{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2165 <br>KARAR NO: 2025/1133<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/02/2024<br>NUMARASI: 2022/806 E - 2024/273 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 24/04/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava/karşı dava cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, Plastik enjeksiyon teknolojisini kullanarak çok çeşitli sektörlere plastik ürünler imal ettiğini, İmalat Ar-ge çalışmalarını bir çok patent, marka, faydalı model, endustriyel tasarım ile tescillediğini, davalı şirket ise davacı şirketten ekte sunulan fatura ve irsaliyelerde belirtilen malları aldığını, davalı aleyhine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı şirketin müvekkiline takip talebinde belirtilen miktar kadar borçlu olduğunu, bu borcunu ödemediğini, haklı olarak icra takibi başlatıldığını, icra inkar tazminatının tüm şartlarının oluştuğunu, alacağın likit olduğunu, davalının alacağı kendi belirlediğini ve buna ilişkin mutabakat mektubunu mail ile davacı şirkete gönderdiğini, alacaklı davacı şirketin alacağa ulaşamasın diye kötü niyetli şekilde itiraz etmiş olduğunu beyanla Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas  sayılı dosyasına yapılmış olan haksız itirazın iptaline, alacağın belirlenebilir olması ve davalı şirketin itirazının haksız olması nedeni ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Karşı davaya cevabında ise; Karşı davalı ile karşı davacı arasında kesinlikle adi ortaklık kurulmadığını, böyle bir ortaklık kurulmuş olsaydı iki taraf tüzel kişilik şirketleri olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranarak en az bir adi ortaklık sözleşmesi imzalayacaklarını, dosyaya sunulan belgelerin hiç birisinin bir ortaklık olduğunu göstermediğini, davalı tarafın borçtan kurtulmak için gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, karşı davacının, müvekkiline olan borcunu ödememek için bu davayı açtığını, karşı davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili cevap/karşı dava dilekçesinde özetle; pandemi sürecinde ... tarafından müvekkiliyle  hasta başı monitörüne dışarıdan takılarak kullanılan Tıbbi Cihaz Yönetmeliği kapsamında aksesuar olarak değerlendirilen parçanın üretilmesi amacıyla irtibata geçildiğini, müvekkilinni ise alt katında bulunan davacı şirkete   26.05.2020 tarihinde irtibata geçerek whatsup yazışmasıyla; \"...yerli üretilen ventilatör cihazının parça üretim işini bana vermeyi planlıyorlar bende bir sunum yapacağım o nedenle parçaların erge ve test kısmını vita, imalatının ise vatansever olarak yapıldığını lansman yapmak istiyorum...\" \"...Sakıncası yok yarın görüşürüz...\" şeklinde başlayan süreçte davalı ile maillerle sözleşme yapıldığını, kalıplama ücretlerinin davacı/karşı davalıya gönderilerek imalatçıya ödendiğini,  proje ödemeleri ...'ya gelmesi, davalıya gönderilen kalıp hammadde ve parça avansları sonrası da bazı tedarik ve işlerde doğrudan ...'ya fatura edildiğini,  karşı davalının maliyet tablosunu adi ortaklık aleyhine şişirdiğini,  taraflar arasındaki en büyük problemin davalının daha işin başında kendisine gönderilen avansla karşıladığı giderleri ürün maliyet hesabına  eklemesinden kaynaklandığını,  taahhüdü gereği maliyet tablosuna ekstradan işçilik gideri ile tabloyu şişirdiğini,  bunlarla birlikte hesap mutabakatlarına yönelik makina maliyetleriyle fatura edilen işlerle birlikte ileride maliyet tablolarını çıkarmama, makina maliyetleri ile makina ve ekipmanlar üzerinde artık çekilmez hale gelen dayanaksız maliyetleme ilişkisi ve eylemi çerçevesinde taraflar arasında ortaklığın ve maliyet tablolarının yazılı hale getirilmesi istemi de uzunca süre müvekkilinin oyalanarak reddedildiğini,  tüm makina ve teçhizatların (müvekkil uhdesindeki test ekipmanları hariç) karşı davalıca haksız şekilde el konulduğunu, yargılama sonucunda maliyet tablolarının çıkartılmasını, demirbaş bedellerinin davaya konu demirbaşlar tıbbi cihaz konulu olması, davalının