{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/557 <br>KARAR NO:2025/580<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:16/12/2021<br>NUMARASI:2020/559 Esas - 2021/1119 Karar<br>DAVA:Alacak <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/04/2025<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacılar vekili; 30/07/2009 tarihli protokol ile sabit olduğu üzere müvekkili şirketler tarafından davalı ...'e 15 yıllık süre için yatırım katılım bedeli olarak 900.000-TL+KDV tutarında ödeme yapıldığını, söz konusu tutarın davalıya 15 yıl süreyle müvekkili şirketlerin bayiliğini yapması amacıyla ödendiğinin protokol ile sabit olduğu, diğer davalılar ... ve ...'ın 30/07/2009 tarihli protokolü garantör olarak imzaladıklarını, davalı ...tarafından keşide edilen Körfez 1. Noterliğinin 15/09/2010 tarihli ve Beyoğlu ... Noterliğinin 20/09/2010 tarihli ihtarnameleri ile Rekabet Kurulu'nun 2009 yılında aldığı karar gerekçe gösterilerek bayilik ilişkisi ve intifa hakkının sonlandırıldığı hususunun müvekkili şirkete bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davalı ...'a intifa terkin yetkisi içeren vekaletname düzenlendiğini, intifa hakkının ... tarafından 29/06/2011 tarihinde tapudan terkin edildiğini, müvekkili tarafından keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 05/10/2010 tarihli ihtarı ile müvekkilinin sona eren sözleşmelerden kaynaklanan alacağının ödenmesi hususunun davalılara ihtar edildiğini, davalı ...tarafından müvekkillerinden ... nezdinde doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatını teşkil etmek üzere verilen 175.000-TL bedelli banka teminat mektuplarının müvekkili tarafından nakde çevrildiğini, müvekkilleri adına ikame edilen ve İstanbul 2. ATM'nin 2014/327 Esas sayılı dosyasından görülen asıl davada, davalı şirkete 15 yıl süreyle yatırım katılım bedeli olarak ödenen bedelin kalan süreye ilişkin güncel değeri karşılığında 994.476-TL + KDV'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, aynı dosyadan görülen birleşen davada ise karşı tarafın nakde çevrilen banka teminat mektubu bedeli olan 175.000-TL'nin müvekkili ...'den tahsilini talep ettiğini, mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verildiğini, karara karşı temyiz ve karar düzeltme taleplerinin reddedildiğini, mahkemece verilen karara istinaden teminat mektubu bedelinin karşı tarafa iade edildiğini, söz konusu davada alınan raporda müvekkilinin karşı taraftan 930.942,01-TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini belirterek, davalı şirkete 15 yıl süreyle yatırım katılım bedeli olarak ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca belirlenecek güncel değeri karşılığında 930.942,01-TL+KDV'nin davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalılar vekili; davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, işbu davanın sebepsiz zenginleşme temeline dayalı bakiye süreye tekabül eden intifa bedelinin iadesi davası olduğunu ve zamanaşımı süresinin 18.09.2010 tarihinde işlemeye başladığını, 2 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkili şirket tarafından 25.12.2008 tarih 100.000-TL bedelli, 18.12.2008 tarihli 354.000-TL bedelli, 05.06.2008 tarihli 118.000-TL bedelli ve 31.05.2008 tarihli 354.000-TL bedelli gayri maddi hak bedeli adı altında faturaların muhatap... şirketi adına kesildiğini, diğer 26.10.2009 tarihli 136.000,90-TL bedelli faturanın ise yatırıma katılım bedeli adı altında muhatap ... adına kesildiğini, yine 30.07.2009 tarihli protokolün 2. maddesinde bu bedelin açıkça ortak yatırım katılım bedeli olduğunun belirtildiğini, davacının talebinin açıkça yatırım katılım bedelinin iadesi olduğunu, bu anlamda davacı tarafından yapılan yatırımların öncelikle ne olduklarının ayrıntılı olarak açıklanması gerektiğini, davacılar tarafından ariyet olarak verilen tüm menkuller istasyondan sökülüp iade alındığını ve diğer tüm yatırımların da hâlihazırda istasyonda kullanılmadığını, kaldı ki söz konusu istasyon iki kez yenilenerek hâlihazırda... bayisi olarak işletildiğini, bu nedenle davacıların yatırım bedeli talep edemeyeceğini, davacılar tarafından intifa bedeli adı altında bir bedelin ise müvekkili şirkete ödenmediğini, protokolde intifa bedelinin iade edileceğine dair bir hüküm bulunmadığını, davacının intifa hakkını tapudan bedelsiz olarak terkin ettirdiğini, intifa hakkının müvekkilleri lehine bedelsiz olarak terkini talep edildiğinden, bakiye süreye tekabül eden intifa bedelinin iadesinin istenemeyeceğini, davacı tarafın taleplerinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığını, bu nedenle müvekkili sadece zenginleştiği miktar kadar sorumlu olup davacının KDV isteminin hukuka aykırı olduğunu, gerçek kişi müvekkilleri ... ve ...'