{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1763 <br>KARAR NO:2025/643<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:16.03.2021<br>NUMARASI:2015/1011 Esas - 2021/231 Karar<br>DAVA:Ceza koşulu alacağı<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın ıslah doğrultusunda  kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin 5015 sayılı kanun ve ilgili mevzuat kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun tanzim ettiği \"Dağıtıcı Lisansı\" kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu faaliyeti çerçevesinde bizzat belirlediği noktalarda kendi marka ve logosu altında ... standartlarında kurulacak/kurulu akaryakıt istasyonlarında  akaryakıt, ... ve madeni yağ satış faaliyetini gerçekleştirdiğini,  müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ... Sivas adresinde bulunan akaryakıt istasyonunun kurumsal kimliği altında işletilmesi amacıyla 16/09/2020 tarihli ön protokol ve İstasyonlu Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, ayrıca davalı tarafça 16/09/2020 tarihli Taahhütname tanzim ve imza edilerek müvekkili şirkete verildiğini, davalının bu bayilik sözleşmesi uyarınca istasyonda ... numaralı bayilik lisansı ile faaliyet gösterdiğini, akaryakıt bayilik sözleşmesi süresi sonunda kendiliğinden 16/09/2015 tarihi itibariyle sona erdiğini, anılan sözleşmenin süresi sonunda sona erdiği ve davalı ile yeni bir bayilik sözleşmesinin akdedilmediğinin ayrıca Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na bildirildiğini, aynı zamanda müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ..., Sivas adresinde bulunan  akaryakıt istasyonunun da kurumsal kimliği altında işletilmesi amacıyla 16/09/2020 tarihli ön protokol ve İstasyonlu Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, davalı tarafça 16/09/2020 tarihli Taahhütname tanzim ve imza edilerek müvekkili şirkete verildiğini, davalının bu bayilik sözleşmesi uyarınca da istasyonda ... numaralı bayilik lisansı ile faaliyet gösterdiğini, akaryakıt bayilik sözleşmesi süresi sonunda kendiliğinden 16/09/2015 tarihi itibariyle sona erdiğini, anılan sözleşmenin süresi sonunda sona erdiği ve davalı ile yeni bir bayilik sözleşmesi akdedilmediğinin ayrıca Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na bildirildiğini, davalı bayinin birinci adreste faaliyet gösterdiği istasyon için imzalanmış olan taahhütnamenin 1., 2, ve 9. Maddeleri uyarınca sözleşme süresi içinde anılan istasyonda her yıl için 400.000 litre beyaz ürün ve 2 ton madeni yağın müvekkili şirketten satın alınacağının taahhüt edildiğini, ayrıca taahhütnamenin 2. Ve 9. Maddesi hükmüne göre bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda her bir yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarın %15'inin şirkete ceazi şart olarak ödeneceğinin davalı tarafça kabul ve taahhüt edildiğini, öte yandan, davalı bayinin ikicin adreste faaliyet gösterdiği istasyon için de aynı taahhütte bulunduğunu, taahhütname uyarınca sözleşme süresi içinde anılan istasyonda her yıl için 475.000 litre beyaz ürün ve 2 ton madeni yağın müvekkili şirketten satın alınacağının taahhüt edildiğini, bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda her bir yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarın %5'nin şirkete  cezai şart olarak ödeneceğinin davalı tarafça kabul ve taahhüt edildiğini, müvekkil şirket kayıtlarının incelenmesinde davalı şirketin, ... Sivas adresindeki bayilik yönünden 16.09.2011-16.09.2012 2. taahhüt dönemi, 16.09.2012-16.09.2013 3. Taahhüt dönemi, 16.09.2013-16.09.2014 4. taahhüt dönemi, 16/09/2014-16/09/2015 5. Taahhüt dönemi ile ... Sivas adresindeki bayiliği yönünden 16.09.2010-16.09.2011 1. Taahhüt dönemi, 16.09.2012-16.09.2013 3. Taahhüt dönemi, 16.09.2013-16.09.2014 4. Taahhüt dönemi, 16.09.20014-16.09.2015 5. Taahhüt dönemi için tonaj ihlalinde bulunduğunu, taahhütlerini yerine getirmediğinin tespit edildiğini, anılan satış taahhütlerinin ihlali nedeni ile davalı yana Kadıköy ... