{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1760 <br>KARAR NO:2025/652<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:08/07/2021<br>NUMARASI:2019/374 Esas - 2021/586 Karar <br>BİRLEŞEN İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  2019/469 ESAS <br>DAVA:Şirket genel kurul kararının iptali<br>Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, birleşen davanın davacıları, asıl davanın davacıları ve  asıl ve birleşen davanın davalısı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını, davalı şirketin ertelenen 29/04/2019 tarihli 2018 yılı olağan genel kurul toplantısında, gündemin 3.maddesiyle alınan şirket bilançosu ve kar/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin kararın, yönetim kurulunun faaliyetlerinin hukuka uygun olmadığını ve hazırlanan bilanço ve kar/zarar hesaplarının gerçeği yansıtmadığını; gündemin 4.maddesiyle alınan yönetim kurulu üyeleri ..., ...,...A.Ş. ve ... A.Ş.'nin ibrasına ilişkin kararın, yönetim kurulunun şirketi kanuna ve esas sözleşmeye uygun yönetemediğini, şirket menfaatlerine aykırı kararlarlar alındığını; gündemin 5.maddesiyle alınan yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigaline müsaade edilmesine ilişkin kararın kanuna aykırı olduğunu, oylamada yönetim kurulu başkanı ...'ın, kendisine TTK 395 ve 396 md gereği izinlerin verilmesine ilişkin alınan bu karara yönelik kanuna aykırı oy kullandığını; tüm bu ve dilekçesinde bildirdiği nedenlerle alınan kararların  yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, müvekkilinin alınan kararlara muhalefet şerhi koyduğunu ve tutanağa işletildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davalı şirket 29/04/2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan 3, 4, 5 nolu kararların iptaline ve yürütmenin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirket faaliyet raporu ve bağlılık raporunun hukuka uygun olarak düzenlendiğini, genel kurul öncesinde müvekkili şirketin faaliyet raporu, bilanço, kar ve zarar cetveli ile finansal tabloların davacılar ile paylaşıldığını, müvekkili şirketin bilanço, kar ve zarar tablolarının kanunun hesap verme ve dürüstlük ilkelerine göre düzenlendiğini, denetim şirketi tarafından finansalların uygunluğu kapsamında tam tasdik raporu çıkarıldığını, alınan kararın kanuni nisaplara uygun olduğunu, mevzuat ve esas sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil etmediğini; yönetim kurulu üyelerinin ibrasının münferit olarak ayrı ayrı onaylandığını, yönetim kurulu başkanı ...'ın kendisi ile oylamaya oy kullanmadığını, ayrıca kendisinin ibra edilmediğini, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullandığını, bunda kanuna herhangi bir aykırılık bulunmadığını; yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396 md göre verilen izinlerin hiçbir zaman grup dışı şirketlerde faaliyet izni olarak verilmediğini, bu nedenle yönetim kurulunun kişisel menfaatini doğuran bir durum söz konusu olmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur. Birleşen davada davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını, davalı şirketin 29/04/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında müvekkilleri tarafından alınan tüm kararlara ret oyu kullanıldığını ve muhalefetlerinin tutanağa geçirildiğini, bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında müvekkilleri tarafından yöneltilen sorulara verilen cevapların yetersiz kaldığını, dürüst hesap verme ilkelerinin uygulanmadığını; gündemin 2.maddesiyle alınan yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması ve müzakere edilmesine ilişkin alınan kararın, faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığını, yukarıda belirtildiği üzere müvekkili sorularının cevapsız bırakıldığını, verilen bilgilerin dürüst hesap verme ilkesine aykırı olduğunu; gündemin 3.maddesiyle alınan şirket bilançosu ve kar/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin kararın, finansal tabloların gerçeği yansıtmadığını; gündemin 4.maddesiyle alınan yönetim kurulu üyeleri ..., ...,... A.