{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/1112 <br>KARAR NO: 2025/323<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/04/2021<br>NUMARASI: 2015/386 Esas, 2021/333 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/04/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, \"... Regülatörü ve HES projesi kapsamındaki bir kısım işlerin davacı tarafından yapılmasına\" ilişkin olarak taraflar arasında imzalanan 28.01.2012 tarihli Cebri Boru İmalatı (buna ilaveten fiyat farkını içeren 28.01.2012 tarihli ek anlaşma), 28.01.2012 tarihli Santral Gezer Köprü Vincinin İmalatı, Nakliyesi ve Montajı, 23.03.2012 tarihli Regülatör, Yükleme Havuzu, Santral Kuruk Suyu Çıkış Kapakları, Kapak Kaldırma Mekanizmaları, Izgaralar ve Santral Çatı İşi Sözleşmeleri kapsamındaki işlerin davacı taşeron (yüklenici) tarafından yerine getirilmesine rağmen davalı yüklenici (iş sahibi) tarafından iş bedellerinin tam ödenmediği ve yapılan bir kısım işlerin inkar edildiği iddiasıyla, bu sözleşmeler kapsamında şimdilik 10.000,00 TL bakiye iş bedeli alacağının ihtar tarihi olan 22.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkin olup, ıslahla toplam talep miktarı 504.083,28 TL'ye yükseltilmiştir.Davalı vekili, davacının yaptığı işlerinin bedelinin sözleşmenin eki olan asıl iş sahibi idare ile yapılan sözleşmeler, projeler, teknik şartnameler vs. dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini, buna göre müvekkilinin yapılan işlerin bedelini tam olarak ödemiş olduğunu, davacının buna rağmen işi eksik ve ayıplı ve fazla tonajlı yaptığını, ve bunların Mesudiye ASHM’nin 2014/4 D.İş dosyası ile tespit edildiğini, bunların davacı tarafça tam olarak giderilmediğini, bu nedenle söz konusu eksik ve ayıpların yüksek maliyetlerle 3. kişilere gidertildiğini,  bir kısım teknik malzeme ve ekipmanın değiştirildiğini, tespit dosyasındakiler dahil olmak üzere eksik ve ayıpların giderilmesi için 300.000,00 TL’den fazla masraf yapıldığını, ayrıca davacının şantiyede kullandığı malzeme, iş makinesi, yakıt vs. için müvekkiline 200.000,00 TL civarında borcu bulunduğunu, ayrıca davacının iş güvenliği önlemlerini almamasından dolayı şantiyede iş kazası meydana geldiğini ve bir işçinin hayatını kaybettiğini, bu hususta müvekkili aleyhine Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/348 E. ve 456 E. sayıları ile dava açıldığını, bundan dolayı müvekkili aleyhine hükmedilecek tazminattan da davacının sorumlu olduğunu, tüm bu savunma kalemlerine dayalı olarak takas – mahsup itirazında bulunduklarını, ayrıca davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürelerin de geçtiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, tüm delillere ve hükme esas alınan 28/09/2020 tarihli teknik bilirkişi raporuna göre davacı şirketin davalı şirket adına düzenleyip kayıtlarında yer alan 8 adet fatura toplamının 2.285.332,09 TL olduğu, taraflar arasındaki sözleşmelerde; \"birim fiyatlara göre hesaplanan sözleşme tutarlarının yaklaşık fiyat olduğu, kantar tartı fişlerine göre son toplamada oluşacak olan net fiyatın belirleneceği, bunun dışında ayrıca fiyat farkı ödenmeyeceği\" hususunun yazıldığı, sözleşme kapsamında yapılan ve kilo - birim fiyat ve götürü bedel (gezer vinç imalatı) değerlerine göre davacının hakediş tutarının toplam 2.027.546,40 TL olarak hesaplandığı, sözleşmede; kati projelerin işveren tarafından hazırlanacağı ve ait olduğu imalat öncesinde yükleniciye teslim edileceği, tatbikat projelerinin yüklenici tarafından, kati