{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2090 <br>KARAR NO\t\t: 2025/712<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24.10.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/790 Esas 2023/697 Karar\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 02.05.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02.05.2025<br><br>\tKarşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.10.2023 tarih 2022/790 Esas 2023/697 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tDAVA \t: Davacı vekili, müvekkillerinin ... İli, ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel ... Apartmanı Bağımsız Bölüm No:...'de kayıtlı dükkanın sahibi olduğunu, taşınmazın Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında sigortalandığını, 30.10.2020 depreminde aldığı hasar nedeniyle binanın boşaltıldığını ve yıkılmasına karar verildiğini, Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/35 D.İş sayılı dosyasında bilirkişi raporu alındığını, binanın mevcut hali ile ağır hasarlı olduğunu, 6306 Sayılı Yasa çerçevesinde yapılan Riskli Yapı tespit çalışmasında ... Ltd. Şti. tarafından sunulan raporda binanın yaşamaya elverişli olmadığı ve riskli yapı olduğu sonucuna varıldığını, ağır hasarlı olan binanın hasar nedeniyle davalı kuruma başvurulduğunu, davalı tarafından cüz'i miktarda kısmi ödeme yapıldığını iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 2.000,00-TL maddi tazminatın 30.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili 26.05.2023 tarihli değer arttırım dilekçesi ile; dava değerini 29.250,16 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tCEVAP \t: Davalı vekili, müvekkili kuruma usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, taşınmazın davacı ... adına 02.12.2019-02.12.2020 tarihleri arasında tanzim edilmiş 507180579 nolu DASK poliçesine istinaden davacının deprem sonucunda konutunda meydana gelen hasarın tespiti amacıyla müvekkili kuruma yapılan hasar ihbarı neticesinde hasar dosyası oluşturulduğunu, yapılan eksper tespitleri neticesinde sigortalıya muafiyet bedeli düşülerek 09.12.2020 tarihinde 1.826,00-TL ödeme yapıldığını, 02.12.2019-02.12.2020  vadeli sigorta poliçesinin sona erme tarihinden itibaren işlemeye başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresinin 02.12.2022 tarihinde sona erdiğini dava konusu poliçeden doğan bütün tazminat hakları 02.12.2022 tarihinde zamanaşımına uğradığını; binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeniyle yıkılıp yapılmasının yasal olarak iyileştirme olduğunu, Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat taleplerinin sigorta ettiren ile sigortacının taraf olduğu sözleşmeye dayanmakta olduğu, bu davaların 6102 sayılı TTK m. 1420 maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımı süresinin başlangıcının alacağın muaccel olduğu gün yani sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden başlayan 5 günlük ihbar tarihinin son günü olduğu, taşınmazın 30.10.2020 tarihinde meydana gelen depremde hasara uğradığı, zamanaşımı süresinin 04.11.2020 tarihinde başladığı, arabuluculuk faaliyetlerine 01.11.2022 tarihinde başlandığı, bu kapsamda zamaaşımı süresinin dolmadığı; rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle taraflar arasında Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarına tabi geçerli bir sigorta poliçesi düzenlendiği, deprem nedeniyle gerçekleşen rizikonun sözleşmenin teminatı kapsamında olduğu, davacıların zararın artmasına neden olan kusurlu bir eyleminin bulunduğu yönünde bir tespit bulunmadığı, davalı tarafından 09.12.2020 tarihinde 1.826,00 -TL, 22.06.2022 tarihinde 3.909,57 -TL ekspertiz raporuna istinaden davacılara kısmi hasar tazminatı ödemesi yapıldığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu binanaın yapılan itiraz üzerine yetkili idare tarafından riskli yapı olduğu kabul edildiği, hükme esas alınan ek bilirkişi raporuna göre binada oluşan hasarın depremden kaynaklı bir hasar olduğu, yapının depremden dolayı gördüğü hasar dolayısıyla orta hasarlı olduğu, yeniden yapım maliyetinin riziko tarihi itibariyle, davacıların arsa payına göre 28.354,16 TL olduğu; davalı tarafından davacılara ödenen kısmi ödeme ve poliçede belirtilen %2 tenzilli muafiyet sonrası davacıların davalıdan talep edebileceği miktarın 21.904,59 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 21.904,59 TL'nin temerrüt tarihi olan 03.