{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/11 Esas<br>KARAR NO:2025/568 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2023/623 Esas - 2024/723 Karar <br>TARİH:10/10/2024<br>DAVA:Sermaye Piyasası Kanunu Uyarınca Örtülü  Kazanç Aktarımına Dayalı İstirdat<br>KARAR TARİHİ:10/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Şirketinin 04/11/1996 yılında İstanbul'da kurulmuş oluğunu, ana faaliyet konusunun hızlı tüketim ürünlerinin pazarlama ve dağıtımı olduğunu, şirketin ana ve nihai ana ortaklarının ...ve ... olduğunu, şirket hisselerinin yaklaşıl %36'sının, 2013 yılında... Şirketine kote edildiğini, 31/12/2014-31/12/2017 tarihleri itibariyle şirket paylarının %35,8'lik kısmının halka açık olduğunu ve küçük yatırımcıların tasarrufunda olduğunu, şirketin 32.586.740,49-TL olan çıkarılmış sermayesinin, mevcut ortakların rüçhan haklarının tamamen kısıtlanması suretiyle 46.086.740,49-TL'ye çıkarılması nedeniyle arttırılan 13.500.000,00-TL nominal sermaye miktarını temsil eden paylar ile mevcut ortaklara ait 3.000.000,00-TL nominal sermaye miktarını temsil eden payların halka arz edilmiş olduğunu, şirketin 16.500.000,00-TL nominal değere sahip hisselerinin halka açılmak suretiyle 06/06/2013 tarihinde ulusal pazarda işlem görmeye başladığını, öte yandan şirketin borçlarını ödemekte güçlük içerisine girmesi veya finansman sıkıntısına düşmesi nedeniyle ... tarafından, şirket paylarının 20/10/2015 tarihinden itibaren gözaltı pazarında işlem görmesine karar verildiğini, ayrıca şirket tarafından çıkarılan tahvillerin de ... tarafından 31/01/2018 tarihinden itibaren gözaltı pazarına aktarılmasına karar verildiğini, ... Şirketi tarafından ... Platformuna yapılan 08/10/2015 ve 13/10/2015 tarihli özel durum açıklamalarında, ... Şirketi aleyhine ... Anonim Şirketi tarafından 17.346.132,75-TL ve 3.499.998,00-USD, ...bank ... Şirketi tarafından 17.557.913,50-TL, ... Şirketi tarafından 13.994.690,08-TL ve ... Anonim Şirketi tarafından 107.031,38-TL talepli icra takiplerinin başlatıldığının ifade edildiğini, aynı şekilde şirketin mali açıdan zora düştüğü konusundaki basında yer alan haberler çerçevesinde ... ve ilgili mevzuat çerçevesinde müvekkili kurul tarafından 09/01/2020 tarihli denetleme raporunun düzenlendiğini, özel durum açıklamasını müteakip şirketin borsa kotundan çıkarılmasına karar verildiğini, denetleme raporu kapsamında finansal borçlar için takibe geçilmesi sürecinde ...'a yapılan mali duruma ilişkin dikkat çekici özel durum açıklamaları; şirketin mali tablo kalemleri ve ilişkili taraflarından olan alacakları; şirketin finansal borçları; ilişkili tarafların mali durumları; ilişkili tarafların banka hesaplarından nakit çekilen paralar, paraların yatırıldığı firmalar ve bu firmalara ilişkin ...dan temin edilen bilgiler; ilişkili şirket hesaplarından firmalar tarafından keşide edilen hatır çeklerinin tahsili; mali tablo düzenlenen dönem sonlarında ... Şirketi hesaplarına yapılan para transferleri vb. tespitlerin yapıldığını, bu kapsamda halka açık ortaklık statüsündeki ... Şirketinin, şirketin yönetim kurulu başkanı ...'in bilgisi ve iradesi doğrultusunda, ilişkili tarafları ve yine yönetim kurulu başkanı ve imza yetkilisi olduğu ... Şirketi ve ... Şirketi ile gerçekleştirdiği işlemler neticesinde ...'nın 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlal edilerek, örtülü kazanç aktarımı yoluyla mal varlığı/kârının azaltıldığı, 31/12/2017 tarihi itibariyle işletilmeyen faizler hariç yaklaşık toplam 217.000.000,00-TL zarara uğratmış bulunduğunu, tüm bu nedenlerle 217.000.000,00-TL kayıp ve aktarım tutarının, aktarım tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizinin, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 217.000,00-TL'sinin mal varlığı azaltılan ... Şirketine iadesi talebiyle açılan ve İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/07/2023 tarihli, 2020/646 esas ve 2023/502 karar sayılı kararına konu olan davada saklı tuttukları 216.783.000,00-TL'nin kanuni faiziyle birlikte ... Şirketi'ne iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ...ve... Şirketi  vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacı tarafça arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, davacı tarafça İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/646 esas sayılı kısmi davasını ikame ettiğini ve akabinde eldeki davayı ek dava olarak ikame ettiğini, ancak ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığını, bu nedenle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili ...'e husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün bulunmadığını, zira müvekkili şahıs lehine bir kazandırma olmadığı gibi, ...'nın da bu yönde bir tespit ve iddiasının bulunmadığını, ...’nın 92. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca işlemlerin hukuka aykırılığını tespit ettiği tarihi izleyen 3 ay içinde iptal davası açma yetkisi buldunduğunu, yine aynı fıkraya göre, ...'nın, her halde işlemin veya durumun meydana geldiği tarihten itibaren 3 yıl içinde iptal davası ve 5 yıl içinde de butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya yetkili olduğunu, 94. maddede yer alan; “92 nci maddenin birinci ve üçüncü fıkraları bu madde bakımından da uygulanır.” hükmü uyarınca 92 madde de yer verilen sürelerin örtülü kazancın iadesi talebiyle açılacak davalar için de geçerli hale gelmekte olduğunu, dava dışı ... Şirketinin, ... Şirketler Topluluğunun bir şirketi olarak 2013 yılında halka açıldığını ve ...’da paylarının işlem görmeye başladığını, şirketin halka arzı sırasında da ...'nın, grup şirketlerinin banka borçlarına 394.000.000,00-TL’lik kefil iken halka arz edilmiş olduğunu, o dönem ... tarafından bir sorun olarak görülmeyen durumun bugün  kötü niyetle dava konusu edilmesinin kabul edilemeyeceğini, ...'nın, grup şirketlerinden olan alacaklarının uzun yıllardır mevcut olduğunu ve her yıl ara dönemler de dahil olmak üzere kamuoyuyla paylaşıldığını, ... Pazarlama’nın alacaklarının korunabilmesi için müvekkili ...'in çok ciddi çaba sarf ettiğini, hatır çeklerinin varlığının da ...'dan mal veya para kaçırılması değil; aksine şirketin finansmanının sağlanması için başvurulan bir yöntem olduğunu, örtülü kazanç aktarımı yasağına ilişkin Sermaye Piyasası Mevzuatı incelendiğinde, ... denetleme raporunda bahsi geçen ve ... tarafından gerçekleştirilen işlemlerin örtülü kazanç aktarımı kapsamında değerlendirilemeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle arabuluculuk başvurusu yapılmadan açılması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddini, davanın dava konusu taleplerin zamanaşımına uğramış olması sebebiyle reddini, müvekkili ...hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle esastan reddini, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/646 esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasını ve davanın her halükarda reddini talep etmiştir. (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ... Şirketi iflas idare memuru cevap dilekçesinde özetle: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.05.2019 tarihli, 2017/959 esas ve 2019/527 karar sayılı ilamı ile ... Şirketinin iflasına karar verilmiş olduğunu, tasfiye işlemlerinin ... sayılı dosyası ile sürdürülmekte olduğunu, müflisin tüm hak ve alacaklarının, iflasın açıldığı zamanda oluşturulan masanın kanuni temsilciliğini yapmakla yükümlü olan kurum iflas idaresinde olduğunu, müflis şirketin 15.05.2019 tarihinde iflas ettiğini ve bu durumun iflas müdürlüğünce usulüne uygun olarak ilan edildiğini, ancak dava konusu örtülü kazanç aktarımından kaynaklı alacak iddiası için iflas masasına herhangi bir alacak kaydı talebinde bulunulmadığını, ayrıca yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı kurumun örtülü ödenek aktarımı iddialarının soyut iddia niteliğinde olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın müflis şirket açısından reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 10/10/2024 tarih ve 2023/623 Esas - 2024/723 Karar sayılı kararında;\"Dava, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesi ihlal edilerek halka açık ortaklık statüsünde bulunan ... Şirketinin örtülü kazanç aktarımı yoluyla mal varlığı/kârı azaltıldığından bahisle, aktarılan meblağın şirkete istirdatı istemine ilişkin bulunmaktadır.Mahkememizce, taraflarca sunulan ve hasredilen deliller toplanarak hep birlikte incelenmiştir.Davalılar ...ve ...Şirketi vekili tarafından her ne kadar arabuluculuk şartının yerine getirilmediği itirazında bulunulmuş ise de davanın, ...'nın 94. maddesine dayalı olarak açılmış olması da dikkate alınarak, bu talep ile açılan davanın zorunlu arabuluculuğa tabii olmaması nedeniyle bu yöndeki itiraza itibar edilmemiştir.Davalı  (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde... Şirketi iflas idare memuru tarafından her ne kadar yetkili mahkemelerin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu öne sürülerek yetki itirazında bulunulmuş ise de, dava dışı ... Şirketinin merkezinin ... adresinde bulunması, eldeki davanın örtülü sermaye aktarımı yapılması istenilen şirketin bulunduğu yer mahkemesinde açılmasının gerekmesi, bu anlamda mahkememizin açılan davaya bakmaya yetkili olması dikkate alınarak bu yöndeki itiraza itibar edilmemiştir.Davalılar ...ve ... Şirketi vekili tarafından ayrıca hak düşürücü süre ve pasif husumet itirazında bulunulmuştur. Örtülü kazanç aktarımı yasağı 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu 21. maddesinde düzenlenmiş olup, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun Örtülü kazanç aktarımı yasağı başlıklı 21. maddesi; \"(1) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının; yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmaları yasaktır. (2) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının, esas sözleşmeleri veya iç tüzükleri çerçevesinde basiretli ve dürüst bir tacir olarak veya piyasa teamülleri uyarınca kârlarını ya da malvarlıklarını korumak veya artırmak için yapmaları beklenen faaliyetleri yapmamaları yoluyla ilişkili oldukları gerçek veya tüzel kişilerin kârlarının ya da malvarlıklarının artmasını sağlamaları da örtülü kazanç aktarımı sayılır.