projeler verildikten sonra yapılıp işverene teslim edileceği ve imalatların uygulama projelerinin işveren tarafından onayından sonra yapılacağı yazılmış ve imalatı kabul yetkisi davalıda olduğundan davalının daha düşük tonajlı imalat yerine daha yüksek tonajlı imalatlar yapıldığı yönündeki itirazının yerinde olmadığı, davacının hakediş tutarı toplamı olan 2.027.546,40 TL'den davalı tarafça yapılan ödemeleri toplamı 1.675.975,50 TL düşüldüğünde davacının bakiye alacak tutarının 351.570,90 TL olduğu, ancak teknik bilirkişi incelemeleri sonucunda yapılan imalatlarda mevcut gerek malzeme ve gerekse özensiz işçilikten kaynaklanan fen ve sanat kaidelerine aykırı ayıp ve kusurların giderilmesi için hesap ve tespit edilen teknik bilirkişi tarafından kadri maruf bulunan eksik  ve kusurların giderilme bedeli 60.000,00 TL, elektrik panoları, hidrolik sistem kurulum ve düzenleme işleri, kapak revizyon, otomasyon ve kontrol panoları ile 10 tonluk calaskal temini, malzeme, nakliye ve işçilik bedelleri dahil yapılan harcamaların toplamı olan 242.300,00 TL'nin de davalının takas mahsup talebi doğrultusunda davacının tespit edilen bakiye alacağı 351.570,90 TL'den tenzili sonucunda davacının bakiye 49.270,90 TL alacağı kaldığı, iş bu alacağı için davalının temerrüde düşürüldüğü 03/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek değişir oranlı avans faizi uygulanmasını da talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; 49.270,90 TL alacağın 03/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek değişir oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında, faturalara KDV eklenmesi gerektiğini, davaya konu üç sözleşmede de \"yatırım teşvik belgesi kopyası verilmek şartı ile KDV eklenmeyeceği\" yazılı olduğunu, yani sözleşmelerdeki işler bedellerinin KDV hariç olmak üzere belirlendiğini ve KDV'nin bedele ayrıca eklenmemesinin de bir koşula bağlandığını, ancak KDV eklenen faturalara ait işler bakımından işveren tarafından yatırımı teşvik belgesi kopyasının müvekkiline verilmediğini, bu nedenle de faturalarda yazılı iş bedeline kanun gereğince KDV eklenerek fatura düzenlendiğini, davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olan; 30.04.2013 tarihli cebri boru İmalat ve montajına ait ... nolu ve 769.080,00 TL bedelli faturanın yatırım teşvik belgesi verildiği kaydı düşülerek KDV'siz olarak düzlendiğini ve KDV alınmadığını, 27.08.2013 tarihli Regülatör işçilik ve montaj bedelini içeren ... nolu ve 53.100,00 TL bedelli  faturanın yatırım teşvik belgesi örneği verilmediğinden KDV eklenerek düzenlendiğini ve davalı taraf defterlerine de bu şekilde kaydedilerek kabul edildiğini, 29.12.2014 tarihli Santral Gezer Köprü vinci imalatı bedelini içeren ... nolu ve 233.386,30 TL bedelli faturanın da muafiyet yazısı sunulamadığından KDV eklenerek düzenlendiğini ve bu hali ile davalı şirket kayıtlarına işlendiğini ve itiraz görmediğini, davalının, KDV eklenmemesi gerektiğini, yatırım teşvik belgesini örneklerini veya muafiyet yazısını müvekkiline ilettiğini hiçbir aşamada ileri sürmediğini, eksik ve kusurlu iş bedellerinin hatalı hesaplandığını, Mesudiye AHM. 2014/4 D.İş sayılı dosyasına sunulan 30.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen 10 maddelik mekanik sistem eksik ve kusurlarının giderilme maliyeti olarak sadece KDV dahil 60.000,00 TL belirlendiğini, 3 yıl sonra yapılan talimat keşfinde yazılı olan 10 tonluk caraskal temin, nakliye ve montajı gibi bir eksikliğin D.