Ş.'nin ibrasına ilişkin kararın, yönetim kurulu başkanı ... tarafından kullanılan oylarla alındığını, hatalı ibra kararının iptali gerektiğini; gündemin 5.maddesiyle alınan yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigaline müsaadesine ilişkin alınan kararın, yine oylamada oy hakkı bulunmayan yönetim kurulu üyelerinin oylarıyla alındığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davalı şirket 29/04/2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan 2, 3, 4, 5 nolu kararların iptaline ve yok hükmünde veya butlanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle; asıl davaya bildirdiği nedenlerle ve birleşen davada talep edilen gündemin 2.nolu maddesiyle alınan karar yönünden, faaliyet raporunun sadece müzakere edildiğini, onaylanmadığını, faaliyet raporunun müzakeresinin genel kurul kararı niteliğinde bulunmadığını, genel kurulda oylama yapılmadığını beyanla asıl ve birleşen davaya cevap dilekçelerinde bildirdiği nedenlerle birleşen davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;\"...Tarafların asıl ve birleşen davaya yönelik karşılıklı iddia ve savunmaları, alınan ve benimsenen bilirkişi kurulu kök ve ek raporu ile toplanıp değerlendirilen delillere göre;  asıl ve birleşen davacıların, hissedarı oldukları davalı şirketin 29/04/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısına iştirak ettikleri, iptali istenilen asıl ve birleşen dava konusu gündem maddelerine olumsuz oy kullandıkları ve alınan kararlara muhalefet şerhi yazdırdıkları, davacıların gündem maddelerine bağlı alınan kararların iptaline ilişkin dava açma koşullarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Birleşen davaya konu yapılan gündemin 2.maddesine ilişkin olarak;Birleşen davacı tarafça birleşen davaya konu Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun Okunmasına ve Müzakere edilmesine ilişkin gündemin 2.maddesinin iptali istenmiş ise de; benimsenen bilirkişi kurulu rapor ve ek raporunda açıklandığı üzere, yönetim kurulu faaliyet raporunun görüşülerek müzakere edildiği; bu gündem maddesine ilişkin herhangi bir karar alınmadığı anlaşıldığından birleşen davaya yönelik bu yöndeki istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl ve Birleşen davalara konu yapılan gündemin 3.maddesine ilişkin olarak;Asıl ve birleşen davaya konu Bilanço ve Kar/Zarar Hesaplarının Onaylanmasına ilişkin gündemin 3.maddesiyle alınan kararın kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenmiş ise de; davalı şirket bilanço ve finansal tabloların usulüne ve kanuna uygun olarak düzenlendiği, genel kurul toplantısı öncesinde pay sahiplerinin incelemesine sunulduğu; kaldı ki anonim ortaklıklarda çoğunluk ilkesi gereği anılan genel kurul kararının oy çokluğu ile alındığı, kararın yasaya, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırılığından bahsedilemeyeceği anlaşıldığından bu yöndeki istemin reddine karar vermek gerekmiştir.Asıl ve Birleşen davalara konu yapılan gündemin 4.maddesine ilişkin olarak; 6102 sayılı TTK'nın 436.maddesi \"Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.\" hükmünü içermektedir.Yukarıda açıklandığı üzere, şirket yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacağı düzenlenmiştir. Buna göre; asıl ve birleşen davaya konu Yönetim Kurulu Üyelerinin ibralarına ilişkin gündemin 4.maddesiyle alınan kararın, yine benimsenen bilirkişi kurulu rapor ve ek raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, genel kurul toplantısında Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararda oylamaya katıldığı ve verdiği olumlu oylarla nisap sağlandığı, adı geçenin oy yoksunluğu haline göre kulanmış olduğu oylar dahil edilmediğinde bu kararın alınamayacağı; bu haliyle adı geçenin oylamaya katılmak suretiyle TTK'nın 436/2.md kapsamındaki yasağa aykırı karar alındığı, sözkonusu oyların kararın alınmasında etkili olduğu; açıklanan nedenlerle Yönetim Kurulu Başkanının ibra edilmemesi dışındaki diğer yönetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin alınan ve dava konusu yapılan 4 nolu gündem maddesinin bu kısmının yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından iptaline karar vermek gerekmiştir. Asıl ve Birleşen davalara konu yapılan gündemin 5.maddesine ilişkin olarak; Genel Kurul ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 395.maddesiyle yönetim kurulu üyelerine anonim şirketle ticari işlem yapma yasağı, 396.maddesiyle de şirketin konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir. Bu düzenlemeler, mutlak emredici nitelikte hükümler değildir. Her iki maddede getirilen yasağın genel kurul kararı ile kaldırılması mümkündür. Genel kurul, yönetim kurulu üyelerinin tamamı veya biri veyahut birkaçı için bu yasakların kaldırılmasına izin verebilir. Ancak, TTK'nın 395. Ve 396.maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda aynı yasanın 436/1.madde gereğince hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesi veya üyeleri kendi lehine oy kullanamaz, diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada oy kullanabilirler. Somut olayda, Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın kendi yasağının kaldırılmasına ilişkin alınan kararda oy kullandığı, verdiği olumlu