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili,  ilk derece mahkemesince güçlendirilmesi can ve mal güvenliği yönünden risk teşkil eden yapının yeniden yapım maliyeti yerine güçlendirme maliyetinin hesap edildiğini, ancak dava konusu yapının güçlendirme ile kullanılmasının mümkün ve güvenilir olmadığını, yapının güçlendirme ile kullanımının mümkün olduğuna dair bilimsel bir verinin de bulunmadığını, yapının yeniden yapım maliyetinin güçlendirme maliyetinin %40'ını aştığını, bu nedenle yapının yıkılarak yeniden yapılmasının en doğru çözüm olduğunu, davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili, davacının meskenin brüt yüzölçümü, yapı tarzı, adresi, geçmiş depremlerde hasar durumuna ilişkin beyan yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nın “Zaman Aşımı” başlıklı C.7 maddesinde “Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler, sözleşmenin sona ermesinden itibaren iki yılda zaman aşımına uğrar.” hükmünün bulunduğunu, 02.12.2019/02.12.2020 vadeli sigorta poliçesinin; sona erme tarihinden itibaren işlemeye başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresinin 02.12.2022 tarihinde sona erdiğini, dava konusu meskene ilişkin tapu kaydında herhangi bir bankanın alacaklı sıfatıyla yer alıp almadığı hususunun araştırılması gerektiğini, binanın depremden kaynaklı olmayan yapısal sorunları ve yapıldığı tarihteki mevcut yönetmeliklere uymaması nedeniyle ortaya çıkan hasarların deprem kaynaklı olmadığını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hasar tespitinin teknik heyet tarafından \"gözlemsel\" olarak yapıldığını, dolayısıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 30.10.2020 tarihli depreme ilişkin \"orta hasar\" tespitinde depremden önce oluşan binadaki hasarlar ve kusurlar değerlendirilmediğinden dolayı depremden önce meydana gelen yapısal hasarlar ile meydana gelen deprem arasında bir nedensellik ilişkisi bulunmadığını, davaya konu meskenin tapu kaydı örneğinde riskli yapı beyanı bulunduğunu, müvekkili kurum tarafından tespiti sağlanan ekspertiz raporunda belirtilen ve binada hafif hasar kapsamında değerlendirilebilecek hasarların deprem nedeniyle oluştuğu ve müvekkili kurum tarafından ekspertiz raporu çerçevesinde belirlenen ve davacıya ödenen 5.735,57-TL hasar tespit tutarının hasarın büyüklüğü ile orantılı ve uygun olduğunu, hatalı hesaplamaya dayalı bilirkişi raporu esas alınarak müvekkili kurum aleyhine tazminat hesaplamasının hatalı olduğunu, binanın müvekkili kurum tarafından \"hafif hasar\"lı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ise \"orta hasar\"lı olarak tespit edildiğini, davaya konu meskene ilişkin yeniden yapım maliyeti hesaplanmasının hatalı olduğunu, binanın \"orta hasar\"lı olduğunun kabulünde dahi hesaplanacak tutarın \"güçlendirme\" maliyetine ilişkin olması gerektiğini, müvekkili kurum aleyhine tazminat hesaplaması yoluna gidilmesi durumunda dahi sigortalanan meskenin doğru brüt yüzölçümünün tespitinin yapılması gerektiğini, yeniden yapım maliyetinin deprem tarihindeki veriler esas alınarak hesaplanması gerektiğini, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayınlanan bina aşınma payı oranının sigorta bedeli üzerinden muafiyet uygulandıktan sonra tenzil edilmesi gerektiğini, Jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi ve sigorta eksperlerinden oluşan heyetten rapor alınması gerektiğini, davacının talebine ilişkin sigorta kapsamı ve teminat dışı kaldığı hallerin mevcut olup olmadığının araştırılması, bu hallerin mevcut olması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t:  Dava, DASK poliçesi kapsamında hasar tazminatının tahsili  istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 341. maddesi uyarınca ilk derece mahkemeleri tarafından verilen miktar veya değeri 1.500,00 TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup, anılan miktar aynı yasanın Ek.1. maddesi uyarınca 01.01.2023 tarihi itibariyle 17.830,00 TL'dir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümünü geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.