ın protokolü kefil sıfatıyla imzaladığını, protokolde müvekkillerinin ne miktardan ne kadar sorumlu oldukları belirtilmediğinden, kefaletin geçersiz olduğunu, bu nedenle müvekkillerinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; taraflar arasında görülen İstanbul 2. ATMnin 2014/327 esas 2016/132 karar sayılı dosyasında işbu davaya konu alacaklar talep edilmiş ise de, mahkemece intifa hakkı terkin edilmeden intifa hattına bağlı olarak ödenen beledin tahsili için dava açılması mümkün olmamakla davanın reddine karar verilmiş olduğu ve verilen bu kararın Yargıtay 19. HDnin 2018/850 esas ve 2019/3111 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, taraflar arasında kesinleşen ilamda da  açıklandığı üzere dava konusu alacaklar intifa hakkı terkin edildikten sonra istenebilir olacağı, terkinin de 29.06.2011 tarihinde yapıldığı ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, 21/11/2001 tarihinde 15 yıl süreli olarak taşınmaz üzerinde intifa hakkı tesis edildiği, intifa resmi senedine göre intifa hakkının 20/11/2023 tarihine kadar 309.390-YTL bedel karşılığı tesis edildiği, dava konusunun intifa hakkının terkini koşuluna bağlı olarak yatırım katılım bedelinin bayilik sözleşmesinin geçersiz olduğu süreye tekabül eden kısmının iadesi niteliğinde olduğu, buna göre yatırım katılım bedelinin kapsamının tayininin gerektiği, dosya içerisinde 4 adet gayri nakdi hak bedeline ilişkin fatura ve 1 adet de yatırım katılım bedeline ilişkin fatura bulunduğu, bu 5 faturanın toplamının 900.000-TL olduğu, söz konusu rakama KDV de eklendiğinde 1.062.000-TL'ye ulaştığı, defter incelenmesinden anlaşılacağı üzere, ödenmesi gereken bu bedelin davacı taraf ticari defterinde haklar hesabına kaydedildiği ve davalı tarafın ilgili hesaplardaki akaryakıt ürünü alım borcuna mahsup edildiği, buna göre bu bedellerin davalı tarafın savunmasındaki gibi istasyona yapılan sabit bir yatırım veya ekipman karşılığında olmadığı, istasyon yatırım bedeli peşin satış destek birimi, satış geliştirme destek pirimi gibi isimlerle yapılan ödemelerin sözleşme kapsamında aksine bir hüküm yoksa sözleşme süresi ile bağlantılı olarak verildiği, 30/07/2009 tarihli protokolün 2/b fıkrası gereğince 15 yıllık ortak yatırım katılım bedeli ... 900.000-TL\" karşılığı sözleşme süresiyle orantılı olarak bu bedelin ödendiği, bunun aksine bir düzenlemenin bulunmadığı, Rekabet Kurumunun kararı gereğince geçersiz hale geldiği tarih ile sözleşmedeki sözleşme süresinin sona erme tarihi arasındaki dönemin ifa edilemeyecek süre olması nedeniyle, bu tarihlere isabet eden ve sözleşme süresiyle orantılı olarak ödenen bedellerin iadesinin gerektiği, davacı tarafından istenen miktarın İstanbul 2. ATM'nin 2014/327 Esas 2016/132 Karar sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporundaki söz konusu davanın tarihi itibariyle güncellenmiş değeri olduğu, bu nedenle temerrüt faizinin reddedilen söz konusu dava tarihinden itibaren başlaması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 930.942- TL+%18 KDV'nin 29.