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı 09.09.2015 tarihli ihtarnamesi ile davalının akaryakıt tonaj taahhütlerinin yerine getirilmemesi sebebiyle tahakkuk eden  alacaklarının ödenmesi, aksi halde tahsili amacıyla yasal yollara başvurulacağı hususlarını ihtar ve ihbar edildiğini, ihtarnamenin davalı bayinin her iki adresine de 14.09.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin söz konusu satış taahhütlerini yerine getirileceğine olan güven nedeniyle davalı yararına kazandırımlar da bulunduğunu, davalının satmayı vaat ettiği ürünleri satamadığını, yukarıda belirtilen taaahhüt dönemlerine ilişkin satış taahhüdüne göre alması gereken ürün miktarı üzerinden dava tarihine kadar beyaz ürün, madeni yağ almamak suretiyle sözleşme hükümlerine aykırı davranarak müvekkili şirketi zarara uğrattığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini, sözleşmeden sözleşmeden ve kanundan kaynaklanan her türlü zarar ziyanın tazmini hakları saklı kalmak kaydıyla fazlaya ilişkin tüm talep vedava hakları ile ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla hesaplanacak kar mahrumiyeti ve cezai şarttan doğan alacaklarının, her iki adreste kurulu bayilik için ayrı ayrı talep edilmek üzere her bir bayilik sözleşmesi için sözleşmelerin başlangıç tarihi olan 16/09/2010 tarihinden bayilik sözleşmelerinin süresinin sona erdiği 16/09/2015 tarihine kadar ki dönem yönünden (1. adresteki bayilik yönünden 16/09/2011-16/09/2012 2. Taahhüt dönemi için 3.000,00 TL., 16/09/2012-6/09/2013 3. taahhüt dönemi için 3.000,00 TL., 16/09/2013-16/09/2014 4. Taahhüt dönemi için 3.000,00 TL., 16/09/2014-16/09/2015 5. Taahhüt dönemi için 3.000,00 TL. ; 2. adresteki bayilik yönünden 16/09/2010-16/09/2011 1. Taahhüt dönemi için 3.000,00 TL. , 16/09/2012-16/09/2013 3. Taahhüt dönemi için 3.000,00 TL. , 16/09/2013-16/09/2014 4. Taahhüt dönemi için 3.000,00 TL. , 16/09/2014-16/09/2015 5. Taahhüt dönemi için 3.000,00 TL.) şimdilik 24.000,0 TL.'lik kısmının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine bağlı olarak aylık %7 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ile davalı 5 yıllık akaryakıt bayilik sözleşmesi yapıldığını, sözleşme süresinin bittiğini, taraflar arasındaki ilişkinin sona erdiğini, davalının sözleşme süresince her yıl için belirli miktarda akaryakıt satın alma taahhüdünde bulunduğunu, bu taahhüdün yerine getirilmediğini, bu sebeple her bir yıl için cezai şart ödenmesini talep ettiğini, davacının davasının haksız, yersiz ve kötüniyetli olduğunu, Yargıtay HGK Kararlarına Göre Davacının 5 Yıl Boyunca Cezai Şartı Hiç Talep Etmeden, İhtirazi Kayıt Koymadan Akaryakıt Vermeye Devam Edip, Sözleşme Sonunda Talepte Bulunması Mümkün  olmadığını, kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında 16.09.2010 başlangıç tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme doğrultusunda her bir yıl için belirli miktarda akaryakıt satın alma taahhüdünde bulunduğunu, sözleşmenin 5 yıl sürdüğünü, bu süre içinde davacı tarafça taahhüde uyulmadığı gerekçesi ile herhangi bir cezai şart talebinde bulunulmadığını, herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan müvekkiline akaryakıt verilmeye devam edildiğini, hal böyle iken davacının sözleşme sona erdikten sonra cezai şart talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, bu talebin kötü niyetli olduğunu, taahhüdün yerine getirilememesinin sebebinin davacının sözleşmeye uymamasından kaynaklandığını, taraflar arasındaki 16.09.2010 tarihli ön protokole (özellikle 3. maddesine göre) davacının müvekkiline