İş dosyası raporunda olmadığını, bu rapora davalının itirazı olmadığını, davalı tarafından keşide edilen 03.02.2015 tarihli ihtarnamede de sadece bu D.İş dosyasında belirlenen eksik ve kusurlu işler bedeli olan 60.000,00 TL'nin talep edildiğini, bu 60.000,00 TL eksik iş bedeli dışında belirlenen 242.300,00 TL bedelin mahkemenin evrakı yerine \"davalı tarafından bilirkişiye sunulan evraka ve beyana göre\" belirlendiğini, Mahkemeye sunulmayan ancak bilirkişiye sunulan evrak olamayacağını ve bu durumun hükme esas alınamayacağını, üstelik bu yöndeki evrakın ne olduğunun da belirli olmadığını, nitekim itirazları doğrultusunda yapılan 2.keşif ve alınan 03.07.2017 tarihli ek raporda bilirkişi ...'un açıkça, \"... eksik ve kusurlu yapılmış ikmal, tamir ve düzenlemeleri davalı tarafından yapıldığı beyan edilen malzeme, nakliye ve işçilik bedelleri maliyeti olarak yapılan harcamaların toplamının 242.300,00 TL. olduğu (beyan ve belgelere göre) görülmüştür.\" denilerek, yazılan bu bedelin kendisi tarafından yapılan bir tespit ya da kanaat olmadığı, beyan ve belgeler sonucu olduğu açıkça belirtilerek, doğruluklarının ispatı ve uygun görülmesinin mahkemenin takdirine sunulduğunu, Mahkemenin de hangi ispat vasıtasına dayanarak bu eksik ve kusurlu işlerin varlığını kabul ederek hakedişten düştüğünün belirli olmadığını, 16.03.2017 tarihli ilk keşif raporuna itiraz dilekçeleri ekinde müvekkilinin şantiyeden ayrılırken çektiği fotoğrafların da sunulduğunu, ilk raporda makine bilirkişisi, çökeltim havuzundaki kapakların çalışmasını sağlayan kapak sensörlerinin bulunmadığını tespit ederek güya çalışmayan kapaklar yerine 10 tonluk caraskal temini gerektiğinden bahisle malzeme, nakliye ve işçilik bedelleri hesaplamış ise de itiraz dilekçeleri ekinde aslında imal edilen bu kapak sensörlerinin fotoğrafları bulunduğunu, yani imal edilerek teslim edilen sensörlerin söküldüğünü ve bunun yerine harici caraskal sisteminin davalı tarafından bilerek tercih edildiğini, davalının bu tercihini sanki hatalı imalat varmış gibi göstererek ve bilirkişileri dava dışında yönlendirerek bu çok miktarlı imalatın bedelini de müvekkiline yıkmaya çalıştığını, itiraz dilekçesindeki diğer fotoğraflarda da kapak contalarında bir sızma olmadığının, davalının sorumluluğundaki beton imalatında sızma olduğunun görünmekte olduğunu, contaların sızdırmazlık testleri yapılmadan işin teslim edilmesinin de mümkün olmadığını, santral vincinin tüm malzemelerinin bir bütün olarak şantiyeye gelmekte ve gelen tüm parçaların monte edilmekte olduğunu, bu nedenle de kurulduğu anda sarsıntı olmasının mümkün olmadığını, yine ekteki fotoğrafta işin teslim aşamasında çekilmiş birçok elektrik panosunun var olduğunun da açıkça görülmekte olduğunu, buna göre faturalardaki KDV'ler toplamı olan 222.512,35 TL ile hatalı şekilde kabul edilen 242.300,00 TL'lik eksik iş bedeli düşülmeden ve bu rakamlar hakediş bedeline eklenerek sonuca gidilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve bedel artırım dilekçeleri doğrultusunda 504.083,28 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafında, öncelikle, davacı şirketin iş güvenliği önlemleri almaması nedeniyle meydana gelen iş kazası sonucunda davacı taraf çalışanının hayatını kaybetmesinden dolayı mirasçıları tarafından, müvekkili şirket ile birlikte davacı şirket aleyhine açılan Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/159 esas sayılı dosyasında davacı şirket ile müvekkili şirket aleyhine verilen hükmün kesinleşme akıbetinin beklenmesi ve bu kapsamdaki takas-mahsup itirazlarının da kesinleşme akıbetine göre değerlendirilmesi gerektiğini, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek, davacı tarafın tespit edilen eksik ve ayıplı imalatlarından bazılarının müvekkili şirket tarafından davacı nam ve hesabına ... Ltd.