(3) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları, ilişkili taraf işlemlerinin emsallerine, piyasa teamüllerine, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine uygun şartlarda gerçekleştirilmiş olduğunu belgelemek ve bu durumu tevsik edici bilgi ve belgeleri en az sekiz yıl süre ile saklamak zorundadırlar. Birinci fıkrada belirtilen ilkelere aykırılığın tespitinde izlenmesi gereken usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.(4) Kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep eder. Kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorundadır. Örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili 94 üncü ve 110 uncu maddeler ile ilgili mevzuatta öngörülen hukuki, cezai ve idari yaptırımlar saklıdır.\" hükmünü içermektedir. Söz konusu madde kapsamında ...'ya verilen iade talebi yetkisiyle bir tür düzeltme/denkleştirme işleminin yapılması amaçlanmakta, zarara uğrayan tarafların zararlarının telafisi için idari bir önlem öngörülmektedir.Aynı kanunun İhraççıların hukuka aykırı işlemleri ile sermayeyi veya mal varlığını azaltıcı işlemlerinde uygulanacak tedbirler başlıklı 92. maddesi; \"(1) Bu Kanuna tabi ihraççıların, kanuna, sermaye piyasası mevzuatına, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine veya işletme maksat ve mevzuuna aykırı görülen durum ve işlemleri sebebiyle sermayenin veya mal varlığının azalmasına veya kaybına yol açtığının Kurulca tespit edilmesi hâlinde, Kurul;a) 6102 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir almasını ve öngörülen işlemleri yapmasını istemeye ve gerektiğinde durumu ilgili mercilere intikal ettirmeye,b) Bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya,c) Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerini kaldırmaya, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgilileri görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerini atamaya, yetkilidir.(2) Halka açık bankalar hakkında bu maddeye göre işlem tesis edilmeden önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görüşü alınır. (3) (Ek: 2/1/2017-KHK-684/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7074/6 md.) Bu madde kapsamında Kurul tarafından açılan dava ve takipler ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde Kurul her türlü harç ve teminattan muaftır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Aynı kanunun Örtülü kazanç aktarımında uygulanacak tedbirler başlıklı 94. maddesi de; \"(1) Kurul, 21 inci maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkilidir.(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-684/7 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7074/7 md.) 92 nci maddenin birinci ve üçüncü fıkraları bu madde bakımından da uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu yasal düzenlemeler dikkate alındığında ...'nın, 6362 Sayılı Kanunun 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlal edildiğini tespit etmesi halinde gerekli tedbirleri almaya ve kurulca belirlenecek tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili olduğu açıktır. 6362 Sayılı Kanun, açılacak iade davası için ise 6098 Sayılı TBK ve 6102 Sayılı TTK hükümlerinden ayrı olarak düzenlemeler getirmiş ve Kanunun 94/2. fıkrası ile, iade davaları için aynı Kanun'un 92. maddesi birinci ve üçüncü fıkralarına atıf yaparak, iade davasının 6362 Sayılı Kanunun 92/1-b maddesinde düzenlenen süre içinde açılacağını belirtmiştir. Buna göre, 6362 Sayılı Kanunun 92. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ..., işlemlerin hukuka aykırılığını tespit ettiği tarihi izleyen 3 ay içinde, her halde işlemin veya durumun meydana geldiği tarihten itibaren 3 yıl içinde iade davası açmaya yetkili bulunmaktadır. 6362 Sayılı Kanunun 94/2. maddesi yollamasıyla 92/1-b maddesinde, ...'nın iade davası açma süresi düzenlenmişse de, söz konusu maddede düzenlenen sürenin zamanaşımı süresi mi, yoksa hak düşürücü süre mi olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, söz konusu madde ile öngörülen dava açma süresinin zamanaşımı süresi mi, yoksa hak düşürücü süre mi olduğu hususu, yasal mevzuatlarımızdaki düzenlemelere göre değerlendirilecektir. 6098 Sayılı TBK'nun \"Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri\"ne ilişkin tazminat istemindeki süreye ilişkin 72. maddesinde, öngörülen sürenin bir \"zamanaşımı\" süresi olduğu açıkça belirtilmiş bulunmaktadır. Aynı Kanunun \"Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri\"ne ilişkin istem hakkındaki süreye ilişkin 82. Maddesinde, öngörülen sürenin bir \"zamanaşımı\" süresi olduğu açıkça belirtilmiştir. Yine aynı Kanunun \"Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı\" başlıklı 131 ve devamı maddeleri sonunda 146 ve 147. maddelerinde, çeşitli alacak çeşitleri için talep etme süreleri öngörülmüş ve sürelerin birer \"zamanaşımı\" süresi olduğu açıkça belirtilmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 56. maddesi gereğince haksız rekabete ilişkin olarak açılacak davalar için süreleri düzenleyen 60. maddesi, bu maddede düzenlenen sürelerin \"zamanaşımı\" süresi olduğunu açıkça belirtmiştir. Yine TTK'nun 264. maddesi, 285. maddesi, 396. maddesi, 560. maddesi bu maddeler ile öngörülen sürelerin birer zamanaşımı süresi olduğunu açıkça belirtmiştir. Aynı şekilde 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109 maddesinde, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler bakımından süreler