolayısıyla icra takibi borçlusu olmayan ... Şti.'nin huzurdaki davada taraf sıfatının olmadığını, davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı  olduğunu.-Davacı tarafından haciz baskısı altında ödeme yapıldığı hususunda yeterli delil sunulamaması ve somut şartlar bulunmamasına rağmen verilen davanın kabulü kararının  kaldırılmasının gerektiğini, istirdat davasında ispat yükünün davacıda olduğunu, Davacı, borçlu olunmayan paranın haciz baskısı ile ödendiğini  ispata mecbur olduğunu.-Borçlu ... Şti. aleyhine haciz işlemi gerçekleştirildiğini, davacı şirket işbu haciz işleminde istihkak iddia eden 3. Kişi konumunda olduğunu, ilgili haciz işleminde haciz mahalline girildiğinde borçlu şirket yetkilisi ... sorulduğunda mahalde hazır bulunan çalışan, ...'ın patron olduğunu iş yeri sahibi olduğunu beyan ettiğini, işbu hususun haciz tutanağının ilk sayfasına \"Adreste daimi çalışan ... bey ile  görüşüldü. Borçlu şirket sahibi ... soruldu -Kendisi benin patronum olur, buranın sahibi odur fakat şuan burada değildir. - dedi\" şeklinde yazıldığını, söz konusu çalışanın, borçlu şirket yetkilisinin haciz adresindeki iş yerinin sahibi olduğu beyanları haciz tutanağı ile sabit olup İİK Madde 8 \"İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir.\"  maddesi gereği haciz tutanaklarının güçlü delil vasfında olduğunu.-Mahalde borçluya ait kıymetli evrak araştırması sırasında, Borçlu şirkete ait Vergi Levhası, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün borçlu şirkete ait bilgileri içeren dokümanları, borçlu şirket yetkilisine ait çok sayıda finansal doküman, borçlu şirket yetkilisinin keşideci olarak yer aldığı 19/09/2019 tarihli senet gibi borçlu şirkete ve borçlu şirket yetkilisine ait birçok ticari ve iç muhasebesel evrak görüldüğünü, istihkak iddia eden (3. Kişi) işbu dava davacısı şirket, borçlu (tek ortaklı limited şirketi) ... Şirketinin sahibi ...'ın oğlu tarafından, tek hissedarlı olarak, dosya borcunun doğumundan sonra,  borçlu ile birebir aynı faaliyet alanında kurulmuş şirket olduğunu, borçlu şirket ile davacı şirket arasında güçlü organik bağ olduğunu, borçlu şirket yetkilisi (tek hissedarı) ...'ın haciz mahalline gelerek haciz mahallinde muhafaza yapılmamasını talep ettiğini.-Borçlu huzurunda yapılan istihkaklı haciz işlemi için mülkiyet karinesinin İİK 97/A Maddesi gereği borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu kanun maddesi ile sabit olduğunu,  haciz mahallinde borçlu şirkete ve borçlu şirkete ait birçok evrak görülmesi, mahaldeki çalışanın borçlu şirket sabinin kendilerinin patronu olduğunu beyan etmesi, borçlu ile istihkak iddia eden 3. Kişi (işbu dava davacısı şirket) arasında güçlü organik bağın olması doğrultusunda icra müdürlüğü hukuka ve usule uygun şekilde İİK 97 Maddesi gereği haciz işlemi tatbik etmiş olup işbu husus haciz tutanağının 4. Sayfasına \"İİK 97 Maddesi gereği haczedilen mahcuzlar için nakliye çağrıldı\" şeklinde yazıldığını, dava konusu haciz işleminde hukuka ve usule uygun şekilde istihkak prosedürü işletilerek işlem yapıldığını.-Mali Uzman-Ekonomist ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı iki bilirkişi tarafından hazırlanan 23.03.2022 tarihli raporda; \"Davacı şirketin faaliyetinin sürdürülmesinde zaruri demirbaşların haciz ve muhafaza baskısı altında takip alacaklısına 47.530 TL’nın ödendiği yönünde kanaate varıldığı, Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sunulan deliller, icra dosyası, davacı ve dava dışı şirketleri ticaret Sicil Kayıtları, ve tüm dosya kapsamı üzerindeki tespit ve değerlendirmeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı işyerinde 09.03.2020 tarihinde gerçekleştirilen haciz işlemi ile haczedilen menkullerin davacıya ait olduğu, davacı tarafından takip alacaklısına yapılan 47.530 TL’lık ödemenin haciz ve muhafaza baskısı altında ödendiği, \" şeklinde hakim yerine geçmek suretiyle uzmanlık alanı dışında görüş ve kanaatler bildirildiğini, bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının açıkça kanuna aykırı olduğunu beyanla, mahkeme  kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İstirdat talepli davada ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı vekilinin dava dilekçesinde, müvekkilinin icra takibinde borçlu olarak yer almamasına rağmen adresinde haciz yapıldığını, soğutucuların muhafaza altına alınması ve et ürünlerinin bozulma riski ile karşı karşıya kalınması nedeniyle muhafazayı engellemek amacıyla ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek, ödediği 47.530,00 TL paranın 09/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle istirdadını talep etmiştir.Davalı vekili üçüncü şahsın istirdat davası açamayacağı gibi, müvekkilinin sebepsiz zenginleşmemesi nedeniyle