Şti.'ne ve başkaca firmalara yaptırılmak zorunda kalındığını, bir kısım işlerin ise müvekkili şirket tarafından malzemeleri temin edilerek kendi çalışanlarına yaptırıldığını, bu imalatların toplam maliyetlerinin, tespit dosyasında davacının eksik ve ayıplı olduğu tespit edilen işlerin tutarları da dahil olmak üzere 300.000 TL'yi aştığını, mahkemenin bu hususu dikkate almadan hüküm tesis ettiğini, geçen süre içerisinde davacı tarafın fatura tanzimleri ile de kaldırma mekanizmalarında, kati projelerde hesaplanan yaklaşık 10 tonluk imalat yerine 33 tonluk imalat, yani daha düşük tonajlı imalat yerine daha yüksek tonajlı imalatlar yapıldığının, dolayısıyla müvekkili şirketten hem fazla para talep edildiği ve hem de idarenin teknik şartnamesine aykırı imalatlar yapıldığının tespit edildiğini, fazla tonajlı olarak yapılan imalatlardan dolayı hareketli ve sabit aksamın fonksiyonel olmaktan çıktığını ve teknik şartnamelerdeki görevlerini yerine getiremediğini, ayrıca davacının eksik ve ayıplı olarak ve fazla tonajlı olarak yaptığı imalatlardan dolayı regülatör gövdesinde ve kapaklarda, diğer aksamda deformasyonlar oluştuğunu, eksik ve hatalı imalatlardan dolayı kapaklarda diğer yapılan işlerde teknik şartnamelerin tolere edebileceği oranların üzerinde su kaçakları söz konusu olduğunu, bu su kaçaklarının meydana getirdiği su jetinin hem regülatör betonarmesine (kapak yuvalarına) hem kapak contalarına hem de metal aksama zarar verdiğini, yine yükleme havuz kapaklarında mevcut olan kasıntı, aşırı sürtünme ve eksenlenme sorunlarından dolayı kapaklarda kapama ve açma işlemi yapılamamakta olup ayrıca sızdırmazlık sağlanamadığını, çakıl geçidi kapağında da açma kapama işlemi yapılamamakta olup su kaçaklarının da önlenemediğini, sadece izah edilen bu sebepler neticesinde bile müvekkili şirketin davacı taraftan alacağı olduğu yorumu yapılarak davanın reddi gerektiğini, ayrıca, davacının şantiyede aldığı ve kullandığı malzeme, alet, edevat, ekipman, iş makinesi, yakıt ve benzeri işlerden dolayı 200.000 TL civarında borcu bulunduğunu, bu alacağa ilişkin de takas-mahsup talepleri bulunması rağmen yerel mahkemenin bu alacak kalemini değerlendirmediğini, belirsiz alacak davası olarak açılan bu davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, alınan bilirkişi raporlarının hükme esas teşkil edemeyecek nitelikte olduğunu, yalnızca davacı tarafın ticari defter kayıtları ile belgelerine dayalı olarak hazırlanan raporlar bulunduğunu,  müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmeksizin bir değerlendirme yapıldığını, kendi ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi taleplerinin dikkate alınmadığını, müvekkili şirket tarafından yüklü miktarda tazminat ve değiştirme bedelleri ödenmiş olup, bu hususta cevap dilekçelerinde yer alan firmalardan kayıt ve belgelerin celbi ve bundan sonra müvekkilinin uğradığı zararların tespiti yapılması gerekirken, bu husus yerine getirilmeden eksik inceleme sonucunda bilirkişi raporu tanzim edildiğini, ayrıca bilirkişinin, müvekkili şirketin değiştirmek, yeniden yapmak, tamamlamak veya onarmak zorunda kaldığı makine ve diğer işlemlerin hesaplamasında hatalı değerlendirmede bulunduğunu, müvekkilinin, karşı tarafın