{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/471 - Karar No:2025/430<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/471 <br>KARAR NO\t: 2025/430<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/777 E-2023/27 K<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVALI\t:<br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/04/2025 <br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; müvekkilinin 21.500,00 TL'lik fatura alacağının tahsili amacıyla davalı/ borçlu aleyhine Ankara Batı İcra Dairesi'nin 2022/30501 sayılı dosyası ile  ile başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini,  davalı şirket adına 02.10.2021 tarihinde 09.00'da başlanıp gece 04.00'a kadar süren kazan boruları tamiri, ark sprey ile kaplama vb. işlemlerin müvekkili şirketce yapılarak bir hizmet işi görüldüğünü ve işin tamamlandığını, söz konusu hizmet işinin, davalı şirket ...adına Düzce'ye gidilerek ... (VN: ...) isimli şirkete yapıldığını, ...'in o tarihteki İmalat Müdürü ...'in bizzat müvekkili şirket ile iletişime geçerek söz konusu işlemlerle ilgili acil ihtiyaç olduğunu belirttiğini ve dolayısıyla müvekkili şirketin bu hizmet işini ...adına yaptığını, taraflar arasında düzenlenen fatura ve yapılan kısmi ödemenin de bunu ispatlar nitelikte olduğunu, 01.10.2021 tarihinde Düzce'ye götürülen kum için sevk irsaliyesi düzenlendiğini, borçlu/ davalı şirketin bu hizmet işi karşılığında müvekkili şirkete ödemesi husunda anlaşılan tutarın yalnızca 8.000 TL'lik kısmını 01.10.2021 tarihinde ödediğini ve kalan kısmını daha sonra ödeyeceğini beyan ederek beklettiğini ancak davalı firmanın uzun süre müvekkilini oyalayarak faturaya konu alacağı ödemediği gibi hizmeti satın aldıktan sonra telefonlara dahi çıkmadığını, davalının, müvekkili zarara uğrattığını ve tamamen kötüniyetli olduğunu, borçlu adına 11.10.2021 tarih ve ... sıra nolu 29.500,00 TL'lik fatura düzenlendiğini, bu fatura bedelinin 8.000,00 TL'lik kısmının müvekkili şirkete ödendiğini ancak geriye kalan 21.5000 TL kısmı ödenmemesi nedeniyle takip yapıldığını,  takip konusu alacağın likit fatura alacağı olup, likit alacağa haksız şekilde itiraz eden borçlu aleyhine likit ve muayyen olan borç dolayısıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekeceği Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, itiraz edilen icra takibinin kesilen faturalara dayanmakta olup, ödenen ve ödenmeyen faturaların müvekkil şirket ticari defter ve kayıtlarında sabit olduğunu, ayrıca davalı şirketin defter kayıtlarında da ilgili faturaya dair bilgiler mevcut olduğunu, davalı şirketin 29.500 TL tutarındaki faturayı ticari defterlerine kaydettiğini, söz konusu giderden KDV ve diğer vergiler yönünden faydalandığını, borca yahut faturaya ilişkin hiçbir itirazda bulunmadığını ancak söz konusu ödemeyi de müvekkili şirkete yapmayarak kötüniyetli ve hukuka aykırı davrandığını, ayrıca müvekkili şirkete yapılan 8.000 TL kısmi ödemenin neden yapıldığı, neye dayandığı da davalı şirket tarafından açıklanamadığını, arada bir iş ilişkisi olduğuna yönelik delillerin açık şüpheden uzak olduğunu ileri sürerek, davalının (borçlunun) haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili; usul ve yasaya aykırı olan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu edilen alacakların tamamı ve fer'ilerinin zamanaşımına uğradığından zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, zorunlu dava şartı olan arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olarak işletilmediğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, tarafları ticari defter kayıtlarının incelemesi ile bu hususun anlaşılacağını, müvekkilinin, bahse konu icra takibine haklı olarak itiraz ettiğini, bu kapsamda şartları oluşmadığından müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının, Ankara Batı İcra Dairesi'nin 2022/30501 sayılı esasına kayıtlı olarak başlattığı icra takibinde haksız ve kötüniyetli olduğunu, dolayısıyla da alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tMahkemece, davanın, faturadan kaynaklı olarak başlatılan icra takibine  vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, <br>Yargıtay içtihatları gereğince fatura alıcısının bu fatura nedeniyle BA formu düzenleyerek vergi dairesine bildirmesinin faturaya konu mal ve hizmeti aldığına karine teşkil ettiği (Yargıtay 19. HD'nin 31.10.2018 tarih ve 2627/5349; 18.06.2020 tarih ve 709/1122), belge tutarında Vergi Dairesi'ne beyanda bulunulduğu gözetilerek ba-bs formları ile mal alış satış yapıldığının ispatlandığı, bu kapsamda davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafından vergi dairesine beyan edilmiş olması ve ticari defter kayıtlarına işlendiğinin anlaşıldığı, kayıtlarına işlediği fatura iadesine ilişkin delil de sunulmadığı gözetilerek ispat yükünün davalıda olduğu, davalı ve davacı ticari defter kayıtları, mevcut deliller ve bilirkişi raporu ile birlikte yapılan değerlendirme hükme esas alınarak icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya bakiye 21.500,00 TL borçlu olduğu, bu kapsamda davalının satım konusu bedeli ödediğini ispatlayamadığı, satım konusu bedelin ödenmesi gerektiğinden davacının alacak talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının Ankara Batı İcra Dairesi'nin 2022/30501 sayılı icra dosyasına yaptığı itirazının 21.500,00 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, 21.500,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvurusunda; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik incelemeye dayalı olup, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının gözetilmeden ve yeniden rapor alınmadan hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, cevap dilekçesinde belirtildiği gibi davacının esasen müvekkili şirketten herhangi bir alacağa hak kazanamamış olması karşısında itirazın iptaline karar verilmesinin yerinde olmadığını, bu iddianın bilirkişi raporu alınırken de gözetilmediğini ve gerekçeli kararda da hukuki denetime elverişli bir şekilde ele alınmadığını, müvekkilinin takibe itirazda haksız ve kötüniyetli olduğu hususları sabit olmayıp, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı olarak verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.468,66 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL + 188,00 TL olmak üzere toplam 367,9‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.100,76‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t<br><br>Başkan <br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br>e-imzalıdır <br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Katip <br>e-imzalıdır <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3caabf57918aefc9","SID":"33a6162c8acdec6d"}}