{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/3342 <br>KARAR NO:2025/1202<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/07/2024<br>NUMARASI:2024/119 E - 2024/396 K<br>DAVANIN KONUSU:Alacak <br>KARAR TARİHİ:05/05/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;taraflar arasında harici gayrımenkul alım satımı hususunda anlaşıldığını, davacının 27.07.2023 tarihinde davalılara 752.270 usd ödeme yaptığını, satım bedelinin 4.000.000 usd olduğunu, protokolün 5. Maddesi gereği 09.01.2024 tarihine kadar davacıdan kaynaklanmayan bir sebeple satışın gerçekleşmemesi halinde satıcının aldığı bedeli aynen iade edeceği, şirket yetkilisi olan diğer davalının da bu hususta garantör olarak protokolü imzaladığını, satım sözleşmesinin harici düzenlenmesi nedeni ile geçersiz olduğunu, davalıların parayı iade etmediklerini, borçlu ...Şirketi'nin ve garanti eden sıfatıyla müvekkiline borçlu olan ...'ın,  ... sayılı icra takibinde borcun tamamına, faize, para birimine, faiz  oranına ve ferilere yönelen haksız ve yersiz itirazlarının ayrı ayrı  iptalini, takibin devamını, takip konusu alacağın ( her borçlu için ayrı ayrı olmak üzere )  % 20 si oranında tazminatın davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... AŞ.vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının müvekkili şirketin maliki olduğu ...No'lu parselde yer alan taşınmaza ilişkin olarak ... isimli şahsın aracılığı ile beraber görüşüldüğü ve bahse konu taşınmazın satışı hususunda mutabık kalındığı, bu mutabakat çerçevesinde ilk ödemenin (peşinat) davacı tarafından 27.07.2023 tarihinde 20.300.000,00 TL olarak müvekkili şirket'in banka hesabına EFT yoluyla gönderildiği, ilk ödeme tutarının müvekkili şirket hesabına geçmesine binaen müvekkil şirketin ivedilikle taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin yazılı olarak oluşturulması vb. hususlarda davacı taraf ile görüşme sağlasa da davacı taraf ve aracının daha önce sözlü olarak kabul ve taahhüt ettiği hususları reddetmesi, bir Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinde mevcut olamayacak afaki istekler bulunması ve bakiye ödeme tarihinin belirlenmesi ile alakalı problemler nedeniyle birçok görüşme yapılmasına rağmen bir türlü yazılı bir mutabakat üzerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu yaşananlardan sonra yine tüm bu problemleri çözmek amacıyla 22.11.2023 tarihinde tarafların davacı vekilinin de bulunduğu bir ortamda bir araya geldikleri, 22.11.2023 tarihinde davacı tarafın, kendilerinin hazırlamış olduğu Taşınmaz Alım Satım Protokolü'nün imzalanması hususunda müvekkil şirket adına hareket eden ...'a baskı yapmaya başladıkları ve baskılar neticesinde Taşınmaz Alım Satım Protokolü taraflar arasında imzalandığını,  her ne kadar sözleşme şartları cebir ile müvekkili şirket adına ... ve yine garanti eden sıfatıyla (kabul anlamına gelmemek üzere) ... adına imzalatılsa da müvekkili şirketin sorumlu bir anlayışla hareket ederek başlanılan ticaretin tarafların memnuniyetiyle sonlanması hususunda azami tüm ilgiyi gösterdiği ve kendisinden beklenebilecek tüm yükümlülüklerini yerine getirmeye çalıştığı,  müvekkili şirketin her türlü iyi niyet ve gayretine rağmen tapu devri bir türlü gerçekleşemediği, davacı tarafın ısrarla ve kötü niyetli bir şekilde 27.07.2023 tarihinde TL cinsinden gerçekleştirmiş olduğu 20.300.000,00 TL'lik ödemenin o tarihteki dolar karşılığını faiziyle birlikte talep ettiği, müvekkili şirketin bu talebini reddederek esas anlaşma konusunun taşınmaz satışı olduğunu ve taşınmaz satışı yönünden bir peşinat aldığını belirttiği akabinde  davacı tarafa bu yönde bir ihtarname göndererek hukuki ve makul olarak üç adet çözüm önerisi sunulduğunu, müvekkili şirket tamamen çözüm odaklı hareket etmiş ve iyi niyetli olduğu ve fakat davacı tarafın hiçbir şekilde çözüm önerilerine yanaşmadığı, davacı tarafın 27.07.2023 tarihinde TL cinsinden yapmış olduğu 20.300.000,00 TL'lik ödemeyi haksız ve hukuka aykırı olarak 27.07.2023 tarihinde 1 Amerikan Dolarının karşılığının 26,98 TL olduğundan bahisle 752.270 USD olarak güncelleyerek icra takibinin başlatıldığı gün olan dolar kuru ile çarpıp (1 ABD doları 30,12 x 752,270,00 USD = 22.658.372,40 TL ) talep ettiği ve faiz olarak ise borcun USD cinsinden olduğundan bahisle Yıllık Bankalarca 1 Yıla kadar Vadeli Mevduatlara Fiile Uygulanan Azami Faiz üzerinden faiz talep ettiğini, müvekkili şirketin icra takibine itirazına istinaden davacı tarafın 19.02.2024 tarihinde mahkemeniz nezdinde itirazın iptali davası açtığı ve 20.02.2024 tarihinde ise Beykoz İcra Mahkemesi nezdinde itirazın kaldırılması cihetine başvurulduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması hasebiyle görevsizlik kararı verilmesini, davanın esastan reddini, takibe konu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı müvekkiline verilmesini  talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya ilişkin olarak bir diğer davalı müvekkili şirket olan ... A.