öngörülmüş, bu sürelerin zamanaşımı süresi olduğu açıkça belirtilmiştir. Buna karşılık 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu 67/1. maddesinde, 6102 Sayılı TTK'nun 34, 437/5, 438, 445, 640/2 maddelerinde, bu maddeler gereğince açılacak davalar için sürelere ilişkin düzenlemeler getirilmiş, ancak bu sürelerin hak düşürücü süre mi, zamanaşımı süresi mi olduğuna ilişkin bir açıklama yapılmamasına rağmen, gerek Yargıtay uygulamalarında, gerekse doktrinde, bu maddelerdeki sürelerin birer hak düşürücü süre oldukları kabul edilerek, buna göre değerlendirme yapılmaktadır. Görüldüğü üzere, kanun koyucu, bir hak talebi için öngörülen sürenin bir zamanaşımı süresi olduğunu kabul ettiğinde, ilgili maddede bu sürenin bir zamanaşımı süresi olduğunu açıkça belirtmektedir. Ancak hak düşürücü süre söz konusu olduğunda, böyle bir belirtmede bulunmamaktadır. Bu bakımdan gerek ...'nın yapısı ve işleyişi, görev ve yetkileri, gerek 6362 Sayılı Kanun 92 ve 94. maddesindeki düzenlemelerin içeriği gerekse, kanun koyucu tarafından, bir hak talebi için öngörülen  sürenin zamanaşımı süresi olması halinde, bu sürenin zamanaşımı süresi oluğuna ilişkin açık belirtmede bulunması dikkate alındığına, örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali halinde açılacak iade davası için 6362 Sayılı Kanunun 94/2. maddesi yoluyla uygulanacak 92/1-b maddesinde öngörülen sürenin bir hak düşürücü süre olduğu Mahkememizce değerlendirilmiştir. 6362 Sayılı Kanunun 92/1-b maddesi uyarınca, süre, bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren başlayacaktır. Dosya kapsamı dikkate alındığında, ... yetkilileri tarafından düzenlenen denetleme raporu sonrasında, ... Kurul Karar Organı tarafından, 13/08/2020 tarih ve 51/1001 sayılı toplantıda, örtülü kazanç aktarımı yapıldığının tespitine karar verildiği ve ilgililer hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunma kararı alındığı anlaşılmakla, kurul için dava açma süresinin bu tarih itibariyle başlayacağı anlaşılmaktadır.Eldeki iade davası, 05/10/2023 tarihide açılmış bulunmaktadır. Bu durumda eldeki davanın, 6362 Sayılı Kanunun 94/2. maddesi yollamasıyla 92/1-b maddesinde öngörülen 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğu anlaşılmakla, açılan davanın, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,'' Davacı tarafça davalılar hakkında açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE,2-Davacı kurum, 6362 sayılı yasanın 92. maddesinin 3. fıkrası(Ek: 2/1/2017-KHK-684/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7074/6 md.) gereğince harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalılar ...ve ... Şirketi kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin, davacıdan alınarak davalılar ...ve ... Şirketine verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kurullarınca açılacak iade davalarının 3 aylık süreye tabi olmayıp, ilk derece mahkemesinin \"Hak Düşürücü Süre\" değerlendirmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,...'nın md 21/4 hükmü son cümlesi ile örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili ...'nın 94'üncü maddesi ve 110'uncu maddesi hükümlerinin saklı tutulmuş olup, ...'nın 94 üncü maddesinde ise Kurul, belirlenen tutarın tayin edilen süre içerisinde iadesi için dava açmaya yetkili kılındığı gibi, ...'nın 92. Maddesinin birinci fıkrasının da, bu madde bakımından uygulanacağının hüküm altına alındığını,...'nın \"Örtülü kazanç aktarımında uygulanacak tedbirler\" başlıklı 94'üncü maddesiyle ise Kurul, örtülü kazanç aktarımı fiilinin tespiti halinde iade davası açmaya yetkili kılındığını,Kurulun halka açık şirketin malvarlığından örtülü olarak aktarılan ve kurulca belirlenen miktarın yine kurulca tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili kılındığını, iş bu davanın hukuki dayanağının da anılan hüküm olduğunu,Kurullarınca yürütülmekte olan örtülü kazanç aktırımı yasağı ve güveni kötüye kullanma suçu kapsamındaki incelemelerde, kurullarınca mal varlığı veya karı azaltıldığı tespit edilen ortaklık, kolektif yatırım kuruluşu ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının uğradığı kaybın telafisi amacıyla kurullarınca yapılan iade talepleri hakkında kurullarınca 30.12.2024 tarih  36/1305 sayılı toplantısında diğer hususların yanı sıra “Kurulumuzca SPKn 'nun 21'inci maddesinde yer alan örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali nedeniyle SPKn'nun 110'uncu maddeleri çerçevesinde suç duyurusunda bulunulması halinde SPKn'nundaki diğer düzenlemeler saklı kalmak üzere, ... iv. Verilen süre içerisinde mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklık, kolektif yatırım kuruluşu ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarına Kurulumuzca istenen iadenin yapılmaması durumunda; SPKn'nun 94'üncü maddesi uyarınca, Kurulumuzca kendilerine kazanç aktarımı yapılan kişi/kişiler aleyhine, aktarılan tutarın yasal faiziyle beraber mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa, kolektif yatırım kuruluşuna veya bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarına iadesine yönelik iade davası açılmasına, ...” karar verildiğini, Öte yandan örtülü kazanç aktarımı yasağı ve güveni kötüye kullanma suçu