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı süresinin Rekabet Kurulu kararları uyarınca 18.09.2010 tarihinde başlayacağını,10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı varsayımında da dava zamanaşımının 18.09.2020 tarihinde dolduğunu, davacılar tarafından erken ikame edilen davanın, karar düzeltme talebinin reddine dair karar ile kesinleştiğini, dolayısıyla ilk açılan davanın 10.06.2020 tarihinde kesinleştiğini, bu nedenle davacıların TBK 158 maddesi anlamında bir ek sürelerinin bulunmadığını, davacıların arabulucuya işbu davanın zamanaşımı süresinin son günü olan 18.09.2020 tarihinde başvurduklarını, arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihin ise 16.10.2020 olduğunu, dolayısıyla arabuluculuk sürecinde zamanaşımı süresi işlemeyeceğinden davanın da arabuluculuk sürecine ilişkin son tutanağın düzenlendiği 16.10.2020 tarihinde açılması gerektiğini, işbu davanın ise 19.10.2020 tarihinde ikame edilmiş olmakla, davada zamanaşımı süresinin dolduğunu, ayrıca ipoteklerin de dava konusu talepleri teminat altına almadığını, mahkemece cevap dilekçeleri ile bilirkişi raporuna karşı itirazları dikkate alınmadan ve gerekçelendirilmeden karar verildiğini, karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin hatalı olduğunu, davacı ile müvekkili arasındaki bayilik sözleşmesi Rekabet Kurulu kararları neticesi son bulmuş olup, bu sebeple müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını,Rekabet Kurulu kararlarına vakıf olan davacıların sözleşmelerin süresinin 5 yılla sınırlandırıldığını ve 5 yıldan fazla sürelerin hükümsüz olacağını bildiklerini, bu nedenle davacıların bu taleplerinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, protokolde de bu bedellerin sözleşme süresine göre geri ödeneceğine ve bakiye süreye tekabül eden kısmın iade edileceğine dair bir düzenleme bulunmadığını, kaldı ki protokolde bedelin ödenmesi 145 ton alım şartına bağlanmış olup, bu şart da gerçekleşmiş olduğundan bu bedellerin iadesinin istenemeyeceğini, dosyada bulunan 5 adet faturadan 4 tanesi gayri maddi hak bedeli adı altında, diğeri ise yatırıma katılım bedeli adı altında kesilmiş olup, iş bu bedellerin de farklı olduklarını, bu sebeple de söz konusu bedellerin iadesinin istenemeyeceğini, mahkemece söz konusu bedellerin KDV ilavesi ile tahsiline karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, zira davacının talepleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmakta olup, müvekkilinin sadece zenginleştiği miktar kadar sorumlu olacağını, bu sebeple de davacı tarafından ödendiği iddia edilen ancak müvekkilinin elinde kalmayan KDV ödemesinin dikkate alınmaması gerektiğini, yine bu bedellerden gerçek kişi müvekkillerinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin protokolü kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kefaletin ise BK'nın ilgili hükümleri uyarınca geçersiz olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.  <br>GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin süresinden önce son ermiş olması nedeniyle, davacı tarafından davalıya intifa süresine göre ödenmiş olan yatırım bedelinin bakiye süreye isabet eden kısmının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında 25.06.2009 tarihli bayilik sözleşmesi ile 30.07.2009 tarihli protokol gereği bayilik ilişkisi bulunduğu, sözleşme ve protokol kapsamında taşınmaz üzerine 21.11.2001 tarihinde davacı lehine 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiği, taşınmazın davalı tarafça satın alınması sonrasında 09.04.2008 tarihinde bu kez 15 yıllık süreye ilave olarak 21.11.2016 tarihinden başlamak üzere 7 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiği, yine davacıların bayilik sözleşmesi kapsamında doğmuş ve doğacak alacaklarının teminatı olarak 20.06.2005, 07.10.2005, 31.07.2007 ve 18.07.2008 tarihlerinde ipotek tesis edildiği, protokol kapsamında davalının düzenlediği 25.12.2008 tarihli KDV dahil 100.000-TL bedelli, 18.12.2008 tarihli 354.000-TL bedelli, 05.06.2008 tarihli 118.000-TL bedelli ve 31.05.2008 tarihli 354.000-TL bedelli gayri maddi hak bedeli açıklamalı faturalar ile 26.10.2009 tarihli 136.000,90-TL bedelli yatırıma katılım bedeli açıklamalı faturalar karşılığında toplam KDV hariç 900.000-TL tutarında ödeme yapıldığı, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin Rekabet Kurulu kararları gereği 18.09.2010 tarihi itibariyle sona erdiği, bu hususun davalı bayi tarafından keşide edilen 15.09.2010 tarihli ihtarname ile de davacılara bildirildiği, davacılar tarafından ödenen bedelin kalan süreye isabet eden kısmının tahsili için daha önce açılan davada mahkemece intifa hakkının terkin edilmemiş olması nedeniyle yatırım bedelinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle erken açılan davanın reddine karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçerek 10.06.2020 tarihinde kesinleştiği, taşınmaz üzerinde bulunan intifa şerhinin 29.06.2011 tarihinde terkin edilmesi sonrasında 19.10.2020 tarihinde aynı istemle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Davalılar vekilince yasal süresinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. Bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeni ile bakiye intifa süresine tekabül eden intifa bedelinin iadesi talebini içeren dava, temelinde bayilik sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, sona erme tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 125 maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.Davalı bayi aynı zamanda intifa hakkı bulunan taşınmazın malik olmakla, 10 yıllık zamanaşımı süresi, alacağın istenebilir hale geldiği intifa hakkının terkin tarihi olan 29.06.2011 tarihinden itibaren işlemeye başlamış olup,10 yıllık zamanaşımı süre sonu 29.06.2021 tarihidir. İşbu dava ise 19.10.2020 tarihinde açılmış olup zamanaşımı süresi dolmamıştır. Ayrıca TMK'nın 864. maddesi gereğince, rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra alacak için zamanaşımı süresi işlemez. Buna göre işbu dava konusu alacak, davacı şirketler lehine verilen ipotekler ile de teminat altına alınmış olmakla, zamanaşımına uğraması söz konusu değildir. Bu nedenle davalılar vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.Taraflarca imzalanan 30.07.2009 tarihli protokolün ortak yatırım bedeli ve intifa hakkı başlıklı 2. maddesinde; bayinin, işbu protokolün imzası tarihinden itibaren en geç 15.07.2009 tarihine kadar istasyonu inşa etmeyi ve en geç 30.08.2009 tarihine kadar gerekli yasal izin ve lisansları alarak ...'e sunmayı kabul ve taahhüt ettiği, ...'in, bayinin yukarıdaki taahhütlerini tam ve eksiksiz yerine getirmesini müteakip, taşınmaz üzerinde inşa edilecek istasyonun 15 yıllık ortak yatırım katılım bedeli olarak daha evvelden... tarafından 784.746-TL'si verilmiş bulunan 900.000-TL'nin bakiye KDV hariç 115.254-TL'sini bayiye faturası karşılığında verecek olup,verilecek işbu bakiye tutarın ödenmesinin, bayinin kurumsal kimlik giydirilmesinin tamamlanması ve mal alımına başlanmasını müteakip aylık ortalama 145 ton perakende koduyla alım gerçekleştirdiği ilgili ayın sonunda 10 gün içerisinde verileceği hüküm altına alınmıştır.Taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin Rekabet Kurulu kararı gereği süresinden önce sona ermesi nedeniyle, davacı tarafça sözleşmenin devam edeceği inancıyla davalıya ödenmiş olan intifa bedelinin kullanılmayan süreye isabet eden kısmının kıstelyevm hesabına göre tespit edilerek davacıya iadesi gerekmektedir. Davacıya ödenen tutar protokolde yatırım katılım bedeli olarak belirtilmiş olup, davalının düzenlediği faturalarda yazılı açıklamalar, ödemelerin bu niteliğini değiştirmez.Ayrıca son fatura konusu ödemenin protokolde belirli şartlara bağlanmış olması da davacıların bakiye süreye isabet eden kısmı talep etmesine engel teşkil etmemektedir.  Davalılar ... ve ...'ın sorumluluğu kefalete dayanmakta olup, kefalet şartlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Kefalet içeren protokolün imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti olarak, belirli bir miktarın gösterilmesi gereklidir.Somut olayda taraflar arasında imzalanan 30.07.2009 tarihli protokolde kefalet limiti belirtilmemiştir. Ancak protokol içeriğinde davacılar tarafından bayiye 900.000-TL ödeme yapıldığı, bayinin protokolün icrasından vazgeçmesi halinde 10.000-USD cezai şart ödeyeceği yazılıdır. Kefalete ilişkin 11. maddede ise müteselsil kefillerin işbu sözleşmede yazılı ödemeler ve taahhütler miktarında sorumlu olacağı belirtilmiştir. Bu durumda davalıların kefaleti geçerli olup, dava konusu bedelden davalı kefiller de kefalet limiti dahilinde sorumludur.Davacı tarafça intifa bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre güncellenerek ödenmesi talep edilmiş ve mahkemece de KDV hariç 784.745,76-TL tutarındaki ödemenin  güncellenmiş hali olarak 930.942-TL bedele hükmedilmiş ise de, anılan ödemeler intifa