müvekkiline karşı da sebepsiz zenginleşmeden dolayı istirdat davası açamayacağını ileri sürerek aktif ve pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin müvekkilinin borçlu olmadığı halde, muhafaza baskısı altında ödeme yaptığını ileri sürerek istirdat talebinde bulunduğu, istirdat davasının, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istendiği, ancak ödemenin  icra hukukuna dayandığı, borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/ Hanağası, Emel: İcra İflas Hukuku, Ankara 2018, 4. Baskı, s. 228) halinde istirdat talep edebileceği, somut olayda davanın İİK'nun 72.maddesine dayalı olarak açılmış istirdat davası niteliğinde olmayıp, üçüncü şahsın, davalı alacaklının sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı olarak açılan istirdat davası olduğu, haklı bir neden olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olup (TBK 77), davacının  ödediği parayı asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, muhafaza tehdidinden korunmak amacıyla ödediğini ileri sürdüğü, bu durumda davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatabının da davalı alacaklı olması gerektiği, davalı vekilinin aktif ve pasif husumet yokluğuna yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/02/2022 tarihli 2022/3-80 Esas-2022/107 Karar sayılı kararı) Dosya kapsamından davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisinin ..., borçlu şirketin tek ortağı ve yetkilisinin ...olduğu, her iki şirket yetkilisi arasında baba oğul ilişkisi bulunduğu, davacı şirketin 26/09/2018 tarihinde Ticaret Sicilde tescil edildiği, haczin davacı şirket adresinde 09/03/2020 tarihinde yapıldığı, davacı tarafça ödemenin haciz tarihinde yapılarak muhafaza tehdidi altında ödeme iddiasında bulunulduğu, davanın ise 01/03/2021 tarihinde açıldığı, haciz tutanağının incelenmesinde, davacı şirketin vergi levhası, Ticaret Sicil Müdürlüğünün borçlu şirkete ait belgeleri, borçlu şirket yetkilisine ait finansal dokümanlar, 19/09/2019 keşide tarihli borçlu şirketin keşidecisi olduğu senedin bulunduğu, davacı adresinde haciz yapıldığı, borçlu şirket yetkilisinin kendisinin askerde olduğu dönemde babasının işyerine baktığından evrakların o zamandan kaldığını beyan ettiği, muhafaza aşamasında nakliye aracı çağrıldığında borçlu şirket yetkilisi ...'ın adrese gelerek  süre istediği, alacaklı vekilinin borçlu ile anlaşma ihtimalinin bulunduğunu söyleyerek muhafaza işleminden vazgeçtiği anlaşılmıştır.Mahkemece her ne kadar şirketlerin ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğu, şirket merkezlerinin farklı adreste olduğu gerekçesiyle  davanın kabulüne karar verilmişse de; dosya kapsamında bulunan ödeme belgelerinin incelenmesinde, alacaklı vekiline ödendiği ileri sürülen 3.000 TL için dosyada belge, makbuz bulunmadığı, davacı şirket adına 09/03/2020 tarihinde 10.000 TL ve 530,00 TL banka havalesi yoluyla ödeme yapıldığı, ayrıca... isimli bir kişi tarafından ... adına EFT ile ödeme yapılmışsa da ödeme dekontlarında ihtirazi kayıt bulunmadığı gibi davacı şirket tarafından haczedilen mallar yönünden istihkak davası açılmadığı, davacı şirket ortak ve yetkilisi ile borçlu şirket ortak ve yetkilisinin baba oğul oldukları, uyuşmazlıkta davacı tarafça  ödeme yapıldıktan yaklaşık bir yıl sonra dava açıldığı anlaşılmıştır.Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmaması gerekmektedir. 6098 Sayılı TBK’nın 61. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verildiği ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayıldığı, bu durumda kazandırmaya dayanan sebepsiz zenginleşmenin; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşmesi gerektiği, dosya kapsamındaki delillere göre ise davacı tarafça yapılan ödemenin üçüncü şahsın borcunu üstlenme, borca mahsuben ödeme mahiyetinde kabul edilmesi gerektiği kanaatiyle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-  Davalı  vekilinin istinaf isteminin  KABULÜ ile,2- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/06/2022 tarih, 2021/146 E., 2022/511 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan  811,70 TL'den mahsubu fazla yatırılan 169,30 TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/d-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan taraftan karşılanması gerekmekle, 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 66,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 286,70 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,7- İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... icra takip dosyasına yatırmış olduğu  90.954,86- TL nakit teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. maddesi gereğince yatıran davalı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a3ffcee255916e8","SID":"d679b1e173effddd"}}