{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/06/2021<br>NUMARASI\t\t: .....<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tDairemizce verilen 09/11/2023 tarih ve 2021/1521 Esas - 2023/1452 Karar sayılı kararı Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2024 tarih ve 2024/781 Esas - 2024/9011 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin 2018/08479 sayılı “... ... ...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin ..... sayılı markalarını mesnet göstererek, benzerlik eskiye dayalı kullanım ve kötüniyet gerekçeleriyle başvuruya itiraz ettiğini, davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla itirazın nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının benzer olduğunu, “... ... ...” ibareli başvuru markasının, müvekkillerinin etkinliklerinden haberdar olan tüketiciler nezdinde, müvekkiline ait bilhassa “... ... ...” markası ile “... ... ...”, “... ...”, “... ...” ve “... ...” markalarıyla işletmesel bağlantı kurularak, müvekkiline ait bir organizasyonun \"...\" markası tarafından finanse edildiği ve müvekkili markalarının serisi olduğu izlenimi doğurduğunu, ortalama düzeydeki tüketicilerin farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden ilk bakışta algılamalarının mümkün olmadığı, davalı şirketin müvekkili markalarına \"...\" ibaresini ekleyerek kendi adına tescil ettirmesinin markaya ayırtedicilik katmadığı ve başvurunun kötüniyete dayandığının delili olduğu ileri sürerek, 2019-M-9537 sayılı YİDK kararının iptali ile 2018/08479 sayılı “... ... ... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talep  ve dava  etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şirket vekili, davaya konu markanın asli unsurunun “...” ibaresi olduğunu “...” ibaresinin ... bölgesinin İngilizce yazılışını gösteren coğrafi isim olması ve “... ...” ibaresinin ise uzun mesafe patika koşusuna verilen genel bir isim olması sebebiyle tali unsurlar olduğunu, ... bölgesinde müvekkili şirketin, organizasyonlarının gerçekleştirilmesi için geçmişte ... .... .... ile anlaştığını ve bu şirketin alt şirketi konumundaki ... ... ... tarafından da 13.05.2014 tarihinde “...” alan adı ile internet sitesinin kurulduğunu, müvekkilinin 2014 yılı Haziran ayında ... kulanıcı hesabı kullanmaya başladığı ve ilk etkinlik afişini 27.07.2014’de ... ve ... internet sitesinden paylaştığını, müvekkilinin davacı tarafından aynı ibare için 13.08.2014 tarihinde marka başvurusu yapılması üzerine ... .... .... tarafından başvuruya itiraz edildiğini, davacı başvurusundan 41. sınıfa konu \"Spor, kültür ve eğlence hizmetleri\"nin çıkartıldığını, dünyada “... ...” ibaresini ilk kullanan, bu isimle yarış düzenleyen ve ibareyi ... nezdinde tescil ettirenin ... ... ... ... isimli firma olduğunu ve ... ........” ibaresinin kullanım hakkını 22.07.2014 tarihli sözleşme ile bu firmadan devraldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının \"... ... ...\" ibareli marka başvurusu ile davacının \"... ... .. ... ...\" ibareli tescilli markası  arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, kurum kararında geçen \"... ... ...\" ibaresinin, .... diizenlenen bir spor etkiıliği izlenimi vermesi ve bu sebeple markasal ayırt edici niteliğinin yüksek olmaması, başvuruda markasal ayırt ediciliği yüksek olan farklı unsurun varlığı ve iIgili tiiketici kesiminin yüksek dikkat düzeyi hususları\" şeklinde nitelendirme yapılıp karıştırılma olmadığı ileri sürülse de, markaların bütünselliği ilkesi kapsamında karşılaştırmanın markalarda yer alan bütün ibarelere göre değerlendirme yapılması gerektiği, buna göre davalının onca seçenek özgürlüğü varken yaptığı marka başvurusu dolayısıyla  davacı markalarındaki \"... ... ...\" ibareleri olduğu gibi alınarak davacı markalarına yaklaşma çabası görüldüğü, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin davalının başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasında benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, markalar arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, aksi yöndeki bilirkişi görüşüne HMK'nın 282. maddesinden hareketle iştirak edilmediği, başvuru ibaresi açısından davacı tarafın önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği, markalarının tanınmışlığı, diğer fikri - sınai hak iddiası ve davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının kanıtlanamadığı, markalar arasında iltibas oluştuğundan bu iddiaların sonuca etkili de görülmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu 2019-M-9537 sayılı YİDK kararının iptaline, 2018/08479 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>\tDiğer davalı şirket vekili, itiraza mesnet 2014/65749 nolu markanın 41. sınıf \"Spor, kültür ve eğlence hizmetleri\"nde tescilinin bulunmadığını, \"...\" alan adının müvekkilinin birlikte çalıştığı ... .... ....... ait olduğunu, dava dışı şirketin bu alana adını 2014 yılından beri kullandığını, \"... ... ...