{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/378 <br>KARAR NO: 2025/592<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/10/2021<br>NUMARASI: 2020/369 E. -  2021/804  K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  Davalı firma ile müvekkili banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri gereği firmaya krediler kullandırıldığını, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine ihtarname keşide edildiğini, buna rağmen ödeme yapılmaması üzerini ... kredisinden kaynaklanan alacak için İstanbul ... İcra Md. ... E. sayı ile icra takibi başlatıldığını, asıl borçlu ve kefilin borca faize ve ferilerine itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamını,  %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  öncelikle yetki yönünden itiraz ettiklerini, yetkili mahkeme'nin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, takibe konu edilen muaccel hale gelmiş likit bir borcun bulunmadığını, kat tarihine kadar işlemiş akdi faiz ve temerrüt faizi ile tüm işlemiş faiz oranları, BSMV oranı, ihtar masrafı adı altında gösterilen alacak kalemi ile takibin tüm ferilerinin de mevzuata aykırı ve fahiş olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Açılan dava itirazın iptali davası olup davacı banka ile davalı asıl borçlu ... Tic. Ltd. Şti  arasında; 15.01.2015 tarihinde 500.000,00 TL, 12.02.2017 tarihinde 400.000,00 TL Limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, akdedilen ilk Kredi sözleşmesine; davalı kefil ...'ın, ikinci sözleşmeye ise; davalı kefiller ... ve ...'ın müşterek borçlu/müteselsil kefil olarak imzalandığı, kefalet limiti oranında sorumlu olduğu, davacı bankanın kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek ihtarname keşide ettiği, ihtarnamenin asıl borçluya ve müteselsil kefile tebliğ edilemediği, sözleşmenin “kanuni ikamegah” başlıklı 26. maddesine göre tebliğ edilmiş sayılacağı, davalı taraflarca ödeme olgusunun ispat edilemediği anlaşılmakla; Davanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 53.948,36-TL BCH asıl alacak, 5.093,04-TL KMH asıl alacak, 49.882,46-TL kredi kartı asıl alacak, 4.675,33-TL işlemiş akdi faiz, 595,34-TL işlemiş temerrüt faizi ile 743,67-TL faizin %5 BSMV olmak üzere 114.938,20-TL'nin davalı firmadan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kefil ... ile ...'ın ... no'lu kredi mevduat hesabından sorumlu olduğu ve davalı kefil ...'ın 5.093,04-TL asıl alacak, 438,17-TL işlemiş faiz, 391,28-TL temerrüt faizi 23,44-TL faizin BSMV'si olmak üzere 5.945,93-TL ile sınırlı olmak üzere davalı kefil Dara ...'ın 5.093,04-TL asıl alacak, 462,62-TL işlemiş faiz, 360,72-TL işlemiş temerrüt faizi, 23,13-TL faizin BSMV'si olmak üzere 5.939,51-TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve ayrıca dava konusu likit yani belirlenebilir olup davacı tarafça talep edilip davalılarda haksız olduğundan kabul edilen asıl alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile İstanbul 6. İcra Dairesi'nin 2019/42139 sayılı takip dosyasına, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 53.948,36-TL BCH asıl alacak, 5.093,04 TL KMH asıl alacak, 49.882,46 TL kredi kartı asıl alacak, 4.675,33-TL işlemiş akdi faiz, 595,34-TL işlemiş temerrüt faizi ile 743,67-TL faizin %5 BSMV olmak üzere 114.938,20 TL'nin davalı firmadan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kefil ...ile ...'ın ... no'lu kredi mevduat hesabından sorumlu olduğu ve davalı kefil ...'ın 5.093,04-TL asıl alacak, 438,17-TL işlemiş faiz, 391,28-TL temerrüt faizi 23,44-TL faizin BSMV'si olmak üzere 5.945,93-TL ile sınırlı olmak üzere davalı kefil ...ın 5.093,04-TL asıl alacak, 462,62-TL işlemiş faiz, 360,72-TL işlemiş temerrüt faizi, 23,13-TL faizin BSMV'si olmak üzere 5.939,51-TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, (22/04/2021 ve 10/09/2021 tarihli bankacı bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına,) fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan 22.988,00-TL üzerinden %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ( kefil ...'ın 1.018,00-TL, kefil ...ın 1.187,00-TL ile sınırlı olmak üzere) davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müteselsil kefil borçluların krediden sorumlu olduğunun dosyaya ibraz edilen ihtarname ve kredi ekstrelerinde açıkça anlaşılmasına rağmen kefillerin yalnızca KMH kredisinden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporu incelenmeksizin karar verildiğini, borçlu ve kefillere ihtarname gönderildiğinin açıkça anlaşıldığını, bilirkişi raporunda hiçbir açıklama yapılmaksızın kredi asıl alacağının 49.882,46 TL olduğu kanaatine varıldığını ve irdelenmeksizin rapora bağlı kalınarak hüküm teşkil edildiğini, bilirkişi tarafından takip tarihine kadar olan işlemiş temerrüt faizlerinin hatalı hesaplandığını, ilgisi olmayan faize hükmedildiğini, hatalar silsilesi sonucunda müvekkilinin alacağına kavuşmasının önemli ölçüde engellendiğini, kefiller yönünden yapılan hesaplamaların tamamının zaten