{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1644 Esas<br>KARAR NO: 2025/533<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/01/2021<br>NUMARASI: 2018/1044 Esas, 2021/20 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında akdedilen 05/03/2016 tarihli Konaklama Sözleşmesi uyarınca müvekkiline ait otelde konaklama yapan davalının konaklama bedellerini ödememesi sebebiyle bu bedellerin tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince; icra takibinden sonra dava tarihinden önce davalının ödemeleri neticesinde yapılan hesaplamaya göre, dosya alacağı olan 58.547,75 TL ve her bir ödeme tarihi ve miktarı dikkate alınarak dava tarihi itibarıyla yapılan faiz hesabında 717,27 TL faiz miktarı ile birlikte toplam 59.265,02 TL tutarında olan icra takibine konu borcun tamamı ödendiğinden bahisle davacının, davalıdan dava tarihi itibarıyla alacaklı olmadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; icra takibine ve haksız itiraz sebebiyle işbu davaya davalının sebebiyet verdiğini, genel hükümlere göre açılan alacak davalarında haklılık durumu dava tarihi itibariyle tespit edilebilirse de İİK'dan kaynaklanan itirazın iptali davalarının sonuçları farklılık arzettiğinden bu davalarda haklılık durumunun takip tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiğini, buna göre takibe itiraz tarihinde 46.432,94 TL borçlu olduğu tespit edilen davalı aleyhine bu miktar üzerinden belirlenecek icra inkar tazminatına, yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, itirazın iptali davası takip ile sıkı sıkıya bağlı olduğundan icra takip tarihi itibariyle belirlenen asıl alacak ve temerrüt faizi ile ferilerinin, borçlunun takip tarihindeki sorumlu olduğu miktarı gösterdiğini, borçlunun takibe itirazından sonra itirazın iptali davası açılana kadar yaptığı ödemelerin TBK hükümlerine göre önce temerrüt faizinden yapılacağını, buna göre her bir ödeme tarihine kadar takip tarihinde belirlenen asıl alacağa temerrüt faizi ve ferileri uygulanıp bulunan faizi toplamından ödemenin düşülmesi gerektiğini, fazla ödeme var ise asıl alacaktan mahsup edilerek asıl alacak miktarının belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, müvekkilinin takip tarihi itibariyle davalıdan 46.432,94 TL alacaklı olduğunu,  bu nedenle davanın tümden kabulü ile ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, açık hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 46.432,94 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, dava tarihi itibariyle icra takibine konu borcun tamamının ödendiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olup hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan 27/05/2019 tarihli raporda; davacıya ait incelenen ticari defterlerin usul ve kanuna uygun olarak tutulduğu, davacının takip tarihi itibariyle kendi ticati defterlerine göre davalıdan 46.432,94 TL alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra da taraflar arasındaki ticari faaliyetin devam ettiği, davacı tarafından faturalar tanzim edilerek davalı tarafından cari hesaba istinaden muhtelif ödemeler yapıldığı, taraflar arasındaki ticari faaliyetin cari hesap ilişkisi çerçevesinde yürütüldüğü, dava tarihi itibariyle davalının cari hesabının 8.608,57 TL alacak bakiyesi verdiği bildirilmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan 19/07/2019 tarihli 1. ek raporda; davacı şirketin ticari defter kayıtlarında 21/06/2017 ve 01/03/2018 tarihleri arasında davalı şirket tarafından 105.724,75 TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin cari hesapta toplam 105.724,75 TL olarak kayıtlı olduğu, yabancı para olarak yapılan ödemelere ilişkin TL karşılığının ödeme günündeki TCMB döviz alış kuru ile kayıtlara işlendiği, bu ödeme tutarlarının icra dosyasının infazı sırasında dikkate alınması gerektiği, davalı taraf, henüz davacının ticari defter kayıtlarına geçmemiş olan muhtelif ödemelerin olduğunu da beyan etmekte ise de, buna ilişkin dosyaya herhangi bir ödeme belgesi sunmadığı bildirilmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan 04/02/2020 tarihli 2. ek raporda; davacının takip tarihi itibariyle 46.432,94 TL olan alacağına, icra takibinden sonra dava tarihinden önce davalı tarafından yapılan her bir ödeme tarihine kadar faiz hesabı yapılarak bu ödemelerin TBK'nun 100. maddesi gereğince öncelikle faizden tenzili ile yapılan hesaplamaya göre dava konusu takipte talep edilen 46.432,94 TL asıl alacağın ve bu alacağa dava tarihi itibariyle hesaplanan 5.014,03 TL faizin  icra takibinden sonra dava tarihinden önce davalı tarafından ödendiği, tüm bunlardan sonra davalının dava tarihi itibariyle 3.594 54 TL davacıdan alacaklı durumda olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan 11/06/2020 tarihli 3. ek raporda; davacının dava tarihi itibariyle davalıdan alacağının bulunmadığı bildirilmiştir.\"...İcra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir...\" (Yargıtay HGK'nun 2020/(19)11-445 Esas 2022/1077 Karar ilamı).Somut olayda, davacı 23/05/2016 tarihinde davalı hakkında ilamsız icra takibine girişerek asıl alacak olan 46.432,94 TL'nin tahsilini talep etmiş olup itiraz üzerine 08/11/2018 tarihinde işbu davayı açmıştır. Alınan bilirkişi raporu ile, takip tarihi itibariyle davacının, davalıdan bu miktar kadar alacaklı olduğu sabit ise de, icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce davalı borçlu tarafından yapılan ödemeler ile davacının dava tarihi itibariyle davalıdan bir alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı, davanın niteliği gereği takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğunu ve bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş ise de, davalı tarafından yapılan ödemeler neticesinde davacının hem asıl alacak hem da asıl alacağın fer'ileri bakımından işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1044 Esas, 2021/20 Karar sayılı ve 15/01/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.17.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f96b57c18e272b0a","SID":"9b5391a9a1a5500c"}}