Ş. açısından 20.03.2024 tarihli cevap dilekçelerinde yer alan cevapları aynen tekrar etmek ile birlikte davanın ayrılmaz bir parçası olan bir diğer davalı müvekkili ... açısından eklenilmesi gereken bir diğer hususun ...'ın 22.11.2023 tarihli Alım Satım Protokolü'nde garanti eden değil kefil statüsünde olduğunu, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir parasal sorumluluğunun da bulunmadığını, davanın esastan reddini, takibe konu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı müvekkiline verilmesini  istemiştir.Mahkemece ; \"Davanın HMK 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartı yokluğu sebebiyle HMK 115/2. Maddesi gereğince usulden reddine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4 ve 5 maddeleri ile 6103 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Uygulanması ve Yürürlüğü Hakkındaki Kanunun 8. maddesi gereğince görevli mahkeme Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesi olması sebebi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden,İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli Beykoz Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine\" şeklinde   karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davacı vekili  istinaf etmiştir.Davacı  vekilince verilen  istinaf dilekçesinde özetle; Davalılardan ... A.Ş.,  tüzel kişiliği olan sermaye şirketi olduğu, taşınmazın  davalı ...Şirket adına kayıtlı olduğu,  TTK m 19 da Ticari iş karinesinin düzenlendiği, bu halde, bu Anonim Şirket adına kayıtlı taşınmazın satışı için şirketin yetkili temsilcisi tarafından şirket adına imzalanan protokolle ilgili ihtilaflardan kaynaklanan  davalara bakmaya Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu,  yine davalı ...'ın  22.11.2023 günlü protokolde,  davalı şirketin edimlerini garanti ettiği, bu halde de, davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasında yargılama yapmaya Asliye Ticaret Mahkemesinin  yetkili olduğu ,   kararın usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir. ...nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; dava , harici satış sebebiyle ödenen bedelin iadesi için yapılan takipte itirazın iptali   talebine ilişkindir.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; davalı  şirketin maliki olduğu ... No'lu parselde yer alan taşınmaza ilişkin olarak, taşınmazın satışı hususundaki  mutabakat çerçevesinde ilk ödemenin (peşinat) davacı tarafından 27.07.2023 tarihinde 20.300.000,00 TL olarak davalı  şirket'in banka hesabına EFT yoluyla gönderildiği,satışın gerçekleşmediği konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı madde gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki (6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak) iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce resen dikkate alınması gerekmektedir.Davanın taraflarından davacı ve davalı ...  gerçek kişilerdir.Davalı şirket yasa gereği tacir ise de,diğer tarafların tacir olup olmadığının tesbiti gereklidir.Davacının tacir olup olmadığı hususu mahkememece araştırılmış Hatay Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve vergi dairelerine yazılan müzekkere cevaplarından davacının tacir kaydı olmadığı ,Ticaret sicil müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında davacının ortağı ve yetkilisi olduğu  ... Kuyumculuk ve inşaat ticaret limited şirket olduğu görülmüştür.Sözleşme de davacı asil ile davalı şirket ve garanti eden sıfatı ile diğer davalı arasında kurulmuştur.Davacının ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin sözleşmenin tarafı da olmadığı zaten görülmektedir. Nitekim davacının da böyle bir iddiası bulunmamakta olup dava da zaten davacı asil tarafından açılmıştır. Davacının tacir olmadığı açıktır.Ayrıca ,TTK 19. maddede düzenlenen \"ticari iş\" karinesinin \"görev\" yönünden dikkate alınacak hususlardan olmadığı da mahkeme kararında isabetli olarak gerekçelendirilmiştir.Bu durumda , genel mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan   görevsizlik-dava şartı yokluğu nedeniyle HMK' nın 114/1-c  ve 115/2. maddeleri uyarınca  davanın usulden reddine karar verilmesinde  usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla,davacı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf masrafının  istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa  karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f607f0ba8b404ca","SID":"5511c15864ce79b6"}}