hatalı olduğunu, gerekçeli kararın temerrüt faizi yönünden de hatalı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karverilmesini, aksi hâlde alanında uzman bilirkişiden yeniden rapor alınarak hüküm kurulması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, kredi sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, hükümde, bilirkişi rapor ve ek raporunun kararın eki sayılmasına yönelik yer verilen ifadelerin usul ve sayaya uygun olup olmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalılardan ... Ltd Şirketi ile davacı banka şubesi arasında 10.02.2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, diğer davalıların sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak yer aldıkları, davacı banka tarafından davalı  borçlulardan kredi müşterisi şirkete  gönderilen, Beşiktaş ... Noterliğinde düzenlenen 17.10.2019 tarihli ihtarnamede, 17.10.2019 tarihi itibariyle toplam alacak olan 59.243,46 TL'nin bir gün içinde ödenmesinin aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının belirtildiği, 17.10.2019 tarihli ayrı bir ihtarnamede ise bütün borçlulara hitaben , nakdi kredilerden dolayı toplam 70.657,27 TL, gayri nakdi kredilerden dolayı ise  çek kredisi risk  tutarı 42.630,00 TL borcun bulunduğu belirtilmek suretiyle 1 gün içerisinde ödenmesi, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının belirtildiği, ödemenin gerçekleştirilmemesi neticesinde, davacı banka tarafından davalılar hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 15.11.2019 tarihinde 109.173,77 TL asıl alacak ve ferileri toplamı olmak üzere 133.800,30 TL alacağın tahsili, ayrıca 42.630,00 TL gayri nakdi teminat mektup bedellerinin şube nezdinde faiz getirmeyen bir hesapta bloke edilmesinin talep edildiği, davalı borçlular tarafından icra takibine karşı yetki itirazı ile birlikte borca ve ferilerine itiraz edildiği, davacı tarafça İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasının açılmış olduğu, dava değerinin 133.941,62 TL olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Tarafların dosyaya delilerini ibraz ve gerekli delillerin celbi sonrasında, mahkemece bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 22.04.2021 tarihli bilirkişi raporu ile bilirkişi raporuna karşı davacı ve  üzerine ve davalıların vekillerinin itirazı üzerine 10.09.2021 tarihli ek bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Hükümde, (22/04/2021 ve 10/09/2021 tarihli bankacı bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına,) dair ifadeye yer verilmiştir. Ayrıca kabul şekline göre,  itirazın iptali davası sonucunda  İİK'nın 67. maddesi gereğince  itiraz sonucu duran takibin devamı sonucunu oluşturacak şekilde hüküm tesis edilmesi gerekir iken itirazın kısmen iptali ve takibin kabul edilen miktarlar üzerinden devamı yerine, kabul edilen miktarın davalı/davalılardan tahsili şeklinde alacak davası gibi karar verilmiş olması da isabetli olmamıştır. İlk derece mahkemesinin istinafa konu çelişki içermesi yanında, HMK'nın 26. maddesi kapsamında da taleple bağlılık ilkesine uygun düşmeyecek niteliktedir. Somut davada, davacı vekili dava dilekçesinde itirazın iptali talebinde bulunmuştur. Buna rağmen mahkemenin alacağın tahsiline yönelik hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır. Bilirkişi raporu HMK'da takdiri deliller içerisinde yer almaktadır.Anılan Kanun'un 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her hâlde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebileceklerdir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Anayasa'nın 141/3. maddesi ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.'' hükmünü içermektedir. Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. HMK'nın 297. maddesinde, hükmün kapsamı başlığı altında, hükümde hangi hususların yer alacağı belirtilmiştir. Anılan maddenin /1-c bendinde; tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakılar hakkında toplanan delillerin, delilerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplere yer verilmiştir. Maddenin 2. fıkrasında ise hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu belirtilmiştir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Yasanın emredici düzenlemesine aykırı olarak bilirkişi rapor ve ek raporunun kararın eki sayılmasına yönelik oluşturulan hüküm usul ve yasaya uygun görülmemiştir.  Somut olayda istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi  kararında, yukarıda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere, davanın niteliğine uygun düşmeyecek biçimde ve HMK'nın ilgili hükümlerine aykırılık oluşturacak şekilde verilen karar, icra edilebilir bir karar olmadığı gibi, istinaf incelemesine de elverişli bulunmamış, bu nedenle kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararıyla ilgili olara İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi  sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 10.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b48195cac9239a81","SID":"05e9c8588a19d604"}}