{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/610 <br>KARAR NO: 2025/572<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 23.01.2025 tarihli ara karar<br>NUMARASI: 2024/341 Esas<br>DAVA: Şirketin Feshi<br>Taraflar arasındaki  şirketin feshi  davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında verilen ihtiyati tedbire yöneltilen itirazın kısmen kabulüne dair verilen 23.01.2025  tarihli  ara karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle;  davacılar murisleri ...'in 20/03/2023 tarihinde vefat ettiğini, şirkette %34 hisseye sahip olduğunu, şirketin kalan %16 hissesinin ...'e %50 sinin ise ...'e ait olduğunu; şirketin bir aile şirketi olduğunu fakat murisleri ölüp onun hissesi davacılara geçtikten sonra diğer ortakların davacıları aileden ve şirketten uzaklaştırmak ve haklarını vermemek için her türlü iş ve işlemlere giriştiklerini belirtip bunları tek tek saymak suretiyle, TTK'nın 531. maddesi gereğince şirketin haklı nedenle feshine ve tasfiyesine karar verilmesini; bu talepleri kabul görmezse rayiç ayrılma akçesi karşılığında şirketten çıkmalarına izin verilmesini; davalı şirketin kötü yönetildiği ve zarara uğratıldığı için şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanmasını, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde şirkete denetim kayyımı atanmasını ve davalı şirketin taşınmaz ve araçları ile her türlü devredilebilir mal varlığının üçüncü kişilere devrini engelleyici ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında verilen 13.05.2024 tarihli ara kararla;  \"... Davanın haklı nedenle fesih ve tasfiyeye ilişkin olduğu, fesih ve tasfiyeye karar verilirse şirketin mal varlığının korunmasında davacının hukuki menfaatinin bulunduğu; bu nedenle ihtiyati tedbir istemekte kendisi yönünden yarar olduğu, HMK 389  ve devamı maddeleri yönünden incelendiğinde dava dilekçesinde iddia edilen hususların yargılama sonunda gerçek olduğu anlaşıldığında ihtiyati tedbir yoluyla şirketin mal varlığı korunacağından davacının tasfiye payı, ayrılma akçesi karşılığında çıkmaya karar verilirse ayrılma akçesinin korunması yönünden şirketin gayri menkul ve araçlarının devrini engelleyici şekilde tedbir konulmasıyla mahkememizce yetinilmiş, banka mevduatları gibi diğer mal varlıkları üzerine konulacak ihtiyati tedbirin ise bir anonim şirketi olan davalı şirketin faaliyet ve işlemlerine engel olabileceği, ticari hayatını zorlaştırabileceği...\" gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, davalı şirketin gayrimenkullerine ve adına kayıtlı araçların üçüncü şahıslara devrinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine, bunun dışındaki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, karar verilmiştir. Konulan ihtiyati tedbire davalı ve üçüncü kişi vekillerince  itiraz edilmiş, itiraz dilekçelerinde; davacıların toplam hissesinin %34 olduğunu, çoğunluk hisse sahibi olmadıklarını, şirketin zaten tasfiyeye girdiğini, tasfiye kararı alınacağını, bu nedenle tedbirin konusuz kalacağını ancak şirketin Eskişehir Tepebaşı'nda inşa ettiği, bağımsız bölümlerden sattıkları çok sayıda bağımsız bölümün tapusunu bu tedbir nedeniyle devredemeyeceklerini, şirkete karşı bu yüzden tazminat davaları açılabileceğini, telafisi mümkün olmayan zararın söz konusu olabileceğini; kaldı ki davacıların iddialarının yerinde olmadığını, açılan davanın haksız olduğunu belirterek tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. Üçüncü kişi vekili de davalı şirketten satış vaadiyle alınan taşınmazın bedelinin ödenmesine rağmen ihtiyati tedbir kararı uyarınca taşınmazın tapusunu devir alınamadığını, mağdur edildiğini ileri sürerek karara