{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t:...<br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>ASIL DAVA                           :<br>MÜTEVEFFA\t: ...<br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t:...<br>İHBAR OLUNAN\t: ...<br>VEKİLİ\t:...<br>İHBAR OLUNAN\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>İHBAR OLUNAN\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>İHBAR OLUNAN\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>İHBAR OLUNAN\t:...<br>VEKİLİ\t: ...<br>İHBAR OLUNAN\t:...<br>VEKİLLERİ\t:...<br>İHBAR OLUNAN\t: ...<br>VEKİLİ\t.<br><br>BİRLEŞEN ... MAHKEMESİ'NİN ... ESAS ... KARAR SAYILI DOSYASI:<br><br>MÜTEVEFFA\t: ...<br>DAVACI\t:...<br>VEKİLİ\t:...<br>DAVALI\t:...<br>VEKİLİ\t:...<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: ...<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili, ihbar olunanlar vekili ve ihbar olunan ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>ASIL DAVADA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşi olan müteveffa ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile 16/03/2020 günü saat 18:30 sıralarında ...Yolu üzerinde ...Mevkiinde seyir halindeyken araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı KTK'nın 52/1-a maddesine aykırı hareket ederek kusurlu hareket etmesi sonucu mezkur kaza meydana geldiğini, meydana gelen kaza sonucunda yolcu konumunda bulunan ... ve araç sürücüsü ...'ın hayatını kaybettiğini, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsü ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunu ayrıca ...'ın kullanmış olduğu aracın trafik sigortasının mevcut olmadığının tespit edildiğini, bu kapsamda mezkur kaza sonrası ...'nın hayatını kaybetmesi ile birlikte müteveffanın eşi müvekkil ...'nın müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, kazaya konu aracın ZMSS olmaması nedeniyle müvekkilinin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi adına Sigortacılık Kanunu 14.maddesi çerçevesinde davalı ...'na başvurulduğunu, yapılan başvuru neticesinde 161724 nolu hasar dosyası açıldığını ve davalı 2918 sayılı KTK'nın \"Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar\" başlığı adı altında 92 nci maddesinin birinci fıkrasına eklenen \"g) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri\" hükmü ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.6 (d) maddesi gereği, \"Destekten Yoksun Kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri\" hükümlerine dayanarak tazminat taleplerinin teminat kapsamı dışında kaldığını, aracın sürücüsünün kim olduğuna dair kesin kanaat edilemediği gerekçesiyle taleplerinin karşılanamayacağının taraflarına bildirildiğini,  davaya konu kaza nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... numaralı dosyası kapsamında yürütülen soruşturma neticesinde olayın meydana gelmesinde başkaca herhangi bir kişinin kast veya kusurunun tespit edilemediği gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiğini,  mezkur kazada müvekkilinin eşi ...'nın yolcu konumunda olduğunu bu sebeple kusurdan bahsedilemeyeceğini, davacı ...'nın eşi ...'nın vefatı nedeniyle yoksun kaldığı maddi desteğin belirlenebilmesi bu aşamada mümkün olmadığından belirsiz alacak davası niteliğindeki maddi tazminat taleplerinin kabulü ile ...nın vefat etmesi nedeniyle destekten yoksun kalan davacı ... için ilk etapta 500,00 TL (fazlaya dair hakları saklı olmak üzere) destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile müvekkili ...'ya ödenmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili 21/10/2024 tarihli bedel artırım dilekçesiyle, bedel artırım taleplerinin ve asıl ve birleşen davanın  kabulü ile yine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere dava dilekçelerinde asıl dava yönünden ... için talep edilen 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini 234.746,82 TL artırarak 235.246,82 TL, birleşen dava yönünden ... için talep edilen 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini  36.695,52 TL artırarak  37.195,52 TL,  yani asıl ve birleşen dava dilekçelerinde toplam 1.000,00 TL talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini 271.442,34 TL artırarak toplam 272.442,34 TL miktarlı tazminatın hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı güvence hesabından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; Yetki itirazlarının bulunduğunu, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulması gerektiğini, somut olaya bakıldığında ise; davalı tarafça müvekkili kuruma yapılan 06/05/2020 tarihli başvuruda yalnızca nüfus kağıt örneği ile soruşturma dosyası kapsamındaki bazı belgeler; 05/04/2022 tarihli başvuruda ise yalnızca bilirkişi raporu ve soruşturma dosyasında verilen kararın ibraz edildiğini ve neredeyse başvuru için gereken hiçbir belgenin temin edilmediği hatta müvekkili kurumun ikazına rağmen temin edilmediğini, müteveffa ...nın annesi ... ve babası ... tarafından 16/06/2020 tarihinde müvekkili kuruma başvuru yapıldığını, müvekkili kurumca aktüeryal sigorta ve danışmanlık hizmetlerinden aktüeryal yönteme göre alınan 22/06/2020 tarihli destekten yoksun kalma tazminatı raporunda herhangi bir kusur indirimi yapılmaksızın toplam işlemiş dönem tazminatı 5.062,68 TL; işleyecek dönem tazminatı 439.206,56 TL evlenme tenzili indirimi 48.737,89 TL olmak üzere toplam tazminatı tutarı 395.531,35 TL olarak hesaplandığını, yine ... ve ... tarafından her biri için 25.000,00 TL olmak üzere toplamda 50.