{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t:...<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t: ...<br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>DAVACI\t: ....<br>VEKİLİ\t: ...<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t:...<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: ...<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalı firmanın 01/08/2024 tarihinde ... Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile ... Bankası ... keşide tarihli ... seri numaralı 600.00,00 TL bedelli çek için ihtiyati haciz kararı aldığını, bu kararı ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyası ile takibe geçtiğini, takibe dayanak çekte yer alan imzaların müvekkili şirket yetkilisi ...'e ait olmadığını, müvekkillerinin daha önce atmış olduğu imzaların ve yine mahkeme huzurunda oturarak ve ayakta atacağı imzaların bilirkişi marifetiyle tetkikinden de takip konusu yapılan çekteki imzanın müvekkillerine ait olmadığının anlaşılacağını, zira imzaların taklit edilmiş olduğunun açıkça gözle dahi tespit edilebilecek düzeyde olduğunu, takibe konu çekin müvekkilinin elinden rızası hilafına çıktığını, bu sebeple çekin rızası hilafına çıkması halinde çeke ilişkin takibin durdurulmasının elzem olduğunu,  zira müvekkilinin ticari itibarının da söz konusu olduğunu, takibe konu çeke ilişkin aynı zamanda ...Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayetin de ayrıca yapılacağını, bu tür kötü niyetli bir icra takibinin müvekkillerinin ticari geleceğini olumsuz şekilde etkileyebileceğini, davacının davalıya borcu olmadığının ve çek üzerindeki imzaların davacıya ait olmadığının tespit edilmesine, öncelikle teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulmasına, haciz baskısı altında ödenmiş yahut ödenecek paranın davalı alacaklıya ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İlk derece mahkemesi 19/08/2024 tarihli ara kararında; davacı vekilinin taleplerinin kısmen kabulü ile, 2004 Sayılı İİK'nın 72/3 maddesi gereğince  takibin durdurulması ve icra dosyasında varsa hacizlerin kaldırılması talebinin reddine, 2004 Sayılı İİK'nın 72/3 maddesi gereğince icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi talebinin  % 15 teminat karşılığında kabulüne, 2004 Sayılı İİK'nın 72/3 maddesi gereğince, ihtiyati tedbir isteyen borçlu  dava sonunda haksız çıktığı taktirde alacaklının bu yüzden uğrayacakları bütün zararları karşılamak üzere ve 6100 sayılı HMK.nun 84 vd. maddeleri gereğince dava değeri olan 609.394,27 TL nin % 15'i olan 91.409,15 TL nin ihtiyati tedbir isteyen borçlu tarafından nakit meblağ olarak mahkeme veznesine yatırıldığı veya bu meblağı kapsayan kesin ve süresiz banka teminat mektubunu sunduğu takdirde; ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. <br>Davalı şirket vekili 02/09/2024 tarihli itiraz dilekçesinde özetle, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın yerinde olduğunu, ancak mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olup itirazları neticesinde icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi talebinin % 15 teminat karşılığında kabulüne ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece davacının talebi üzerine hiçbir hukuki delile dayanmadan, davacı tarafından iddialarının yaklaşık olarak ispat edilmeden ihtiyati tedbir kararı verildiğini, davacı şirketin tüm iddialarının müvekkilini alacağına kavuşmasını engellemeye yönelik olup kötü niyetli olduğunu, çekin davacının elinden rızası dışında çıkmadığını, bu yöndeki iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, bu sebeple de çekteki imzanın da yetkili tarafından atıldığını, davacının dava dilekçesinde her ne kadar takip konusu çekin rızası dışında elinden çıktığını ileri sürse de bu iddialarının tamamen asılsız ve gerçek dışı olduğunu, davacı şirket yetkililerinin, müvekkili şirket yetkilileri ile whatsaptan .... numaralı hattı ile çekin miktarı ve vadesi konusunda görüşme yaptıklarını, bu görüşmelerin üzerine davacı şirket yetkililerinin çeki düzenleyip görüntüsünü whatsaptan gönderdiğini, yine çeki düzenlemeden önce kaşedeki bilgilere uygun şekilde çekin düzenlenmesi için müvekkili şirketin kaşesinin davacı şirket yetkilisine gönderildiğini, bu şekilde davacı tarafa müvekkili kaşesinin de fotoğrafını göndererek doğru bir şekilde düzenlendiğinden her iki tarafın da emin olduğunu, çeki düzenleyen ve görüntüsünü müvekkiline gönderen davacı şirket yetkilisinin çeki kargoya vermeden önce kargonun resmini de çekip whatsaptan gönderdiğini, bu yazışmaların davacının çekin rızası dışında elinden çıktığına dair açıklamaları gerçeği yansıtmadığını gösterdiğini, mesajlaşmaların ardından kargoyu yurt içi kargo üzerinden müvekkili şirkete gönderdiğini, dolayısıyla davacının iddialarının asılsız olduğunu, kaldı ki davacı şirkete müvekkili şirket tarafından kesilen fatura kadar çek düzenlenip müvekkiline gönderildiğini, yani çek miktarı ile faturanın da uyumlu olduğunu, söz konusu fatura da dikkate alındığında davacının müvekkili şirkete borcu olduğunun da anlaşıldığını, tüm bunlara rağmen davacının iddialarını kesinlikle kabul etmemekle birlikte davacının yine de çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş olması halinde ayrı bir ihtimal olarak çek düzenlenme aşamasında çeki bir vekalet ilişkisi olduğu kişiye imzalatarak piyasaya sürdüğünü akıllara getirdiğini, bu durumda da çekin yetkili kişi tarafından imzalandığı anlamına geldiğini, bu sebeple davacının vekil tayin ettiği kişilerin tespiti için noterler birliğine müzekkere yazılması gerektiğini, davacı tarafın işbu dosyada hem kendi imzasının hem de cirantaların imzalarının sahte olduğunu ileri sürmüşse de, imza inkarında bulunmadan önce müvekkili şirketle iletişime geçen şirket temsilcisi adına da ... Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosya ile aynı avukat ile bu sefer çek iptali davası açıp burada aldığı tedbir ile çekin karşılıksızdır işlemi görmesinin engellendiğini, hatta bu dosyada davacı çeklerin keşideci tarafından oluşturulduğunu beyan ettiğini, bu dosyanın davacısının, işbu dosyanın davacı firmasının yetkililerinden olup her iki dosyada da çelişkili beyanda bulunduğunu, sonuç olarak davacının çekteki imzanın sahte olduğu, imzanın kendisine ait olmadığı ve çekin rızası dışında elinden çıktığı yönündeki iddiaları gerçeği yansıtmadığını, işbu nedenle davacının asılsız iddialarına dayanarak verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, davacının borca yönelik iddiasının da haksız olup bu yöndeki taleplerinin de reddi gerektiğini, davacının ayrıca borca yönelik itirazda da bulunmuş olsa da, ilk başlık altında ileri sürdükleri üzere müvekkilinin davacının iş yerinde çalıştırdığı iş makinelerinin karşılığı olarak ... numara 14/05/2024 tarihli 600.000 TL bedelli fatura düzenlendiğini ve bu bedele karşılık takip konusu çekin davacı tarafından düzenlenerek müvekkiline gönderildiğini, yine ilk başlık altında sundukları mesaj kayıtlarının da borcun varlığını kanıtladığını, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığı iş bu faturadan da anlaşıldığını, bu nedenle ihtiyati tedbir talebinin tümden reddi gerekirken kısmen kabulünün doğru olmadığını, mahkemece verilen 19/08/2024 tarihli tensip zaptının 2 numaralı ara kararı ile 2004 Sayılı İİK'nın 72/3 maddesi gereğince İcra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi talebinin % 15 teminat karşılığında kabulüne karar verildiğini, ancak bir önceki başlıklarda açıklandığı üzere iş bu davada davacının haksız ve kötü niyetli olduğunun izahtan vareste olduğunu, çekin davacının elinden rızasına aykırı olarak çıkmadığının mesaj kayıtlarıyla ortada olduğunu, dolayısıyla da çekteki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmamasının da imkansız olduğunu, ancak davacı tarafın çekteki imza ile dava dilekçesindeki vekaletnamedeki imza kıyaslanarak ihtiyati tedbir kararı talep etmişse de, vekaletnamenin 23/07/2024 tarihinde düzenlendiğini, takip konusu çekin ise çek kanundaki ek madde 3 /5 hükmü gereği ileri ibraz tarihli olarak düzenlendiğini, zaten mesaj kayıtları da incelenecek olursa mesajların Nisan ayı içerisinde gerçekleştiğini, vekaletname tarihinin çek tarihinden daha sonra olduğunun buradan da anlaşıldığını, davacı tarafın dava dilekçesinde ihtiyati tedbir kararı talep ettiğini, mahkemece yalnızca %15 oranında teminata hükmedildiğini, bu teminat miktarının muhtemel zararları karşılayacak oranda ve miktarda olmadığının çok açık olduğunu, teminat miktarının arttırılarak gereğinin yapılması için davacılara bildirilmesine, gereği yapılmadığı takdirde tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesi 30/01/2025 tarihli ara kararında; somut olayda icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında 2004 Sayılı İİK'nın 72/3 maddesi gereğince İcra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi  talebinin  % 15 teminat karşılığında kabulüne karar verildiği, 6100 sayılı HMK'nın 390/3 maddesi gereğince davacı tarafından, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek nitelikte delillerin dosyaya sunulduğu, itiraz eden davalı vekilinin itirazlarının ancak davanın esası hakkında yapılacak yargılama sırasında incelenebileceği anlaşıldığından 2004 sayılı İİK'nın 72/3 maddesi gereğince ihtiyati tedbire  yönelik itirazların reddine karar verilmiştir. <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; itiraz dilekçesindeki beyanlarını tekrarla,  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, kambiyo senetlerine mahsus yolla yapılan takibe yönelik menfi tespit, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nun 389/1. fıkrasına göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanunun 390/3. fıkrasına göre; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.<br>2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/3. maddesinde ise: icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemese de, borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir hükmü düzenlenmiştir. <br>İİK'nın 72. maddesi menfi tespit davalarına yönelik özel bir düzenleme olarak verilecek tedbirleri sınırlamış, takipten önce açılan davalarda takibin durdurulabileceği öngörülmüşken, takipten sonra açılan menfi tespit davalarında ise yalnızca icra veznesine giren paranın ödenmemesi yönünde tedbir öngörmüştür. Ancak, borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında tedbir verileceği belirtilmiştir.<br>Dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere, İİK 72/3. maddesi uyarınca teminat da alarak ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik verilen ihtiyati tedbir kararında isabetsizlik bulunmadığına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-... Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında verilen ... tarihli ara karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,     <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. ...<br>...<br><br><br><br><br><br>    <br><br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"873a9557978bc8bc","SID":"869430210d1a0592"}}