{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/458 <br>KARAR NO: 2025/523<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/11/2021<br>NUMARASI: 2020/540 Esas - 2021/808 Karar <br>DAVA: Ayıplı Aracın Değişimi (Ticari Satım Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin ... plakalı, ... vın numaralı, ... marka tipi aracı 2. el olarak satın aldığını, aracın ilk sahibi tarafından Mart 2016'da satın alındığını, garanti süresinin 04/03/2021'de dolacağını, aracın satın alındığı tarihten beri sürekli arızalandığını ve 4 yıllık süre içinde toplam 14 kere yetkili servise götürüldüğünü, müvekkilinin aracı satın aldığında arızaları bilmediğini,arızaların devam ettiğini; davalıya noterden gönderilen 18/09/2020 tarihli ihtarla aracın 7 gün içinde ayıpsız benzeriyle değiştirilmesinin istenildiğini ancak davalının icabet etmediğini ileri sürerek, davaya konu ayıplı otomobilin ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, müvekkilinin üretici olduğunu, satıcı olmadığından husumet yöneltilemeyeceğini, ticari garanti şartlarında misli ile değişim yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının basiretli tacir gibi davranarak aracı inceletmeden satın aldığını, aracın ilk malikinin kullanımından olan sorunlar nedeniyle müvekkiline dava açılamayacağını; üretimden kaynaklanan ayıp bulunmadığını ve kullanıma engel durum olmadığını, davacının seçimlik onarım hakkını kullandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, bilirkişi raporuna göre araçtaki ayıbın olağan bir kontrolle farkedilmeyecek gizli ayıp olduğu, ayıbın ortaya çıkması üzerine süresinde onarım için davalıya başvurulduğundan ayıp ihbarının süresinde yapıldığı; davacının TBK 227'deki satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme hakkını kullandığı, aracın mislinin bulunamaması halinde icra dairesince İİK 24/4'e göre işlem yapabileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacıya ait  ... plakalı ... tipli 2015 model 60.183 km bir araç ile misli değiştirilmesine; aracın davacı tarafından davalıya iadesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, araçta gizli ayıbın bulunmadığını, teknik açıdan yeterli incelemeye dayanmayan bilirkişi raporuna dayanılarak gizli ayıp tespitinin kabul edilemeyeceğini, zaten raporda aracın motor yağ lambasının normal yandığı, ön panelde her hangi bir ikaz ışığının olmadığının görüldüğünün belirtildiğini, buna karşın raporda aracın gizli ayıplı olduğu tespit edildiğini, rapordaki üretim kaynaklı ayıp tespitinin sadece davacının beyanları ve aracın servis iş emirlerine göre oluşturulduğunu, teknik değerlendirme yapılmadığını; aracın en son yetkili servise 18/11/2020 tarihinde giriş yaptığını ve kontrollerde ikaz görülmediğini; servise gidildiğinde kayıt sırasında iş emri düzenlenmesinin araçta ayıp olduğunu göstermeyeceğini; müvekkili şirketin, ticari garanti şartları karşısında misli ile değişim yükümlülüğü bulunmamasına karşın, misli ile değişim kararının hatalı olduğunu, kaldı ki ikinci el olarak satın alınmış araç için sadece satıcıya karşı kullanabilecek seçimlik haklarını, satış sözleşmesi tarafı olmayan müvekkiline karşı yöneltmeyeceğini; aracın her türlü takyidattan ari bir şekilde iade edilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, satın alınan aracın ayıplı olduğu iddiasıyla sözleşmeden dönme ve aracın üreticisi olan davalıdan aracın değişimi istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın Satım sözleşmesinde alıcının seçimlik hakları başlıklı 227. maddesinde; “satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı;1-Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, 2-Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, 3-Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, 4- İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.” hükmü düzenlenmiştir. TTK. 23.maddesi uyarınca; malın ayıplı olduğu teslimi sırasında açıkça belli ise alıcı (2) gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra (8) gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK. 223. maddesi uyarınca; alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Yargılama aşamasında alınmış makine mühendisi bilirkişi kök raporunda, adliye otoparkındaki araçla adliye etrafında bir tur atıldığı; aracın 60.195 km-95.578 km ile 08/02/2018-18/11/2020 tarihleri