{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2024/516 - Karar No:2025/433<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/516 <br>KARAR NO\t: 2025/433<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/130 E-2023/414 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>\t  <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/04/2025<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alcağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; davalı borçlu şirketin ... Hastanesi B blok ve C blok onarım işi ile bir kısım imalatlar için ilgili fiyat teklifi istediğini ve sonrasında yapılan anlaşmaya göre 24/02/2014 tarihinde sözleşme imzalandığını sözleşmeye uygun işin tamamlandığını ayrıca sözleşme ve teklif mektubu haricinde iki adet daha kapı yapım ve montajının gerçekleştirildiğini, fatura kesilmesine rağmen faturanın kesilmemesini davacının ısrarla istediğini ve faturayı da iade ettiğini ayrıca fatura bedelini de ödemeye yanaşmadığını, bu nedenle Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2015/3165 sayılı takip dosyasında takibe geçildiğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek,  itirazın iptalini ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili; sözleşmedeki imzaların müvekkili şirkete ait olmadığını şirket yetkilisinin imzalarıyla sözleşmedeki imzaların tamamen farklı olduğunu, müvekkili aleyhinde başlatılan takibin tamemen haksız olduğunu, düzenlenen 16.992,00 TL'lik faturanın müvekkilince kabul edilmeyerek iade edildiğini, müvekkilinin ...Hastanesi B Ve C Bloklara Ait Büyük Onarım İşinde yüklenici sıfatıyla iş yaptığını ve 16/09/2013 yılında başladığı işi 12/03/2014 tarihinde bitirdiğini, bu süreçte davacı tarafla herhangi bir yazılı veya sözlü anlaşma yapmadığını, davacı tarafça 38 adet conpact kapı yapılarak monte edildiği iddiasına dayalı olarak kesilen 10/03/2015 tarihli faturanın vergi usul yasası gereğince hiçbir geçerliliğinin olmadığını, sözleşme ilişkisinin hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, mahkemeye sunulan sözleşmenin 9.2 maddesine göre iş başlangıcında ve malzemenin montajı sırasında talep edilmesi gereken miktarların müvekkilinden talep edilmediğini, davacının iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu belirterek davanın reddine, davacı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tMahkemece 25/12/2018 tarih ve 2015/918 Esas- 2018/943 Karar sayılı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 17/05/2021 tarih ve 2019/618 Esas-  2021/467 Karar sayılı kararı ile; davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun esası ve davalı vekilinin sair istinaf nedenleri incelenmeksizin davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı sonrasında mahkemece  13/09/2022 tarih ve 2021/361 Esas- 2022/631 Karar sayılı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 18/01/2023 tarih ve 2022/1358 Esas- 2023/36 Karar sayılı kararı ile; davalı vekilinin sair istinaf nedenleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>\tMahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; kaldırma ilamı doğrultusunda davalı şirket yetkilisine yeniden yemin davetiyesi çıkarılarak usulüne uygun tebliğ edildiği, celp olunan ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirket yetkilisi olduğu anlaşılan ... tarafından 06/06/2023 tarihli duruşmaya katılmak suretiyle davacı tarafından teklif olunan yemin eda edildiği, bu bağlamda, tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 17/05/2021 tarih ve 2019/618 Esas, 2021/467 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının ticari defterinde kayıtlı olmadığı ve BA formunda bildirilmediği anlaşılmakla taraflar arasında olduğu iddia edilen akdî ilişkinin varlığı yazılı delille kanıtlanamamış olup, davacı tarafça sunulan belgeler yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmadığından akdi ilişkinin tanıkla kanıtlanabilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından bu bağlamda teklif olunan yeminin de, davalı tarafından eda olunduğu, mevcut hukuki durum karşısında davacı tarafından akdi ilişkinin varlığı kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine, davacı tarafından başlatılan takibin haklı olmadığı anlaşılmakta ise de kötüniyetinin varlığının ispatlanamadığından, davalının koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf başvurusunda; müvekkili ile davalı arasında ...B blok ve C blok onarım işi ile bir kısım imalatlar için 24/02/2014 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeye uygun şekilde işi tamamladığını, ödeme aşamasında davalının kesilen faturayı iade ettiğini, fatura kesilmemesi için çabalarda bulunduğunu, akabinde borcu ödememesi sebebiyle Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2015/3165 sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalının taraflar arasında imzalanan sözleşmenin şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını ve şirketin sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin iddiasının mesnetsiz olduğunu, temsil yetkisini veren hukukî işlemin geçerliliğinin kural olarak şekle bağlı olmadığını, sözlü veya yazılı