{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/12/2022<br>NUMARASI\t\t:....<br><br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/12/2022 tarih ve 2022/249 Esas - 2022/460 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin  \"...\" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu davalı Şirketin \"...\" ibareli başvurusuna anılan marklarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 35. sınıfta yer alan bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, oysa dava konusu başvuru kapsamında bırakılan mal ve hizmetler yönünden de iltibas koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek,  .......sayılı kararının iptali ile dava konusu 2020/11508 sayılı ve \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>    Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya  uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket vekili, dava konusu başvuru ile davacı markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadıklarını, markaların görsellerinin bütüncül izlenimde ortalama tüketici nezdinde kolaylıkla ayırt edilebilecek nitelikte bulunduğunu, dava konusu başvuruda kullanılan yazı stili, markaların tertip tarzı, renk unsurları ve şekillerin taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, davacı tarafın “...” ibareli markasının bulunmadığını, davacının 2003/22269 sayılı markasının kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından kullanımının ispatlanmasını talep ettiklerini, davacı markasının tanınmış olmadığını, kötü niyet iddiasının yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,  dava konusu marka ile davacıya ait “... ...” ibareli marka arasında sınıfsal benzerlik bulunmadığı, bu nedenle aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacıya ait “...” ibareli marka ile dava konusu marka arasında bir kısım mal ve hizmetler bakımından sınıfsal ayniyet/benzerlik bulunmakta ise de, taraf markalarının görsel, işitsel, anlamsal ve bütünsel değerlendirmede benzer olmaması, markaların sadece ilk iki harfin benzer olduğu, buna karşın markalar arasında hiçbir benzerlik bulunmadığı, dava konusu markanın baskın bir şekil unsuru içerdiği, buna karşın davacıya ait markanın standart harfler ile yazılmış bir kelime markası olduğu, ilgili tüketicinin taraf markalarını dava konusu edilen emtialar üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olay bakımından markaların karıştırılması/ ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunmadığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının karşılanması için yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması taleplerinin değerlendirilmediğini, tarafların markları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, bilirkişi raporunda 2003/22269 sayılı makanın kullanımını ispatlanmadığı yönündeki tespitlerin hatalı olduğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının sektörel olarak tanınmış bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK  kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşmadığı, zira mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği ve mahkemece de kabul edildiği üzere davacının itirazına mesnet 2003/22269 sayılı markasının kullanımı ispatlamadığından iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmayacağı, davacının itirazına mesnet 2016/83975 sayılı ve \"...\" ibareli marka ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler bakımından emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği, kısmen emtia benzerliği şartının gerçekleştiği 2015/101629 sayılı ve   \"...\"  ibareli marka ile baskın şekil unsurundan ve \"...\" ibaresinden oluşan  dava konusu başvuru arasında, işaretler bakımından iltibasa neden olabilecek bir benzerliğin bulunmadığı, somut olay bakımından SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığı, diğer taraftan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğundan davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının da yerinde bulunmadığı  anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2025       <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88bd1d8aa961d94e","SID":"d5b38555069065ef"}}