oylarla nisap sağlandığı, adı geçenin oy yoksunluğu haline göre kulanmış olduğu oylar dahil edilmediğinde kendisi yönünden bu kararın alınamayacağı; bu nedenle ...'a izin verilmesine ilişkin alınan kararın yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla Yönetim Kurulu Başkanı ... yönünden iptalinin gerektiği; Diğer ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin ... üyesi sıfatıyla rekabet ve işlem yasaklarının kaldırılmasına ilişkin alınan kararla verilen iznin TTK'nın 395.ve 396.madde gereğince yetkili organ olan genel kurulca verildiği, bu yöndeki genel kurul kararının oy çokluğu ile alındığı ve gerekli nisabın sağlandığı; bu yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin kararda, ... Başkanı ...'ın oy yoksunluğu halinin bulunmadığı; dolayısıyla alınan kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırılığından bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, bu yönetim kurulu üyelerine izin verilmesi yönünde alınan karara yönelik iptal isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. TTK'nın 449.maddesi yönünden değerlendirme;Asıl davaya ilişkin olarak, dava açıldığı sırada dava konusu yapılan gündemin 3, 4 ve 5 numaralı maddeleri yönünden alınan kararların yürütülmelerinin TTK'nın 449.maddesi gereğince geri bırakılmaları istenilmiş ve mahkememizce bu konudaki isteme yönelik kararın verildiği 19/02/2020 tarihindeki dosya kapsamı ve delil durumuna göre istemin reddine karar verilmiş ise de; Asıl ve birleşen davalarda dava konusu yapılan gündem maddelerinin yukarıda belirtilen kısımlarının açıklanan nedenlerle nihai olarak iptaline karar verilmiş olması göz önüne alındığında;İptaline karar verilen 4 nolu gündem maddesindeki ibra kararının yürütülmesinin durdurulmaması halinde (icra yeteneği olmayan olumsuz bir karar olması nedeniyle), HMK'nın 389.maddesinde öngörülen hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı endişesini gerektirecek bir durumun bulunmadığı;İptaline karar verilen 5 nolu izin kararının yürütülmesinin durdurulmaması halinde ise (icra yeteneği olan olumlu bir karar olması nedeniyle), HMK'nın 389.maddesinde  öngörülen hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı endişesini gerektirecek bir durumun, diğer bir anlatımla tedbir koşullarının bulunduğu kanaatine varıldığından, 5 nolu gündem maddesinin iptal edilen kısmının yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmiştir...\" gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların birlikte kısmen kabulü ile davalı şirketin 29/04/2019 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında, (a)4 numaralı gündem maddesi ile ...'ın ibra edilmemesi kararı dışındaki diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine, (b)5 numaralı gündem maddesi ile alınan karardan, ...'a TTK.nın 395.ve 396.maddeleri gereğince davalı şirket konusu işlerle iştigal edilmesi kısmına, ilişkin alınan kararların iptallerine, iptaline karar verilen 5 numaralı gündem maddesinin iptal edilen kısmının yürütülmesinin TTK'nın 449. maddesi gereğince geri bırakılmasına, karar  verilmiştir.Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİAsıl davada davacılar  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dava dosyasında 06.10.2020 tarihli bir kök bilirkişi raporu ve 19.02.2021 tarihli bir ek bilirkişi raporu olmak üzere iki bilirkişi raporu bulunduğunu, davalı şirketin,bilirkişi incelemesinden evvel, şirketin ticari defterlerinin incelenmesi için yerinde inceleme talebinde bulunmuş olup, inceleme yapılıp dosya bilirkişilere teslim edilirken davalı şirketin defterleri bilirkişilere teslim edilmediğini, ancak 06.10.2020 tarihli kök bilirkişi raporu, 18. Sayfada,“Davalı Şirketin İbraz Edilen Ticari Defterleri” başlıklı bölümdeki ibareden, davalı şirketin ticari defterlerini bilirkişi heyetine ibraz ettiğinin anlaşıldığını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 29.03.2017 tarihli, 2016/1716E. ve 2017/1397 K. nolu kararının da ekli olduğunu,Bilirkişi raporlarında hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapıldığını,  bilirkişiler özellikle davalının şirketler topluluğu iddiası hakkında hukuki niteleme ve değerlendirmede bulunduğunu, ancak, aşağıda açıklanan nedenlerle yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, davalı şirketin ünvanında “Holding” ibaresi yer aldığını, ancak şirketin bir holding olarak yapılanmadığını, zira 6102 sayılı TTK’da holdingin tanımına yer verilmediğini, ancak TTK 519/4. maddesinde  “İkinci fıkranın (c) bendi ve üçüncü fıkra hükümleri, başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olan holding şirketler hakkında