{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1775 <br>KARAR NO\t\t: 2025/646<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01.07.2022<br>NUMARASI\t\t: 2016/215 Esas 2022/685 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Hileyle Alınan Senetlerden Dolayı Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ\t: 18.04.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18.04.2025<br><br>\tİzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.07.2022 tarih 2016/215 Esas 2022/685 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA: Davacılar vekili, müvekkillerinin hiçbir alışverişi ve borcu bulunmayan davalının, kendisini alacaklı ve müvekkillerini de ayrı ayrı borçlu göstererek 800.000,00 TL ve 825.000,00 TL bedelli iki adet kambiyo senedini düzenleyerek takibe konu ettiğini, davalının müvekkillerinden ... hakkında 16/12/2013 keşide tarihli, 02/05/2014 ödeme tarihli, 800.000,00 TL bedelli senedi dayanak tutarak İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün 2014/6286 sayılı dosyasında ve müvekkillerinden ... hakkında aynı keşide ve ödeme tarihli, 825.000,00 TL bedelli senedi dayanak tutarak İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün 2014/6281 sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, senetler üzerindeki imzalar ile ad soyad yazılarının müvekkillerine ait olmadığını, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2014/49605 sayılı soruşturma dosyasında senetlerdeki imza ve yazıların müvekkillerine ait olduğunun belirlendiğini, ancak uzmanların “bu imzaların kargo, postacı, çiçekçi vs şeklinde gelinerek teslim sırasında kendilerinden alınmış ve imza olan belgenin kesilerek bunun kambiyo senedine denk getirilmesi şeklinde işlem yapılmış olabileceği” konusunda müvekkillerini uyardıklarını, müvekkillerinden ...’in bürosuna yaklaşık 1,5-2 yıl önce ...’dan geldiğini söyleyen bir kişinin “kargosu olduğunu” söyleyerek imzasını aldığını, yine aynı tarihlerde diğer müvekkiline de “...dan geldiğini” söyleyen bir kişinin onun imzasını aldığını, her iki kişinin eş zamanlı olarak geldiklerini, müvekkillerinin birlikte yaptıkları araştırmada başka kişilerden de aynı şekilde senetler alındığını belirlediklerini, müvekkilleriyle davalı arasında hiçbir hukuki ilişkinin ve senet düzenlenmesini gerektirir ilişkinin bulunmadığını, müvekkillerinin davalıya borcunun olmadığını, senetlerin müvekkillerine hile kullanılarak imzalatıldığını belirterek, müvekkillerinin Bodrum 1. İcra Müdürlüğü’nün 2015/1216 ve 2015/1217 sayılı dosyalarında takibe konu edilen senetlerle ilgili davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP  : Davalı vekili,  TBK’nın 39. maddesi uyarınca davanın 1 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığını, senetlerdeki imzaların davacılara ait olduğunu, uzun zaman sonra bu davanın açılmasının davacıların kötü niyetli olduklarını, müvekkili ile davacı ...’in 9-10 yıldan bu yana tanıştıklarını, müvekkilinin, davacı ...’in de ortağı olduğu ... Ltd. Şti.’nin vekilliğini üstlendiğini, zor durumda olan şirketin borçlarının ödenmesine mal varlığı ile nakden destek olduğunu, bu şirketin bir aile şirketi olduğunu, diğer ortağının ... olduğunu, bu kişinin yine taraflar arasındaki alacak borç ilişkisine dahil olan ve müvekkilinin borçlu olduğu 2.000.000 TL bedelli senedin borcunun ödendiğini ve İzmir 13. Noterliği’nden 30/03/2012 tarihli, 5242 yevmiye numaralı ibranamenin alındığını, ...’in noterde verdiği ibranamedeki imzasını dahi inkar ettiğini ve imza incelemesi sonrasında imza kendisine ait çıkınca imzayı kabul ettiğini, 4 yıl sonra ise Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2016/597 Esas sayılı davayı açtığını, eldeki davanın da bu şekilde açıldığını, müvekkilinin son olarak davacının borçlusu olduğu şirkete ait tüm vergi borcunu nakden ödediğini belirterek, davanın reddine ve % 20 tazminatın davacılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı ... hakkında 16/12/2013 keşide tarihli, 02/05/2014 ödeme tarihli, 800.000,00 TL bedelli senedi dayanak tutarak İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün 2014/6286 sayılı dosyasında; davacı ... hakkında da 16/12/2013 keşide tarihli, 02/05/2014 ödeme tarihli, 825.000,00 TL bedelli senedi dayanak tutarak İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün 2014/6281 sayılı dosyasında icra takibi başlattığı; davacılar senetlerdeki imzalara itiraz etmiş iseler de ceza yargılamasında yaptırılan inceleme sonucunda senetlerdeki imzaların davacıların eli ürün olduğu belirlenmekle birlikte; yine kesinleşen ceza mahkemesi kararına göre davaya konu bu senetlerin dava dışı ...'