kapsamındaki incelemelerde, Kurullarınca yapılan iade talepleri hakkında Kurul Karar Organı'nın 30.12.2014 tarih ve 36/1305 sayılı kararı uyarınca, SPKn'nun 21 inci maddesinde yer alan örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali nedeniyle ...'nun 110 uncu maddesi çerçevesinde suç duyurusunda bulunulması halinde, Kurul kararı tarihinden itibaren verilecek 3 ay içinde, SPKn'nun 21/4 maddesi uyarınca iadenin yapılmasını teminen gerekli işlemlerin yapılmasının istenilmesine karar verildiğini; bu kapsamda Kurullarınca yürütülen denetimler sonucunda anılan İlke Kararı kapsamında ilgililerden gerekli iadenin 3 ay içerisinde yapılması istendiğinden, dava açma süresinin de 92 nci maddeye yapılan atfın amacı nazara alınmaksızın 3 ay olarak değerlendirilmesi herhangi bir maddi ya da hukuki gerekçeye dayanmamakta olduğunu,Kanun lafzının dolaylı olarak uygulanmasında kullanılan yorum ilkelerinden birisi olan evleviyetle uygulama, belirli bir sebep dolayısıyla konulmuş olan bir hükmün, bu sebepten daha önemli sebepler için de uygulanmasını ifade edeceğini,Doktrinde de haklı olarak belirtildiğini “bir hükmün önceliğinde kalan hususların tespitinde, hareket edilen kanun hükmündeki vakalarda ayniyet olup, aralarında sadece bir derece farkı bulunmaktadır.Yani bir hükmün önceliğinde kalan hususlar kanuni vakıanın içinde esasen mündemiçtir. Bunların o vakıaya dahil oldukları o kadar tabi ve kat'idir ki, bunları, kanun koyucu ayrıca tasrih etmeye lüzum görmemiştir.Örneğin borçluyu ' hafif ihmalden sorumlu tutan bir hüküm, ağır ihmal gösteren bir borçluya öncelikle uygulanacaktır\"İhraççıların hukuka aykırı faaliyetlerinde uygulanabilecek tedbirlerin düzenlendiği 92 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi hukuka aykırı işlemlerin iptali, butlanı veya yokluğunun tespiti için dava açılması halinde uygulanabilecek bir hüküm olduğunu; oysa somut olayda, Kanun'un 92 nci maddesi kapsamında dı maddesi kapsamında açılmış bir dava bulunmakta olup, davanın konusu da iptal yahut butlanın veya yokluğun tespiti olmayıp, örtülü olarak aktarılan tutarın şirkete iadesi olduğunu; bir başka deyişle dava konusu olayda, ihraççılar tarafından hukuka aykırı olarak yapılmış bir hukuki işlemin iptali, yokluğu ya da butlanının tespiti ile ilgili bir husus bulunmamakta, aksine örtülü aktarılan tutarın iadesi talep edilmektedir. Kaldı ki, SPKn md. 21/4 ile 94 üncü maddelerinde düzenlenmiş olan örtülü kazanç aktarımının, Kurulca tespiti halinde hukuki sonuçlarına göre; ilk olarak örtülü aktarılan tutarın Kurul tarafından belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya iadesi talep edilmekte olduğunu; kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar bu süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorunda olduğunu; buna karşın, söz konusu tutar iade edilmez ise, SPKn md. 94/1 uyarınca Kurulumuza halka açık anonim ortaklıktan haksız bir biçimde aktarılan bu tutarın ortaklığa iadesini sağlamak üzere lehine aktarım yapılmış olan taraf aleyhine dava açılarak iadesi talep edilmekte olduğunu; kurula tanınmış olan iade davası açma yetkisinin, esas itibarıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 53 üncü maddesinde düzenlenen başkasının hakkını dava takip yetkisinin özel görünüm biçimi olduğunu; bu dava tümüyle başkasının alacağının zamanaşımı süresine, yani genel hükümler uyarınca örtülü kazanç aktarımının vukuu tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu,Diğer yandan, Mahkeme tarafından yanlış yorumlanan SPKn md. 94 hükmünün ikinci fıkrasındaki atıf, SPKn md. 92 hükmünde yer alan birtakım tedbirlerin (imza yetkisinin kaldırılması, yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması vs.) örtülü kazanç aktarımı işlemlerinde de uygulanabilmesine olanak tanıma amacını taşımakta olduğunu; bu doğrultuda, SPKn md.94'e dayanılarak açılan örtülü kazancın iadesi davası yanında Kurulunun, örtülü kazanç aktarımının bir başka bakış açısıyla halka açık şirketin malvarlığının azalması sonucunu doğuran hukuka aykırı bir işlem olmasından dolayı, SPKn md. 92/1 hükmünde öngörülen tedbirlere de (gerekli mercilere intikal ettirme, yokluk/butlanın tespiti davası ile iptal davası açma, yönetim kurulu üyelerini görevden alma vs.) işin niteliğine uygun düştüğü ölçüde müracaat edebilmektedir. işbu davaya konu olayda herhangi bir hukuka aykırı işlemin iptali veya yokluğunun/butlarının tespiti taleplerinin bulunmamakta olup, dava doğrudan 94 üncü madde kapsamında, örtülü olarak aktarılan tutarın şirkete iadesi için açıldığını,Doktrinde de halka açık ortaklıkların malvarlığının korunması noktasında Kurul'un açabileceği davaların SPKn md. 92 ve 94 hükümlerinde ayrı ayrı düzenlendiği, SPKn'nun 92 nci maddesinde düzenlenen davaların ihraççıların işlemleri ile ilgili genel nitelik taşıdığı, SPKn'nun 94 üncü madde hükmünde ise örtülü kazanç aktarımına özgü ayrı bir dava türü düzenlendiği, SPKn'nun md. 94 hükmündeki iade istemli dava yetkisinin SPKn'nun 21/4 hükmüyle bir arada yorumlanması gerektiği, SPKn md. 21/4 hükmünde örtülü kazanç aktarımı oluştuktan sonraki iade isteminin düzenlendiği ve Kurulca verilen üç aylık süre içerisinde iade gerçekleşmezse SPKn md. 94 çerçevesinde iade istemli dava açılabildiğinin açıkça ifade edildiğini,olayısıyla, SPKn md. 92'de belirtilen süreler, yalnızca ihraççıların kanun, esas sözleşmeye aykırı malvarlığını azaltıcı i i, butlan ve yokluğunun tespi davaları için geçerli olduğunu; SPKn md. 94 hükmü çerçevesinde ise, aktarılan tutarın iadesi davası açılmakta olup, SPKn md. 92/1 hükmünde öngi konusu maddede sayılmayan, örtülü kazanç aktarımının iadesi davasında uygulanmasının mümkün olmadığını ancak yukarıda belirtilen açıklamalarımıza karşılık, Mahkeme tarafından hiçbir ek açıklamaya yer verilmeksizin doğrudan ve hatalı olarak “6362 Sayılı Kanunun 92. