{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/116 <br>KARAR NO\t\t: 2025/644<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24.04.2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/475 Esas 2024/328 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Hayat Sigortası Kaynaklı Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 18.04.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18.04.2025<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.04.2024 tarih ve 2023/475 Esas 2024/328 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, müvekkillerinin murisi ...'ın 12/02/2022 tarihinde vefat ettiğini, murisin 02/06/2021 tarihinde ...bank'tan 40.000,00 TL tutarında kredi çektiğini, bu kredi karşılığında kendisine hayat sigortası yapıldığını ve bunun karşılığında sigorta ücreti kesildiğini, murisin bu kredinin bir kısmını ödediğini ancak tamamını ödemeden vefat ettiğini, söz konusu kredi borcunun ödenmesi amacıyla davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak davalının sigorta başlangıç tarihinden önce mevcut bulunan kalp hastalığından kaynaklı vefatın teminat kapsamının dışında olması nedeniyle söz konusu kredi borcunun ödenmesi taleplerini, beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı gerekçesiyle reddettiğini, murisin ölüm sebebi kalp hastalığına bağlı olmayıp yakalandığı zatürre nedeniyle olduğunu, kredi hayat sigortaları başvuru formunun matbu olarak düzenlendiğini, kredi sözleşmesinde eksik beyanda bulunulması halinde sigortalının hangi yaptırımlara maruz kalacağının kendisine bildirilmemesinin bilgilendirme yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğini, kredi bakiye borcunu daini mürtehin bankaya  ödenmemesinin müvekkillerinin icra tehdidi ile karşı karşıya kalmasına sebep olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu şimdilik 20.000,00 TL'nin vefat tarihi 12/02/2022 tarihinden itibaren bankanın kredide uyguladığı yıllık faizi ile birlikte tahsilini talep ettiklerini, ayrıca bu süreçte ilgili banka tarafından takibe geçilecek olursa icra takip giderleri ve işleyecek faizinda davalı tarafça karşılanmasını talep ettiklerini belirtmiştir.<br>\tCEVAP:Davalı vekili, dava konusu uyuşmazlıkta görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, dava konusu talep miktar olarak belirli olduğunu, sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kalp hastalığı olduğunu, hastalık tanısının sigorta tanzim tarihi öncesinde konulduğun tespit edildiğini, bu kapsamda sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğinin sabit olduğunu,belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Mahkemece yapılan yargılamada toplanan deliller neticesinde ise Muris ... davalı sigorta şirketi nezdinde 02/06/2021 tarihi itibariyle uzun süreli hayat sigortası kapsamında sigortalı olarak bulunduğu, murisin 02/06/2021 tarihinde ...bank İzmir Hatay Şubesinden 40.000,00 TL tutarında kredi çektiği, murisin bu kredinin bir kısmını ödediğini ancak tamamını ödemeden vefat ettiği, kredinin çekildiği ...bankası tarafından davalı şirketin bakiye borcu ödemeyi reddettiği gerekçesiyle kalan borcun davacılar tarafından ödenmesini talep edildiği, davacılar tarafından söz konusu kredi borcunun ödenmesi amacıyla davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak davalının sigorta şirketinin ödemeyi reddettiği, ...bank’ın yazı cevabı muhtevası ile davacılar nezdinde devam eden takip yahut davanın bulunmaması, bu itibarla davacıların mücerret icra tehdidi ile sigortadan kalan borcun tahsili için dava açmakta hukuki yararlarının bulunmaması ciheti ile; hayat sigortasının sorumluluğu ve rücu şartlarının dava dışı bankanın takip, dava vb ile talep yahut tahsil şartlarının tahakkuku ile yahut bunlar olmaksızın davacıların bankaya talebe istinaden yaptıkları ödeme sonrası sigortaya rücu ve sorumluluk iddia ve talebinde bulunabilecekleri nazara alınarak; davanın HMK 114/h maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, bankanın kredi alacağını davalı sigorta şirketinden tahsil etmesi gerekirken müvekkillerini arayıp sigorta tarafından  ödeme yapılmadığından bahisle borcu ödemelerini talep ederek