<br>\tSomut olayda ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 21.904,59 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, reddine karar verilen miktarın hüküm tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca istinaf sınırının altında kaldığı anlaşıldığından istinafı kabil olmayıp, davacı vekilinin istinaf dilekçesinin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tDavalı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu gereğince, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler, tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar, bu binalar içinde yer alan ve ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler ile doğal afetler nedeniyle devlet tarafından yaptırılan veya verilen kredi ile yapılan meskenler Zorunlu Deprem Sigortasına tabidir.  Bu sigorta ile, depremin doğrudan neden olduğu maddi zararlar ile deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, dev dalga (tsunami) veya yer kaymasının sigortalı binalarda neden olacağı hasarlar (temeller, ana duvarlar, bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar, bahçe duvarları, istinat duvarları, tavan ve tabanlar, merdivenler, asansörler, sahanlıklar, koridorlar, çatılar, bacalar ve yapının benzer nitelikteki tamamlayıcı kısımlarında meydana gelenler de dahil olmak üzere), sigorta bedeline kadar Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından teminat altına alınmıştır.<br>\tZDS Genel Şartları'nın sigorta kapsamı dışında kalan binaları düzenleyen A.2. maddesi gereğince taşıyıcı sistemi olumsuz yönde etkileyecek şekilde tadil edildiği veya zayıflatıldığı tespit edilen binalar, taşıyıcı sistemi olumsuz yönde etkileyecek şekilde ilgili mevzuata ve projeye aykırı olarak inşa edilen binalar ile yetkili kamu kurumları tarafından yıkılmasına karar verilen binaların poliçe teminatı kapsamı dışında olduğu belirtilmiştir.<br>\tYine ZDS Genel Şartları'nın tazminat hesabını düzenleyen B.3.1.maddesinde sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınacağı, ancak sigorta tazminatının hiçbir durumda sigorta bedelinden fazla olamayacağı, A.6. maddesinde ise her bir hasarda sigorta bedelinin % 2'si oranında tenzili muafiyet uygulanacağı ifade edilmiştir.<br>\tPoliçe kapsamında deprem nedeni oluşar hasar dolayısı ile DASK'ın sorumluluğu cihetine gidilmesi için  alanında uzman inşaat mühendisi, jeoloji mühendisi, sigorta hukuku alanında uzman bilirkişilerin yer aldığı bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazda meydana gelen zararın dava konusu yapının yapım eksikliğinden mi yoksa deprem nedeniyle mi meydana geldiğinin tespit edilmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD 08.06.2020 tarih ve 2018/2465 E. - 2020/3243 K.) <br>\tHasar ve buna bağlı tazminat bedelinin belirlenmesi özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden sigorta eksperi tarafından zararın belirlenerek hükme esas alınması mümkün değildir. (Yargıtay 4. HD 28/03/2022 tarih ve 2021/17713 E.  2022/5999 K.)<br>\tZarar sigortalarının (mal ve sorumluluk sigortaları) amacı, rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortalının maruz kaldığı veya kalacağı zararın tam olarak tazminini sağlamaktan ibarettir. Özellikle mal sigortalarında rizikonun gerçekleşmesi üzerine sigortalının alacağı tazminatın gerçek zararla sınırlı olması ve sigortalının hiçbir surette maruz kaldığı olay dolayısıyla haksız zenginleşme imkânına kavuşmaması gerekmektedir.  