uygulanmaz”denilerek holding şirketlerin amacı zikredildiğini, ancak bir şirketin unvanında “Holding” ibaresinin yer alması o şirketin holding olması için yeterli olmadığını, nitekim somut olayda davalı şirketin başka bir iştiraki veya kontrolü dahilinde bulunan bir şirketi bulunmadığını, davalı şirketin unvanında “Holding” ibaresinin yer alıyor olması tamamen tahrifat ve göz boyama amacı taşıdığını, bilirkişilerin davalı ... “Holding” zannederek ve bu faraziye üzerine inşa edildiğini, kök ve ek raporlar sırf bu nedenle eksik ve yetersiz olup hükme dayanak alınmaya elverişsiz olduğunu,Şirketler topluluğunu oluşturan şartların somut olayda bulunmadığını, davalı şirketin 2017 yılına ait 28.06.2018 tarihli genel kurulunda bilanço ve kar/zarar tablolarının onaylanmasına ilişkin gündem maddesinin iptal edildiğini, İstanbul 12. ATM 2018/864E. sayılı davanın 31.05.2021 tarihli duruşmasında mahkeme, müvekkilleri tarafından iptali istenen bütün gündem maddelerinin iptaline karar verdiğini, gündemin (5). maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine şirket konusu işlerle iştigal etmelerine dair TTK'nın 395 ve 396 gereği müsaade edilmesi hakkında; iptali talep edilen kararın, oydan yoksun olduğu halde oy kullanarak kararın alınmasını mümkün kılan pay sahibi ve yönetim kurulu başkanı ...’ın oyu ile alındığını, Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın, yönetim kurulu üyeleri ... A.Ş.’de ve ... A.Ş.’de %70’şer oranında çoğunluk pay sahibi olup her iki şirkette de yönetim kurulu başkanı olduğunu, dolayısıyla ...'ın TTK'nın 436 uyarınca hakimiyeti altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikteki iş veya işlemlerde oydan yoksun olduğunu, diğer yönetim kurulu üyelerine 395 ve 396 maddelerinde yer alan izinlerin verilmesi konusunda yapılan oylamaya iştirak etmemesi gerekirken, iştirak etmesi ve kararın bu oylar sayesinde alınmış olması söz konusu kararın iptalini gerektirdiğini,Yönetim kurulu başkanı ...’ın oyları dikkate alınmaksızın hesap yapıldığında talebin reddedileceği toplantı tutanağından açıkça görüldüğünü, hem yukarıda anılan nedenlerle ve hem de yönetim kurulu üyelerinin durumu kendi menfaatlerine kullanmaya çalıştıkları görüldüğünden, şirket kaynaklarının istismarının önlenmesi için TTK'nın 395 ve 396. maddesi kapsamındaki izinlerin verilmesi yönünde, kanuna aykırı olarak alınan kararın diğer yönetim kurulu üyeleri ... A.Ş. ve ... A.Ş. için de iptali gerekmekte ve talep edildiğini, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.07.2021 tarihli, 2019/374 E. ve 2021/586 K. sayılı kararının, 29.04.2019 tarihli Genel Kurulda,(4) numaralı gündem maddesi ile ...’ın ibra edilmemesi dışındaki diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine;(5) numaralı gündem maddesi ile alınan karardan, ...’a TTK’nın 395. ve 396. maddeleri gereğince davalı şirket konusu işlerle iştigal edilmesi kısmına; ilişkin alınan kararların iptali kararının, iptaline karar verilen (5) numaralı gündem maddesinin iptal edilen kısmının yürütmesinin TTK’nın 449. Maddesi gereğince geri bırakılması kararının onanmasına, gündemin, (3) nolu maddesi olan bilanço ile kar/zarar tablosunun onaylanmasına ilişkin kararın ve (5) numaralı maddesi olan yönetim kurulu üyelerine TTK’nın 395 ve 396.  maddelerindeki izinlerin verilmesine ilişkin kararın ... haricindeki diğer yönetim kurulu üyeleri açısından iptali talebinin reddi kararının kaldırılmasına ve kararın kaldırılması talep edilen kısmı için yeniden yargılama yapılarak talebimizin doğrultusunda davanın kabulü ile gündemin (3) ve (5) nolu gündem maddelerinin iptal edilmeyen kısmı hakkında TTK’nun 447. Maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine veya TTK’nun 445. maddesi uyarınca iptaline ve bu kararların yürütmesinin, karar kesinleşinceye kadar, geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümüyle kabulüne karar  verilmesini istemiştir.Birleşen  davada davacılar  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin 8 no.lu ekinde dava dışı ... Şirketlerinin pay sahipliği yapısını gösterir kayıtlarının İstanbul Ticaret Sicili müdürlüğüne yazılarak celbi talep edilmiş olmasına karşın bu hususun ilk derece mahkemesince  yerine getirilmemiş olduğundan, herhalde bilirkişi kök ve ek raporunda  da ...’ın, bu dava dışı ...’nin çoğunluk pay sahibi ve yönetim kurulu başkanı olduğu görülemediğini, yani TTK’nın 436 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca pay sahibinin kendisi ve hakimiyeti altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir iş veya işleme ilişkin müzakerelerde oydan yoksun olduğu hususu gözden kaçırıldığını, halbuki ilgili izinlerin verilmek istendiği diğer yönetim kurulu üyeleri de dava tarihinde ...’