ın davacılara \"kargocu olduğunu\" söyleyerek kargocu kılığında düzenek içinde yer alan senetleri imzalattığı, bu şekilde “resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık suçlarını” işlediğinin sabit olduğu; davalı ...’un ise dava dışı ... tarafından davacılardan hileli yollarla alınan ve davacıların imzasıyla sahteliğini bildiği senetleri icraya koyduğu, bu şekilde “resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık suçlarını” işlediğinin sabit olduğu; davalının eyleminin hukuka aykırılığını saptayan ceza mahkemesinin kararının mahkememiz yönünden bağlayıcı niteliğinin bulunduğu,  davaya konu senetlerin gerçek bir alışveriş sonucu düzenlenmediğinin kesinleşen ceza mahkemesi kararıyla birlikte ortaya konmuş olduğu, davacıların davalarında haklı oldukları, bu senetler nedeniyle davalıya borçlarının bulunmadığı anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili, borçlular ... ve ...'in  senedin tanzim tarihi olan 16.12.2013 tarihinde müvekkilinin ofisine gelerek davaya konu senetleri düzenlediklerini, bu husus mahkeme beyanıyla belirtilmesine karşın, üzerinde durulmadığını, senedin tanzim edildiği ay  itibariyle katılan ve sanığın GPS ile HTS kayıtlarının araştırılmadığını, zira senedin tanzim edildiği gün ve öncesinde  katılanlar, sanığa borçlarını kapatmak amacıyla İzmir'e gelmek istediklerini açıkca beyan ettiklerini, karşı tarafın iddia ettiği üzere, kargocu kılığında hile ile atılan imza değil; bizatihi sanığın ofisinde yapılan görüşme sonucu atılan imzanın söz konusu olduğunu, davacı ...'in ... Ltd. Şti'nin ortaklarından olduğunu, müvekkilinin bu şirketin danışmanlığını üstelendiğini, bu hususta bir kısım taşınmazların devralındığını, kendi cebinden ödemeler yaparak bir kısım piyasa ve banka  alacaklarını ödeyip malları haciz tehdidinden kurtardığını, mahkemece, ceza mahkumiyet kararıı esas alınarak davanın esasına dahi girilmediğini, delil toplamadığını, müvekkil adına Anayasa Mahkemesi nezdinde 07.04.2022 tarih ve 2022/44010 başvuru numarası ile ''Temel  hak ve hürriyetlerin ihlali'' gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunulduğunu, müvekkili hakkında yeniden yargılama yolu açılabileceğini belirtmiştir.   <br>\tGEREKÇE : Dava, hile ile alındığı ileri sürülen takibe konu senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.   <br>\tSomut olayda, Bodrum 1. İcra Müdürlüğü’nün 2015/1216 sayılı dosyasında takip alacaklısı davalı .... tarafından takip borçlusu davacı ... aleyhine davacı ... tarafından davalı ... emrine düzenlenmiş 16/12/2013 düzenleme tarihli, 02/05/2014 ödeme tarihli, 800.000,00 TL bedelli bono nedeniyle kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla icra takibinde bulunduğu, senet metninde “nakden” ibaresinin yer aldığı, Bodrum 1. İcra Müdürlüğü’nün 2015/1217 sayılı dosyasında ise takip alacaklısı davalı ... tarafından takip borçlusu davacı ... aleyhine davacı ... tarafından davalı ... emrine düzenlenen 16/12/2013 düzenleme  tarihli, 02/05/2014 ödeme tarihli, 825.000,00 TL bedelli bono nedeniyle kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla icra takibinde bulunduğu, senet metninde “nakden” ibaresinin yer aldığı, davacılarca senetlerdeki imzalara itiraz edilmiş ise de, ceza yargılamasında yaptırılan inceleme sonucunda senetlerdeki imzaların davacıların eli ürün olduğu belirlenmesine karşın,  kesinleşen 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24/02/2021 tarihli, 2018/159 Esas, 2021/69 Karar sayılı kararına göre davaya konu bu senetlerin dava dışı ...'ın davacılara \"kargocu olduğunu\" söyleyerek kargocu kılığında düzenek içinde yer alan senetleri imzalattığı, bu şekilde \"resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık suçlarını” işlediğinin sabit olduğu; davalı ...’un ise dava dışı ... tarafından davacılardan hileli yollarla alınan ve davacıların imzasıyla sahteliğini bildiği senetleri icraya koyduğu, bu şekilde “resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık suçlarını” işlediğinin sabit olduğu; davalının eyleminin hukuka aykırılığını saptayan ceza mahkemesinin kararının ilk derece mahkemesi yönünden bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davaya konu senetlerin gerçek bir alışveriş sonucu düzenlenmediğinin kesinleşen ceza mahkemesi kararıyla birlikte ortaya konmuş olduğunun ortaya çıkması karşısında davacıların takip konusu senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir. <br>\tBu durumda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, mahkemece yapılan tespit ve değerlendirmelerin oluşa ve dosya kapsamına uygun olmasına, özellikle de kesinleşen 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24/02/2021 tarihli, 2018/159 E, 2021/69 K sayılı kararına göre davaya konu senetlerin dava dışı kişilerce \"resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık suçları” işlenerek hileli olarak ele geçirildiğinin sabit olması, davalı ...’un ise dava dışı kişilerce davacılardan hileli yollarla alınan ve davacıların imzasıyla sahteliğini bildiği senetleri icraya koymak suretiyle“resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık suçlarını” işlediğinin sabit olup, davalının eyleminin hukuka aykırılığını saptayan ceza mahkemesinin kararının ilk derece mahkemesi yönünden bağlayıcı olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.  <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 111.396,82 TL'den peşin alınan 27.849,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 83.547,62‬ TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 18.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"42233e886cc6d296","SID":"55a8a278d3d50615"}}