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müvekkili kurumdan tahsili talebiyle 06/08/2020 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulduğunu, ... sayılı tahkim dosyası açıldığını, işbu dosya kapsamında alınan 29/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda; 29/09/2020 tarihi itibariyle TRH tablosu kriterleri ve ...'nın %100 kusur sorumluluğu dikkate alınarak ...'nın ...'ya desteği için hesaplanan desteklen yoksun kalma tazminatının 108.041,68 TL ve ...'ya desteği için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatının 63.905,40 TL olarak hesaplandığını; kaza tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesinin kişi başına sakatlanma ve ölüm teminatının 410.000,00 TL olduğu ve toplam tazminat tutarının limit dahilinde kaldığına kanaat getirildiğini, neticesinde ... sayı ve 23/12/2020 tarihli Hakem Heyeti Kararı verilmiş olmakla birlikte bu karar ile; başvurunun kabulü ile 24/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 108.041,68 TL'nin başvuran ...'ya ödenmesine; 63.905,40 TL'nin de başvuran ...'ya ödenmesine; 2.979,61 TL yargılama gideri ile başvuranlar kendisisini avukat ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereği 14.213,61 TL ...'ya ve 9.107,70 TL ...'ya ödenmek üzere toplamda 17.193,22 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak başvuranlara ödenmesine karar verildiğini, ardından araç sürücüsünün şüpheye yer kalmayacak şekilde somut delillerle tespit edilmesi gerektiğini, başvuranın araç sürücüsü olması halinde zararın teminat dışı olduğunu, başvurucunun üçüncü kişi sıfatına haiz olması mümkün olmadığından bahisle ...'ndan tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, başvurana kusuru oranında rücu edileceğinden başvuru sahibinin alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini,  temerrüt tarihinin hatalı tespit edilmiş olduğunu, tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçeleriyle müvekkili kurumca 04/01/2021 tarihinde 2021.i223 sayı ile işbu karara itiraz edildiğini, süregelen olayların ardından 05/04/2022 tarihinde davalı tarafça ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında yapılan incelemede bulgulardan hareketle araç sürücüsünün tespitinin mümkün olmadığının belirtildiğini, ...'nın kazaya karışan araçta yolcu konumunda olup kazanın müteveffanın kusuruyla meydana gelmediğini, kazaya sebebiyet veren kişilerin tespit edilememesi halinde de ...'nın sorumlu olduğu gerekçeleri gösterilerek tazminat istemiyle müvekkili kuruma başvuru yapıldığını, kusurlu sürücünün ... olduğu düşünüldüğünde zaten müvekkili kurumdan, tazminat talep edilemeyeceği kanun maddeleri ve içtihatlar ile ortada olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın yer yönünden yetkisiz yerde açılmasından dolayı yetkisizlik kararı verilerek ... Mahkemelerine Asliye Ticaret sıfatıyla dosyanın gönderilmesine, davalı kurum müvekkile geçerli bir başvuru yapılmadığından davanın usulden reddine, davaya konu olayda birçok belirsizlik bulunması ve sürücünün kesin delillerle tespit edilememesi sebebiyle  kaza ile zarar arasında illiyet bağından söz edilemeyeceğinden ve bu halde müvekkili ...'nın sorumluluğu doğmayacağından davanın esastan reddine; mahkeme aksi kanaatteyse kabul anlamına gelmemekle birlikte destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılırken  kusur oranları, müterafik kusur ve hatır taşımacılığı hususlarının dikkate alınmasına; yine kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemenin aksi kanaatte olması ihtimaline binaen davacı tarafından ...'na geçerli bir başvuru yapılmadığından bahisle faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak ve gerekli şartların oluşmadığından bahisle işletilecek faizin yasal faiz olduğunun kabulüne; kabul anlamına gelmemekle birlikte zararı tazmin kararının verilmesinde teminat limiti kadar müvekkilinin sorumluluğuna, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>Birleşen ... Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; küçük ...'nın babası olan müteveffa ...'nın, ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile 16/03/2020 günü saat18:30 sıralarında ... Yolu üzerinde ...Mevkiinde seyir halindeyken araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı KTK'nın 52/1-a maddesine aykırı hareket ederek kusurlu hareket etmesi sonucu mezkur kaza meydana geldiğini, meydana gelen kaza sonucunda yolcu konumunda bulunan ...'ın hayatını kaybettiğini, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsü ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunu ayrıca ...'