\" etkinliğe ilişkin bilgilerin 27 Temmuz 2014 tarihinde ... platformundan duyurulduğunu, davalının da bu ibareyi duyup 13.08.2014'te kötüniyetli olarak itiraza mesnet markanın başvurusunu yaptığını,  \"... ... ...\" ibaresinin dava dışı şirket tarafından 41. sınıf \"Spor, kültür ve eğlence hizmetleri\"nde .... ile tescil ettirildiğini, ayrıca \"... ...\" markasının ... ... ... ... adlı şirkete ait olduğunu, ....... 22.07.2014 tarihli sözleşme ile bu ibarenin kullanım hakkını devraldığını, itiraza mesnet markanın gerçekte davacıya ait olmadığını, talep ettikleri mahkeme kararlarının incelenmediğini, mahkemenin bilirkişi raporundaki tespitlerin aleyhine karar verdiğini, ilk derece mahkemesinin kararını gerekçelendirmediğini, markaların kapsadıkları hizmetleri mukayese etmediğini, markaların SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzer olmadığını, davacının 2018/08413 sayılı ve \"... ... ... ...\" ibareli markaya itiraz ettiğini, YİDK tarafından itirazın reddine karar verildiğini, bu karanın iptali talebiyle açılan davanın reddedildiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 09/11/2023 tarih ve 2021/1521 E. - 2023/1452 K. sayılı kararıyla, taraf markalarında \".... ...\" ibareleri ortak olup, bu ortaklıktan kaynaklı kısmi benzerlik bulunduğu, ancak \"......\" kelimesinin İngilizce'de ...... karşılığı olduğu, meşhur bir coğrafi yer adı olması sebebiyle kimsenin tekeline verilemeyeceği, \"... ...\" ibaresinin ise bilirkişi raporunda da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere \"fazla, aşırı, hadden ziyade, üstün, ifrat derecede, . ötesinde\" gibi karşılıkları bulunan \"...\" kelimesi ile Türkçe'de \"yol, patika, keçiyolu arkada bırakılan iz\" gibi anlamlara gelen \"...\" kelimelerinin birleşiminden oluştuğu ve bu iki kelimenin birlikte \"aşırı (zorlu) patika, yolun/patikanın ötesinde\" gibi anlamlarda kullanıldığı dikkate alındığında, bu anlamları nedeniyle ortak bu ibarenin de ayırt ediciliğinin düşük olduğu, davaya konu başvuruda ortak bu ibareler dışında \"...\" ibaresi de yer almakta olup, ayırt ediciliği yüksek bu ibarenin daha çok dikkat çekecek şekilde markanın başına yerleştirildiği, ... ... ... ibareli başvuru markası ile davacının ayırt ediciliği yüksek bir kelime barındırmayan itiraza mesnet \"... ... ...\" ibareli markası arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, zira başvurunun itiraza mesnet markalardan yeterince farklılaştığı, 41. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin dikkat seviyelerinin de yüksek olduğu, bunun gibi, davaya konu markanın, davacının \"... ... ...\" ibareli ve diğer markalarıyla da iltibas oluşturmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 12/12/2024 TARİH VE 2024/781 ESAS - 2024/9011 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının davacı vekilince temyizi üzerine anılan yargıtay ilamı ile özetle, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin benzer ibarelere ilişkin uyuşmazlıklarda yapılan değerlendirmeler (2023/5373 E., 2024/2925 K., 20203/1339 E., 2024/4474 K. sayılı kararlar) dikkate alındığında, özgün bir biçimde tertip edilmiş ... ... ... ibareli davacı markası ile davalı başvuru markasının bütünsel açıdan yoğun benzerlik ihtiva ettiği, davalı başvuru markasının davacının bir dizi markaları arasına karışacak yoğunlukta seri marka izlenimi oluşturacağı, başına eklenen farklı kelime unsurunun sonucu değiştirmeyeceği kanaatine varılmıştır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince taraf markaları arasında hitap olunan tüketici nazarında iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunduğu gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, Dairemiz kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesince, taraf marka işaretleri arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizce ise taraf marka işaretleri arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine dair hüküm kurulmuş, Dairemiz kararı yukarıda özetlenen gerekçe ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Bu duruma göre gelinen aşama itibariyle somut uyuşmazlık yönünden tartışılması gereken husus, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunup bulunmadığıdır. <br>                           Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramı açıklanmalıdır. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.   <br>Somut olayda, dava konusu marka \"... ... ...\" ibaresinden, davacının itirazına mesnet markaları ise \"........\" ibarelerinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere, taraf markalarında \"...\" ve \"...\" ibaresi ortak olarak yer almakta olup, uyuşmazlık da bu ibarelerin markalarda ortak olarak yer almasının iltibasa sebebiyet verip vermeyeceği noktasındadır.<br> \"...\" ibaresi \"...\"nın İngilizce karşılığı olup, \"...\" ise ülkemizde bulunan maruf bir yerleşim yerinin adıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  26.11.1999 tarih, 1999/5790-9590 E.K. sayılı kararında, \"... ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracaktır. Örnek verilmek gerekirse İstanbul, Ankara veya İzmir veya dava konusu olayda olduğu gibi İstanbulun maruf bir ilçesinin adı olan sadece \"...