{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ    <br><br><br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ     \t   <br>        <br>                    \t\t\t             (D Ü Z E L T E R E K    Y E N İ D E N    <br>\t\t\t             E S A S    H A K K I N D A    K A R A R)<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t                         <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: <br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t:  Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t:  16/12/2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t:  ....<br>\t\t     \t<br>\tDavacı vekili ... davalı .... ... ... .... .... ... vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352'nci maddesi  uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t:<br>Davacı vekili müvekkili ile davalılar arasında 31.01.2007-30.11.2017 tarihleri arasında özel ... hizmet sözleşmeleri imzalandığını,  anılan sözleşmeler kapsamında davalılar yanında çalışan işçilerden (dava dışı) .... Ankara 32. İş Mahkemesinin 2016/1153 E sayılı dosyasından hükmolunan kıdem ... ihbar tazminatlarının tahsili için Ankara 22. İcra Dairesinde icra takibine giriştiğini, müvekkilinin icra dosyasına 10.05.2017 günü 32.195,92 TL tutarında ödeme yaptığını, ödenen miktardan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek bu tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müştereken ... müsteselsilen tahsilini talep ... dava etmiştir. <br>Davalılar ... ..., ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... .... ... ... vekili görev itirazında bulunmuş, müvekkillerinin bu davada sıfatlarının olmadığını bildirmiş ... taraflar arasındaki sözleşmede işçilerin kıdem ... ihbar tazminatından davalıların sorumlu olduğuna dair bir düzenleme bulunmadığını, hizmetten yararlananın davacı olması nedeniyle işçilik alacaklarından da davacının sorumlu olduğunu, davacının kendi sebebiyet verdiği giderleri müvekkillerinden istemesinin yerinde olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. <br>İlk Derece Mahkemesince “…asıl işveren olan davacının alt işveren olan davalılar ile birlikte dış ilişki itibariyle dava dışı işçiye karşı müteselsilen sorumlu oldukları, iç ilişkide dava dışı işçiye karşı müteselsilen sorumlu olan asıl ... alt işverenlerin birbirlerine karşı sorumluluğunun belirlenmesi yönündeki uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ... genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerektiği, (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2013/24537 Esas 2014/18698 Karar sayılı ilamı) davacı ile davalılar arasında akdedilen sözleşme ... eki şartnamelerin incelenmesinde, iş akdinin sona ermesi halinde işçilik alacaklarından davalı alt işverenlerin sorumlu olduğu yönünde bir hüküm bulunmadığından davalıların sorumluluğunun yarı oranında olduğunun kabulü gerektiği, rücua konu kıdem tazminatına ilişkin işçilik alacaklarından her bir işverenin kendi dönemi ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, ihbar tazminatından son işveren olan ... ..., ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... .... ... ...'den müştereken ... müteselsilen sorumlu oldukları, davacı ile davalılar ... ..., ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... .... ... ... ile imzalamış olduğu 20/11/2014 tarihli sözleşme kapsamında kıdem tazminatının rucüna ilişkin talebi yönünden, incelenen sözleşme ... eklerinde, kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverenlere rücu edileceğine dair açık bir hüküm yer almadığından yukarıda ayrıntısına yer verilen 7166 sayılı yasanın 12.maddesi ile 4857 sayılı Kanuna eklenen geçici 9.madde uyarınca, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği, 7166 sayılı yasanın 11. maddesinde sadece kıdem tazminatından bahsedildiğinden son işveren olan anılan davalıların ihbar tazminatından dolayı davacı ile birlikte % 50 oranında sorumlu olduğu, bilirkişi raporunda kullanılan verilerden yararlanılarak yapılan hesaplama sonucu son işveren olan davalıların icra dosyasına ödenen miktarın 2.591,77 TL'sinden sorumlu oldukları, davadan önce temerrüt bulunmadığından ancak dava tarihinden faiz talep edilebileceği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda isabetli şekilde belirtildiği üzere adi ortaklık hükümleri gereğince ... ... .... .... A.Ş ... ... ... ... ... .... ... .... 