ın kullanmış olduğu aracın trafik sigortasının mevcut olmadığının tespit edildiğini, ...'nın hayatını kaybetmesi ile birlikte müteveffanın kızı müvekkili küçük ...'nın müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, kazaya konu aracın ZMSS olmaması nedeniyle müvekkilinin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi adına Sigortacılık Kanunu 14.maddesi çerçevesinde davalı ...'na başvurulduğunu, yapılan başvuru neticesinde 161724 nolu hasar dosyası açıldığını ve davalı 2918 sayılı KTK'nın \"Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar\" başlığı adı altında 92 nci maddesinin birinci fıkrasına eklenen \"g) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri\" hükmü ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.6 (d) maddesi gereği, \"Destekten Yoksun Kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri\" hükümlerine dayanarak tazminat taleplerinin teminat kapsamı dışında kaldığını, aracın sürücüsünün kim olduğuna dair kesin kanaat edilemediği gerekçesiyle taleplerinin karşılanamayacağının tarafımıza bildirildiğini,  davaya konu kaza nedeniyle ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... numaralı dosyası kapsamında yürütülen soruşturma kapsamında olayın meydana gelmesinde başkaca herhangi bir kişinin kast veya kusurunun tespit edilemediği gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiğini belirterek,  söz konusu davalar arasında sıkı bir bağlantı olması, her iki davanın da taraflarının aynı ve aynı somut olaya dayanması nedeniyle usul ekonomisi ilkesi gereğince öncelikle; işbu huzurdaki davanın, halen derdest ... Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine,  müvekkili küçük ...'nın babası ...'nın vefatı nedeni ile yoksun kaldığı maddi desteğin belirlenebilmesi bu aşamada mümkün olmadığından belirsiz alacak davası niteliğindeki maddi tazminat taleplerinin kabulü ile ...nın vefat etmesi nedeniyle destekten yoksun kalan  müvekkili ... için ilk etapta 500,00 TL (fazlaya dair hakları saklı olmak üzere) destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile müvekkili küçük ...'ya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, yetki itirazlarının bulunduğunu, usulüne uygun başvuru yapılmadığını, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davaya konu olayda birçok belirsizlik bulunması ve sürücünün kesin delillerle  tespit edilememesi nedeniyle kaza ile zarar arasında illiyet bağından söz edilemeyeceğinden bu halde müvekkil şirketin sorumluluğunun doğmayacağı için  davanın esastan reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılırken kusur oranları, müterafik kusur ve hatır taşımacılığı hususlarının dikkate alınmasına karar verilmesini  talep etmiştir. <br>...Mahkemesi'nin ... tarihli ... Esas ... Karar sayılı kararı ile dosyalar arasında fiili ve hukuki irtibat bulunması nedeniyle işbu dosyanın ... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. <br>... Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası ... Mahkemesi'nin kurulmasıyla birlikte,.. Mahkemesi'nin ...Esasına kaydı yapılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ceza dosyasında bulunan bilgi ve ifadelerin, olay yeri inceleme raporunun, kaza tespit tutanağının incelenmesi ve mahkememiz huzurunda tanık sıfatı ile dinlenen tanıkların ifadeleri hep birlikte değerlendirildiğinde; ceza dosyasında müteveffa ... 'ın eşi ... 'ın henüz şahıslar kolluk tarafından bulunmadan önce kayıp ihbarı için bilgi veren sıfatı ile alınan ifadesinde ... 'ın her yere ... plaka sayılı aracı ile (kazaya konu araç) gittiğini beyan ettiği; yine ceza dosyasında bilgi veren sıfatı ile şahıslar kayıp iken ifade veren ...adlı şahsın normalde kendi kullanımındaki kazaya konu aracı ... 'a kullanması için verdiğini ve aracın yaklaşık 2 aydır ... 'ın kullanımında olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla mahkememiz huzurunda alınan tanık ifadeleri de ceza soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerle uyumlu olmakla, davaya konu kazada araç sürücüsünün ... olduğu hususunda tam bir vicdani kanaate varıldığı, asıl ve birleşen davacılar murisinin ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçta yolcu konumunda olduğu; davacıların murislerinin davaya konu trafik kazasında vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kaldığı, kazada araç sürücüsü müteveffa ...'ın asli derecede ve tam kusurlu olduğu; bu durumda davacıların maddi zararının bulunduğu anlaşılmakla müterafik kusur ve hatır taşıması indirimleri de dikkate alınarak ve dosyada mevcut aktüerya bilirkişi raporu hükme esas alınarak asıl ve birleşen davada destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiğini, ... yönünden faizin başlangıç (temerrüt)  tarihi belirlenirken, ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98, 99 ve Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9,14 ve 15.maddelerinde yazılı biçimde fona başvurulduğu halde ödeme yapılmamışsa başvuru tarihinden itibaren ... temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğini, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Yasanın 99. Maddesi gereğince sigorta şirketinin ihbarı takip eden 8 iş günü sonunda temerrüdü gerçekleştiğinden, davalının 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde tazminatı ödemesi gerektiği, bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün temerrüde düştüğü, davacı taraflarca davalıya 07/04/2022 tarihinde başvuru yapıldığı