{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1803 <br>KARAR NO:2025/392<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/05/2021<br>NUMARASI:2020/54 Esas -  2021/418 Karar<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ...Şubesi ile borçlu/dava dışı... Şirketi arasında imzalanan 05.06.2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını,davalı/borçlular 05.06.2018 tarihli Genel Kredi sözleşmesini müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını,borçluların kredi koşullarına uymaması, borcun zamanında ödenmemesi sebebi ile borçlu firma ve kefillerine İstanbul 36. Noterliği aracılığıyla 15.11.2019 tarih ve ... yevmiye no'lıı muacceliyet ihtarnamesi keşide edildiğini, ancak, ihtarnamenin tebliğine rağmen borçlular tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını,ödenmeyen kredi alacağının  tahsil ve tasfiyesini teminen, Genel Kredi Sözleşmesini müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olan davalı/borçlular aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, ... sayılı dosyası üzerinden; 2.153.501,92-TL Müvekkil Banka alacağın ödenmesi talebiyle genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını,davalı/borçlular vekili. 24.12.2019 tarihli itiraz dilekçesi ile icra takibine, ödeme emrine, asıl alacağa, miktarına, işlemiş ve işleyecek faize ve tüm fer'ilerine ve takibe konu borcun tamamına itiraz ettiğini belirterek, itirazının kabulü ile takibin durdurulmasını talep  ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle,Davanın  kabulü ile davalının icra takibine, ödeme emrine, asıl alacağa, faiz oranına, fer'ilerine ve takibe konu borcun tamamına yönelik itirazlarının iptaline,fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik takip tarihi itibarıyla 2.153.501,92-TL alacak üzerinden takip talebinde yazılı şartlarla ... sayılı dosyası üzerinden takibin devamına,haksız ve kötüniyetli olarak olarak itiraz eden davalılar aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, dava masraflarıyla vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Dava dilekçesinde hukuki deliller ve ekler olarak bir takım deliller Sayın Mahkeme dosyasına sunulmuşsa, deliller  kendilerine tebliğ edilmediğini, davacı yana delillerin bir nüshasını daha Mahkeme dosyasına sunmak üzere kesin süre verilmesini, sunulması halinde tarafımıza tebliğini talep  ettiklerini, ayrıca kredi sözleşmesi kendilerine  tebliğ edilmediğinden sözleşmede bulunan imzaların müvekkillere ait olup olmadığı yönünden itirazlarını saklı tuttuklarını, Kefalet sözleşmesinin geçerliliği birtakım şartlara bağlı olduğunu, Kefalet sözleşmesinin geçerliliği Mahkeme tarafından araştırılması gerektiğini, Müteselsil kefile başvurmak için gereken kanuni şartların sağlanmadığını, müvekkiller hakkında davalı ile ... Şti. Arasında akdedilen kredi sözleşmesinde kefil olarak imzalanan kredi sözleşmesinden dolayı takip başlatıldığını ve yapılan takibin haksız olması sebebiyle itiraz edildiğini, talep edilen miktarda borçlarının olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin itirazında haksız olduğu ve borç ödemekten özellikle kaçındığını ileri sürmek ve kabul etmek mümkün olmadığını, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerden dolayı, işbu haksız açılan itirazın iptali davasının reddi ile, %20 kötü niyet tazminatının, yargılama giderleri, ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava itirazın iptali davası olup davacı banka ile dava dışı ... Şti. Arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalılar bu sözleşmeyi müşterek borçlu/müteselsil kefil olarak imzaladıkları, kefalet limiti dahilinde borçtan sorumlu oldukları, TBK 583 vd. Md. Göre kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu, davacı bankanın kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle hesabı kat ederek ihtarname keşide ettiği, davalıların asıl borçluya da ihtarnamenin tebliğ edilmiş sayılmasına göre ihtarnamede belirlenen sürenin sonunda yeni 22.11.2019 tarih itibariyle temerrüde düştükleri, temerrüt tarihi itibariyle davacı banka tarafından talep edilen %32 oranında temerrüt faizinin yasa ve mevzuata uygun olduğu, temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak miktarı 2.087.997,87 TL hesaplanmış ise de takipte 2.077.733,33 TL talep edilmiş olmakla taleple bağlı kalınması gerektiği, temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında hesaplanan işlemiş faizin 38.784,36TL ve BSMV'nin de 1.939,22 TL olduğu faiz yönünden fazla talep olmakla açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ayrıca