ın sermayesinin %70’ine sahip ve yönetim kurulu başkanı olduğu ... ile sermayesinin %70’ine sahip ve yönetim kurulu başkanı olduğu... açık olarak ...’ın hakimiyeti altındaki sermaye şirketleri olduğunu,TTK’nın 436 ncı maddesinin birinci fıkrasında açıkça pay sahibinin “hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri” ile şirket arasındaki kişisel nitelikteki iş veya işleme ya da davalara ilişkin müzakerelerde oy kullanamayacağı belirtildiğini, işte davalı şirketin dava dışı yönetim kurulu üyelerinden olan ... de hakimin adamları olarak ...’ın hakimiyeti altında bulunan şirketler olduğunu, dolayısıyla bunlara, şirketle işlem yapma ve rekabet etme izni verilmesi oylamasında ... yine oydan yoksun olduğunu, bu hususta bilirkişi kök raporuna itiraz edilmişse de bilirkişi ek raporunda da ısrarla ilgili eksiklik giderilmediğini ve ısrarla ...’nin ...’ın hakimiyeti altındaki sermaye şirketlerinden olduğu hususları göz ardı edildiğini, halbuki bilirkişi kök ve ek raporları’nda ısrarla incelenmeyen bu husus da td bilirkişi raporunda gerektiği gibi değerlendirildiğini, 53 ve 54 üncü sayfalarında ...’ın hem kendisi hem de ...’ün diğer yönetim kurulu üyeleri olan ... Holding ve ...’nin de hakimi olması nedeniyle tüm yönetim kurulu üyelerine izin verilmesi oylamasında oydan yoksun olduğu tespit edilmiş ve 55 inci sayfada sonuç kısmının 6 no.lu bölümünde ilgili genel kurul kararının tamamının iptal edilmesi kanaatine varıldığının belirtildiğini, benzer bir incelemenin huzurdaki davada da yapılması elzem olduğunu, bu nedenle eksiklikler giderilerek inceleme yapılmak üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etme gereği bulunduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümüyle kabulüne karar  verilmesini istemiştir.Asıl ve birleşen  davada davalı şirket vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Gündemin (4) nolu maddesi kapsamında ibra oylamasında oydan yoksunluk söz konusu olmayıp verilen iptal kararının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda ve raporu esas alan ilk derece mahkemesinin kararında, ...'ın diğer yönetim kurulu üyelerinin oylamasında oydan yoksun olduğu belirtilerek iptal kararı verildiğini, ancak TIK 436/2 kapsamında oydan yoksunluk hali somut olayda mevcut olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında genel kurul tutanağında görüldüğü üzere “oydan yoksunluk” hali de gözetilerek yapılan oylama yasaya ve usule uygun olduğunu, nitekim yönetim kurulu üyelerinin kendileri hakkında yapılan oylamaya katılmadığı toplantı tutanağı ile de sabit olduğunu, ...'ın kendi ibrasında oy kullanmadığı ve ibra edilmediği bilirkişilerce ve mahkemece tespit edildiğini,TTK.'nın 436/2 gereğince, yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu ibrasında kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacaklarını, buradaki üyelerinin ibrasında oy kullanmasını engelleyen bir durum söz konusu olmadığını, nitekim yönetim kurulu üyeleri de kurul olarak değil ayrı ayrı ibra oylamasına sunulduğundan ibraya ilişkin genel kurulda uygulanan usul ve alınan karar kanuna uygun olup oydan yoksunluk söz konusu olmadığını,TTK'nın 395 ve 396.maddelerinin iznine ilişkin 5 nolu gündem maddesi değerlendirilirken müvekkili şirketin aile şirketlerinden biri olduğu ve şirkete sadece aile fertlerinin paydaş oldukları bir grup şirketi olması göz önünde bulundurulduğunu, bilindiği üzere TTK'nın 395 ve 396 hükümlerinin eski TTK'dan aynen alınmış hükümler olduğunu, bu açıdan ele alındığında eski TTK'da topluluk şirketlerine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığının malum olduğunu, bu halde TTK'da şirketler topluluğuna ilişkin düzenlemeler yapılırken eski hükümlerin yeniden yorumlanması gerektiğini, zira eski anlayışa göre birden fazla şirkette örneğin 480 paya sahip olan bir ortak (hakim teşebbüs) bir şirkette yönetici olabilecek diğer şirketlerde TTK.m. 395 ve 396 gereği asla yönetici olamayacağını, kendi kurduğu, elini taşın altına soktuğu bir şirkette yönetici olamamasını ve bunun adaletsiz olacağı malum olduğunu, kaldı ki bugüne kadar hakim ortak ...'