{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/1553 <br>KARAR NO: 2025/477 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 8/3/2021<br>NUMARASI: 2018/479 (E) - 2021/163 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 20/3/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, 18.760 TL araç değer kaybı tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'ya verilmesine; 131.859,49 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ..., ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'na verilmesine; 4.990,50 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ..., ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ... verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; eşinin ölümünden dolayı 15.000 TL, kazada yaralanması nedeniyle 10.000 TL olmak üzere toplam 25.000 TL manevi tazminatın  davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'na verilmesine; eşi ...'nın ölümünden dolayı 15.000 TL, kardeşi ...nın ölümünden dolayı 10.000 TL olmak üzere toplam 25.000 TL manevi tazminatın  davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'ya verilmesine; oğlu ...'nın ölümünden dolayı 20.000 TL, gelini ...'nın ölümünden dolayı 10.000 TL olmak üzere toplam 30.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'ya verilmesine; davacılar ..., ..., ... için ayrı ayrı 10.000 TL manevi tazminatın  davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek adları geçen davacılara verilmesine; 20.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'ya verilmesine;10.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, ... T.C. kimlik numaralı davacı ...'ya verilmesine; davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 10.000 TL manevi tazminatın  davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek adları geçen davacılara verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... vekili dilekçesinde özetle; 6704 sayılı Kanun'un 5'inci maddesiyle değiştirilen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 97'nci maddesi uyarınca ek tazminat sebebiyle dava açılmadan önce müvekkili kuruma başvurulması gerektiğine ilişkin dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddi gerektiğini; KTK'nin 111'inci maddesinde öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili kurum tarafından zarar görene ödenen tazminatın gerçek zararı karşılamadığının ispatı gerektiğini; miras bırakan ...'dan boşanan davacı ...'na adı geçen miras bırakanın desteğinin sürdüğü iddiasının kabul edilemeyeceğini; miras bırakan ...'nın emniyet kemeri takmadığı gözetilerek, hükmolunan tazminattan birlikte (müterafik) kusur indirimi yapılması gerektiğini; dava açılmadan önce müvekkili kuruma başvurulmadığından faiz başlangıcının hatalı belirlendiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Davalı ... vekilinin, davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminata yönelik istinaf dilekçesinin incelenmesinde: İlk derece mahkemesinin hükmünü verdiği 2021 yılı için HMK'nin 341'inci maddesinin, 2'nci fıkrasında öngörülen istinaf başvuru sınırının, aynı Kanunun ek 1/1-2'nci maddesi uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle hesaplandığında 5.880 TL olduğunun anlaşılması karşısında, 4.990,50 TL maddi tazminatın davalılar ..., ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline ilişkin hükmün incelenmesine yasal olarak bulunmadığından, davalı ... vekilinin anılan hükme yönelik istinaf dilekçesinin HMK'nin 341'inci maddesinin 2'nci fıkrası  uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı ... vekilinin, davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun incelenmesine gelince; Davacı ...'nun 15/2/2015 günü meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan zararının karşılanması için vekili tarafından sunulan ve davalı ...na 3/2/2016 günü ulaşan dilekçeyle başvurduğunun anlaşılması karşısında, KTK'nin 97'nci maddesinde öngörülen dava açılmadan önce sigorta kuruluşuna başvurulması gerektiğine ilişkin dava şartının yerine getirildiği anlaşılmış; davalı ...nın, davacı ... lehine hükmolunan tazminata, KTK'nin 99'uncu maddesinin, 1'inci fıkrası ile davaya konu trafik kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, tazminatın ve giderlerin ödenmesine ilişkin  B.2'nci maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği 3/2/2016 gününden itibaren başlayan 8 iş gününü kapsayan ödeme süresinin sona erdiği 16/2/2016 gününden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olması gerekirken, 11/3/2016  gününden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulduğunun; eldeki dava açılmadan önce davalı ... tarafından davacı ...'na tazminat ödenmediği ve adı geçen davacı veya vekili tarafından da ibranamede düzenlenmediği, böylece KTK'nin 117'nci maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin davacı ... yönünden olanak bulunmadığının anlaşılması karşısında, davalı ... vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü bu konuya yönelen istinaf nedenleri yerinde görülmemiş; davaya konu trafik kazasının ardından kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğinde davacı ...'nun desteği ...'nın emniyet kemeri takıp takmadığına ilişkin bölümün işaretlenmediği gibi, adı geçen desteğin kazanın oluşumu ile nedensellik bağı bulunmayan ancak oluşan zararın ağırlaşmasına neden olan birlikte kusurunun varlığı da kanıtlanmadığından, bu konuya yönelik istinaf nedeni de benimsenmemiştir. Öğretide destek, \"bir kimseye fiilen sürekli ve düzenli bir şekilde bakan ve olayların olağan akışına göre ona bu tarzda ilerine bakması kuvvetle tahmin edilen (büyük olasılık olan) kimse o kişinin desteğidir. Destekle ölenin baktığı kişinin, aynı ailenin bireyleri, kan hısmı veya birinin diğerinin mirasçısı olması şart değildir.\" biçiminde tanımlanmakta, desteğin yardımı da  \"... Desteğin geçimini sağlama veya geçimine katkıda bulunma yardımı, para verme tarzında olabileceği gibi bir kimseye hizmet görme tarzında da olabilir. Keza bunların dışında bir fayda sağlama da destek olma durumu yaratabilir...\"  olarak açıklanmaktadır. (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman, Prof. Dr. M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 11.bası, 2.cilt, sayfa 120) Diğer bir anlatımla destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Bununla birlikte hemen belirtmek gerekir ki destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığının ortaya konulması zorunludur. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler arasında, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği konusunda da herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bununla birlikte hemen belirtmek gerekir ki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/6/2011 gün ve 2011/17-142 (E) - 2011/411 (K) sayılı kararında açıklandığı gibi, miras bırakanın trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir. Zira, destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterilen zarar, desteğin ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Desteğin ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Eldeki davada, dava dilekçesinde müvekkili davacı ...'nun boşandığı eşi ... ile birlikte aynı evde oturduklarını ileri süren davacılar vekili 16/12/2018 günü sunduğu dilekçe ekinde adı geçen davacı ile desteğin birlikte oturduklarına ilişkin Namık Kemal Mahallesi muhtarının imzasını taşıyan belge vermiş; Merkezi Nüfus İdaresi Sisteminde (MERNİS) yapılan incelemede ise İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi ve MERNİS kayıtlarına göre destek ... ile davacı ...'nun kazanın meydana geldiği tarih itibarıyla adreslerinin \"... Mahallesi, ... Sokak, No ... Ümraniye\" olduğu anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, ölen destek ... ile davacı ...'nun aynı evde birlikte yaşadıkları, böylece ... ile adı geçen davacı arasındaki desteklik olgusunun kanıtlandığının anlaşılması karşısında, davacı ... lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmolunmasında isabetsizlik görülmemiş; aktüerya uzmanı bilirkişi raporunda, davacı ...'nun desteği ölen ...'nın yaşı, destek süresi, kazanç durumu ile olası destek süresi ve destek gelirinin paylaştırılması suretiyle, adı geçen davacının destekten yoksun kalmasından kaynaklanan zararının,  Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan aktüerya uzmanı bilirkişinin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekilinin davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminat kararına yönelik istinaf dilekçesinin HMK'nin 352/1-b maddesi uyarınca reddine, 2-Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin, davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 9.007,32 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 2.337,05‬ TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 6.670,27‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...ndan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davalı ...nın istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/3/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ff9ed4f42a342f98","SID":"5fb29527f07555fa"}}