{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/646 Esas<br>KARAR NO:2025/614 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO:2024/433 Esas - 2024/733 Karar<br>TARİHİ:27/09/2024<br>DAVA:Şirketin İhyası<br>KARAR TARİHİ:17/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Şirketi arasında iş ve işçi alacaklarından kaynaklı olarak devam eden İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... ve İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2023/751 esas sayılı dosyasında görülen tespit davasının derdest olduğunu, İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2023/751 esas sayılı dosyasının 04.06.2024 tarihli duruşmasının bir nolu ara kararı gereğince ihya davası açılması için kesin süre  verildiğini ve yetki verildiğini, tüzel kişiliğin sona erdirilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini belirterek sicilden terkin e edilen ... Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili müdürlüğün tescil taleplerini ilgili Yasa'nın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirip sonuca bağladığını, yargı mercii gibi hareket edemeyeceğini, bu hususun T.T.K.'nun 32. maddesinde ifade edildiğini,Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, tasfiye süreci eksik/erken sonuçlandıran tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği \"Yasal hasım\" konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle müvekkili yönünden davanın reddini, aksi halde müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Tasfiye Memuru vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacıya tanımadığını, şirketin herhangi mal varlığının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 27/09/2024 tarih ve 2024/433 Esas -  2024/733 Karar sayılı kararında;\"Dava; hukuki niteliği itibari ile ticaret sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin yeniden tüzel kişilik kazandırılmak suretiyle sicile ihyasına karar verilmesi istemine ilişkindir.TTK'nun 547 madde hükmü gereğince tasfiyenin kapanmasından sonra ek  tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar tescilini isteyebilirler.Mahkeme istemi yerinde olduğuna kanaat getirirse şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya bir kaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.Tasfiye Halinde... Şirketi''nin sicil dosyası celp edilmiş, şirketin tasfiyesinin sona erdiği 13.10.2017 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.Davacı ... tarafından, borçlu davalı şirket aleyhine ... sayılı takip dosyasından 11.12.2015 tarihinde  toplam 43.088,08 TL alacağın tahsili konusunda icra takibi yapıldığı, dosyanın takipsizlik nedeniyle kapatıldığı,Davacı tarafından yine davalı aleyhinde İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2023/751 esas sayılı dava dosyasından hizmet tespiti davası açıldığı, davanın halen derdest bulunduğu, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının olduğu anlaşılmıştır.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarası ile kayıtlı Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin ... sayılı ve İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2023/751 esas sayılı dava dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olarak ihyasına, Davalı Tasfiye ...'nun görevine devam etmesine,  ihya  hususunun Ticaret Siciline tescil ve ilanına , davacıya bu işlemleri yapmak üzere yetki ve mehil verilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır....\"gerekçesi ile, ''1-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarası ile kayıtlı Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin İstanbul Anadolu 21 İş Mahkemesinin 2023/751 esas sayılı dosyası ve... sayılı takip dosyasının sonuçlandırılması ve infazı ile sınırlı olarak ihyasına Davalı Tasfiye ...'un görevine devam etmesine,Kararın tescil ve ilanı için davacıya yetki verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı Tasfiye Memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı Tasfiye Memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin usulüne uygun tasfiye olunduğunu, tasfiye ile müvekkilinin tasfiye görevinin bittiğini, mahkemenin müvekkil hakkında açılmış bir dava olmaksızın ve tasfiye memuru olarak görevi bitmesine rağmen müvekkili dahili davalı ve şirketin tasfiye memuru kabul ederek ve tebligat yaparak davalı sıfatı vermesinin ve kabul etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tasfiye olmuş şirketin hissedarları taraf sıfatına haiz olacağından şirket hissedarları taraf gösterilerek dava açılması gerekirken görevi sona ermiş müvekkilinin taraf olarak gösterilmeksizin dahili dava edilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, Ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını, mahkemenin bu hususu değerlendirmemesinin hatalı olduğunu,Müvekkilinin davacıyı tanımadığını, şirketin usulüne uygun tasfiye edildiğini, tasfiye sürecinde davalının tasfiye memuruna veya ticaret siciline herhangi bir başvurusu ve bu yönde bir iddiasının da mevcut olmadığını, bu nedenle de davanın reddinin gerektiğini, müvekkilin tasfiye memuru olarak görevi bitmesine, davacı tarafından tasfiye sürecinde kendisine veya ticaret siciline başvurusu olmamasına ve müvekkilinin bir kusuru bulunmamasına rağmen masraf ve vekalet ücreti yönünden şirket yerine müvekkilinin sorumlu tutulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, ticaret sicilden tasfiye suretiyle terkin edilmiş şirketin ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması için TTK 547. maddesine göre  ihyası talebine ilişkindir.Mahkemece,  davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı tasfiye memuru tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dava dilekçesinde davalı olarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü gösterilmiş olup dava dilekçesinde tasfiye memurunun davalı olarak gösterilmediği ve ilk derece mahkemesince 28/06/2024 tarihli tensip tutanağının başlığında  İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yanı sıra tasfiye memuru  ...'un da davalı olarak gösterildiği ve davaya dahil edilen  tasfiye memuruna tensip ara karar gereği  dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliğe çıkartıldığı, tasfiye memuruna 08/07/2024 tarihinde tebligatın  tebliğ edildiği ve tasfiye memuru vekilinin davaya cevap verdiği anlaşılmıştır.Eldeki dava TTK 547 maddesi uyarınca tasfiye sonucu sicilden terkin olunun şirketin sicil kaydının ihyası istemine ilişkin olup, ticaret sicil memurluğu ve tasfiye memuru eldeki davada zorunlu dava arkadaşı durumundadır. Bir başka deyişle tasfiye memurunun da hasım gösterilmesi gerekir. Ne var ki, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı gereğince, ilk derece mahkemesince, davacıya tasfiye memuruna karşı dava açtırıp eldeki davayla birleştirilmesi yoluna gidilmesi gerekirse de, ihyaya dayanak alacağın işçilik alacağı ve hizmet tespiti davası olduğu dikkate alındığında bu usul aykırılığının mahkemece yargılama aşamasında davanın tasfiye memuruna tebligat yoluyla bildirilerek tasfiye memurunun davaya katılımı sağlanıp, savunma hakkı tanındığı ve bunun dışında hakimin yargılamayı en az giderle ve süreyle tamamlamasını sağlama yükümlülüğü de gözetildiğinde bu usul aykırılığı kararın kaldırılması gerekçesi olarak görülmemiştir. Buna göre davalı tasfiye memuru vekilinin müvekkiline başlangıçta dava yöneltilmediği yönündeki istinaf nedenleri yerinde değildir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda TTK'nın 547. Maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir. Dosya içinde bulunan ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, ihyası talep edilen şirketin 13/10/2017 tarihinde tasfiye suretiyle ticaret sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır.Dava, tasfiye memurunun sorumluluğuna ilişkin olmayıp ihyası istenilen şirketin TTK.nun 547.maddesi uyarınca ek tasfiyesi talebine ilişkin olup TTK 547 maddesi kapsamında açılan davada ise zaman aşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir, bu nedenle davalı tasfiye memuru vekilinin hak düşürücü süre, zamanaşımı süresi içerisisinde dava açılmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir.Davacı ... tarafından ticaret sicilden terkin edilen ihyası istenilen şirket hakkında terkin tarihinden önce İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinde 20/05/2015 tarihinde hizmet tespiti davası açıldığı ve BAM kaldırma kararı sonrası dosyanın yeni esasının ... olup  davanın derdest olduğu, yine davacı ... tarafından, ihyası istenilen borçlu şirket aleyhinde ... sayılı icra dosyası ile 11.12.2015 tarihinde icra takibi başlatıldığı, iş bu dosyalarda  taraf teşkilinin sağlanabilmesi için ilgili şirketin yeniden tescilinin zorunlu olduğu, buna göre davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, ihyası istenilen şirketin tasfiye suretiyle ticaret sicilden terkin edilmeden önce hakkında açılan dava ve icra takibi olduğu halde, ticaret sicilden kaydı silinen şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlandığından söz edilemeyeceğinden, davalı tasfiye memuru eldeki davanın açılmasına sebep olmuştur.İlanlar sırasında alacaklı tarafın başvuruda bulunmaması ihya talebine engel teşkil etmediği, bu durumda tasfiye işlemleri eksik bırakıldığından ek tasfiye işlemlerinin yapılması zorunlu olmakta ve kaydı silinen şirketin ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması bakımından ihyası gerekmektedir. Mahkemece ek tasfiye işlemlerinin yapılması için şirketin ihyasına karar verilmiştir.Dosya kapsamı ve toplanan tüm delillere göre TTK 547 maddesindeki ek tasfiye koşullarının gerçekleştiği gözetilerek, ihya karar verilmesi ve şirketin son tasfiye memuru olan  ...'un da tasfiye memuru olarak atanması TTK. 547/2 madde uyarınca yerindedir.TTK.547/2 maddesi uyarınca ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası koşullarının oluşması, davalı tasfiye memuru tasfiye işlemlerini eksik bıraktığından dava açılmasına sebep olduğu ve davalı ... sicil memurluğunun yasal hasım olup tasfiye işlemlerinde her hangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, davanın açılmasına ticaret sicil müdürlüğünün sebep olmadığı, 6100 sayılı HMK' nın 326. maddesinde, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmesine göre, tasfiye memuru aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekmesi, hükmedilecek bu giderlerin tasfiye ek gideri olarak tasfiye edilen şirketten alınabilecek olması  karşısında, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakla,  davalı tasfiye memurunun aleyhine yargılama gideri, vekalet ücretine hükmedildiğine yönelik  istinaf sebepleri yerinde değildir. (Yargıtay 11 HD. 2014/7827 Esas- 2014/10350 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11 HD.nin 2019/5292 Esas- 2020/612 Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.)Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı, istinaf eden davalı tasfiye memuru tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı tasfiye memuru üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 17/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c70dbc601f299baa","SID":"7f57023bd2406db2"}}