hakkının terkin edildiği tarihe kadar davacı şirketin sebebe dayalı olarak kullanımında olduğundan, bu süre için ayrıca bedelin güncellenmesi mümkün değildir. Her ne kadar terkinden itibaren güncellenmiş değer istenilebileceği düşünülse de, iyiniyetli olarak sebepsiz zenginleştiğinin kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece güncellenmiş bedele hükmedilmesi hatalıdır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, kalan süreye isabet eden bedelin hesabı yapılmamış olup, daha önce açılıp intifa hakkının terkin edilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilen İstanbul 2. ATMnin 2014/327 esas sayılı dosyasında alınan 30.06.2014 tarihli rapora atıfla 930.942,01-TL talep edilebileceği belirtilmiştir. Kesinleşen İstanbul 2. ATM'nin 2014/327 esas sayılı dosyasında alınan 30.06.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, işlemiş süreye isabet eden kısımlar alınarak işlemiş süre sonu 18.09.2010 sözleşmelerin sona erme tarihi esas alınarak hesaplama yapılmışsa da, intifanın terkin tarihi 29.06.2011 olup, bu tarihin esas alınması gerekmektedir. Buna göre kalan işlememiş süre 4.384 gün olarak hesaplanmıştır. Ödeme tarihleri ile intifa terkin tarihlerine göre; 1. ödemeden 1.094 gün, 2. ödemeden 915 gün, 3. ödemeden 909 gün ve 4. ödemeden 544 gün olarak belirlenen işlemiş sürelere isabet eden ödeme tutarları düşüldüğünde, bakiye süreye isabet eden tutarlar 1. ödemeden 320.116-TL, 2. ödemeden 248.197-TL, 3. ödemeden 70.191,84-TL ve 4. ödemeden 102.532-TL olmak üzere toplam 741.036,84-TL olarak hesaplanmıştır.  Ayrıca davalının kendisine ödenen bedelin kullanılmayan bölümünden doğan iade sorumluluğu,sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmaktadır. Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin TBK’nın 79. maddesi hükmü gereğince ise davalı sadece kendisinin sebepsiz zenginleştiği miktar kadar sorumludur. Buna göre davacı tarafından ödenen ve ancak davalının elinde kalmayan KDV ödemesinin iade edilecek bedel içerisinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece yatırım katılım bedeline ilave olarak %18 oranında KDV'ye hükmedilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece yatırım katılım bedeline ilave olarak bu bedelin KDV'sine de hükmedilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak KDV bedeli hariç olmak üzere \"davanın kısmen kabulüne,fazla istemin reddine \" karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2020/559 Esas - 2021/1119 Karar sayılı 16/12/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;\"Davanın kısmen kabulüne, 741.036,84-TL'nin 29.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazla istemin reddine\"İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;\"Alınması gereken 50.620,22-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 15.898,17-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 34.722,05‬‬-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan 15.952,57‬-TL peşin harçların davalılardan  müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 3.000-TL bilirkişi ücreti ve 193,50-TL tebliğ gideri olmak üzere 3.193,50-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.542-TL'sinin davalılardan  müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine takdir olunan 63.597,10-TL vekalet ücretinin davalılardan  müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine,Davalılar lehine takdir olunan 30.384,83-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,1.360-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.083‬-TL'sinin davalılardan, 277‬‬-TL'sinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,\"Yatırılan 15.898,17-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalılara iadesine,Davacı tarafından yapılan 18,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 15-TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,  kalanın davacı  üzerinde bırakılmasına,Davalı ... ... Ltd. Şti. tarafından yapılan 61,20-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 15-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 15/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"67803da19b395d26","SID":"350beb8a386b1cc6"}}