yapmayı taahhüt ettiği işleri yapmadığını davacının sözleşmedeki bu taahhütlerini yerine getirmemesinin veya eksik yerine getirmesinin ve zamanında yerine getirmemesinin müvekkilinin daha fazla akaryakıt satabilmesine engel olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildirdikten sonra davacının cezai şart talebinde bulunmasının talebinde kötü niyetli olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildirdikten sonra davacının cezai şart talebinde bulunmasının talebinde kötüniyetli olduğunuun sabit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin sona erme tarihinin 16.09.2015 olduğunu, müvekkilinin Kangal Noterliği’nin 4.9.2015 tarih ve ... ve...yevmiye nolu ihtarnameleri ile yeni bir sözleşme yapmayacağını davacıya bildirdiğini, davacının ise bu aşamadan sonra, müvekkilinin  sözleşmeyi sona erdirme iradesini gördükten sonra, 09.09.2015 tarihli ihtarnameyi göndererek cezai şart talebinde bulunduğunu belirterek fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla davacının haksız ve kötüniyetli davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Uyuşmazlığın taraflar arasında taahhütname kapsamında yıllık asgari alım taahhüdüne uymayan davalı bayiden, davacının, son cari fiyat üzerinden %5 cezasi şart isteyip isteyemeyeceği ve miktarı ile alım taahhüdüne aykırılığın davacıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı noktasında topladığı, Tarafların 16/09/2010 tarihli taahhütname kapsamında 400.00 litre beyaz ürün 2 ton madeni yağ alıp satmayı, 5 yıl boyunca almayı ve %5 oranında cezai şart uygulanacağı,  16/09/2010 tarihli taahhütname kapsamında 475.00 litre beyaz ürün 2 ton madeni yağ alıp satmayı, 5 yıl boyunca almayı ve %5 oranında cezai şart uygulanacağına dair anlaştıkları,Yıllık dönem taahhütlerini eksik gerçekleşmesi halinde davacı şirketin ihtarı kayıt koyması gerektiği ancak davacının bunu koymadığı, davacının sözleşmenin sona ermesinden evvel 09/09/2015 tarihli ihtarname çektiği bu nedenle 16/09/2014-2015 devresinde eksik taahhüdü gerçekleştiği buna göre hesap yaptırılmış, alınan rapora göre davacının merkez istasyon için beyaz ürünler nedeniyle cezai şart bedelinin Merkez İstasyon için beyaz ürünler cezai şart bedeli 25.681,53 TL., şube için beyaz ürün cezai şart bedeli 1.583,71 TL.,şube için madeni yağ cezai şart bedeli 605,00 TL., olmak üzere toplam 27.870,24  TL davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği...\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Merkez İstasyon için beyaz ürünler cezai şart bedeli 25.681,53 TL, şube için beyaz ürün cezai şart bedeli 1.583,71 TL., şube için madeni yağ cezai şart bedeli 605,00 TL., olmak üzere toplam 27.870,24  TL.nin 22/09/2015 tarihinden itibarin aylık %7 akdi faiz uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Daha önce istinaf başvuru dilekçelerinde davacının  ihtirazi  kayıt  koymadan  5  yıl  boyunca  akaryakıt vermeye devam ettiğinden müstakar Yargıtay HGK içtihatlarına göre davanın reddi gerektiğini, aylık %7 faizin tacirin mahvına neden olacağının değerlendirilmediğini, ıslah ile talep edilen kısmın zamanaşımına uğradığının dikkate alınmadığını, mahkeme masrafları ve vekalet ücretlerinin yanlış hesaplandığını belirttiklerini, Yargıtay 8. HD'nin 04.11.2019 tarih ve 2018/15518 E. 2019/9846 K. sayılı içtihadı ile kabul edildiği üzere,  istinaf başvuru süresi içinde sunduğu ikinci bir dilekçe ile ilk dilekçede ileri sürmediği vakıa hakkında istinaf talebinde bulunmasında yasal bir engel olmadığı belirtildiği gerekçesiyle, bu dilekçe ile ileri sürülecek istinaf taleplerinin de değerlendirilmesi gerektiğini,Dosyadaki bütün bilirkişi raporları çelişkili olup bu çelişki giderilmeden,herhangi bir açıklama da getirilmeden bu raporlara dayanılarak karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, aynı bilirkişilerin aynı şartlar altında, aynı belgeleri inceleyerek farklı rakamlar çıkarmaları büyük bir çelişki olduğunu, kabul edilemez bir durum olduğunu, usul ve yasaya aykırı bu raporlara dayanılarak verilen kararı kabul etmenin mümkün olmadığını,Davacının defterlerinin usule uygun tutulmadığı değerlendirilmediğini, kök raporda davacı defterlerinin bazı yıllarda açılış tasdiklinin yapılmadığı, bazı yıllarda da kapanış tasdikinin yapılmadığının tespit edildiğini, bu suretle davacıya ait ticari  defterlerin usulsüz olarak tutulduğunun sabit olduğunu, bu tespite göre bu ticari defterlerin davacı lehine delil olma niteliği bulunmadığını, bu hususun ilk derece mahkemesince değerlendirilmemesinin eksiklik olduğunu, Zarara kendi kusuru ile sebebiyet veren davacının Yargıtay HGK’nun 22.02.2012 tarihli, E: 2011/17-787, K: 2012/92 sayılı  kararı gereği tazminat isteyemeyeceğini, Taraflar arasındaki 16.09.2010 tarihli Ön-Protokole (özellikle 3. maddesine göre) davacı, müvekkile (Bayi’e) yapmayı taahhüt ettiği aşağıdaki işleri yapmadığını veya zamanında yapmadığını, Kurumsal kimlik uygulaması ve giydirmelerin zamanında yapılmadığını,  istasyonların aylarca müşteriler tarafından kapalı sanıldığını, her iki istasyon için verilecek toplam dört akaryakıt pompası verilmediğini, uzun süre sadece Alacahan istasyonunda bir adet pompa kullanılabildiğini, otomasyona bağlı iskontolu satış yapabilmek için gerekli kart okuyucuları Alacahan istasyonuna çok geç takıldığını, çok defa sözlü ve mail yolu ile bildirilmesine rağmen ... istasyonuna takılmadığını,  akaryakıt sektöründe iskonto satışlarını etkileyen en önemli bu unsurun eksikliği satışları ciddi şekilde düşürdüğünü, ilk yıllarda öngörülen iskonto oranları tam olarak uygulanmadığını, bnunu da satışları ciddi şekilde düşürdüğünü, her iki istasyona hava-su saati verilmediğini, yapılacağı bildirilen 1 adet tanker boyaması yapılmadığını,Davacının hem kendi kusuru ile satışları düşürdüğü, hem de kendi sebebiyet verdiği sonuç nedeniyle cezai şart talep ettiğinin açık olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.Yine davalı vekilince sunulan ek istinaf taleplerine ilişkin dilekçesinde özetle; önceki istinaf dilekçesini aynen tekrarla, dosya içindeki bütün kök ve ek raporlarda birbiri ile çelişkili rakamların ortaya çıktığını, ilk derece mahkemesince bilirkişilere yönelik ısrarlı ara kararlarına rağmen bu çelişki giderilmediğini, çelişkinin neden kaynaklandığına ilişkin herhangi bir açıklama da yapılmadığını, örneğin merkez istasyonla ilgili; kök raporda eksik alınan beyaz ürün miktarı 499.352 Litre tespit edilmiş iken, ek raporda 663.297 Litre olarak tespit edilmiş, buna paralel olarak cezai şart miktarı da farklı hesaplandığını, yine kök raporda eksik alınan madeni yağ miktarı -0- kg tespit edilmiş iken, ek raporda 2.000 kg olarak tespit edilmiş, buna paralel olarak cezai şart miktarı da farklı hesaplandığını, bu farkların oluşması için hiçbir gerekçe olmadığını, şube istasyonla ilgili; kök raporda eksik alınan beyaz ürün miktarı -0- Litre tespit edilmiş iken, ek raporda 258.946 Litre olarak tespit edildiğini, buna paralel olarak cezai şart miktarı da farklı hesaplandığını, yine kök raporda eksik alınan madeni yağ miktarı 507,80 kg tespit edilmiş iken, ek raporda 5.340 kg olarak tespit edilmiş, buna paralel olarak cezai şart miktarı da farklı hesaplandığını, bu farkların oluşması için de hiçbir gerekçe bulunmadığını, Aynı bilirkişilerin aynı şartlar altında, aynı belgeleri inceleyerek farklı rakamlar çıkarmalarının büyük bir çelişki olduğunu ve kabul edilemez olduğunu, davacının defterlerinin usule uygun tutulmadığının değerlendirilmediğini, zarara kendi kusuru ile sebebiyet veren davacı tazminat