edimini yerine getirmemesinden kaynaklı olarak kendisi tarafından yapmış olduğu veyahut başkaca firmalara yaptırmış bulunduğu hizmetlerin bedelinin raporda hesap edilen miktarların çok üstünde olduğunu, yine söz konusu bilirkişi raporlarında eksik ve ayıplı imalat iddialarının gerçeğe uygun bir şekilde değerlendirilmediğini, bilirkişinin bu eksik imalatlardan kaynaklı olarak raporuna yansıttığı tutarın gerçeğin çok dışında bir meblağ olduğunu, yine dosya kapsamında alınan tüm raporlardan sonra belirttikleri üzere davacı tarafın, eksik ve ayıplı imalatlarının elektrik üretiminde ne kadar kayba sebebiyet vereceğinin raporda değerlendirilmediğini, yeni bir heyetten yeni bir rapor alınması veya mevcut bilirkişilerden ek rapor alınması taleplerinin ise yerel mahkeme tarafından somut bir gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, davacı tarafça talep edilen tüm alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, aleyhlerine karar verilen vekalet ücretinin de hukuka ve yasalara aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir.Davacı taşeron tarafından işbu davada, davaya konu 3 adet sözleşmeye dayalı olarak bakiye iş bedeli talebinde bulunulmuş, davalı yüklenici tarafından ise davacının yaptığı işlerin bedelinin tam olarak ödendiği, eksik, ayıplı ve fazla tonajlı iş yapıldığı, bunların 3. kişilere gidertildiği ve bu kapsamda 300.000,00 TL'den fazla masraf yapıldığı, ayrıca davacının şantiyede kullandığı malzeme, iş makinesi, yakıt vs. için 200.000,00 TL civarında borcu bulunduğunu, ayrıca davacı şirketin iş güvenliği önlemleri almaması nedeniyle meydana gelen iş kazası sonucunda davacı çalışanının hayatını kaybetmesinden dolayı mirasçıları tarafından müvekkili şirket ile birlikte davacı şirket aleyhine Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/348 E. ve 456 E. Sayıları ile tazminat davası açıldığı belirtilerek, bu takas-mahsup savunmaları da dikkate alınarak davanın reddi talep edilmiştir.Mahkemece, talimat mahkemesi aracılığıyla yaptırılan keşfe dayalı olarak Makine Mühendisi Bilirkişiden alınan 11/01/2017 tarihli raporda, dava öncesinde Mesudiye ASHM’nin 2014/4 D.İş dosyası üzerinden alınan 09/05/2014 tarihli delil tespiti raporu doğrultusunda, keşfen belirlenen mekanik eksik ve ayıpların giderilme bedeli 60.000,00 TL olarak belirlenmiş, ayrıca, sadece davalı şirket yetkililerinin beyan, fotoğraf ve görüntülerine dayalı olarak (yerinde tespiti yapılamayan) \"davalı tarafça giderilen bir takım eksik ve ayıplara ilişkin\" harcamalar toplamı 242.300,00 TL'lik bir ifadeye de yer verilmiş, bu masraf iddiasının doğru olup olmadığına dair bir görüş bildirilmemiş, aynı bilirkişiden alınan 03/07/2017 tarihli ek raporda da aynı görüş ve beyanlar tekrar edilmiş, 242.300,00 TL'lik işler bakımından kendisinin bir tespit ve kanaati bulunmadığı belirtilmiştir.Aynı talimat keşfine dayalı olarak 2 İnşaat Mühendisi Bilirkişiden alınan 17/01/2017 tarihli kök ve 19/07/2017 tarihli ek raporlarda, sadece sözleşme kapsamında yapıldığı tespit edilen bir kısım imalatlar maddeler halinde sıralanmıştır.Daha sonra alınan 18/05/2018 tarihli Mali Müşavir Bilirkişi raporunda davacının ticari defter ve kayıtları, 05/02/2019 tarihli Mali Müşavir Bilirkişi raporunda ise davalının ticari defter ve kayıtları incelenmiş ve dökümleri yapılmıştır.Daha sonra yine talimat mahkemesi aracılığıyla yaptırılan keşfe dayalı olarak 2 İnşaat Mühendisi ve 1 Makine Mühendisi Bilirkişiden alınan 23/01/2020 tarihli heyet raporunda, davacının