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ..., işlemlerin hukuka aykırılığını tespit ettiği tarihi izleyen 3 ay içinde, her halde işlemin veya durumun meydana geldiği tarihten itibaren 3 yıl içinde iade davası açmaya yetkili bulunmaktadır” ifadeleri ile SPKn md. 92/1-(b) hükmünde iade davasının düzenlendiği belirtilmesine karşılık, SPKn md. 92/1-(b) hükmünün açık lafzında “iade” ifadesi geçmemekte, Mahkeme tarafından herhangi bir gerekçeye dayanmaksızın hükmün lafzı değiştirilmektedir. Bir an için Mahkemenin değerlendirmesi doğru kabul edilirse, hangi sebebe dayalı olarak yokluğun tespitine dair beş yıllık sürenin değil de butlanın tespitine dair üç sürenin iade davası açılması noktasında uygulama alanı bulacağının değerlendirildiği de belirsizliğini korumakta olduğunu; bu çerçevede, hükmün hangi sebeplere dayalı olarak hukuka, SPKn düzenlemelerinin amacı olan ve SPKn md. | hükmünde kendisine yer bulan “yatırımcının korunması” gayesine ve Kurul uygulamalarına aykırı yorumlandığı da tespit edilememekte olduğunu, Somut olaydaki borcun kaynağının haksız fiil olduğunu; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) md. 72 hükmünde, haksız fiile ilişkin fiil ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı ve her halükarda zarara yol açan fiilin meydana gelmesinden itibaren işleyecek sürenin ise 10 yılı aşamayacağı açıkça düzenlendiğini, Kurullarına ihbar edilen haksız fiilin mevcut olup olmadığı (filin ve failin Kurulumuzca öğrenilmesi), Kurulları uzmanlarınca yapılan denetim sonucunda ortaya çıktığından ve Kurulları Karar Organı'nın 51/1001 sayılı kararıyla 13.08.2020 tarihinde karara bağlandığından, 12.11.2020 tarihinde açılan kısmi davamız gerek kısa zamanaşımı gerek işlemden itibaren hesaplanacak 10 yıllık Uzun zamanaşımı süresi geçmeden açıldığını,İlk derece mahkemesi kararına konu ek davalarının ise, kısmi davanın karara çıkmasından sonra açılmış olup, ilaveten,TBK md. 72/2 hükmünde haksız fiilin ceza kanunlarının daha uzun bir Zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğması halinde, bu zamanaşımı süresinin uygulanacağı da düzenlendiğini; bu kapsamda, Şirket yönetim kurulu başkanı ...hakkında ...n'nun “Güveni kötüye kullanma ve sahtecilik” başlıklı 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının c bendi kapsamında Kurulumuzca yapılan suç duyurusu üzerine İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin E.2021/210 sayılı dosyası kamu davası açıldığını; anılan dosyada Mahkeme'nin 14.07.2023 tarih ve K.2023/919 sayılı kararıyla diğer hususların yanı sıra; Sanık ...' in üzerine atılı \"güveni kötüye kullanma” suçunu işlediği sabit kabul edilmekle, eylemine uyan 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 110/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesi gereğince suçun işleniş şekli niteliği, suçun işlenmesindeki özellikler, meydana gelen zararın ağırlığı, suç kastının yoğunluğu dikkate alınarakf(...)49.980 TL adli para cezası ile cezalandırılmasınaf...)” karar verildiğini, Bağlantılı ceza dosyasında, gerçekleştirilen işlemlere uygun olarak uygulanı gereken kanun maddesinin SPKn md. 110/1 hükmü olduğu kabul edilmiş olup, gü kullanma fiiline uygulanan zamanaşımı süresinin somut olaya uygulanması gerel Öğretide de genel olarak kabul edildiği üzere, güveni kötüye kullanma fiilinin nitelikli hali için zamanaşımı süresi on beş yıl olup, ek dava tarihinde on beş yıllık sürenin dolmadığının da açık olduğunu; dolayısıyla, somut olayda SPKn md.94 kapsamında açılacak örtülü kazanç aktarımının iadesi davasında geçerli olacak süreler TBK'da düzenlenen genel hükümler kapsamındaki süreler olup, işbu dosya kapsamında ilk derece mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu,Somut olay ile aynı mahiyette olan bir başka dosyalarında;- Halka açık ... A.Ş. (... Petrol, Şirket, ...) hakkında bazı basın yayın organlarında çıkan haberler ile Kurulumuza iletilen şikâyet ve bilgi edinme başvurularının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) ve ilgili mevzuat çerçevesinde incelenmesi net ide Kurulumuz uzmanları tarafından hazırlanan 12.04.2019 tarih ve XI11-4/4-1 sayılı Denetleme Raporu'nda (Denetleme Raporu), diğer hususların yanı sıra, Şirket'in ortağı, genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu başkanı ...'a 860.859 TL ve Şirket'in ortağı, genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı ...'a 1.563.221 TL olmak üzere toplamda 2.424.080 TL aktarım gerçekleştirilmesi sebebiyle Şirket karının ve malvarlığının azalması suretiyle örtülü kazanç aktarımı fiilinin unsurlarının oluştuğuna ilişkin yapılan tespitleri değerlendiren Kurul Karar Organı'nın 13.6.2019 tarih ve 34/781 sayılı kararı uyarınca ... Petrol aleyhine aktarılan tutarların, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 24.240 TL'sinin iadesi talebiyle İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde E. 2020/100 sayılı dosya üzerinden açılan davada, Mahkeme'nin 14.1.2021 tarih ve E.2020/100 sayılı kararıyla; \"...Davacı tarafça açılan davanın kabulü ile; davalıların yöneticisi oldukları halka açık ... A.