8.150,00 TL'den sorumlu olduğu hesaplanmışsa da mahkememizce bu husus kısa kararda sehven unutulduğu için çelişki oluşturmamak adına gerekçeli kararda da yer verilmeyerek davacının davalılar ... ..., ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... .... ... ... ile imzalamış olduğu 20/11/2014 tarihli sözleşme kapsamında kıdem tazminatının rucüna ilişkin talebi yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına diğer sözleşmeler kapsamında rücu istemine ilişkin davanın kısmen kabulüne…” karar verilmiş ... “1- Davacının davalılar ... ..., ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... .... ... ... ile imzalamış olduğu 20/11/2014 tarihli sözleşme kapsamında kıdem tazminatının rucüna ilişkin talebi yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına; 2- Diğer sözleşmeler kapsamında rücu istemine ilişkin davanın kısmen kabulü ile; -4.225,71 TL’nin 25/05/2017 dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalı ... ..., ... ... ... ... ... ... .. tahsili ile davacıya verilmesine, -407,28 TL’nin 25/05/2017 dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalı ... ... ... ... .... ... . tahsili ile davacıya verilmesine, -30,59 TL’nin 25/05/2017 dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalı ... ... .... .... A.Ş'den tahsili ile davacıya verilmesine, -2.591,77 TL'nin 25/05/2017 dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalı ... ..., ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... .... ... ... müştereken ... müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine” dair hüküm kurulmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde:<br>- Müvekkili ile davalılar arasındaki sözleşmede rücu konusunda açık hüküm bulunduğunu, <br>- Yarı yarıya sorumluluğun kabul edilemeyeceğini, <br>- Mahkemenin Anayasa Mahkemesi iptal kararını gözetmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ... davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde:<br>- Davacının yasal faiz talebine rağmen avans faizine hükmedilmesinin talep aşımı niteliğinde olduğunu, <br>-  Davalılar  için  hükmedilen 7.224,76 TL'ye göre kalan  24.971,16 TL  üzerinden  karşı vekalete  hükmedilmesi  gerekirken,  sadece  2.992,86 TL'ye hükmedilmesinin usul  ...  yasaya  uygun  olmadığını  ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ NEDEN ... GEREKÇE\t:<br>I<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359’uncu maddesinin 3 numaralı fıkrası uyarınca dosya kapsamındaki yazı, belge ... bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olayın saptanmasında ... hukuki değerlendirmede usul ... yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ... özellikle mahkeme kararında kısa karar ... gerekçeli karar çelişkisi olarak belirtilen hususun Dairemizce düzeltilebilecek olmasına göre kararın usul ... esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 düzenlemesi gereğince davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer hususlara yönelik istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>II<br>Davacının istinafı sorumluluğun yarı oranında paylaştırılamayacağı noktasındadır. <br>Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması  sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.<br>İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ... sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği  bedeli ... ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin  2021/876 E., 2021/1507 K, 16.11.2021 tarihli kararı). <br>Türk Borçlar Kanunu m. 167/1; \"Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Rücu hakkı müteselsil borçlulukta her bir borçluya düşen yükü azaltmak amacını güder. Düzenlemeden görüleceği gibi müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkide \"eşit pay\" ilkesi geçerlidir. Bir diğer ifade ile kural olarak borcu ifa eden müteselsil borçlu, diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkını ancak kendisine isabet eden payı aşan kısım için kullanabilir. Ancak bu ilke mutlak değildir; taraflar eşit pay ilkesinin aksini açık bir sözleşme hükmü ile kararlaştırabilecekleri gibi borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliği de eşit pay ilkesinin uygulanmayacağı yönünde bir anlam ifade edebilir.<br>Müteselsil borçluların her birinin borç ilişkisindeki ilgi ... yararının aynı ölçü ... nitelikte olduğu kabul edilmektedir. Fakat müteselsil borçlulardan bir ya da birkaçı, diğerlerine oranla borç ilişkisinden daha çok yararlanıyor olabilir; diğerlerinin ise müteselsil borç altına girmekte hiçbir yararı olmayabilir.