isteyemeyeceğini, Yargıtay HGK’nun 22.02.2012 tarihli, E: 2011/17-787, K: 2012/92 sayılı  sayılı içtihadında belirtildiği üzere hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, taraflar arasındaki 16.09.2010 tarihli ön-protokole davacının, müvekkili bayiye yapmayı taahhüt ettiği aşağıdaki işleri yapmadığını  veya zamanında yapmadığını, davacının hem kendi kusuru ile satışları düşürdüğü, hem de kendi sebebiyet verdiği sonuç nedeniyle cezai şart talep ettiğinin ortada olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Önceki beyanlarını aynen tekrarla; müvekkili şirketin taahhüde bağlı eksik çekişten kaynaklı kâr mahrumiyeti tazmin talebini her zaman isteme ve talep etme hakkına sahip olduğunu, her yeni yılda mahrum kalınan kâra dayalı alacağının talep edilmemesinin, müvekkili şirketin geçmiş yıllara ait işbu alacağını talep hakkından vazgeçmesi sonucunu doğurmayacağını, aynı zamanda müvekkili şirketin kar mahrumiyetine dayalı alacak davası açma hakkını engellemeyeceğini, nitekim tarafımızca Kadıköy ... Noterliği’nin 09.09.2015 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek uzun bir süreden beri akaryakıt alımının yapılmadığının anlaşıldığını, eksik ürün alımı yapıldığı, bu durumun akde aykırılık teşkil ettiği davalıya bildirildiğini, bu nedenlerle, hükme esas alındığı anlaşılan  bilirkişi heyetinin son yıl dışında kalan 16.09.2010-16.09.2014  dönemi yönünden cezai şarta hak kazanamadığı yönündeki  tespitleri kapsamında mahkemece verilen  kısmen ret kararının  haksız, hukuka, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki iki ayrı istasyona ilişkin akaryakıt bayilik sözleşmelerinin süresi sonunda  feshi nedeniyle davalının   asgari alım taahhüdünün ihlalinden kaynaklı ceza koşulu alacağının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın ıslah doğrultusunda kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,  her iki taraf vekillerince,  yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde:Taraflar arasında ihtilafsız olan iki ayrı istasyona ilişkin bayilik sözleşmelerinin 16.09.2010 tarihli 5 yıl süreli imzalandığı, süre hitamında 16.09.2015 tarihinde sona erdiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık  bayilik sözleşmesi ve taahhütnameler kapsamında yıllık asgari alım taahhüdüne uymayan davalı bayiden, davacının, son cari fiyat üzerinden %5 cezasi şart isteyip isteyemeyeceğine ilişkindir.Tarafların kabulündeki  16/09/2010 tarihli sözleşme ve  taahhütname kapsamında davalının işlettiği birinci istasyon için bayilik süresi olan 5 yıl boyunca  her yıl  475.00 litre beyaz ürün 2 ton madeni yağ alıp satmayı, ikinci istasyon için ise bayilik süresi olan 5 yıl boyunca  her yıl 475.00 litre beyaz ürün 2 ton madeni yağ alıp satmayı taahhüt ettiği, taahhütnamenin 9. Maddesi uyarınca  her dönem için  eksik alım taahhüdünün ihlali halinde ürün bedelinin son cari fiyatı üzerinden hesap edilecek tutarın  %5 oranında cezai şart ödeneceğinin davalı yanca taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince davacı kayıtlarında yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ile her bir dönem eksik alım miktarları  hesaplanmış, yine mahkemece hükme esas alınan 03.02.2020 tarihli ikinci bilirkişi raporundaki hesaplamalar ışığında, davacının önceki dönemlerde ihtirazı kayıt koymaksızın davalıya ürün vermeye devam ettiği, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre geçmiş dönem eksik alımlara ilişkin cezai şart talep edemeyeceği, ancak davacının  sözleşmenin sona ermesinden evvel 09/09/2015 tarihli ihtarnamesi dikkate alındığında, bayilik ilişkisinin son dönemi olan 16/09/2014-2015 dönemi için davalının  eksik alımı kapsamında yapılan hesaplama doğrultusunda her iki istasyon yönünden davacınının talep edebileceği cezai şart tutarı (Merkez