dava konusu likit yani belirlenebilir olup davacı tarafça talep edilip davalılar da haksız olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ve davanın kısmen kabulüne,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hatalı olarak hesap kat tarihinden sonra banka alacağına faiz işletilmediğini, asıl alacak ve  işlemiş faizin ayrı kalemler olmasına rağmen taleple bağlılık ilkesi her kalem için ayrı ayrı değerlendirilmediğini, takip talebinde yer almasına rağmen gayrinakdi alacakla ilgili karar verilmediğini, borçlu firmanın bankadan kullanmış olduğu gayrinakdi kredilerden müşterek müteselsil kefillerin de sorumlu olduğunu, mahkeme tarafından yapılan hesaplama, değerlendirme ve tespitler neticesinde varılan sonuçta işbu davaya konu icra takibinde talep edilen alacak kalemleri ile tam olarak örtüşmediğini, özellikle işlemiş faiz kaleminin banka talebinin altında kaldığını, açıklanan nedenlerle davacı bankanın uyguladığı faiz tutarı ve tarihleri de dikkate alınarak yerel Mahkemece verilen kısmen ret kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kefalet ilişkisinin kurulması için eşin rızasının alınması gerektiğini, karşı yanın cevaba cevap dilekçesinde davalı ...'in eşinin rızasının alınmadığını açıkça belirttiğini, buna rağmen gerekçeli kararda bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, kefaletin bu yönü ile geçersiz değilse neden geçersiz olmadığına dair gerekçede yer verilmediğini, kararın bu yönüyle isabetsiz olduğunu, likid olmayıp yargılama gerektiren alacaktan ötürü icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, karardan dahi alacağın net ve belirlenebilir olmadığının açıkça görüldüğünü, herhangi bir kötü niyeti olmayan davalılar aleyhine tazminata hükmedilmesinin hak arama özgürlüğüne, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yapılan takibin haksız olması sebebiyle itiraz edildiğini, alacaklı tarafça talep edilen borç miktarının asıl borçlu olan şirketin kayıtları ile bağdaşmadığını, bu nedenle alacak miktarının likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini, davalıya söz konusu alacak için bir takım çekler teslim edildiğini ve bu çeklerin davalı banka tarafından tahsil edilmesine rağmen iddia edilen alacak miktarından mahsup edilmediğini, alınan ek raporda bunun ispatlanmadığından bahsedildiğini,  yerel mahkemece bu hususta da herhangi bir gerekçe gösterilmeden dosyanın karara çıkarılmasının isabetsiz olduğunu, kararın bu yönüyle de eksik olduğunu, dava dosyası kapsamında imza itirazında bulunulduğunu, ancak yerel mahkemece bu itiraza ilişkin değerlendirme yapılmadığını, imza için bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, gerekçeli kararda yine imza incelemesinin neden yapılmadığına dair herhangi bir ibare bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalıların  istinaf avansı ile istinaf nispi karar harcını yatırmadığını, davalıların asıl borçlu şirketin ortakları olduğunu, şirket ortaklarının kefaleti için eş rızasının aranmadığını, davalıların kredi sözleşmesi üzerindeki imzaların kendilerine ait olduğunu cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde ikrar ettiğini, delil sözleşmesi uyarınca davacı banka kayıtlarının kesin delil hükmünde olduğunu, davalıların alacağa ilişkin iddialarını ispatlayacak delil sunamadığını beyanla, davalıların istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava; dava dışı asıl borçlu ... Şti.'nin  kullandığı krediye  müteselsilen kefil olan davalılar hakkında başlatılan icra takibine  vaki itirazın iptaline ilişkindir.Mahkemece dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve  davalılar vekilince  istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalılar tarafından ilk derece mahkemesince usulüne uygun olarak çıkarılan ihtara rağmen istinaf harçlarının yatırılmaması üzerine 10/09/2021 tarihli ek karar ile davalıların istinaf kanunun yoluna başvuru talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş ve bu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulmamış  olmakla istinaf incelemesi davacı istinaf sebepleri ve kamu düzenine aykırılık yönünden yapılmıştır. İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; dava konusu alacağın hesabında hata yapılıp yapılmadığı, icra takibinde talep edilmesine rağmen ilk derece mahkemesince çek depo bedeli yönünden hüküm kurulmamış olmasının kaldırma sebebi yapılıp yapılmayacağı noktasındadır.Davacı tarafça davalılar  hakkında ... sayılı dosyası ile; 2.077.733,33 TL asıl alacak, 68.180,84 TL işlemiş faiz ve 7.587,74 TL BSMV