\" sözcüğünün bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde, bu sözcük artık bir kişinin tekelinde kalacak ve bu şekilde bir kamu adı başkaları tarafından markalarında kullanılamayacaktır. Zira, yerleşen uygulamaya göre, bu isim, markanın \"kök\" sözcüğü olacak ve iltibas iddiası ile diğer marka başvurularının önlenmesine neden teşkil edecektir. 556 sayılı KHK.nin genel amacı dikkate alındığında böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerekir. Bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf yerleşim yerlerinin isimlerini teşkil eden sözcükler hangi ürünün markası olarak kullanılacak ise, onunla birlikte tesciline imkan verilmesinin anılan yasal düzenlemenin amacına daha uygun olduğu görüşünün benimsenmesi de bu şekilde böyle bir markayı kullanmak isteyenlerin menfaat dengelerinin korunması bakımından da uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu ilkeye göre, örneğin \"İstanbul\" ve \"Ankara\" adları coğrafi işaretlerle karışmaya meydan vermeyecek şekilde, \"İstanbul Şarabı\", \"Restaurant İstanbul\", \".......\" gibi kullanılacağı mamul veya hizmetin nevi ile birlikte ancak işaret olarak kullanılabilecek ve bunun sonucu marka olarak tescili mümkün olabilecektir.\" denilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04.06.2018 tarih ve 2016/11850 E.-2018/4241 K. sayılı ilamında da, aynı ilkeler tekrar edilmiş ve  başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesinin mümkün olduğu kabul edilmiştir.<br>Yine, başvuru kapsamında yer alan \"... ...\" ibaresinin \"aşırı (zorlu) patika, yolun/patikanın ötesinde\" anlamına geldiği ve bu anlamı itibariyle ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu tarz ayırt ediciliği düşük nitelikte zayıf ibareleri seçen marka sahiplerinin, yapılacak küçük değişikliklerle aynı ibarelerin başkaları tarafından da kullanmalarına katlanmalarının gerektiği, \"zayıf ortak unsurun\" tek başına iltibasa neden olabilecek sonuçlar doğurmayacağı ilkesi kabul edilmiştir. <br>Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde,  davacının itirazına mesnet markaları ile dava konusu başvuru arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira  taraf markalarında \"...\" ve \"... ...\" ibareleri ortak olsa da \"...\" ibaresinin maruf bir yerleşim yeri adı olması nedeniyle taraf markalarında bu ibarenin  ortak olarak yer almasının iltibasa neden olmayacağı, yine, dava konusu markada çekişmeli ibarelerin başına eklenen ...\" ibaresinin başvuruda markasal algıyı üzerinde topladığı ve başvuruyu davacının mesnet markalarından yeterince uzaklaştırdığı, 41. sınıf hizmetlerin alıcılarının, dikkat düzeylerinin yüksek bulunduğu da gözetildiğinde, anılan ibarelerin markalarda ortak olarak yer almasının, taraf markaları arasında iltibasa neden olmayacağı,  kanaatine varılmıştır. <br> Kaldı ki aynı taraflar arasında, işbu davadaki gibi 41. sınıf hizmetler yönünden tescil edilmek istenen \"... ... ... ...\" ibaresi ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin davanın  reddine dair kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden Dairemiz kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.09.2024 tarih ve 2023/4395 E.-2024/6326 K. sayılı kararı ile onanmış olup, anılan karar ile davacı markalarıyla benzer bulunmayan marka ile eldeki davaya konu marka, birinde \"...\" kelimesinin İngilizcesine, diğerinde ise Türkçesine yer verilmesi dışında aynıdır. Görüldüğü üzere Dairemizin somut uyuşmazlıktaki kararında yer alan tüm bu gerekçeler, aynı taraflar arasındaki aynı nitelikteki bir başka uyuşmazlıkta, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince de benimsenmiştir. <br>Bu nedenlerle Dairemizce Yargıtay bozma ilamında belirtilen görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine karar vermek gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Dairemizin 09/11/2023 tarih, 2021/1521 Esas, 2023/1452 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,<br>\t2-Davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 21/06/2021 gün ve 2020/41 Esas - 2021/211 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın REDDİNE,<br>4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 561,00-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t8-Davalı ... .... tarafından istinaf aşamasında yapılan 32,50-TL posta gideri, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 194,60-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davalılar tarafından ayrı ayır peşin olarak yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, <br>\t11-Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,<br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı yapılan açık yargılama sonucunda 26/03/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 26/04/2025\t\t<br> <br><br>Başkan<br><br> <br> <br>Üye<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br> <br>Katip<br><br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f0fb48fce2d59a39","SID":"ee9415826c55c16b"}}