<br>Böyle bir ihtimalde sözleşmeden yararlanan kimse ile sözleşmeden yararlanmayan müteselsil borçlular arasında eşit pay ilkesinin geçerli olacağı söylenemez (Becker, H.: İsviçre Medeni Kanunu Şerhi, C.VI, Borçlar Kanunu, I. Kısım, Genel Hükümler, Bern 1934'ten çev. K. Reisoğlu, Ankara 1967, m.148 (146), s.173, n.1; Oser, H./Schönenberger, W.: İsviçre Medeni Kanunu Şerhi, C.V, Borçlar Hukuku, I. Kısım, 2.b., Zürich 1929'... çev. R. Seçkin, Ankara 1950, m.50, s.460, n.10; Eren, F.: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 22.b., Ankara 2017, s.847 vd.; Akıntürk, T.: Müteselsil Borçluluk, Ankara 1971, s.211; Canyürek, M.: Müteselsil Borçlulukta İç ... Dış İlişkiler, İstanbul 2003, s.114; Koçano Rodoslu, E.: Rücu Hakkı, Ankara 2016, s.117).<br>Nitekim haksız fiilden kaynaklanan müteselsil borçlulukta da haksız fiil sorumlularının birbirine rücuunda bütün durum ... koşulların, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ... yarattıkları tehlikenin yoğunluğunun göz önüne alınacağı belirtilmiştir (TBK m. 62). <br>Somut olaydan açıklanacak olursa; işçinin alt işveren nezdinde çalıştığı, alt işverenin bu işçinin çalışması nedeniyle kâr elde ettiği ... bu bağlamda işçinin alacaklarının ödenmesi noktasında hukuki ilişkiyle ilgisinin üst işverenden daha yoğun ... bundan elde ettiği yararın üst işverenden daha fazla olduğu anlaşılmaktadır. Üst işveren sözleşme ile taahhüt ettiği ödemeleri yapmıştır. Ona ilave bir yük yüklemenin hukuki dayanağı yoktur. Sözleşmede açık hüküm bulunmamakla birlikte Türk Borçlar Kanunu'nun 167'nci maddesinin birinci fıkrasında ifadesini bulan \"borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliği\" ibaresi gereği işçiye yapılan ödemenin tamamının alt işverene yükletilmesi, üst işverenin sorumluğu cihetine gidilmemesi gerekir.<br>Somut olayda; dava dışı işçinin tüm çalışması davalı işveren yanında olup, davacının işçi için ödediği miktar sabittir. Yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm bulunmasa dahi, bedeli önceden kararlaştırılan iş yönünden, davalının işçilerinin işçilik alacaklarından, iç ilişkide davalının sorumlu olduğunun (İş Hukuku prensiplerinden farklı olarak) kabulü gerekir.<br> Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkelere aykırı olarak yarı oranda sorumluluğa göre hatalı hesaplamalara itibar edilerek hüküm kurulduğundan Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca İlk derece Mahkemesi kararını kaldırarak, davanın tamamen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>B<br>Davalılar vekilinin istinaf istemine gelince: <br>HMK'nin \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341. maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı \"Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun\"un 41. maddesi ile de, maddede yer alan \"binbeşyüz\" ibaresi, \"üçbin\" şeklinde değiştirilmek suretiyle, söz konusu kesinlik sınırı üçbin Türk Lirasına çıkarılmış ... her takvim  yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ... ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir.<br>Diğer taraftan, 6763 Sayılı Kanun’un 44. maddesi ile 6100 sayılı HMK’ne eklenen Ek madde 1/2 gereğince, HMK'nin 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında,  hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı öngörülmüştür.<br>\tBuna göre, asliye ticaret mahkemeleri yönünden kesinlik sınırı, ilk derece mahkemesine ait kararın tarihi 2019 içinde ise 4.400,-TL olarak uygulanacaktır. <br>\tSomut davada, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın tarihi 16.12.2019'dur. Davalıların sorumlu tutulduğu tutar 407,28+2.591,77=2.999,05 TL olup davalılar vekilince tarafça istinafa getirilen bu miktar, HMK'nin 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle 4.400,-TL olan kesinlik sınırının altında kaldığından davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır.<br>\tHMK'nin 346/1. maddesi uyarınca istinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir. Ayrıca 352. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde kararın kesin olması halinde fıkra uyarınca mahkemece gerekli kararın verileceği belirtilmiştir. Öte yandan 360. madde gereğince de bu bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde, ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, Bölge Adliye Mahkemesi'nde de uygulanacaktır.