istigal alanının tıbbi cihaz olmaması, davalının Sağlık Bakanlığı onaysız ve firma izinleri bulunmaksızın üretim yapamayacağı dikkate alınarak ve ... yazışmaları gereğince kalıpların Fikri Sınai Hakları firmamızda olmakla ... kalıp mülkiyetinin  tahsisi, diğer swap kalıplarının ise yine müvekkili patentli ürünlerine ilişkin olması, tıbbi cihaz konulu olması firmalarının karşı davalının eylemleri ve şeffaf bulunmaması nedeniyle fikri mülkiyeti müvekkilinde bulunan swap tasarımlarıyla ilgili davalının adi ortaklığa ürettirdiği kalıp ve swap paketleme makinasının ortaklığa taahhüt edilen nitelikte olmaması, fire maliyetlerinin yüksek olması, gerekli teknik altyapıya uygun olmaması, adi ortaklık tarafı davalının imalatçıdan hukuki yönden bu hataları düzelttirmesi gerektiğini,  mevcut haliyle swap kalıp ve paketleme makinasının işlevsiz bulunması karşısında bilirkişice taahhüde uygun hale getirme maliyetleri hesaplanırsa bu maliyetler düşüldükten sonra kalan kalıp ve makina bedelinin yarısı da davalıya ödenerek davalıdan kalıplar teslim alınabileceğini, bu kapsamda adi ortaklığın tasfiyesinin sağlanmasını, müvekkilinin alacaklarının hesaplanmasını, kalıpların ve demirbaşların müvekkile teslimi nedeniyle doğacak bedeller bulunması halinde bu bedelleri ödemeye hazır olduklarını, davalının elinde tuttuğu ürün sonraki satış ve sair kdv zararları gibi hususlardan firmalarına karşı doğmuş bulunan borçlarından gereğinde kalıp bedellerinin davalıya düşen kısmının mahsubunu, geriye bir alacaklarının  kalması halinde  ödenmesini asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulü ile adi ortaklığın tasfiyesi, kalıpların iadesi ve alacakların ödenmesine  karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \" Somut uyuşmazlık çerçevesinde tarafların ortaklık iradelerini ortaya koyduklarının anlaşıldığı, sözleşmenin iki tarafı oldukları, ortak bir amaçla hareket ettikleri, her iki ortağın da çaba gösterdiği, emek ve katkı sağladıkları, dosyada yer alan \"Ortak İş Protokolü\"nün 3. Maddesinde proje bazında ortak maliyet ve kar dağıtımı hususunda çalışıldığı, %50-%50 kar dağıtımı şeklinde yarıya yarıya bölüşme suretiyle proje karını paylaşacaklarını kararlaştırdıkları anlaşıldığından taraflar arasında adi ortaklık bulunduğu kanaatine varılmıştır. Somut olayda; taraflar arasındaki ortak iş protokolü ve yazışmalardan anlaşıldığı üzere taraflar arasında proje (iş) bazlı adi ortaklık kurulduğu, davacı ve davalı şirketin 2020 ve 2021 yıllarında ticari defterlerini fiziki ortamda tuttukları ve 3102 sayılı TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulduğunun ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğunun mahkememizce görevlendirilen bilirkişilerce tespit edilmiş olduğu, tarafların incelenen ticari defter kayıtlarına göre davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların ve davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin, davalı şirket kayıtlarında da kayıtlı olduğu, tarafların kayıtlarının birbiri ile örtüştüğünün anlaşıldığı, davacı şirketin davalı aleyhine başlatmış olduğu icra takip işlemlerinde alacak tutarı 584.453,37 TL olarak belirtilmiş ise de, davacı tarafın beyanına istinaden, 21/09/2020 tarihinde davalı şirket tarafından banka yolu ile gönderilen 20.000,00 TL kalıplama ücretinin ve 18.960,00 TL tutarındaki davalı şirketin yapmış olduğu çekli ödemenin elden iade edildiğinin anlaşıldığı,davacının davalıdan  545.693,37 TL tutarında alacaklı olduğu, davalı şirketin incelenen ticari defter kayıtlarına göre davacı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaları ve davacı şirkete yapılan tüm ödemeleri ticari defterlerine kaydettikleri, yapılan bu kayıtlar neticesinde davacı şirkete 545.493,37 TL tutarında borçlu göründükleri, tarafların ticari defter kayıtlarına göre davacı şirket açısından davalı şirketten alacaklı olduğu, davalı şirket açısından ise davacı şirkete borçlu olduğu, tutarın ise 545.493,37 TL olduğu tarafların tutar açısından birbirlerini teyit