{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/1057 <br>KARAR NO: 2025/1200<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/04/2025<br>NUMARASI: 2024/584 E - 2025/264 K<br>BİRLEŞEN DAVADA<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit | İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 05/05/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili İstanbul 16 Asliye  Ticaret Mahkemesi'nin 2024/352 D.İş sayılı dosyaya ibraz ettiği dava dilekçesinde;  \"... Mah. ... Cad. No:... Silivri İstanbul\" adresinde \"gayrimenkul acenteliği\" işi ile uğraşan müvekkilinin ... hesap nolu elektrik sayacının abonesi olduğunu, 01.12.2020 tarihli kira sözleşmesinden de görüleceği üzere bu yeri arsa olarak kiraladığını,  yaklaşık 3 yıl sonra da mal sahibinin rızası ile arsa üzerine 60-70 m2'lik tek katlı bir yapı inşa edildi- ğini, müvekkilinin iş yerinde şube açılış işlemlerini 12.04.2023 tarihinde yaptığını, ancak faaliyetine 2024 yılı Şubat ayında başladığını, müvekkili tacir olup faturalarda abone grubunun \"ticarethane\" yazdığını, müvekkilinin ... A.Ş tarafından kendisine tahakkuk ettirilen elektrik faturalarını düzenli olarak ödediğini,  iş yerinde  elektrik enerjisi ile çalışan 2 adet klima, 1 adet ev tipi buzdolabı, 1 adet çay makine ve aydınlatma lambaları bulunduğunu, Söz konusu iş yerine gelen davalı şirket çalışanlarının, elektrik sayacını kontrol edeceklerini söylediklerini ve sayacı kontrol edip gittiklerini, ancak daha sonra kaçak elektrik kullanıl- dığından bahisle, 01.08.2024  son ödeme  tarihli 458.685,88-TL bedelli bir adet fatura tahakkuk olun- duğunu, müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığını, kaçak tespiti ve tahakkukuna ilişkin işlemlerinin haksız ve dayanaksız olduğunu, ayrıca bu  işyerinde kaçak elektrik faturalarındaki meblağ kadar kaçak elektrik enerjisi kullanımının fiziken  mümkün olmadığını beyanla, Müvekkilinin abonesi olduğu ... hesap nolu elektrik sayacına uygulanacak elektrik  enerji kesilmesi işlemlerinin mahkemece takdir olunacak teminat mukabilinde tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 2022/352 D.iş, 2024/369 K. Nolu 12.08.2024 tarihli ilam ile;\"TALEBİN KABULÜ İLE, takdiren davaya konu fatura bedelinin % 20 si olan  91.737,18-TL nakdi teminat veya muteber bir bankanın aynı miktarda kesin ve süresiz  teminat mektubu ibraz edildiğinde, talep konusu  01.08.2024 son ödeme tarihli 458.685,88-TL,  bir adet kaçak elektrik faturası   nedeniyle ve bu fatura ile sınırlı olmak kaydı ile  ...  Hesap No.lu  elektrik sayacına  ait kullanım yerinde elektriğin KESİLMESİNİN ÖNLENMESİNE\" karar verilmiştir. Davalı vekili ibraz ettiği dilekçe ile; ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, yaklaşık ispatın sağlanmadığını, takdir edilen teminat tutarının yasal mevzuata uygun olmadığını, müvekkili olan şirketin kamu hizmeti yaptığı göz önüne alındığında verilen karar ile kamu zararı oluştuğunu  vs beyanla ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise teminat miktarının % 100 oranına çıkartılmasını talep etmiştir. Tedbir kararından sonra dava konusu fatura ile ilgili olarak, borçlu tarafından  esasa ilişkin (menfi tespit talepli) asıl dava ve alacaklı ... tarafından itirazın iptaline ilişkin birleşen  açılmış olmakla, itiraz esas davaya bakan İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce incelenmiş, neticede  21.03.2025 tarihinde: TEDBİRE İTİRAZIN REDDİNE karar verilmiştir.<br>İstinaf Başvurusu: Asıl davaya ilişkin 21.03.2025 tarihli ara karar  ... tarafından istinafa getirilmiştir. ... vekili istinaf dilekçesinde: Davacıya ait dava konusu ticarethanede, müvekkil şirket görevlileri tarafından 19.07.2024 tarihinde yapılan kontrolde; \"ikili anlaşma olmaksızın sözleşmesiz bir şekilde dağıtım sistemine müdahale ederek yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan elektrik enerjisi kulla- nıldığı\" hususunun tespiti üzerine ... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlendiğini,  yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri gereğince ... seri nolu tutanağa istinaden 20.07.2023-19.07.2024=365 gün; 365 gün x 20,4 kw x 0,6 x 9,6 h  üzerinden 42889 kwh  üzerinden yapılan hesaplama ile dava konusu faturanın tahakkuk olunduğunu, davacının dava konusu mahalde bulunduğu ve abonesiz şekilde elektrik tüketiminden sorumlu olduğunun anlaşıldığını, somut olayda ihtiyati tedbir yönünden yaklaşık ispatın ve diğer koşulların sağlanmadığını, takdir olunan %  20 oranındaki teminatın dosya kapsamına uygun olma- dığını, verilen tedbir kararının ortaya çıkacak kamu zararının engellenmesinin önüne geçtiğini ve bu kararın sonuçlarının mahkemece değerlendirilmediğini, müvekkili dinlenmeden tedbire hükmedil- diğini, anayasal haklarının ihlal edildiğini  beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Asıl dava İİK 72. Maddesine dayalı menfi tespit, birleşen dava İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir. Her iki davaya konu borç kaçak elektrik tüketiminden kaynaklanmaktadır. Eldeki davadan önce davacı/borçlunun talebi üzerine değişik iş yoluyla elektriğin kesil- memesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve % 20 oranında teminat takdir edilmiş, davalı ...'ın  tedbir kararına itirazı reddedilmiştir. \" İTİRAZIN REDDİNE \" dair ara karar istinafa getirilmiş olmakla uyuşmazlık somut olayda tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı ve \"itirazın reddine\" dair ara kararın yerinde olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun (HMK)'nın 389/1. maddesi,\"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir\" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispat- tan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verile- bilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aran- mayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır.Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belir- tilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.Bundan başka, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204.  maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memur- ların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.\" Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzen- lenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları  da aynı yöndedir.). Somut olayda; dava konusu kaçak elektik tüketimine konu mahallin iş yeri ve dava konusu faturalara dayalı borcun varlığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olduğu, söz konusu fatu- ralar nedeniyle elektriğin kesilmesi halinde davacının telafisi zor zararının oluşacağına dair yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiği, davacının iş yerindeki faaliyetine devam etmesinde davalı/ alacak- lının da faturaların tahsili noktasında menfaatinin olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle eldeki dava açılmadan önce  İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/352 D. İş  sayılı dosyası üzerinden verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece  takdir olunan  % 20 oranındaki teminat miktarı dosya kapsamına uygun olup  (13.08.2024 tarihinde )süresi içinde yatırılmıştır. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, asıl davada davalı BEDAŞ'ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Asıl davada davalı ...'ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa  karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/05/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"23a634f5f70addf6","SID":"8475ff1b749a2594"}}