İstasyon için beyaz ürünler cezai şart bedeli 25.681,53 TL., şube için beyaz ürün cezai şart bedeli 1.583,71 TL.,şube için madeni yağ cezai şart bedeli 605,00 TL.)  toplamı olan  27.870,24  TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Her ne kadar davacı vekilince, müvekkili tarafından eksik alım gerçekleşen dönem sonunda ihtirazı kayıt konulmadan davalıya ürün temin edilmesi nedeniyle önceki dönemler için cezai şart istenemeyeceği yönündeki bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, oysa müvekkilinin ihtirazı kayıt koymaksızın sonraki dönemler için davalıya ürün vermesinin eksik alım gerçekleşen tüm dönümler yönünden cezai şart talep etmesine engel olmayacağını, kaldı ki sözleşmenin 25. maddesinde sözleşmenin son bulması halinde müvekkilinin maruz kalacağı zarar, ziyan, kar mahrumiyeti ve cezai şarta ilişkin alacaklarını talep edebileceğinin düzenlendiğini ileri sürerek, bu yönde kararı istinaf edilmiş ise de; davacının dayanak gösterdiği sözleşmenin 25 maddesinin \"Bayinin iş bu sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih etmesi veya şirketin fesih etmesine sebebiyet vermesi veya iş bu sözleşmede yer alan hususlardan herhangi birine uymaması halinde...\" durumları hüküm altına aldığı, somut olayda   taraflar arasındaki bayilik sözleşmelerinin süresi sonunda kendiliğinden münfesih olduğu yani davacı yanca haklı nedenle veya davalı yanca haksız feshin söz konusu olmadığı, yine  03.02.2020 tarihli bilirkişi rapor içeriğinde de vurgulandığı üzere,  taraflar arasındaki sözleşme ve taahhütname hükümlerinde bayilik sözleşmesinin sona ermesi veya hitamında cezai şart alacaklarının talep edilebileceğine ilişkin açık hüküm bulunmadığı gözetildiğinde, davacı vekilinin aksi yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde;Yukarıda davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesi bölümünde açıklandığı üzere, davacının  sözleşmenin sona ermesinden evvel 09/09/2015 tarihli ihtarnamesi dikkate alındığında, bayilik ilişkisinin son dönemi olan  16/09/2014-2015 dönemi için davalının  eksik alımı kapsamında yapılan hesaplama doğrultusunda her iki istasyon yönünden davacının cezai şart alacağı talep edebileceği anlaşılmakla, davalı vekilinin davacı yanca ihtirazı kayıt konulmaksızın 5 yıl boyunca  ürün verilmeye devam edildiği gözetilerek hiç bir dönem için cezai şart alacağı talep edemeyeceği yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir.Taraflar tacir olup, basiretli tacir gibi davranma sorumluluğu altındadır. Tarafların imzaladığı sözleşme hükmü ile belirlenen %7 oranındaki faiz tutarı esas alınarak hüküm kurulması isabetli olup, davalı vekilinin bu faiz oranının müvekkilinin mahvına neden olabilecek oran  olduğunun gözetilmesi gerektiği yönündeki istinafı da yerinde değildir.Dava bayilik sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkin olduğundan, TBK'nın 146. maddesi (BK'nın125.maddesi)'ne göre on yıllık genel zaman aşımı süresine tabi olup, bayilik sözleşmesinin sona erdiği tarih ile  ıslah tarihi arasında  on yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı da gözetildiğinde, davalı vekilinin somut olayda acente ilişkisi bulunduğu, bu kapsamda beş yıllık zaman aşımı süresi uygulanması gerektiği yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Davalı lehine hükmedilen yargılama gideri ile  vekalet ücretlerinin hatalı olduğu ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Her ne kadar davalı vekilince davanın açılırken 24.000 TL dava değeri ile açıldığı, daha sonra davacı ıslahı ile 22.681,53 TL arttırıldığı, buna göre toplam müddeabihin 46.681,53 TL olduğu, mahkemece 27.870,24 TL yönünden davanın kabul edildiği, buna göre davacı lehine fazla yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini, reddedilen