ın grup dışı başka herhangi bir şirkette görev almadığını, yine kanunun aile şirketlerinin profesyonel yöneticiler tarafından yönetilmek  zorunda olduğuna dair bir düzenleme içermediğini,TTK'nın 395 ve 396'ya göre yönetim kurulu üyelerine şirket konusu işlerle iştigal etme izni verilmesi hususu, bugüne kadar ... Şirketler Grubu'nda davacıların da içinde yer aldığı ve tüm pay sahiplerinin olumlu oyuyla karara bağlanan rutin bir genel kurul gündemi olduğunu, bu kararlarla aile şirketi olarak idare edilen ... Şirketler Grubu'nda esasen yöneticilerin birden fazla grup şirketinde görev alabilmesi temin edildiğini, nitekim hissedarlar arasında yaşanan husumetlerden sonra davacıların da diğer azınlık hissedarla bir araya gelmek sureti ile bir kısım şirketlerde yönetimi alıp aynı kararları yönetimlerine aldıkları şirketlerde de almakta bir sakınca görmediklerini, bu durumun davacıların çelişkili işlem yasağına aykırı davrandıklarını gösterdiğini, beyanlarında sıkça dile getirdikleri halde mahkemece bu durumun değerlendirilmediğini, Sonuç olarak ilk derece mahkemesi tarafından müvekkili şirketin aynı kişilerin paydaşı olduğu pek çok şirketten biri olduğu yani esasen verilen bu iznin aile şirketlerinin yönetiminde kullanılmak üzere verilmiş olduğu gözetilmediğini, ... bu izni şahsi olarak almamakta, grup şirketleri için verildiğini, yine davacıların bu aile şirketlerinden bir kısmında yönetimde oldukları ve bu şirketlerde dahi genel kurullarda 395-396 uyarınca kendileri lehlerine oy kullandıkları ve izin aldıkları yani çelişkili işlem yasağına aykırı davrandıklarının da ortada olduğunu, bu nedenle gündemin 5. maddesi kapsamında aile şirketleri dışında yöneticilik yapmayan ...'ın oydan yoksun olduğu ve alınan kararın onun açısından iptal edilebilir yönündeki kararın kaldırılması gerektiğini, Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2018/1327 K. 2019/8307 Sayılı, 19.12.2019 tarihli kararında;TTK 395-396 izinlerinin oylanması hususunda kişisel nitelikte bir iş için karar alınmadığına, oydan yoksunluk ilkesinin istisna nitelikte olduğuna ve geniş yorumlanmaması gerektiğine değinerek TTK'nın 395-396 gündem maddesinin oydan yoksunluk sebebiyle iptaline ilişkin verilen kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiğini,(5) nolu gündem maddesinin tedbiren durdurulmasında hukuki yarar bulunmadığını, icra edilebilir olmayan yürütmenin durdurulması kararının kaldırılması gerektiğini, emsal nitelikli Bölge Adliye Mahkemesi Kararı - İstanbul BAM, 13. HD.. E. 2019/963 K. 2019/1023 T. 10.7.2019 kararını eklediklerini, söz konusu 5 nolu karar, tedbir kararının verildiği tarihten önce icra edilmiş ve yürürlükte olmadığından; zaten bu kararın yürütmesinin geri bırakılmaması halinde HMK 389, maddede öngörülen hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hiçbir husus somut durumda mevcut olmadığını, bu sebeple huzurdaki davada ihtiyati tedbir şartları oluşmadığından ve verilen tedbir kararında hukuki ve pratik bir yarar bulunmadığından haksız tedbir kararının kaldırılmasını gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davaların tümüyle reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl ve birleşen dava,  davalı şirketin  29.04.2019  tarihli genel kurulunda alınan 2,3, 4 ve 5 numaralı gündem maddeleriyle alınan kararlarının yokluğu ile butlanın tespiti, olmadığı takdirde TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca iptali istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl davada davacılar , davalı şirketin  24.04.2019  tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan  3,4 ve 5 sayılı  kararların usul ve yasaya  aykırı olduğunu ileri sürmüş, birleşen davada davacılar ise asıl dava konusu kararlar dışında 2 nolu  alınan kararlarında  butlanını olmazsa iptalini talep etmişlerdir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile 4 nolu karar ile ...'ın ibra edilmemesi kararı dışında diğer yöneticilerin ibra kararının iptaline, 5 nolu karar ile ...'a verilen izne ilişkin kararın iptaline, diğer taleplerin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Asıl ve birleşen davalarda, davalı şirket  vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde:Davacı vekilince  4 nolu gündem maddesi ile yöneticilerin ibrasına ilişkin ve gündem 5 maddesi ile TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca ...'a  verilen izne ilişkin  iptaline dair verilen  kararların doğru olmadığı ileri sürülerek ilk derece mahkemesi kararı  bu yönüyle istinaf edilmiştir.29.04.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2 numaralı kararın yönetim kurulu faaliyet ve raporunun okunmasına ve müzakere edilmesine ilişkin olduğu, 3 nolu kararın  bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanmasına,  4 numaralı kararın yönetim kurulu üyelerinin ibrasına, 5 numaralı gündem maddesinin ise  yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine  dair TTK'nın 395 ve 396. gereğince müsaade edilmesine ilişkin olduğu, davacıların  anılan kararlara karşı olumsuz oy kullandığı, muhalefet şerhinin bulunduğu görülmektedir.Davalı şirketin hazirun cetveline   göre  şirket toplam hisse sayısı ve payının 16.800 olduğu,  asıl ve birleşen davada  davacılar ..., ...,  ... ve  ...'nin  toplam 4.246 hisse ve paya sahip olduğu, diğer ortak ...'