Ş.'nin 2.447.448,00-TL miktarında malvarlığının davalılar tarafından örtülü kazanç aktarımı yoluyla azaltıldığı anlaşıldığından ...'nın 94/1. maddesi gereğince davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak 24.240,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek dava dışı ... A.Ş.'ye iadesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına...\" karar verildiğini, Akabinde, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.01.2021 tarih ve 2020/100, K.2021/43 sayılı kararına konu olan davada saklı tutulan 2.399.840-TL'nin kanuni faiziyle birlikte malvarlığı azaltılan ...'e iadesi talebiyle İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E.2023/303 sayılı dosyası nezdinde açılan davada Mahkeme'nin 24.09.2024 tarih ve K.2024/522 sayılı kararıyla; “İstanbul 20 Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2020/100 K.2021/43 sayılı dosyasının yapılan yargılaması neticesinde; Dava dışı ... A.Ş.'nin yöneticileri olan davalılardan yönetim kurulu başkanı davalı ... tarafından 1.181.106,46-TL'nin, yönetim kurulu başkan yardımcısı ... tarafından 1.266.341,54-TL'nin şirket kasasından iş avansı adı altında alındığı, bu bedelin şirket kasasınaiade edilmediği gibi alınan avans ile ilgili şirket adına herhangi bir mal/hizmet alımının gerçekleştirilmemesi karşısında davalıların eyleminin ... 21. maddesi uyarınca kazanç aktarımı yoluyla yöneticisi oldukları dava dışı şirketi zarara uğrattıkları sabit olduğundan davalılar tarafından şirketten alınan nakdi bedellerin ... 21 ve 94 maddeleri uyarınca dava dışı ... A.Ş.'ye iade edilmesi gerektiği anlaşıldığından 2.447.448,00 TL şirketin nakdi kaynaktan yoksun kaldığı, dava konusu ve tarafları dikkate ilişkili kişi olan davalı tarafların şirketin malvarlıklarını korumak için yapmaları gereken faaliyetleri yapmamak suretiyle kendi malvarlıklarının artmasını sağlamaları dikkate alındığında Sermaye Piyasası Kanunu m. 21'deki örtülü kazanç koşullarının oluştuğundan bahisle Kısmi dava mahiyetinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak açılan İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2020/100 K.2021/43 sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde ...'nın 94/1. Maddesi gereğince davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak 24.240,00-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek dava dışı ...: 'ye iadesine karar verildiği hükmün istinaf edilmeksizin 13/05/2023 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğünü; anılan durum karşısında; dava dışı... A.Ş. tarafından davalı şirkete örtülü kazanç aktarımı yapıldığı, 2.399.840,00 TL'nin dava dışı şirkete iadesinin Sermaye Piyasası Kanunu'nun 94. Maddesi uyarınca talep edebileceği, davacı Sermaye piyasası Kurumunun iş bu davayı açmakta aktif dava ehliyetinin bulunduğu, davalı eylemlerinin haksız fül mahiyetinde olması nedeni ile davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, ...'nun 92/1-b maddesinde yer alan 3 aylık ve 2 yıllık zaman aşımı sürelerinin bu davada uygulanma yeri olmadığı anlaşılmakla dava dışı ... A.Ş. aleyhine örtülü kazanç aktarımının gerçekleştiği ve İstanbul 20. Ası Ticaret Mahkemesinin E.2020/100, K.2021/43 sayılı kesinleşmiş kararıyla saklı tutulmuş olan 2.399.840,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ... A.Ş.'ne iadesine karar verilmesi gerektiğinden kabulüne karar verildiğini,Diğer taraftan, örtülü kazanç aktarımı yoluyla sermayesi azaltılan halka açık ortaklık statüsündeki...A.Ş.'ye (...) verilen süre içerisinde faiz hariç 101.811.908 TL tutarındaki iadenin yapılmaması nedeniyle; SPKn'nun 94 üncü maddesi uyarınca ....'ya (... Holding) aktarılan 101.811.908 TL ile kanuni faizinin sermayesi azaltılan ...'a iadesine yönelik Kurulumuzca ... Holding aleyhine İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E.2021/852 sayılı dosyasında açılan davada, Mahkeme'nin 06.09.2023 tarihli ve E.2021/852, K.2023/678 sayılı kararında “...Davaya konu tazminat alacağı, haksız fiilden kaynaklanmakta olup, gerek 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu 60. Maddesi ve gerekse de Türk Borçlar Kanunu 72. Maddesinde, haksız fiilden doğan alacaklarda, zaman aşımı süresinin on yıl olarak düzenlendiği, yine gerek 818 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ve gerekse de Türk Borçlar Kanunu'nun 72. Maddesinde, tazminat, ceza kanunlarında daha uzun bir zaman aşımını ön gördüğü cezayı gerektiren bir fülden doğmuşsa, iş bu ceza zaman aşımı uygulanacağı düzenlenmiş olup, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 110/1 ve Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesinde düzenlenen ve bir yıldan yedi yıla kadar cezayı gerektiren haksız