<br>\tBu nedenle davalılar vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM \t\t\t:\t<br>\tI- Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan hususlara ilişkin sair istinaf sebeplerinin reddine,<br>\tII-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle ... HMK m.353/1-b.2 gereğince Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2017/375 E., 2019/1172 K sayılı dava dosyasında verdiği 16/12/2019 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE<br>\tBuna göre:<br>\"1- Davacının davalılar ... ..., ... ... ... ... ... ... ...  ... ... ... ... ... .... ... ... ile imzalamış olduğu 20/11/2014 tarihli sözleşme kapsamında kıdem tazminatının rucüna ilişkin talebi yönünden esas hakkında karar verilmesine  yer olmadığına <br>2- Diğer sözleşmeler kapsamında rücu istemine ilişkin davanın kısmen kabulü ile;<br>-8.451,42 TL'nin  25/05/2017 dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalı  ... ..., ... ... ... ... ... ... ...'den tahsili ile davacıya verilmesine<br>-814,56 TL'nin  25/05/2017 dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalı  ... ... ... ... .... ... ...'den  tahsili ile davacıya verilmesine<br>-61,18 TL'nin  25/05/2017 dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalı ... ... .... .... A.Ş'den tahsili ile davacıya verilmesine<br>-5.183,54 TL'nin 25/05/2017 dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalı  ... ..., ... ... ... ... ... ... ...  ... ... ... ... ... .... ... .... müştereken ... müteselsilen  tahsili ile davacıya verilmesine<br> Fazlaya ilişkin istemin reddine      <br>3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan  991,22 TL harcın peşin alınan 549,83 TL'nin düşümü ile kalan  441,39 TL harcın 257,08 TL'sinin ... ..., ... ... ... ... ... ... ...'den, 24,78 TL'sinin ... ... ... ... .... ... ...'den, 1,87 TL'sinin  ... ... .... .... A.Ş'den, 157,68 TL'sinin ... ..., ... ... ... ... ... ... ...  ... ... ... ... ... .... ... ....  müştereken ... müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına  <br>4-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 14.510,70 TL vekalet ücretinin  8.451,-TL'sinin  davalı ... ..., ... ... ... ... ... ... ...' den, 814,-TL'sinin  davalı  ... ... ... ... .... ... ...'den , 62,-TL'sinin davalı ... ... .... .... A.Ş'den, 5.183,-TL'sinin  davalılar  ... ..., ... ... ... ... ... ... ...  ... ... ... ... ... .... ... ...'den müştereken ... müteselsilen  tahsili ile davacıya verilmesine<br>5-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 495,61 TL karar ... ilam harcı, ... 904,70 TL posta ... bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 1.431,71 TL yargılama giderinin 833,82 TL'sinin ... ..., ... ... ... ... ... ... ...'den, 80,31 TL'sinin ... ... ... ... .... ... ...'den, 6,18 TL'sinin ... ... .... .... A.Ş'den, 511,40 TL'sinin  ... ..., ... ... ... ... ... ... ...  ... ... ... ... ... .... ... ...'den müştereken ... müteselsilen  tahsili ile davacıya verilmesine<br>6-Davalılar tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına<br>7-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine\"<br>\tIII- Yukarıda (3) sayılı bentte açıklanan nedenle davalılar vekilinin istinaf dilekçesinin REDDİNE, <br>\tIV- a)Peşin olarak alınan istinaf karar harcının davacıya iadesine<br>\tb)Peşin olarak alınan istinaf karar harcının davalılar ... ..., ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... .... ... .... iadesine, <br>\tV-Davacı tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcının  ... ..., ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... .... ... ...'den  müştereken ... müteselsilen alınarak davacıya verilmesine<br>\tVI-Avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine<br>\tVII-HMK m.359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ... gider avansı iadesi işlemleri ile m.302/5 gereğince kesinleşme kaydı ... kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına<br>\t05/03/2025 günü dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\t\tHMK m.362/1-a gereğince miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin  (544.000,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (GK Yazım Tarihi: 06/03/2025) <br>      <br><br>          \tBaşkan                     Üye               Üye                 Katip <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7d704d79c5d92d73","SID":"a205de51cd538849"}}