{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/274 <br>KARAR NO: 2025/395<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/01/2024<br>NUMARASI: 2023/894  Esas - 2024/5 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))<br>KARAR TARİHİ: 09/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; Bursa Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan müvekkili ile davalı şirket yetkilisi tarafından verilen vekaletname uyarınca taraflar arasında vekalet ilişkisi kurulduğunu,  taraflar arasında kurulan vekalet ilişkisi kapsamında düzenlenen sözleşmede sözleşmenin alt boşluğunda %25 lik oran %15 olarak şirkete temsilen ... tarafından düzeltilerek imza edildiğini, yine şirket tüzel kişiliği adına şirket sürekli danışmanlık hizmeti amacıyla düzenlenen Avukatlık ücret sözleşmesinin 2 maddesi ile de ödeme günündeki tavsiye niteliğindeki Bursa Barosu Avukatlık Ücret Tarifesinde gösterilen miktar üzerinden ödeneceği kararlaştırıldığını, müvekkilinin işini gereği gibi ifa etmesine rağmen azledildiğini, davalı şirketin münferiden imza yetkilisi ... taahhütlerinden kurtulmak, alacaklılarını zarara uğratma kastı ile tahsil ettiği paralarla yurt dışına kaçtığını belirterek, davalı ... AŞ ile birlikte ..., ..., ...’na karşı doğrudan iflasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; arabuluculuk ve zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davacı tarafa müvekkilinin bir borcunun bulunmadığını, davacının avukatlık hizmetini özenle yerine getirmediğini belirterek, açılan davanın reddini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" ... Davacı avukat olup davalılardan ... İnşaat AŞ ile aralarında vekalet ilişkisi vardır. Davacı vekalet ücreti alacaklarının olduğunu ve tahsil edilemediğini ileri sürerek davalıların iflasını istemiştir. Esasen vekalet ilişkisi davacı ile davalı şirket arasında olduğundan diğer davalı yönetim kurulu üyelerinin ve müdürün husumeti yoktur. Eldeki 2023/894 E sayılı dava yönünden ... davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olup husumet ve esasa ilişkin itirazlarda bulunmuştur. Davacı, gerçek kişi davalılar yönünden iddiasını TTK nun 238/2 maddesine dayandırmıştır.  TTK.nun 238/2 maddesine göre icra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmezse alacaklı, şirketle birlikte ortakların da doğrudan iflasını isteyebilir. Görüldüğü üzere bu düzenlemenin uygulama alanı bulması için ilama dayalı olan bir alacağın varlığı ve ilamlı icra takibinin yapılması icra emrinin asıl borçluya tebliğ edildiği halde ödenmemiş olması gerekir. Davacının alacağı olup olmadığı, ne kadar olduğu yargılamayı gerektirdiği gibi ilama dayalı da değildir. Bu sebeple davalı yönünden eldeki davada pasif husumet yokluğundan reddine  \"  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde dava dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>DAİRE KARARI: Dairemizin 30/10/2024 tarih 2024/736 E. 2024/1381 K. Sayılı ilamı ile;  Somut olayda davalı gerçek şahısların, yönetim kurulu üyesi oldukları şirket, anonim şirket olması,  anonim şirket kurucu ortaklarının, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu TTK 553. Maddesinden kaynaklandığı, bu nedenle  kollektif şirket ortaklarının sorumluğuna ilişkinin düzenlenen  TTK 238/2 maddesinin somut olayda uygulama imkanı bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br>YARGITAY BOZMA İLAMI ve BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ: Verilen kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3676 E. 2024/5221 K. 26/12/2024 tarihli  ilamı ile, \"  İlk Derece Mahkemesi kararında, davalının doğrudan iflasının istenebilmesi için TTK’nın 238. maddesi gereğince ilama dayalı bir alacağın bulunması gerektiği ancak ilama dayalı bir alacağın bulunmadığı gerekçesine dayanıldığı, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararında ise dava dışı şirketin anonim şirket olduğu, kollektif şirket olmadığı, davalının doğrudan iflasının istenemeyeceği gerekçesine dayanıldığı görülmüştür. Bu durumda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin tamamiyle değiştirildiği anlaşıldığından HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca davanın esasıyla ilgili olarak gerekçesi düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması uygun görülmüştür. Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. \" gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.Yargıtay bozma sonrası, duruşma açılarak dairemizce usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Dava, İİK 177. maddesine dayalı iflas istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, davacı, dava dilekçesi ile borçlu ... İnşaat şirketi ile birlikte şirketin yönetim kurulu üyeleri  ..., ..., ...’nun İİK 177. Maddesi uyarınca doğrudan iflasını talep etmiş, davalı ... ile birlikte diğer gerçek şahıslar yönünden tefrik kararı verildikten sonra davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dairemizin önceki kararında ifade edildiği üzere davacının, İİK 177. Maddesi uyarınca davalı gerçek şahısların iflasını talep edilebilmesi için öncelikle iflasa tabi olan davalı gerçek şahıslardan alacaklı olduğunu, sonrasında İİK 177. Maddesininde belirtilen iflas şartlarının gerçekleştiğini ispatlaması  gerekmektedir. Somut olayda vekalet ilişkisinden kaynaklı ticari ilişki davacı ile davalı şirket arasında olup davacının, şirketin yönetim kurulu üyesi olan gerçek şahıslardan bir alacağı bulunmamaktadır. Davacı vekili her ne kadar TTK 238/2 maddesi uyarınca müvekkil alacaklarının ödenmemesi nedeniyle şirket ortaklarının ve sorumlu müdürlerinin de şirketle birlikte sorumlu olduğunu ve iflasına karar verilmesini talep etmiş ise de Türk Ticaret Kanunu'nun İkinci Kitabı'nda düzenlenen Ticaret Şirketleri, Birinci Kısım Genel Hükümlerde yer alan TTK 124. Maddesinde, ticaret şirketleri, kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibaret olduğu, bu kanunda kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin sermaye şirketi sayıldığı kabul edilmiştir.  