arsındaki toplam 9 adet servis kayıtlarından hareketle bir kısım tespitler ortaya konularak, araçtaki motor yağ lambasının normal yandığı, ön panelde bir ikaz ışığının yanmadığı, otomobilde motorla ilgili arızaların bitmediği, 67.186 km'nin komple motor yapılması ve 69.656 km'nin şanzıman değişimi için çok erken olduğu; kullanım hatasından dolayı motor yapıldığı ileri sürülse dahi sonrasında sorunların devam etmemesinin gerektiği, yağ sensörünün önce resetlenmesine ve sonra değiştirilmesine rağmen hala normal çalışmadığının anlaşıldığı, sorun yağ sensöründen kaynaklanmadığı için giderilebildiği, motordaki bir arıza nedeniyle yağ sensörlü basınç ikazı veriyor ve yağ sensörlü önce resetlendiği ve sonra değiştirildiği halde motordaki arıza nedeniyle ikaz göstermeye devam edebileceği, motordaki arızanın devam ettiği ve  iyileştirilemediğinin anlaşıldığı, motorda ne tür bir arıza olduğu ancak servis şartlarında anlaşılabileceği; sonuç olarak, motorun üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu ve yetkili servisler tarafından iyileştirilemediği, bundan sonra da iyileştirilebileceği yönünde güven oluşmadığı, her an arızalanma olasılığı mevcut bir aracın gereği gibi kullanılamayacağının anlaşıldığı görüşü ifade edilmiştir. Bilirkişi ek raporunda da, otomobilin 16/04/2021 tarihindeki keşif anında 98.601 km'de olduğu, davacının satın alındığı 17/10/2017 tarihindeki rayiç değerinin 138.000-TL, dava tarihi olan 04/11/2020 itibariyle rayiç değerinin 220.000-TL ve güncel 24/06/2021 itibariyle rayiç değerinin 220.000-TL olduğu tespiti yapılmıştır.  Eldeki davaya konu aracın 26/01/2016 tarihinde ilk olarak trafiğe tescil edilmiş, davacı tarafından ilk sahibinden 17/10/2017 tarihinde satın alınmış olup, aracın garanti süresi 04/03/2019, davalı üretici-ithalatçı şirketin verdiği güvence süresi ise 05/03/2021 tarihinde sona ermektedir. Dava ise 04/11/2020 tarihinde yani davalı ithalatçının verdiği güvence süresi içinde açılmıştır. Ürünün dava dışı satıcısı ile birlikte garanti belgesinden ithalatçı-üretici olarak garanti veren davalı şirket de, davacı karşısında ayıba karşı tekeffül yükümlülüğünden dolayı müteselsilen sorumludur. Ancak yukarıda incelenmiş bilirkişi kök raporunda davaya konu aracın motorunun üretimden kaynaklanan gizli ayıplı olduğu, yetkili servis tarafından onarılamadığı, bundan sonra da onarılacağı yönünde güven oluşmadığı ve her an arızalanması ihtimali bulunduğundan, gereği gibi kullanılamayacağı belirtilmiş ise de bu tespitlerin hangi objektif kriterlere ve incelemeye göre yapıldığı belirli değildir. Davaya konu araçtaki bilirkişi incelemesi, adliye çevresinde bir tur atılarak yapılmıştır. Zaten bilirkişi de araç motorunda ne tür bir arıza olduğunun ancak servis şartlarında yapılacak incelemeyle anlaşılabileceğini yani aslında yeterli incelemenin yapılmadığını ifade etmiştir. Yine bilirkişi araçta sorun olarak gördüğü motor yağı hususunda, yağ lambasının normal yandığı ve ön panelde bir ikaz ışığının yanmadığını da tespitine eklemiştir. Raporda, araç motorunda üretimden kaynaklanan ve onarılamayacak nasıl bir gizli ayıp olduğu anlaşılamamıştır. Bu haliyle kendi içinde zıtlıklar da içeren ve salt servis formlarına gör hazırlanmış bilirkişi raporu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli inceleme ve tespitler içermemektedir. Buna göre mahkemece davaya konu aracın davacının iddiaları kapsamında öncelikle ayıplı olup olmadığının teknik tespitinin yapılmasına imkan veren bir servis tesisinde konusunda uzman bir bilirkişi tarafından dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte incelemesinin yapılması, inceleme sonucunda hazırlanacak raporda var ise ayıbın açık veya gizli ayıp olup olmadığı, bu bağlamda TBK'nın 227. maddesi çerçevesinde davacının kullanabileceği haklarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Ayrıca mahkemece misliyle değiştirilmesine karar verilmiş aracın iadesine hükmedilirken, \"her türlü takyidattan ari olarak iadesine\" karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2021 Tarih 2020/540 Esas 2021/808 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA;  \"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\" Davalı tarafından yatırılan 2.561-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"75a987991c78b0e3","SID":"3ba891755d818cd2"}}