Zenginleşme yasağı olarak ifade edilen bu durum sayesinde sigorta sözleşmesi kazanç aracı olmaktan uzaklaşacaktır. Zenginleşme yasağının sonucu olarak sigorta tam sigorta olarak yapılmalı; sigorta bedeli sigorta değerine eşit olmalıdır. Sigorta bedeli taraflarca kararlaştırılan, sigorta poliçesinde gösterilen ve rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortacının ödeyeceği azami miktarı ifade eder. Sigorta değeri ise sigorta edilen menfaatin tam (rayiç ekonomik) değerini ifade eden bir kavramdır. Sigorta edilen menfaatin tam değeri ise rizikonun gerçekleştiği andaki değere karşılık gelmektedir. Sigorta sözleşmesi yapılırken sigorta değeri, sigorta bedelinin tespitine esas teşkil eder. <br>\tBaşka bir deyişle zarar sigortalarında geçerli olan zenginleşme yasağı gereğince sigortacı sadece rizikonun gerçekleşmesi ile ortaya çıkan zararı ödemekle yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigorta sözleşmesi düzenlenirken genellikle sigorta ettirdiği malın değerini serbestçe tayin ettiği için rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortalı malın gerçek kıymeti (sigorta değeri) sözleşmede yazılı olan meblağa (sigorta bedeli) eşit olmayabilir. Şayet sigorta bedeli, sigorta değerinden fazla ise aşkın sigorta var demektir. Bu takdirde sigortalı ancak sigorta değerini olarak ifade edilen rizikonun gerçekleşmesi ile maruz kaldığı zararı talep edebilir. (Yargıtay HGK 06.12.2022 tarih ve 2021/11-478 E. - 2022/1665 K.)<br>\tEksik sigorta, kısmi rizikonun gerçekleştiği anda, sigorta bedelinin sigorta konusu malın gerçek değerinden düşük olması ve o ölçüde zararın kısmen tazmini halinde söz konusudur. Eksik sigorta, sigorta değerinin, sigorta konusu malın gerçek değerinden bilinçli olarak düşük gösterilmesiyle söz konusu olabileceği gibi, poliçe süresi içerisinde malın gerçek değerinin enflasyon veya başka bir sebeple yükselmesiyle de ortaya çıkabilir. Sigorta değeri (TTK.m.1460), sigorta konusu mal üzerindeki çıkarın para ile anlatımıdır. Sigorta bedeli ise (TTK.m.1461), sigortacının sorumlu olduğu en yüksek tutarı belirleyen primin hesaplanmasında rol oynayan, tarafların anlaşmasıyla belirlenen miktardır. Eksik sigorta, sigorta bedeli ve sigorta değeri birlikte dikkate alınarak belirlenir. Eksik sigortanın uygulanması için riziko anında sigorta bedelinin sigorta değerinden düşük olması, bu düşüklüğün önemli ölçüde olması ve tam hasarın söz konusu olmaması gerekir. (Yargıtay 11. HD 15.02.2018 tarih ve 2016/13927 E. - 2018/1130 K.)<br>\tSomut olayda; rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle taraflar arasında Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarına tabi taşınmaz yönünden sigorta poliçesi düzenlendiği, deprem nedeniyle gerçekleşen rizikonun sözleşmenin teminatı kapsamında kaldığı sabit olup, uzman bilirkişi raporuna göre deprem nedeniyle binadaki hasarın depremden kaynaklı bir hasar olduğu ve meydana gelen hasar ile deprem arasında illiyet bağının bulunduğu, taşınmazların belirlenen yeniden yapım maliyetinin poliçe kapsamına göre tespit edilen poliçe teminat üst limitinin üstünde kaldığı gözetilip, poliçe teminat limitine % 2 tenzili muafiyet uygulanması suretiyle poliçe limitini aşamayacak şekilde davacının talep edebileceği hasar miktarının tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.<br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, taşınmazda oluşan hasarların deprem kaynaklı hasar olduğunun tespit edilmesine, tazminatın ZDS Genel Şartları ve ZDS poliçesi hükümlerine uygun şekilde muafiyet kaydı ile gözetilerek belirlenmesine, tam hasar hali söz konusu olduğundan eksik sigortanın mevcut olmamasına, tazminattan indirim yapılmasını gerektiren başkaca bir hal ve neden bulunmamasına, davacının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının ve zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı tarafından ispat edilememesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun, kararın istinafı kabil olmadığından kesinlik nedeniyle REDDİNE,<br>\t2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t3-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>\t4-Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 02.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0cddd1955f30c92","SID":"481332f9aeb59a38"}}