olmak üzere toplam 2.153.501,92 TL nakdi kredi alacağının tahsili ve 48.720,00 TL gayrinakdi riskin depo edilmesi için ilamsız  İcra takibi başlatılmış  davalı borçluların itirazı üzerine takip durmuş ve  eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Banka kullandırmış olduğu krediye temerrüt tarihine kadar uygulamış olduğu akdi faiz kapital faizi olup, asıl alacak olarak kabulü gerekir. Bir başka deyişle temerrüt tarihine kadar kullandırılan kredinin aslı ile bunun akdi faizi asıl borcu oluşturur. Bunun sonucu olarak da temerrüt tarihinden itibaren bu toplam borç üzerinden temerrüt faizi uygulaması TBK 121  maddesine aykırılık teşkil etmez. ( Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin  2014/2947 e. 2014/5185 k,  2015/7057 E. 2015/12085 k.,  2017/4368 E. 2018/6534 k. Sayılı içtihatları ) Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile; davacın 15/11/2019 hesap kat tarihi itibarıyla nakdi kredilerden kaynaklanan anapara, işlemiş faiz, BSMV, ödenen çek depo bedelleri toplamı olan 2.081.199,29 TL alacak tutarı belirlendiği, bu miktarın 3 gün içende ödenmesinin talep edilen ihtarnamenin davalı kefillere 18/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği, asıl borçluya çıkarılan ihtarnamenin iade edildiği ancak sözleşmenin 28. maddesindeki düzenleme ve İİK 68/b maddesi gereği tebliğin yapılmış sayılması gerektirdiği, temerrüt tarihinin 22/11/2019 olarak doğru şekilde belirlendiği, yine bilirkişi raporunda hesap kat tarihi olan 15/11/2019 ile temerrüt tarihi olan 22/11/2019 tarihleri arasında geçen 7 günlük süre için 6.474,84 TL işlemiş faiz ve 323,74 TL BSMV hesaplanarak temerrüt tarihi itibarıyla kapitalize edildiği ve sonuç olarak 2.087.997,87 TL asıl alacak olarak belirlendiği görülmektedir. Bu durumda davacının hesap kat tarihinden sonra faiz işletilmediğine  yönelik istinaf istemi yerinde değildir.Kural olarak kefilin gayrinakdi alacak yönünden depo sorumluluğuna gidilebilmesi için genel kredi sözleşmesinde bu yönde açık hüküm bulunması gerekmektedir.Bankaların verdikleri çek karneleri nedeniyle her bir çek yaprağı için zorunlu karşılık ödeme riski bulunması nedeniyle çek karnesi verilmesi  gayri nakdi kredi verilmesi niteliğindedir. Ancak çekin karşılıksız işlemi sonucu  zorunlu  karşılığının bankaca ödenmesi sonucu  gayrinakdi kredi nakit krediye dönüşecek ve kredi borçlusu nakit kredi kullanmış olacaktır. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde  müteselsil kefilin çek yaprağı sorumluluk bedeli deposundan sorumlu tutulacağına dair açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargıtayın son yıllardaki yerleşik içtihatlarına göre, kefilden, imzaları bulunan sözleşme içeriğinde çek yaprağı ve teminat mektubu nedeniyle depo talebinde bulunulabilmesi için sözleşmede  tereddüte mahal vermeyecek şekilde bu konuda açık hükmün yer alması zorunludur. Aksi halde kefil, gayri nakdi alacağın deposundan sorumlu tutulamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun12.03.2020 Tarih, 2017/11-36 Esas ve 2020/290 Karar sayılı ilamında; kefil olunan gayrinakdi kredi nedeniyle asıl borçlunun yükümlülüklerinin kefilin kendi hakkında da uygulanacağını genel bir ifade ile kabul etmesinin, kefili, teminat mektubu bedelini depo etme yükümlülüğü altına soktuğunu iddia etmenin, kanun koyucunun kefili koruma amacı ile çeliştiğine, zira kefaletin kendisi tıpkı depo gibi bir teminat olduğundan ve kefil açıkça teminat mektubunun bedelini ayrı bir garanti sözleşmesi ile garanti etmedikçe kefilin iradesinin dar olarak yorumlanmasının uygun olacağına, bu durumda davacının müteselsil kefil olarak imzaladığı sözleşmede açıkça gayri nakdi kredi bedelini depo etme yükümlülüğü bulunmadığından depo talebinden kefilin sorumlu olmadığının kabulü gerektiğine karar vermiştir.Somut olayda da, davalı kefillerin çek depo bedelinden sorumlu olacaklarına ilişkin açık bir sözleşme hükmü bulunmadığından davalı kefillen takibe konu edilen  çek depo bedelinden sorumlu olmadığından davacının bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde değildir.İlk derece mahkemesince kararın hüküm kısmının 1. Bendi 2. Cümlesi ile \"fazlaya ilişkin istemin reddine karar  verildiği belirlenmiştir. Bu durumda davacı vekilinin çek depo bedeline ilişkin hüküm kurulmadığına yönelik istinaf istemi de yerinde değildir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden doğru olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun  reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c4f717158813a4b5","SID":"3c0783c8f679412b"}}