ihtarname çektiği, bankanın sigortaya müracaat edip alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle müvekkillere takip  hazırlığında olduğuna göre müvekkillerinin kendilerine icra takibi veya dava açılması endişesiyle yani bir icra tehdidiyle yaşamlarını sürdürmelerinin beklenemeyeceğini, bu durumda icra takibi başlatılmadan önce menfi tespit davası açılmasının da mümkün olduğunu, mahkemenin görüşünün aksine yasaya göre henüz ortada bir icra takibi yokken de menfi tespit davası açılabileceğini, mahkemeye gönderilen cevabi yazıdan da anlaşılacağı üzere kredi borcunun sigorta tarafından halen ödenmediği ve müvekkillerden taleb edildiği, bu durumda müvekkillerimin borçtan sigorta şirketinin sorumlu olup olmadığının tespitini  içeren bu davayı açmakta  hukuki yararının bulunduğunu, Mahkemenin davanın esasına girip murisin ölüm sebebini araştırması,sigorta başvuru formunda eksiklik bulunup bulunmadığını, davalı tarafın ödemeden kaçınmada haklı olup olmadığını tespit etmesi gerekirken, dava dışı bankanın kalan kredi borcunun tahsil işlemlerinin ne aşamada olduğu,  borç  tehdidinin devam edip etmediğinin dahi açıklığa  kavuşturulmadığını, açılmış derdest dava ve takip bulunmadığı dolayısıyla dava açmada hukuki yararın olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermesi asıl usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, hayat sigortasından kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davacılar aleyhine dava dışı banka tarafından açılan derdest bir takip veya davanın bulunmadığı,davacıların bankaya yapacakları ödeme sonrasında davalı sigortacıya rücu edebilecekleri, davacıların mücerret icra tehdidi ile sigortadan kalan borcun tahsili istemli bu davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.   <br>\tDavacılar vekili, davacılar murisinin vefat etmeden önce dava dışı banka nezdinde kullandığı kredi nedeniyle hayat sigortası poliçesi yapıldığını, murisin vefatından sonra davalı sigorta şirketine başvuru yapılmasına karşın, murisin poliçenin düzenlenmesi sırasında ölümüne neden olan hastalığı gizlediği gerekçesiyle ödeme yapmadığını, davalı sigortanın aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.00,00 TL sigorta bedelinin vefat tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacılar aleyhine dava dışı banka tarafından açılan derdest bir takip veya davanın bulunmadığı, davacıların bankaya yapacakları ödeme sonrasında davalı sigortacıya rücu edebilecekleri, davacıların mücerret icra tehdidi ile sigortadan kalan borcun tahsili istemli bu davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>\t6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun 3.maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari  veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı yasanın 73.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. <br>\tSomut olayda, davacılar murisinin vefatından önce dava dışı ...bank'tan 40.000,00 TL tutarında kredi kullandığı, bu kredi karşılığında kendisine hayat sigortası yapıldığı, muris tarafından kullanılan kredinin tüketici kredisi mi, yoksa ticari nitelikte bir kredi olup olmadığının mahkemece araştırılmadığı, söz konusu uyuşmazlığın tüketici kredisi için yapılan hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklı olması halinde  taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işleminden kaynaklı olduğu ve dolayısıyla uyuşmazlığın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kalıp kalmadığı tespit edilerek sonucuna göre mahkemenin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken mahkemece bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmakla istinaf edilen kararın esası ve davalının istinaf sebepleri incelenmeksizin HMK'nun 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılmasına dair kesin olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.04.2024 tarih 2023/475 Esas 2024/328 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, kaldırma kararına uygun bir şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi gereğince kesin olmak üzere 18.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03fb43beb5ba5407","SID":"39b3cf65b1f10a8d"}}