anlaşılmakla davalının 8 iş günü sonrasında 20/04/2022 tarihinde temerrüde düştüğü kanaatine varıldığını, ayrıca dosya kapsamında kazaya sebebiyet veren aracın ticari amaçla kullanıldığına dair bir bilgi veya belgeye rastlanmadığı anlaşılmakla aracın ticari niteliğinin bulunmaması ve olayın haksız eylem niteliği dikkate alınarak hükmedilen tazminatlara yasal faiz uygulanması gerektiği gerekçesiyle sonuçta, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile, 150.557,96 TL destekten yoksun kalma tazminatının (kaza tarihindeki teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 20/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen ... Mahkemesinin ...Esas ... Karar sayılı dava dosyası yönünden, davanın kısmen kabulü ile, 23.805,13 TL destekten yoksun kalma tazminatının (kaza tarihindeki teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 20/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili 11/12/2024 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde; usule ilişkin şartlara gerekçeli kararda hiçbir şekilde değinilmediğini, zamanaşımı ve yetki itirazlarının bulunmasına rağmen mahkemece buna riayet edilmediğini, ayrıca usulüne uygun başvuru yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sürücünün ... olması ihtimaline ilişkin olarak; öncelikle her ne kadar ilk derece mahkemesince sürücünün ... olduğuna kanaat getirilmiş olsa da, dosya kapsamından da açıkça görüldüğü üzere henüz aracı süren kişinin kimliğinin tespit edilemediğini, keza Jandarma Genel Komutanlığı Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği'nden alınan ...uzmanlık numaralı ve ...tarihli Uzmanlık Raporu'nda; test ve incelemeler neticesinde; emniyet kemeri tokası, direksiyon ve el freni üzerinden alındığı belirtilen sevap numunelerinin DNA analiz çalışmalarına cevap vermediği, bu nedenle de istenen DNA profilinin elde edilemediğinin belirtildiğini, belirsizlikler içerisinde de meydana gelen zarar ile kaza arasında illiyet bağının varlığından söz edilemeyeceğini,  buna göre sürücünün tespit edilememesi halinde zarar ile kaza arasındaki illiyet bağının da kurulamayacağı ve bunun neticesinde de kanuni şartlar oluşmayacağından tazminat taleplerinin müvekkili kurumca karşılanmasının mümkün olmayacağının açık olduğunu, ayrıca aracın sürücüsü tespit edilemediği için illiyet bağı kurulamadığı gibi kusur incelemesinin de yapılmadığını, bu halde, illiyet bağı kurulamayan bir kazada da müvekkili kurumun sorumluluğundan bahsedilmesinin de mümkün  olmadığını,  KTK'ya göre kusur sorumluluğu daha ağır olduğundan şüpheye yer vermeyecek şekilde kusur belirlemesi yapılması gerektiği, aksi halde hukuka aykırılığın gündeme geleceğinin belirtildiğini, kusurlu sürücünün müteveffa ...nın kendisi olduğu düşünüldüğünde zaten müvekkili kurumdan, tazminat talep edilemeyeceğinin kanun maddeleri ve içtihatlar ile ortada olduğunu, her ne kadar müvekkili kurumca müteveffanın mirasçılarına ödeme yapılsa da yine müteveffanın tam kusurlu olması dolayısıyla mirasçılara rücu edilebileceğinin belirtildiğini, sürücünün ... olması ihtimaline ilişkin olarak, anlatılanların yanı sıra kabul anlamına gelmemekle birlikte dairemiz aksi kanaatte yani sürücünün ... olduğu ve kurumun sorumlu olacağı kanaatinde olunsa dahi müterafik kusur ve hatır taşıması gibi kusura ilişkin indirimlerin de belirlenmesi gerekeceğini, anılan sebeple aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte hesaplanan tutardan TBK m.51 uyarınca hatır taşıması ve TBK m.52 uyarınca müterafik kusur indirimleri yapılması gerektiğini, nitekim söz konusu gerekçeli kararda da asıl ve birleşen dava için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatlarında %20 hatır taşıması ve %20 müterafik kusur indirimleri yapıldığını, müterafik kusur indiriminin fazlasıyla düşük oranda hesaplandığını bu nedenle tazminat miktarının fazla hesaplandığını, istatistik çalışmasına dayalı bilimsel araştırma verileri karşısında hiçbir koruyucu teçhizat kullanmayan kazada zarar görenin zararın meydana gelmesi ve artmasında ağır müterafik kusurunun olduğunun kabulünün gerektiğini, şu halde müterafik kusur indiriminin %20'den oldukça fazla olduğunun ortada olduğunu, nitekim somut olaya bakıldığında da araçta bulunan iki şahısın da araçtan savrulmuş halde, aracın uzağında bulunduğunu, emniyet kemerinin takılı olması halinde bu durumun söz konusu olmayacağı dikkate alınarak desteğin koruyucu ekipmanları kullanmamış olması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, keza ...kemer takmış olsaydı kazada araç içerisinden fırlayarak metrelerce savrulmayacak belki ölmeyecek yahut ölse bile en azından oturduğu koltuğun tespit edilebileceğini, yine aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte dairemiz aksi kanaatte ise de, yapılan hesaplamada öncelikle tazminat tutarı hesaplandığını, sonrasında %20 hatır taşıması indirimi yapıldığını ve sonuçtan %20 müterafik kusur indirimi yapıldığını, ancak bu durumda müterafik kusur indiriminin eksik olarak tespit edildiğini, matematiksel olarak belirtmek gerekirse; asıl dava yönünden ... için 235.246,82 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığını bu tazminattan %20 hatır taşıması indirimi ile 188.197,45 TL bakiye miktar bulunduğunu ve %20 müterafik kusur indirimi ile de 150.557,96 TL destekten yoksun kalma tazminatına; birleşen davada ...için 37.195,52 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığını bu tazminattan %20 hatır taşıması indirimi ile 29.756,41 TL bakiye miktar bulunduğunu ve %20 müterafik kusur indirimi ile de 23.805,13 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiğini, görüldüğü üzere hesaplamanın önce %20 indirim, sonra kalan tutardan %20 indirim şeklinde yapıldığını,  ancak asıl yapılması gerekenin, indirimler toplanıp tazminat tutarı üzerinden direkt indirim yapılması olduğunu, şu halde de bakiye destekten yoksun kalma tazminatının, asıl davada ... için 141.148,10 TL'ye; birleşen davada ... için ise 22.317,32 TL'ye tekabül edeceğini, yanlış hesaplama yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmolunan miktarların teminat limitini aştığını, burada 2020 yılı bedensel zarar teminatının kişi başı 410.000,00 TL olduğu ve müvekkili kurumca ...'nın annesi ve babasına destekten yoksun kalma tazminatı kapsamında yapılan ...Müdürlüğü'nün ... esas numaralı dosyasındaki ödemenin teminat limitinden çıkarılması gerektiğini, müvekkili kurumun toplamda ...nın destek olduğu anne ve babasına 271.217,21 TL ödeme yaptığını, yine bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere kaza tarihi itibariyle ...'nın ölüm halinde ZMMS teminat limiti 410.000,00 TL olduğunu, bu sebeple davacılara destekten yoksun kalma ödemesi yapılması halinde teminat limiti içerisinde kalan kısımın 138.782,79 TL olduğunu, ancak bilirkişi raporunda yalnızca anapara ödemesi hesaplanarak 137.557,66 TL ödeme yapıldığı ve kalan limitin 272.442,34 TL olduğunun tespit edildiğini, ancak desteğin anne ve babasına yapılan ödemelerin limitler dahilinde yapılmış olması sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücreti de ödendiğini, bu ödemelerin de limit dahilinde ödenmiş olması sebebiyle hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, müvekkili kurumun, desteğin anne ve babasına yapılan ödemeye ilişkin dosyada işbu ödemeleri gerçekleştirdiğini bu ödemelerin de limitten düşülmesi gerektiğini, nitekim aksi takdirde müvekkili kurumun, anapara ödemelerine ilişkin vekalet ücreti, yargılama gideri ve diğer masraflar ile birlikte olması gerekenden fazla ödeme yapmış olacağını ve bunun da hakkaniyete, mantık ve matematik kurallarına aykırı düştüğünü, kabul anlamına gelmemekle birlikte hem asıl hem de birleşen dava yönünden destekten yoksun tazminatlarına temerrüt tarihi olan 20/04/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş olmakla birlikte bunun kabulünün mümkün olmadığını, nitekim gerekli belgeler ibraz edilmediğinden, geçerli bir başvuru söz konusu olmaması nedeniyle öncelikle davanın reddine, ancak mahkeme aksi kanaatte ise kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili kurumun en fazla davanın açıldığı tarih itibariyle mütemerrit olduğu ve faizin bu tarihten itibaren işletilmesi gerektiğini, başvuruda bulunulmuş olsa dahi gerekli belgeler ibraz edilmemişse müvekkili ...'nın temerrüdünden söz edilemeyeceğini, buna ek olarak ve kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkeme aksi kanaatte ise de birleşen davada ... tarafından yapılan ilk ve tek başvuru tarihi, 28/11/2022 tarihinde yapıldığını, müvekkili kurum bünyesine 26626 evrak sayısı ile kaydedildiğini, sonrasında müvekkili kurumca talebin değerlendirilebilmesi için araç sürücüsünün tespitine ilişkin belgelerin gönderilmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak davalı tarafça herhangi bir belge sunulmadan doğrudan arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, ancak dairemiz aksi kanaatte ise de ...'nın kuruma başvuru tarihi, 28/11/2022 olup temerrüt tarihinin 09/12/2022 günü olduğunu, şu halde birleşen dosya yönünden faiz başlangıcının 09/12/2022 tarihi olarak esas alınması gerektiğini ileri sürerek, ...Mahkemesi'nin ...esas, ...karar sayılı ve 22.11.2024 tarihli kararının kaldırılarak sürücünün şüpheye yer bırakmaksızın tespit edilememiş olduğundan bahisle davanın reddine, kabul anlamına gelmemekle birlikte dairemiz aksi kanaatte ise de geçerli bir başvuru yapılmadığından reddine, kabul anlamına gelememekle birlikte dairemiz aksi kanaatte ise hatır taşıması ve müterafik kusur indirimlerinin ana tazminat tutarı üzeriden toplu olarak yapılması ve faizin dava tarihinden işletilmesi sebepleri ile kararın bozularak ilk derece mahkemesine gönderilmesine; yine dairemiz aksi kanaatte ise birleşen dosya (destekten yoksun alma tazminatı talep eden ...) yönünden faiz başlangıcı 09/12/2022 günü şeklinde esas alınması gerektiğinden bahisle bozularak ilk derece mahkemesine iadesine; dairemiz aksi kanaatte ise davanın reddedilen kısmı için taraflarına vekalet ücreti verilmediğinden bahisle dosyanın bozulmasına ve istinaf incelemesi sonuçlanıncaya dek icranın tehirine karar verilmesini  istemiştir. <br>Davalı vekili 17/12/2024 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde ise, önceki istinaf taleplerini tekrarlayarak, yerel mahkeme dosyası kapsamında aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte özellikle müteveffanın eşi ... için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken kuvvetle muhtemel sehven yapılan hata ile fazla hesaplama yapıldığını, nitekim bilirkişi raporunda; ... için 41 yıllık destek zararı 3.049.993,24 TL şeklinde hesaplandığını ve yeniden evlenme olasılığı AYİM tablosunun %9 oranından 18 yaşından küçük çocuğu olması sebebiyle %5 indirim yapılarak %4 olarak hesaplandığını, ancak Hatice Saldamlı'nın, kaza tarihinde 33 ve rapor tarihinde de 38 yaşında olduğunu, bu denli genç ve yalnızca küçük bir kızı olan kadının evlenme ihtimalinin bu denli düşük hesaplanmasının hayatın olağan akışı ve mantık kurallarına aykırı olduğunu, AYİM tablosu esas alınmışsa da Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandum ile kaldırılmış olup kaldırılmasının üzerinden 7 yıldan fazla süre geçtiğini, toplumun bu süreçte ne denli değiştiği dikkate alındığında; dul bir kadının evlenme ihtimalinin arttığının da kuşkusuz olduğunu, ki davacı ...'nın kızı 18 yaşından küçük olduğnu, şu halde evlenme ihtimalinin de çocuk sebebiyle azalmayacağının ortada olduğunu, ayrıca kadının evlenme olasılığı hesaplanırken, rapor tarihindeki değil kaza tarihindeki yaşının esas alınması gerektiğini, nitekim bu davalar çok uzun sürebilirken kimi zaman kısa bir sürede de sonuçlandığını, rapor tarihinin esas alınması halinde bu durum her dosya bakımından farklılık arz edeceğini ve dava sonuçlarında çelişki meydana getireceğini, şu halde en makul seçeneğin, evlenme olasılığı hesabının dul kadının kaza tarihindeki yaşına göre yapılması olduğunu, somut olay bakımından da bu şekilde bir hesaplama yapıldığında aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte AYİM tablosu dikkate alınsa dahi evlenme olasılığı çocuk da dikkate alındığında %12'ye tekabül ettiğini, bu durumda da aslında evlenme olasılığının yerel mahkeme dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda hesap edilenin en az 3 katı, hatta bundan da daha fazla olduğu ancak bilirkişi raporunda hatalı değerlendirme yapılarak evlenme indiriminin de eksik yapılması sebebiyle fazla tazminat hesaplandığının aşikar olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>İhbar olunanlar vekili Av. ... istinaf başvuru dilekçesinde; davalı ...'nın davanın kabulü halinde kanuni rücu hakkını kullanacağını ve davalı kurumca davacıya yapılan ödeme miktarınca somut olayda aracın sürücüsü olduğu kabul edilen ... adına mirasçılarına rücu edileceğini bildirdiğini ve müteveffa ...'ın mirasçıları olarak müvekkillerini bildirerek ihbar talebinde bulunduğunu, ancak müvekkillerinin murisin mirasçısı konumunda olmadığından müvekkillerine yapılan ihbarın hukuka aykırı ve haksız olduğu gibi müvekkillerinin de ihbar olunan sıfatına haiz olmadıklarını, müvekkillerinin müteveffa ...'ın mirasçısı olmadıklarını, zira müvekkillerinin muristen kalan mirası ... Mahkemesi'nin ... tarih .... Esas ... Karar sayılı ilamı ile mirası reddettiklerini ve işbu kararın 02/07/2021 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilleri murise mirasçı olmadığı halde davanın müvekkillerine ihbar edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olup davanın reddi gerektiğini, davacı yanın dava dilekçesinde müteveffa ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunu iddia ettiğini, ancak dikkat edilmesi gereken hususun müteveffa ...'ın aracın sürücüsü olup olmadığının dahi belli olmadığını, davacı yan aracın sürücüsünün ... olduğunu iddia etmişse de, mezkur kazada davalı ... davacıya ödeme yapmamasının sebebinin sürücünün ... mı yoksa ...'nın mı olduğunun belirlenememesi olduğunu, davacı yan sürücünün ... olduğu varsayımında tazminat talebinde bulunduğunu, ancak kaza ile ilgili düzenlenen Olay Yeri İnceleme Raporu'nda aracın sürücüsünün kim olduğuna dair kesin, somut bir delil olmadığından ...'nın aracı kullanmadığına dair kanıt elde edinilemediğini, söz  konusu  kaza  ile  ilgili  düzenlenen  Olay  Yeri  İnceleme  Raporunda,  aracın  sürücüsünün  kim olduğuna  dair  kesin  kanaat  edinilemediğinden  swap  alındığı; alınan  swap örneklerinin Jandarma  Kriminal  Laboratuarın  gönderildiğini, 16/04/2020 tarihli kriminal raporda “DNA  analiz çalışmalarına cevap vermediği, bu nedenle DNA profili elde edilemediği” hususu belirtildiğini, araç sürücüsünün kim olduğu konusunda Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınarak sürücünün kesin olarak belirlenmesi gerektiğini,  ancak yerel mahkemece tam bir vicdani kanaate ulaşıldığı iddia edilerek sürücünün kim olduğu dahi belirlenmeden davanın kabulüne verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kazada müteveffa ...'nın mı yoksa müteveffa ...'ın mı sürücü olduğunun belirlenemediğini, ancak aracın sürücüsü ... olup davacının ... olduğunu iddia ederek tazminat talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, zira aracın sürücüsü ... olduğundan \"kimse kendi kusurundan yararlanamaz.