sözleşmeler kapsamında hak ettiği iş bedelleri ve ilave iş bedeli, tarafların defter kayıtları bu bakımdan örtüşmediğinden, sunulan dayanak belgelere (kantar fişleri, hakedişler vs) göre, her bir sözleşmedeki bedel usulü dikkate alınarak (birim fiyatlı ve götürü bedelli) ayrı ayrı hesaplanmış ve toplam iş bedeli miktarı ayrıca KDV dahil edilmeden 2.027.546,40 TL olarak belirlenmiş, ancak raporun son kısmında işlerin kimin tarafından yapıldığını kendilerinin tespit edemediği belirtilmiştir.Daha sonra ise dosya üstünden İnşaat Mühendisi Bilirkişi Mehmet ...'dan alınan (hükme esas) 25/09/2020 tarihli raporda ise, tüm dosya kapsamı ve önceki tüm raporlar değerlendirilerek, 23/01/2020 tarihli heyet raporundaki toplam hakediş bedeli (2.027.546,40 TL) aynen esas alınmış, sonrasında 18/05/2018 tarihli Mali Müşavir Bilirkişi raporunda davacının defterlerine kayıtlı olan toplam ödeme miktarı (1.675.975,50 TL) bu miktardan düşülmüş (Fark: 351.570,90 TL), sonrasında 11/01/2017 tarihli Makine Mühendisi Bilirkişi raporundaki 60.000,00 TL ve 242.300,00 TL'lik eksik ve ayıp bedelleri düşülmüş ve davacının bakiye iş bedeli alacağı 49.270,90 TL olarak bulunmuş, Mahkemece de bu son rapor hükme esas alınmıştır. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; 1-)Dava belirsiz alacak davası olarak açılmış ise de, davaya konu alacağın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğundan davanın HMK'nın 107. maddesine göre belirsiz alacak davası olarak kabulü mümkün bulunmamaktadır. Ancak, belli bir miktar gösterilerek talepte bulunulduğundan davacının davasının HMK 109. maddesinde ifade edilen kısmi dava niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Buna göre, taraflar arasında imzalanan sözleşme tarihleri (28.01.2012 - 23.03.2012) göz önünde bulundurulduğunda, TBK 147/6 maddesinde eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi (15.09.2015) itibariyle dolmadığı anlaşılmakta ise de, davacı vekilince sunulan 05.11.2020 tarihli bedel arttırım dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak kabul edilerek, davalı vekilince ıslaha karşı süresinde sunulan cevap dilekçesiyle ileri sürülen zamanaşımı def'inin de, zamanaşımı başlangıç tarihinin dosya kapsamına göre tam olarak belirlenmesi suretiyle değerlendirilmesi gerektiği halde, bu bakımdan her hangi bir değerlendirme yapılmamış olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. 2-)Mahkemece hükme esas alınan 25/09/2020 tarihli raporda (23/01/2020 tarihli heyet raporunda KDV dahil edilmeden hesaplanan) 2.027.546,40 TL'lik toplam hakediş bedeli esas alınmış ise de, davacı vekilince raporlara itirazlarında ve istinafında ileri sürülen \"hakediş bedellerine KDV'nin de eklenmesi gerektiğine\" ilişkin ayrıntılı itirazlarına ilişkin olarak bir ek rapor alınmadığı gibi, gerekçeli kararda da buna dair bir değerlendirme yapılmamıştır. 3-)Yine mahkemece hükme esas alınan 25/09/2020 tarihli raporda ödeme miktarı olarak doğrudan 18/05/2018 tarihli Mali Müşavir Bilirkişi raporunda davacının defterlerine kayıtlı olan toplam 1.675.975,50 TL esas alınmış, davalının ticari defter ve kayıtlarının incelendiği 05/02/2019 tarihli Mali Müşavir Bilirkişi raporuna rapor içeriğinde ve değerlendirmede hiç yer verilmemiş, tarafların defterleri arasındaki ödeme miktarı farklılığına, niçin sadece davacı defterlerindeki rakama itibar edildiğine dair dair bir değerlendirme yapılmamıştır. 