ettikleri anlaşıldığından belirlenebilir nitelikte likit olduğundan asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Taraflar arasında 6102 sayılı TTK'nın 1530. Maddesi gereğince cari bir sözleşme bulunmadığı, bu nedenle aynı kanunun 1530/2 maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, davacının davalıyı temerrüde düşürdüğünün ispat edilemediği anlaşıldığından faize ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından asıl davanın kısmen kabulüne, karar vermek gerekmiştir. Karşı davaya konu aspirasyon valfi ve swap test çubuğunun bir örneğinin hem karşı davacı hem karşı davalının adreslerinde bulunduğu, ürünlerin birebir aynı olduğu, üretimin karşı davalının adresinde yapılmadığı, sadece paketleme ve sterilizasyonun karşı davalının adresinde yapıldığı, karşı davacının adresinde bu ürünlerin üretilmesi için gerekli teçhizat ve kalıpların olduğu, karşı davacı firmanın yalnızca karşı davalıya ürün üretmediği, sadece bu ürünleri de üretmediği, geniş bir ürün yelpazesine sahip olduğu, davaya konu ürünler üretilirken iş yerinde hangi makine müsait ise onun kullanıldığı, o anki işçilik gideri, elektrik, su vb. Maliyetlerin ayırmanın mümkün olmadığı, karşı davacıdan üretim maliyetleri istenilmiş ise de, karşı davacının somut olaydaki maliyet reçetesi paylaşmasının dava konusu olan başlangıç üretim ürünlerinin maliyeti ile örtüşmeyeceğini beyan ettiği,  sektörel olarak yapılan incelemede üretilen ürünlerin maliyetlerinin tespitinin yapılmasının olanaklı olmadığının mahkememizce görevlendirilen bilirkişilerce bildirilmiş olduğu anlaşıldığından, TBK 19.maddesinde bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradelerinin esas alınmasını gerektirdiği, bu durumda ortak amaçla hareket ettikleri, her iki ortağın çaba gösterdiği, ortaklığın adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin yasal şartların ve iadeye ilişkin şartların da oluşmadığından karşı davanın reddine karar vermek gerekmiş, asıl davanın kısmen kabulü ve karşı davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleriyle A-1-Asıl davanın kısmen kabulü ile B.çekmece ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında yapılan itirazın 545.693,37 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,2-Asıl alacak üzerinden %20 si oranında hesaplanan 109.138,67 TL icra inkar tazminatının davalı-karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya ödenmesine, <br>B-Karşı davanın REDDİNE, karar verilmiştir. Karara karşı davalı-karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; Karşı dava dilekçelerinin  ekinde görülen mail yazışmaları ve karşı davalının mail yazışmalarındaki kabul içeren hususların dikkate alınmadığını,  bu eklerin tamamına yakını istinaf mahkemesince detaylıca incelenmesi gerekliyse de bu ekin Sayfa 334-335 ve devamında davacı karşı davalı ile adi ortaklık ilişkisinde tarafların hakedişlerine yönelik maliyet analizi toplantılarının yapıldığı, karşı davalının bazı verileri saptırarak dahi olsa dava dilekçesinde ve cevap dilekçelerine olduğu gibi adi ortaklık maliyet analizlerinin taraflarca yapılmaya çalışıldığını, hatta davacı karşı davalı maillerinde bu hususların kabul üzere olduğu da görülebileceğini, özellikle ekde yer alan 347. sayfadaki vatansever maili tablosunda maliyet analizi sonrası 1/2 kar ortaklık hakedişe yönelik çalışma ile tablo gerçeği yansıtmasa da kabul içeren yazılı belge olduğunu, tarafların yaptığı masraflar ayrılarak kalan tutarın yarı yarıya bölüşülmesi  gerektiğini, eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, adi ortaklığın kabul edilmemesi halinde dahi kalıp imalat sözleşmesi, kalıp ödemesi, ...'a yapılan yazışmalar gereği kalıpların iadesi talebinin mülkiyet hakkından kaynaklı ödemesi yapıldığı açıklamalı dekontlarla, kalıp imalat sözleşmeleri ve sair her türlü delille sabit olduğunu, kalıpların iadesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  Dava, asıl davada faturaya dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali, karşı