olarak verilebileceğini, önemli olanın temsil olunanın yetkilendirme iradesinin, temsilci olacak kişinin hukukî alanına girmesi olup, temsil olunanın verilen süre içinde hukukî işleme icazet verebileceğini, davalının borca, faize ve ferilerine yönelik itirazları sonucu takibin durduğunu, söz konusu itiraz dilekçesinin hiçbir yerinde davalı borçlunun; sözleşmeye, sözleşmenin altındaki imzaya, sözleşme içeriğine itiraz etmediğini, bu hususta emsal Yargıtay 12.HD'nin 27.12.2017 tarih ve 2016/25480 E- 2017/16275 K  sayılı kararında \"Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır\" kararının verildiğini, yine Yargıtay 3.HD'nin 2014/7722 E- 2014/9296 K sayılı kararında ''...Somut olayda; taraflar arasındaki, protokol başlıklı belgenin Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan incelenmesinde belgedeki imzaların davalının eli ürünü olduğu, incelemeye konu belgenin fotokopi belge olduğu bildirmiştir. Mahkemece yapılacak iş; davaya konu davalının imzasını taşıyan protokol başlıklı belgenin yukarıda açıklanan bilgiler ışığında yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge kabul edilip, HMK 202. maddesi uyarınca, tanık dahil her türlü delil ile ispatına imkan verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir...'' kararı ile konuyu oluşturan yazılı belgenin delil başlangıcı niteliğinde kabul edilip, her türlü tanık dahil delil ile ispatına imkan verilmesi gerektiğinin vurgulandığını, davaya konu davalının imzasını taşıyan protokol başlıklı belgenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge kabul edilip, HMK'nın 202. maddesi uyarınca tanık dahil her türlü delil ile ispatına imkan verilmesi gerektiğini ancak mahkemece bu belgeye dair bir imza incelemesi yaptırılmadığı gibi, delil başlangıcı olarak da kabul edilip tanık da dinlenilmediğini, nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2022/7993 E- 2023/373 K sayılı kararında \"Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden son başvurulacak bir ispat vasıtasıdır. Hakim, davacının iddiasını, yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, davacı tarafa, dava dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, davacının tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olur.\" denilmek suretiyle ispat olunamayan bir durum olması ve davacı tarafın dilekçesinde yemin deliline başvurması halinde hakim tarafından resen yeminin hatırlatılmasının gerektiğinin belirtildiğini, dava konusu olayda sunulan belgede bulunan imzanın davalı tarafa ait olduğunun ispatının ardından sonuçlanması gereken davanın yemin deliline başvurulması zorunlu denilerek iptal edilmesinin ardından yemin deliline dayanılarak farklı bir hüküm kurulmasının haksızlık teşkil ettiğini, bu durum değerlendirildiğinde dosya kapsamında bilirkişi ve tanık ifadeleri ile ispat edilmiş olan anlaşmanın yemin deliline başvurularak geçersiz sayılmasının hukuka aykırı olduğunu, dosyada alınan bilirkişi heyeti raporunda bahsedildiği, davalının işçisi olduğunun tespit ettiği ve taraflarınca mahkemeye sunulan 30.05.2015 dilekçelerinde dinlenilmesini talep ettikleri ...’in davalı şirket yetkilisinin icra takibine itirazında sözleşmeye itiraz etmediği de dikkate alınarak, gerekirse itiraz edilmeyen bu sözleşme delil başlangıcı kabul edilerek tanık olarak dinlenilmesi gerekirken, mahkemece bu delile ilişkin bir değerlendirme yapılmadan davalı şirket yetkilisine yemin ettirildiğini, mahkemece  davalı muhasebecesi Gökay Bilici’in şirketi temsil ve ilzama yetkili olup olmadığının ve davalı şirket ile ... Rektörlüğü Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı arasında yapılan sözleşme kapsamında davalı şirketi temsile yetkili olan kişi ya da kişilerin de ...Rektörlüğü Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığından sorulmasına ilişkin taleplerinin değerlendirilmediğini, oysaki dava dilekçesinde delil listesinde açıkça ... Hastanesi’nden bu işe (B ve C Bloklara compact kapı yapım ve montaj işi’ne dair)  dair her türlü belgenin celbi talep edilmiş olup, bu belgelerin içerisinde davalı şirket ile ...Rektörlüğü Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı arasında yapılan sözleşme kapsamında davalı şirketi temsile yetkili olan kişi ya da kişilerin de soruşmasının olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle akdi ilişkinin ispatı noktasında ispat külfeti kendisinde olan davacı tarafça taraflar arasındaki akdi ilişkinin kurulduğunun usulüne uygun olarak yasal delillerle kanıtlanamadığı gibi, Dairemizin 17/05/2021 tarih ve 2019/618 Esas- 2021/467 Karar sayılı kaldırma kararı sonrası davacı tarafından teklif edilen yemin delilinin davalı tarafça usulüne uygun olarak eda edilmiş olduğunun ve itirazın iptali davasının genel hükümlere göre görülen bir dava olması nedeniyle borçlunun takibe itirazında bildirdiği itiraz sebepleriyle bağlı olmadan bütün savunma sebeplerini davada ileri sürülebileceğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.      \t<br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br> e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5aa52f2fbe75adc7","SID":"e84b11f515d160db"}}