4-)Davalı vekilince ileri sürülen takas-mahsup kalemlerinden olan, davacının iş güvenliği önlemlerini almamasından dolayı şantiyede meydana geldiği iddia olunan iş kazası ve bir işçinin hayatını kaybetmesi nedeniyle müvekkili aleyhine açılan tazminat davasının görüldüğü Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/348 E ve 2018/159 E sayılı dosyaları yargılama sırasında dosya arasına getirilerek incelenmesine ve bu davalardan Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/348 E sayılı dava dosyasında, dava dışı 3. Kişiler tarafından dosyamız davacısı ve davalısı ile 3. Kişi ...  İnş. Şirketi aleyhine, 05/05/2013 tarihinde davalı şirketlerde işçi olarak çalışmakta iken meydana gelen iş kazası nedeni ile hayatını kaybeden işçiden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açıldığının, 2018/159 Esas sayılı dava dosyasında da yine dava dışı 3. Kişiler tarafından dosyamız davalıları ve 3. Kişi ... İnş Ltd Şti aleyhine yine işyerinde meydana gelen iş kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açıldığının tespit edilmesine rağmen bu takas-mahsup talebinin hükme esas alınan raporda ve gerekçeli karar da hiç değerlendirilmemiş olması yerinde olmamıştır. Davalının bu takas-mahsup talebinin davaya konu sözleşmelerin 5. Maddelerindeki bu hususa ilişkin özel düzenlemeler de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir. 5-)Yine davalı vekilince ileri sürülen takas-mahsup kalemlerinden olan, davacının şantiyede aldığı ve kullandığı malzeme, alet, edevat, ekipman, iş makinesi, yakıt ve benzeri işlerden dolayı 200.000,00 TL civarında borcu bulunduğu savunmasına ilişkin de ne hükme esas alınan raporda ne de gerekçeli karar da hiç bir değerlendirme yapılmamıştır. 6-)Ayrıca, Makine Mühendisi Bilirkişiden alınan 11/01/2017 tarihli kök ve 03/07/2017 tarihli ek raporlarda, sadece davalı şirket yetkililerinin beyan, fotoğraf ve görüntülerine dayalı olarak yer verilen 242.300,00 TL'lik eksik ve ayıplı işler bakımından kendisinin bir tespit ve kanaati bulunmadığının belirtilerek bu hususta takdirin mahkemeye bırakılmış olması, bunların bir tespite dayalı olmaması, 23/01/2020 tarihli heyet raporunda da buna dair bir belirlemede bulunulamayacağının belirtilmesi, eser sözleşmelerinde karine olarak işin yüklenici tarafından yapıldığının kabul edilmesi, davalı tarafça bu karinenin aksinin ispat edilememesi karşısında, hükme esas alınan  25/09/2020 tarihli raporda 242.300,00 TL'lik eksik ve ayıplı işler bedelinin de sanki teknik bilirkişilerce belirlenmiş gibi hesaplamada dikkate alınmış olması yerinde olmamıştır. Davalının eksik ve ayıplı iş savunması bakımından sadece Mesudiye ASHM’nin 2014/4 D.İş dosyası üzerinden alınan 09/05/2014 tarihli delil tespiti raporunda belirlenen, yargılama sırasında talimat mahkemesi aracılığıyla yaptırılan keşfe dayalı olarak alınan alınan 11/01/2017 tarihli Makine Mühendisi Bilirkişiden raporunda yerinde görülen ve davacı tarafça da kabul edilen 60.000,00 TL'lik bedelin dikkate alınması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf taleplerinin sadece yukarıda belirtilen sebeplerle ayrı ayrı  kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş, kaldırma sebeplerine göre taraf vekillerinin sair istinaf itirazları bu aşamada ayrıca değerlendirilmemiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı arı KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/04/2021 tarih, 2015/386 Esas, 2021/333 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/04/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9cd0882b510edcb1","SID":"a03a32fc2b2e47d8"}}