ın ise 12.554  paya sahip olduğu, dava konusu  3, 4 ve 5 no'lu kararların ortak ...'ın oyları ile  oy çokluğu ile alındığı, 4 numaralı kararda ortak ve yönetim kurulu başkanı ortak ...'ın kendi ibrasında oy kullanmadığı,  asıl ve birleşen davalarda davacı  ortakların ret oyu ile ibra edilmediği,  diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında ortak ve yönetim kurulu Başkanı ...'ın oy kullandığı ve  kendisinin oyu ile diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği, 5 no'lu kararın ise yine ...'ın kabul oyu ile oy çokluğu ile alındığı, TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca  yönetim kurulu üyelerine şirket konusu işlerle iştigal etme izni verildiği  anlaşılmaktadır. Genel kurulun 4. maddesiyle alınan ibra kararının incelenmesinde; genel kurula 5 ortağın asaleten ve vekaleten katıldığı, ...'ın şirket sermayesinin 12.554  payına, asıl davada davacılar ..., ...' in ayrı ayrı 672'şer,  birleşen davada davacılar ... ve ... nin ayrı ayrı  1.451'şer olmak üzere toplam 4.246 payına  sahip oldukları ve şirketin  toplam 16.800  adet payının tamamının genel kurulda temsil edildiği anlaşılmıştır. Genel kurulun 4. maddesi ile  yöneticiler ... ve ... ile yıl içinde yönetim kuruluna seçilen ... AŞ ve  ... AŞ'nin ...'ın 12.554  adet oyu ve oy çokluğuyla ibra edildiği, yönetim kurulu başkanı ...'ın kendi ibrasında oy kullanmadığı için ibra edilmediği, davacıların TTK'nın 436/2. maddesine göre oydan yoksunluk nedeniyle karara muhalif kaldıkları ve red oyu verdikleri görülmüştür.Genel kurulun 5. maddesinde ise yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerine göre yetki verildiği, bu kararın da ortaklardan ...'ın oyu ile alındığı ve diğer davacı dört ortağın karara muhalif kalarak red oyu verdikleri anlaşılmıştır. Şirketin sicil kaydında ... ile iki tüzel kişinin şirketin yöneticisi oldukları anlaşılmıştır.TTK'nın 436. maddesinde oydan yoksunluk hali düzenlenmiştir. Belirtilen maddede, \" Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. (2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Belirtilen yasal düzenleme ile bu düzenlemenin değerlendirildiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.05.2023 tarih ve 2022/668 Esas 2023/3398 Karar sayılı emsal ilamı ile dosyada bulunan  29.04.2019  tarihli genel kurul tutanağı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu genel kurulun 4. maddesiyle alınan ibra kararının ve 5. maddesiyle yönetim kurulu üyesi ...'a TTK'nın 395-396 maddeleri uyarınca izin verilmesine dair kararların iptali  bakımından ilk derece mahkemesince verilen karar isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekili, ilk derece mahkemesince 5 nolu gündem maddesi ile alınan kararın iptali hükmü ile birlikte, bu karar yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesi de istinaf sebebi yapılmıştır. İlk derece mahkemesinin genel kurulun  5 nolu  gündem maddesi ile alınan kararı yönünden açılan davada verilen kararın Dairemizce  istinaf  incelenmesi sonucu  ulaşılan sonuç da dikkate alındığında, asıl ve birleşen davalarda  davalı şirket vekilinin bu konudaki  istinafı da yerinde görülmemiştir.Asıl  ve birleşen davada davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;Asıl ve birleşen davalarda  davaclar vekilince  2 ve 3 nolu gündem maddesi ile 5 nolu gündem maddesi  ile TTK'nın 395, 396 maddeleri uyarınca ... dışındaki yönetici tüzel kişilere   verilen izne ilişkin kararın iptali isteminin reddine dair ilk derece mahkemesince  verilen  kararların doğru olmadığı ileri sürülerek ilk derece mahkemesi kararı  bu yönüyle istinaf edilmiştir.Davacı vekillerince, hükme esas olmayan ve yeterli inceleme içermeyen raporlar doğrultusunda karar verildiğini, aynı zamanda  bilirkişi raporlarının usule uygun düzenlenmediğini, inceleme gününden haberdar edilmediklerini ileri sürerek istinaf nedeni yapılmıştır. İlk derece mahkemesince 12.03.2020 tarihli oturum ara kararları uyarınca bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, aynı oturum ara kararı ile bilirkişilere davalı şirket ticari defter ve kayıtlarını inceleme yetkisi de verilmiştir. Bilirkişi kök raporunun da davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmek üzere düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu şekilde hazırlanan kök rapora taraf itirazlarını gidermek üzere ilk derece mahkemesince ek rapor