tutar yönünden de kendilerine tayin edilen vekalet ücretinin doğru olmadığının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince ıslah doğrultusunda  davacının son döneme ilişkin talep edebileceği cezai şart alacağı 27.870,24 TL'nin kabulüne karar verildiği anlaşılmakla, kabul edilen tutar yönünden davacı lehine karar tarihindeki AAÜT esaslar uyarınca hükmedilen  vekalet ücreti isabetlidir. Ancak davacının son döneme ilişkin cezai şart alacağının kabulüne karar verildiği, diğer dönemler için dava dilekçesinde kısmî olarak talep ettiği ve ıslahla arttırılan tutara ilişkin toplam 18.811,29 TL yönünden davanın reddedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin karar tarihindeki AAÜT esaslar uyarınca hükmedilmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı olarak davalı lehine 810 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, davalı vekilin bu yöndeki istinafı yerinde görülmüş, kararın bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir.Yine aynı açıklama ışığında, davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında, davacının yaptığı anlaşılan 7.825,96 TL yargılama gideri toplamından, davadaki haklılık oranlarına göre  4.672,32 TL'lik kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, hatalı hesaplama ile daha fazla yargılama giderinden davalının sorumlu tutularak hüküm kurulması da doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinafının kabulü ile hükmün bu yönden de düzeltilmesi gerekmiştir. Aynı doğrultuda, davalının yapmış olduğu 420,90 TL yargılama giderinden davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 169,61 TL'nin davacıdan alınıp davalıya verilmesi gerekirken, daha az giderin davacıdan alınıp davalıya verilmesi yönünde hüküm kurulmuş olması da doğru olmayıp, bu yöndeki davalı istinafı da yerinde bulunmuş ve hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Ayrıca hüküm, ifade hataları bakımından resen düzeltilmiştir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında, taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kısmen kabulü ile; merkez istasyon için beyaz ürünler cezai şart bedeli 25.681,53 TL, şube için beyaz ürün cezai şart bedeli 1.583,71 TL, şube için madeni yağ cezai şart bedeli 605,00 TL olmak üzere toplam 27.870,24  TL alacağın, 22/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek aylık %7 akdî temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 1.903,82 TL harçtan peşin alınan 797,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.105,96 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan ilk dilekçe gideri  441,66 TL, bilirkişi gideri ile tebligat ve müzekkere gideri 7.384,30 TL olmak üzere toplamda 7.825,96 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 4.672,32 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafından yapılan 420,90 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 169,61 TL'lik bölümünün davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden belirlenen 27.870,24 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca reddedilen kısım üzerinden belirlenen  19.416,29 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Artan gider ve delil avanslarının, HMK'nın 333 ve Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi gereğince, yatıran taraflara iadesine, 9-İstinaf yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafından yatırılmış olan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,c-Davalı tarafından yatırılmış olan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,d-Davalı tarafından harcanan13-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,14-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.17.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"df357f735fd111c3","SID":"e2607b6329821c04"}}