davada ise adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile  kalıpların iadesi ve alacakların ödenmesi taleplerine ilişkindir. Davacı, davalı şirketin fatura ve irsaliyelerle belirtilen malları aldığını, bedelini ödemediğini savunmaktadır. Davalı-karşı davacı ise, davacı ile aralarında adi ortalık sözleşmesi olduğunu, davacı şirket ile mailller üzerinden sözleşme ilişkisi kurulduğunu, watsapp yazışmalarının bunu desteklediğini, bir kısım  kalıplama ücretlerinin davacı/karşı davalıya gönderilerek imalatçıya ödendiğini, proje ödemeleri ...'ya gelmesi, davalıya gönderilen kalıp hammadde ve parça avansları sonrasında bazı tedarik ve işlerde doğrudan ...'ya fatura edildiğini, davacı- karşı davalının maliyet tablosunu adi ortaklık aleyhine şişirdiğini ileri sürerek adi ortaklığın feshini istemektedir. Mahkemesince Mali Müşavir, Makine Mühendisi, Medikal Sektör Bilirkişisi, Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi bilirkişilerden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyet kök ve ek raporlarında; \" Taraflar arasındaki Ortak İş Protokolü ve yazışmaların bir bütün halinde incelenmesi sonucunda taraflar arasında proje (iş) bazlı adi ortaklık kurulduğu, bununla birlikte TBK md.19 hükmü gereğince; “MADDE 19- Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin” belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.” sözleşmenin yorumlanmasının münhasıran sayın mahkemenin takdirinde olduğu, sektörel olarak yapılan incelemede üretilen ürünlerin maliyetlerinin tespitinin yapılmasının olanaklı olmadığı, tarafların ticari defterlerinin 6102 sayılı T.T.K. hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacı şirketin davalı aleyhine başlattıkları icra takip işlemlerinde alacak tutarını 584.453,37 TL olarak belirtilmişse de ne davacı şirketin ne de davalı şirketin ticari defter kayıtlarında 2020 yılı ve 2021 yılı sonu itibariyle böyle bir tutara rastlanılmadığı, aradaki farkın 584.453,37 —545.493,37 — 38.960,00 TL olduğu, bu farkın araştırılmasında ise davacı tarafın beyanına istinaden, tarafların ticari kayıtlarında 21.09.2020 tarihinde davalı şirket tarafından banka yolu ile gönderilen 20.000,00 TL kalıplama ücretinin elden iade edildiğini, ve 18.960,00 TL tutarında davalı şirketin yapmış olduğu çekli ödemenin elden iade edildiği belirtilmişse de, elden iade edilen 20.000,00 TL ve 18.960,00 TL tutarındaki çeklere ait herhangi bir belge sunulmadığı, Davacı şirketin davalı şirketten 545.693,37 TL tutarında alacaklı göründüğü,  6102 sayılı T.T.K. 1530 maddesi gereğince taraflar arasında cari bir sözleşme bulunmadığı, 6102 sayılı T.T.K. 1530/2 maddesinin uygulanması hususunun mahkemenin takdirinde olduğu\" yönünde görüş bildirilmiştir. Toplanan tüm delil ve raporlara göre, davacı tarafından fatura edilen bedellerin sözleşmeye göre davalının imalatını yapacağı üretimlerin fason olarak davacıya yaptırıldığı ve bu üretimlerin fatura edilmiş olduğu, buna ilişkin bir kısım ödemelerin davalı tarafından daavcıya yapılmış olduğu, karşı davada ise bilirkişi heyeti tarafından her iki birbirleri hariç dava dışı firmalara da üretim yaptığı ve tasfiyeye konu makinelerin tespitinin yapılamadığı anlaşılmakla mahkemece kararda belirtilen sebeplerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalı/ karşı davacının asıl ve karşı dava yönünden istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı-karşı davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine, Asıl dava için alınması gereken 37.276,32-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 9.319,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 27.957,23‬ TL'nin istinaf eden davalı-karşı davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına, Karşı dava için alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL'nin istinaf eden asıl dosya davalısı-karşı davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.24/04/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"42d816023f95d3bc","SID":"310edc2d2152ecbb"}}