Dördüncü Kısımda düzenlenen TTK 329. Maddesi uyarınca anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirket olup pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile şirkete karşı sorumludur. Anonim şirket kurucularının, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerinin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu TTK 553. Maddesinde düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 238. Maddesindeki \" (1)  yalnız şirket aleyhine alınmış olan mahkeme kararı, şirket hakkındaki takip semeresiz kalmadıkça veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş olmadıkça ortaklar hakkında icra edilemez. (2) icra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmediği takdirde, alacaklı, şirketle birlikte ortakların veya bazılarının da doğrudan iflasını isteyebilir.\" şeklindeki düzenlemenin Kanunun İkinci Kısım'da yer alan Kollektif Şirkete ilişkindir. TTK 211. Maddesinde, kollektif şirket ticari işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla, gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirinin  sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış olan şirket olarak tanımlanmıştır.Somut olayda davalı gerçek şahısların, yönetim kurulu üyesi oldukları şirket, anonim şirket olması,  anonim şirket kurucu ortaklarının, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu TTK 553. Maddesinden kaynaklandığı, bu nedenle kollektif şirket ortaklarının sorumluğuna ilişkinin düzenlenen TTK 238/2 maddesinin somut olayda uygulama imkanı bulunmadığından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile ilama dayalı bir alacağın bulunmadığından TTK’nın 238. maddesi şartları gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesinin kararı her ne kadar sonuç itibariyle doğru ise de gerekçenin yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulü ile HMK'nın 353/1-b.2 bendi gereğince gerekçenin düzeltilmesi cihetine gidilmiştir. HMK'nın 353/1.b.2  bendi gereğince gerekçenin düzeltilmesi cihetine gidilmesi nedeniyle istinaf yasa yoluna başvuran davacı aleyhine takdir olunacak vekalet ücretinin, ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı tarih itibariyle mi yoksa hükmün yeniden tesis edildiği yeni karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca mı hesaplanacağı uygulamada tartışma konusu yapılmış ise de asıl hükümde yargılama gideri olarak hükme bağlanan vekalet ücreti, asıl hükme bağlı fer'i nitelikte bir karardır. Bu sebeple istinaf yasa yolu başvurulması sonucunda KALDIRILAN bir hükümde fer'i nitelikte olan vekalet ücreti usuli kazanılmış hak doğurmaz. Nitekim Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin 19.07.2011, 2011/5512-9527 sayılı ilamında ''... mahkemece hükmün yedinci bendinde aynen ''bozmadan önce birinci kararla taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdir edilmediğinden bu konu da temyiz bulunmadığından ve taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunda taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına aynı nedenle yargılama giderlerinin davacılar üzerine bırakılmasına ''denilmiştir. Dairemizce, mahkemenin ilk kararı üzerine belirlenen bozma nedenlerine göre yeni bir hüküm kurulması gerekeceğinden, bozma ilamı vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden taraflar lehine kazanılmış hak oluşturmamaktadır. Bu durumda, davaların kabul veya red durumuna göre taraflar lehine ve aleyhine olmak üzere vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hüküm altına alınması gerekirken bu hususta yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir ...'' belirtilmektedir. Yargılama gideri arasında, yer alan vekalet ücreti Avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu halde, vekil ile müvekkilin kendi aralarında düzenlenen yazılı ücret sözleşmesi uyarınca belirlenen ücret değil, davadaki sonuçlara göre hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenmektedir. 4667 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrasında, Avukatlık Kanunun 168/3 maddesi şu şekilde düzenlenmiştir. ''Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.'' Dairemizce davacı vekilinin süresi içerisinde sunduğu istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise, resen gözetilmek suretiyle yapılan inceleme sonucunda; mahkeme kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi nedeniyle dairemizce oluşturulan karar tarihi nazara alınmak suretiyle vekalet ücretinin belirlenerek hüküm oluşturulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca KABULÜNE, İstanbul ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 10/01/2024 tarih 2023/894 Esas, 2024/5 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; 2-Davanın REDDİNE,  3-Alınması gerekli 615,40-TL başvuru harcı ve 615,40-TL peşin harcın toplamı olan 1.230,80-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,  7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, İstinaf Giderleri Yönünden;  1-İstinaf başvurusunun kabul sebebine göre başvurma harcının Hazineye irat kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,2-İstinaf başvurusunun kabul sebebine göre davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Dair, gerekçesi ekli kararda açıklanacağı üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.d maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 308/a maddesi uyarınca, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d1ba4bfb85dd6a8","SID":"744128cbc6f972c8"}}