\" ilkesi gereği davacı yanın tazminat talebinde bulunamayacağını, bu sebeple haksız ve hukuka aykırı davasının reddedilmesi gerekmekteyken davacının davasının kabulüne karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  İlçe Jandarma Komutanlığı'nca düzenlenen olay yeri inceleme tutanağında aracın şarampole uçtuğu, aracın duruş pozisyonuna göre sağ ön ve sağ arka tarafta iki adet cansız bedenin bulunduğu,aracın güneyinde ...'ın sırt üstü olduğu; aracın batısında arka bagaj kısmının biraz uzağında ...'nın yüzüstü biçimde olduğunun tespit edildiğini, Jandarma komutanlığı ekiplerince tutulan kaza tespit tutanağında sanki ... şoförmüş gibi tutanak düzenlenmişse de olay yeri inceleme ekiplerince tutulan tutanakta da açıkça gözüktüğü üzere her iki müteveffanın da yerde cansız bedenlerinin bulunduğu, birisinin aracın ön kısmında birisinin arka kısmında olduğunu, aracın kullanılamaz halde, sağ kapının yerinde olmadığı, aracın motorunun bulunduğu kısmın sol tarafa doğru döndüğü, aracın sol kısmının sol tarafının içe doğru gitmiş olduğu, sağ tekerin şoför koltuğunda olduğu tespit edilmiş olup kısacası aracın aksamlarının dahi yer değiştirmiş olup araç dahi bu halde olduğu düşünüldüğünde araçtaki sürücünün ... olduğu şeklinde kaza tespit tutanağı düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, olay yeri ekiplerince tamamen varsayımsal olarak kaza tespit tutanağı düzenlendiğini ve bu varsayım üzerinden dosyanın ilerlemeye devam ettiğini, salt olarak varsayım üzerine tutulan kaza tespit tutanağının taraflarınca kesinlikle kabulünün mümkün olmadığını, zira aracın sürücüsünün ... değil ... olduğunu, yerel mahkemece bu çelişkiler giderilmeden vicdani kanaate ulaşıldığı iddia edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece yapılması gerekenin sürücünün kim olduğunun tespitinin yapılması olduğunu,  bu işlemler yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, aracın aksamlarının dahi yer değiştirdiği ve iki müteveffanın da aracın farklı yönlerinde bulunması ve her şeyin bir muammadan ibaret olması sebebiyle olay yeri inceleme ekiplerince de bu durum göz önünde bulundurularak direksiyondan, el freninden ve emniyet kemerinden swap örnekleri alınmışsa da alınan örneklerden şoförün kim olduğunun tespit edilemediğini, bu sebeple davanın esası hakkında karar verilmeden önce öncelikle şoförün kim olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, zira aracın sürücüsünün ... olduğunun ortaya çıkması halinde davacının davasının reddedileceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>İhbar olunan ...vekili Av. ... istinaf başvuru-istinafa cevap dilekçesinde; öncelikle 22/12/2022 tarihli yerinde olmayan ihbar talebi ve buna karşılık 27/10/2023 tarihli duruşmada verilen ihbar kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin mezkûr aracın işleteni olmadığını, zira aracı sattığını ve zilyetliğini de devrettiğini, davalı tarafın bu anlamda bir rücu imkanı bulunmadığını, mahkemece bu hususta gerekli araştırma yapılmadan müvekkilinin dava ile bağlantısı araştırılmadan ihbarın yerinde olup olmadığı değerlendirilmeden eksik araştırma ve değerlendirme ile davanın müvekkiline ihbar edildiğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, kazanın meydana geldiği yerin aslında bir kara yolu olmadığını, karayolu ile bağlantısı olan bir aracın hareket edebileceği bir yer olmadığını, yine kayalıklardan takla attığı şeklinde ...Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında bilirkişi'nin \"kaza yerinin dik olması ve aracın hızını yola göre ayarlanmaması nedenli sebebi belirsiz olarak  yoldan çıkmak suretiyle 78 metre kayalıklardan takla atarak düşmesi neticesinde araç  içeresinde bulunan ... ile birlikte araçtan fırlatmak sonucunda ölümlü maddi hasarlı kaza meydana gelmiştir.  ... Plakalı Otomobil Sürücüsü ... dönemeçlere yaklaşırken kullandığı aracın hızını ayarlamayarak kaza sonrası yapılan incelemeden tespit edilmiştir. '' şeklinde raporda belirttiğini, ölümün kaza sonrası mı öncesi mi gerçekleştiğinin hiç bir surette ne bu hali hazırda karar verilen dosyada ne de birleşen dosyada ne de ... Mahkemesinde görülen dosyada belirlenemediğini, yine kazanın yani ölümün bu kaza neticesinde mi, ya da karayolunda mı yok sa karayolu ile bağlantısı olmayan bir kayalıkta meydana gelip gelmediğinin ortaya konulamadığını, ihbar olunan müvekkili açısından, bu dava veya bu dava ile bağlantılı diğer davalar açısından müvekkilinin herhangi bir şekilde sorumlu olmadığını, kazanın kim tarafından meydana getirildiğinin, kimin sebep olduğunun veya kazaya intihar mı veya başka bir aracın yada şahsın mı sebep olduğunun yada ölümün meydana geldiği alanda karayolu ile bağlantısının bulunup bulunmadığının tespit edilmemesinden dolayı (ki kaza da araç içerisinde bulunduğu iddia edilen şahısların ölüm nedenlerinin tam olarak belirlenemediği görüldüğünü) müvekkilinin dava ile bağlantısı araştırılmadan ihbarın yerinde olup olmadığı değerlendirilmeden eksik araştırma ve değerlendirme ile davanın müvekkiline ihbar edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Asıl ve birleşen dosyada istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklı ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.<br>İhbar olunanların istinaf başvuruları açısından;<br> Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 61-64. maddelerine göre dava ihbar olunan gerçek ve tüzel kişi, davada taraf sıfatını kazanamaz. Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükmü istinaf etme hakkı davada taraf olan kişilere aittir. Kural olarak kendisine dava ihbar olunan davaya katılmadıkça (müdahil olmadıkça) mahkemece verilen kararı istinaf etme hakkı yoktur. Ancak, Mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak taraf sıfatını almayan dava ihbar olunan kişi hakkında hüküm kurulmuşsa, ihbar olunan hükmün kendisiyle ilgili bölümünü istinaf edebilir.<br>Somut olayda ihbar olunan hakkında istinafa konu kararda bir hüküm kurulmadığı, davaya da katılmadığı, bu haliyle ihbar olunanın kararı istinaf hakkı bulunmadığı anlaşıldığından ihbar olunanların istinaf isteminin HMKnın 352. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.<br>Davalı ...'nın birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurusu açısından;<br>Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca istinaf edilemez. İstinafa konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. <br>HMK'nın 341/2. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, ilk derece mahkemesi karar tarihi (2024) itibarıyla  28.250,00 TL'dir.<br>Dosya içeriğine göre, ilk derece mahkemesince birleşen ... Mahkemesi'nin ...Esas ... Karar sayılı dosyasında 37.195,52 TL olan destekten yoksun kalma tazminat talebinin kısmen kabul edilerek 23.805,13 TL'nin tahsiline karar verildiği, davalı tarafın hükmü istinaf ettiği,  bu şekilde hüküm altına alınan ve davalı vekilince istinafa konu edilen miktarlar; kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.<br>Davalı ...'nın asıl dosyaya yönelik istinaf başvurusu açısından;<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, 53/3. maddesinde ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalanların maddi tazminat isteme hakları bulunduğu, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu düzenlenmiştir.<br>5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesinde ve Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9. maddesinde;<br>a) Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için,<br>b) Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için,<br>c) Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için,<br>ç) Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için Güvence Hesabı'na başvurulabileceği kabul edilmiştir. <br>Buna göre, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’ndan yararlanma olanağının ortadan kalkmış olması durumunda, kazaya neden olan motorlu aracın plakası belirsiz ise, kaza sırasında geçerli poliçesi yoksa veya eksikse, poliçeyi düzenleyen sigorta şirketi iflas etmişse veya ruhsatı iptal edilmişse, çalınan veya gasp edilen araçlardan dolayı işleten sorumlu tutulamıyorsa, Güvence Hesabı’na başvurulabilecektir. Güvence Hesabı işletenin kusuru nispetinde sorumludur. <br>Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, olay yeri, davacının yerleşim yeri ile kaza tarihi göz önüne alındığında yetkiye ve zamanaşımına yönelik itirazların yerinde olmadığına, tanık beyanları, kolluk tutanakları ile olayın meydana geliş şeklinden aracın sürücüsünün ... olduğunun sabit olmasına, davacının desteğinin araçta yolcu olarak yer aldığına, hatır ve müterafik indirim oranlarının yeterli olmasına, indirim yönteminde hata bulunmamasına, davacının yeniden evlenme ihtimalinin Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda AYİM tablosuna göre yapılmasında ve sağ kalan eşin gerçek durumunu yansıtan rapor tarihindeki yaşına göre indirim yapılmasında isabetsizlik bulunmamasına, davacı tarafça dava açılmadan evvel davalıya KTK 97. Maddesi gereği usulünce başvuru yapılmasına, faiz başlangıç tarihinde hata bulunmamasına, hatır ve müterafik kusur indirimleri nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri hükmedilmemesinin yerinde olmasına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; asıl dosyada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A)... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekilinin asıl dosya yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>1-Alınması gerekli 10.284,61 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.977,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.306,93 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>2-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>B) ...Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı ihbar olunanlar vekillerinin ve birleşen dosya davalısı ... vekilinin birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 346/1. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, <br>1-İhbar olunanlar ... tarafından yatırılan 2.144,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendilerine iadesine, <br>2-İhbar olunan ... tarafından yatırılan 2.977,68 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, <br>3-İhbar olunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  <br>C)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Ç)İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.....\t\t\t<br>....<br> <br> <br> <br><br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3be5d1c36367f5bb","SID":"01e393f38de5dd3b"}}