alındığı da dikkate alındığında ve  HMK'nın 282. maddesi uyarınca bilirkişi raporlarının takdiri delil olup, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporlarındaki tespitler dışında dosyaya sunulu deliller, genel kurul tutanağı ve hazurun cetveli de değerlendirilerek ve hukuki  gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmakla, asıl ve birleşen davada davacılar vekillerinin bu konulardaki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Birleşen davada davacılar vekilince 2 nolu gündem maddesi ile kararın iptali isteminin yerinde olmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiş ise de gerek genel kurul tutanağı içeriği, gerekse alınan bilirkişi raporu içerikleri dikkate alındığında, dava konusu 2 nolu gündem maddesinde yönetim kurulu faaliyet raporunun görüşülüp müzakeresine ilişkin olup, bu gündem maddesinde alınmış bir karar bulunmadığından ilk derece mahkemesinin bu karara karşı açılan dava kapsamında verdiği karar isabetli olup, birleşen davada davacılar vekilinin bu karar yönünden istinaf başvurusu yerinde değildir. Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilince 3 nolu gündem maddesi ile alınan karara ilişkin davanın reddi kararı ayrı ayrı  istinaf edilmiştir. 3 nolu karar bilanço kar/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin olup, kararın asıl ve birleşen davalarda davacıların karşı oy ve muhalefetiyle ve    oy çokluğu ile alındığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince davalı şirket ticari defter ve kayıtları da inceletilmek suretiyle alındığı anlaşılan bilirkişi kök ve taraf itirazlarını gidermek için alındığı anlaşılan ek rapor içeriklerinde holding, bağlı şirket ve topluluk şirket kavramları yönünden değerlendirme ve tespitler de yapılarak   açıklandığı üzere, davalı şirket bilanço  ve finansal tablolarının usulüne ve kanuna uygun olarak düzenlendiği, genel kurul öncesinde pay sahiplerinin incelenmesine sunulduğu, kaldı ki anonim  ortaklıklarda çoğunluk ilkesi gereği alınan kararın oy çoğunluğu ile alındığı, kararın yasaya, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı anlaşıldığından, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin bu kararın da batıl olduğunun tespitine veya iptaline karar verilmesi gerektiği yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilince 5 nolu gündem maddesi ile alınan karara ilişkin davada, ... dışındaki  yönetici tüzel kişilere verilen izne ilişkin bölümünün iptali isteminin  reddi kararı ayrı ayrı  istinaf edilmiştir. 5 nolu gündem maddesi ile alının kararın şirket yöneticilerine TTK'nın 395-396 maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin olup,  kararın asıl ve birleşen davalarda davacıların karşı oy ve muhalefetiyle ve  oy çokluğu ile alındığı anlaşılmaktadır. Yukarıda hükmüne yer verilen TTK'nın 436/1 maddesindeki oydan yoksunluk  hâline ilişkin mevcut düzenleme, anonim şirketin pay sahiplerinin oy hakkına ve bunun doğumuna ilişkin  434. ve 435. maddeleri gözetildiğinde, istisnai nitelikte olup istisna hükümlerinin yorum yoluyla kapsamının genişletilmesi mümkün değildir. Bu nedenlerle, TTK'nın 436/1. maddesinde hükme bağlanan oydan yoksunluk hâlinin uyuşmazlık konusu 5 nolu karar yönünden ... dışındaki yönetici tüzel kişilere izin verilmesi  yönünden oluşmadığı, oyların toplamı ve basit çoğunlukla kararın alınmasının mümkün olması dikkate alındığında,  ilk derece mahkemesince bu kararın   iptali yönünde açılan davada, yönetim kurulu üyesi ve ortak ... dışındaki yönetici tüzel kişiler yönünden iptali isteminin reddi yönünde  verilen karar da isabetli olup, asıl ve birleşen davalarda  davacılar  vekillerinin, ...' ın diğer yönetim kurulu üyesi şirketlerin de hâkim hissedarı ve yöneticisi olması  nedeniyle kararın iptali gerektiği yönündeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, asıl ve birleşen davalarda tüm taraf vekillerinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalarda tüm taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan   reddine,2- Asıl ve birleşen davalarda davacılar  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; asıl dava bakımından bakiye 556,10 TL, birleşen dava bakımından 556,10 TL istinaf karar harçlarının, asıl ve birleşen davalarda davacılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına;  asıl dava yönünden 556,10 TL,  birleşen dava yönünden 556,10 TL istinaf karar harçlarının davalıdan  tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca  yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 17.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dfecbc8e42d37b57","SID":"bdcd671b8c708ace"}}