fiil için Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-d maddesinde, on beş yıllık zaman aşımı süresinin düzenlendiği, ceza zaman aşımı süresi itibarı ile, gerek dava tarihi, gerekse de ıslah tarihi itibarı ile alacak hakkı zaman aşımına uğramadığı...”gerekçesine dayanılmıştır. Söz konusu kararda, 3 aylık süre bir tarafa, 10 yıllık zamanaşımı süresi ve hatta ceza zamanaşımı süresinin değerlendirmeye alınması gerektiği açık bir şekilde ifade edildiğini,Yukarıda yer alan açıklamalarımız çerçevesinde; istinaf başvurularının kabulü ile, hatalı değerlendirmelere dayanılarak tesis edilen ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, örtülü kazanç aktarımı yoluyla mal varlığı/kârı azaltılan halka açık ortaklık statüsündeki ...'in yönetim kurulu başkanı ... 'in bilgisi ve iradesi doğrultusunda, ilişkili tarafları ... ile gerçekleştirdiği işlemler neticesinde uğramış olduğu en az 217.000.000,00 TL kayıp ve aktarım tutarına ilişkin İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.07.2023 tarihli ve E.2020/646, K.2023/502 sayılı kararına konu olan davada saklı tuttuğumuz 216.783.000,00 TL'nin kanuni faiziyle kazanç aktarımı yoluyla mal varlığı azaltılan halka açık ortaklık statüsündeki ...'e iadesine karar verilmesi gerektiğini,İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle, istinaf taleplerinin kabulü ile hatalı tespit ve hukuki değerlendirmeler içeren İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.10.2024 tarih ve E.2023/623, K.2024/723 sayılı kararının kaldırılarak, davanın KABULÜNE karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355.maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesi ihlal edilerek halka açık ortaklık ... Şirketinin örtülü kazanç aktarımı yoluyla mal varlığı/kârı azaltıldığı iddiası ile aynı Kanun'un 94 maddesi uyarınca aktarılan meblağın şirkete iadesi talebine ilişkindir.Mahkemece 6362 Sayılı Kanunu'nun 94/2 maddesi atfından dolayı 92/1-b maddesinde öngörülen 3 aylık hak düşürücü sürenin örtülü kazanç aktarımı bedelinin iadesine ilişkin davada da uygulanacağı gerekçesi ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece gerekçeli kararında da belirtildiği üzere örtülü kazanç aktarımı 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. Maddesinde düzenlenmiştir.Örtülü kazanç aktarımına dair tespit edilen hukuka aykırılıklar nedeniyle dava açma yetkisi ise kanunun 94. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan 94/1 uyarınca Kurul; 21 inci maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili kılınmıştır. Örtülü kazanç aktarımının iadesi davası için maddede açıkça bir süre öngörülmemiştir.Ayrıca ... 94/2’de yapılan atıf gereği, Kurul’un, sermayenin veya malvarlığının azalmasına veya kaybına neden olan işlemleri tespit etmesi durumunda; ilk olarak 6102 sayılı TTK hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir alınmasını ve öngörülen işlemlerin yapılmasını isteme ve gerekirse durumu ilgili mercilere intikal ettirme yetkisi bulunmaktadır (SerPK m. 92/1-a). Ayrıca Kurul tarafından, sermayeyi veya malvarlığını azaltıcı işlemlerin hukuka aykırılığının tespiti hâlinde, Kurul'un tespit tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin gerçekleşmesinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açma yetkisi bulunmaktadır (SerPK m. 92/1-b). Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerinin kaldırılması, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgililerin görevden alınması, ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerinin atanması hususunda da Kurul yetkili kılınmıştır (SerPK m. 92/1-c).Söz konusu yasal düzenlemeler dikkate alındığında her ne kadar örtülü kazanç aktarımının iadesi davası için maddede açıkça bir süre öngörülmemiş ise de, Kanunun 94/2 maddesinin 92/1 maddesine yaptığı atfın maddedeki tüm düzenlemelere ilişkin olduğu, herhangi bir istisna belirlemediği ve Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki sistematik düzenlemeye göre Kurulun yapacağı tüm işlemlerin süreye tabi tutulduğu, dolayısıyla söz konusu atıf ile örtülü kazanç aktarımının iadesi davasının Kanunun 92/1-b maddesinde öngörülen süre içerisinde açılmasının da kabulünün gerektiği, Mahkemece de gerekçeli kararda ayrıntılı bir şekilde irdelendiği üzere Kanunlardaki normatif düzenlemelere göre, kanun koyucunun öngördüğü sürenin zamanaşımı süresi olduğunu benimsemesi halinde bunu açıkça belirttiği, ancak öngördüğü sürenin hak düşürücü süre olarak benimsemesi halinde bunu açıkça belirtmediği, söz konusu normatif düzenleme dikkate alındığında somut uyuşmazlıkta belirtilen sürelerin hak düşürücü süre olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmakla; Mahkemece bu yönde yapılan tespitler Dairemizce de benimsenmiş olup, dava yasada öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından davacının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmayıp kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davacı harçtan muaf olduğundan davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı ve karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 10/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e4f11cedcf76cd75","SID":"d57dd81dd0cd6234"}}