{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/344 <br>KARAR NO: 2025/403<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/12/2024<br>NUMARASI: 2023/1242 Esas - 2024/1171 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi ;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/1. maddesinde taraflardan yalnız biri için ticari nitelikteki sözleşmeler Kanunda aksine bir hüküm yoksa diğeri için de ticari iş sayılacağı düzenlendiğini, dolayısıyla  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nın 19. maddesi uyarınca görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkili ile davalı arasında 02.02.2023 tarihli aracılık sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre ..., davalı şirket lehine kredi limiti tahsil edecek ve kredi limiti oranınca komisyon ücretine hak kazanacağını, sözleşme imzalandıktan sonra aynı gün Bakırköy ... Noterliği 02/02/2023 tarihli ... Yevmiye Numara ile müvekkili, davalı tarafça aracı olarak vekil tayin edildiğini, sözleşme gereği müvekkilince bankalar nezdinde davalı lehine 4.500.000,00-TL limit tahsis ettirildiğini, aracılık sözleşmesi 2. maddesi  hükmü gereği %10'luk kısmına tekabül eden 450.000,00-TL tutarın müvekkiline ödenmesi gerekirken davalı tarafça sözleşmeye aykırı davrandığını, davalı taraf sözleşmeden kaynaklı 450.000,00-TL'lik borcunun 5 ayrı ödeme ile 93.025,00-TL'lik kısmını ödemiş olup geri kalan kısmını ödemediğini, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklı edimin ifa edilmediğini, eksik kalan 356.975,00-TL ödemeye ilişkin davalı şirkete 20/09/2023 tarihinde Eyüpsultan ... Noterliği'nden ... Yevmiye numaralı ihtar çekilip davalı taraf temerrüde düşürüldüğünü, fakat herhangi bir ödeme yapılmadığını beyanla fazlaya ilişkin talep ve sair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik; 356.975,00-TL'nin 20.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile; görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, sözleşme hükümlerine aykırı olarak yalnızca kredi limiti değil başkaca limitler de tahsis edildiğini, davacı sözleşme maddelerini kendi lehlerine yönelik olarak yorumlamış olup var olan hakkını kötüye kullanıldığını, kötü niyetli olan davacının hak talep etmesi dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu beyanla görev itirazının kabulünü, görev yönünden davanın  reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; '' ...Davacının talebi üzerine müzekkere yazılan ... Bank A.Ş'nin yazı cevabında davalıya kredi tahsisine ilişkin davacının aracılığına dair herhangi bir bilgi olmadığının belirtilmesi karşısında davacının sözleşme gereği yasal çerçevede hizmet sunduğu ispat edilemediği \" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından usul eksikleri ile yargılamanın yürütüldüğünü, mahkemeye sunmuş olduğumuz tanıklar, mahkeme tarafından dinlemediğini, davacı müvekkil ile davalı arasında aracılık sözleşmesi mevcut olup Yargıtay'ın kalıplaşmış içtihatlarına göre taraflar arasında bir yazılı sözleşmenin bulunması halinde tanık dinlenmesi gerektiğini, yazılı delil başlangıcı durumu göz önüne alınmaksızın yerel mahkemenin tanıklarımızı dinlememesi hatalı olduğunu, davalı  tarafından davacı müvekkile verilen vekaletname tarihi de Halkbank nezdinde çekilen krediden önce olduğunu, tüm hususlar dikkatle değerlendirildiğinde davacı müvekkil aracılık sözleşmesinde kararlaştırılan çekilen kredi tutarının %10 oranındaki komisyona hak kazandığını, yerel mahkemenin yapmış olduğu yargılamada davalı taraf ticari defterlerini ibrazdan kaçındığını, HMK madde 222/5 uyarınca dava konusu uyuşmazlığı ispat etmiş sayıldıklarını, yerel mahkeme bu hususu dahi göz ardı ettiğini ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasında imzalanan aracılık sözleşmesi kapsamında, davalıya tahsis edilen kredi nedeniyle komisyon alacağı istemine ilişkindir. İstinaf sebeplerinin incelenmesinden önce usule ilişkin aykırılıkların mevcut olup olmadığı ve bu bağlamda öncelikli olarak mahkemenin görevli olup olmadığının tespiti gerekmiştir. Zira görev, kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen incelenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.\" hükmü yer almaktadır.  HMK 114/1.c maddesi uyarınca \"Mahkemenin görevli olması\" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir...\" düzenlemesi yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde; \"Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.\" hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.  Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nın 4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 4/1.bendinde nispi ticari dava, \"her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olup, TTK'nın 11.maddesi; \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.\" şeklinde düzenlenmiştir yani ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir. Somut dosyada ise; eldeki dava, mutlak ticari dava olmadığı gibi dava dilekçesinin içeriğinden davacının tacir sıfatı bulunmadığı, dolayısıyla davanın nispi ticari dava niteliğinin de olmadığı anlaşılmakla; bu durumda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olmadığından, yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği sabittir. Açıklanan nedenlerle; Mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1.c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde işin esası hakkında karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, istinaf isteminin HMK'nın 355.maddesi uyarınca kabulü ile kararın HMK'nın 353/1.a.3 bendi uyarınca kaldırılmasına ve Dairemizin kararı uyarınca işlem yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;  1.Davacının istinaf başvurusunun sair istinaf sebepler incelenmeksizin KABULÜNE ile, BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/12/2024 tarihli ve 2023/1242 Esas 2024/1171 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince yatıranlara iadesine,5-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.3 ve 362/1.c  bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0568b5fd25860843","SID":"d42c631ec71e0979"}}