itiraz etmiştir. İlk derece mahkemesince davalı vekilinin ve üçüncü kişi vekillerinin  ihtiyati tedbire itirazının değerlendirildiği 19.09.2024 tarihli ara kararla; \"... Davalı şirket vekilinden alınan beyana göre davalı şirketin inşa ettiği Eskişehir Tepebaşındaki taşınmazın tapu maliki oluşu, kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde müteahhidin haricen yaptığı satışların geçerli olduğu, ancak tapu maliki olan müteahhidin TMK, Tapu Kanunu ve Noter Konunu gereğince ancak tapu satışlarını tapu müdürlüklerinde ve noterde satış vaadi yolu ile yapabileceği, tapu maliki olması nedeni ile bu imkan varken haricen satış yoluna gitmesi ve davacı tarafça da satış bedellerinin çok düşük olduğunun ileriye sürülmesine nazaran, itiraz eden davalının davacıların hissesine isabet eden şirket değerini yaklaşık olarak dahi hesaplatıp, depo edilmesi karşılığında tedbirin kaldırılmasını talep edebileceği, ancak böyle bir talebinde yapılmamış olmasına nazaran; mahkememizce ihtiyati tedbirini devam etmesi yönünde...\" kanaat oluştuğu gerekçesiyle, ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir. Aynı tarihli ihtiyati tedbir kararına yönelik davada taraf olmayan ancak davalı şirketin müteahhit olarak inşa ettiği bağımsız bölümlerden daire satın aldıklarını iddia eden bir çok üçüncü kişi de tedbirin kaldırılmasını, kendilerinin iyi niyetli olarak müteahhit firmadan daire alan şahıslar olduğunu bildirerek itirazda bulundukları görülmüştür. Bu ret kararlarına karşı davalı vekili ve üçüncü şahıs ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf başvurusu üzerine Dairemizin  2024/1666 Esas -  2024/1622 Karar sayılı, 14.11.2024 tarihli ilamıyla ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının yeterli incelemeyle verilmediği gerekçesiyle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca  kaldırılmasına ve yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Dairemizin bu kaldırma kararı sonrasında, ilk derece mahkemesinin 23.01.2025 tarihli ara kararıyla tedbire itiraz yeniden değerlendirilmiş ve; \"...Davalı şirketin bir anonim şirketi olması, BAM kararında da vurgulandığı üzere inşaat işiyle iştigal etmesi, araç listesindeki araçların nitelikleri, değerleri; şirketin yıl sonu bilançoları ve demirbaş listesi nazara alındığında;  İlk itiraz dilekçesindeki belirtildiği gibi davacıların toplam hisselerinin %34 değil %17 olduğu, paylarının rayiç değeri hesaplamasında yada tasfiye kararı  verilirse tasfiye payının belirlenmesinde ortaya çıkacak miktarın şirketin demirbaşları ve araçları üzerinden teminat altına alınabileceği, bu nedenle gayrimenkuller ve banka mevduatı yönünden mahkememizce konmuş bulunan tedbirin kaldırılmasının şirketin iştigal sahası ve devam etmekte olduğu anlaşılan faaliyetlerinin gerçekleştirilebilmesi için gerekli olduğu...\" gerekçesiyle, itirazın kısmen kabulü ile ihtiyati tedbirin banka mevduatları ve gayrimenkuller yönünden  kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul  Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2024/1666 E. 2024/1622 K. Numaralı kararı ile mahkemece daha evvel 19.09.2024 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırıldığını, ancak istinaf mahkemesince yapılan değerlendirmede, neticeten ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazların yeniden değerlendirilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar alındığını, bu minvalde karar tek başına değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğu tespiti yapıldığını, ancak son kertede nihai karar ilk derece mahkemesine bırakıldığını, bu kapsamda güncel durum dikkate alınması suretiyle  şirket nezdinde bulunan taşınmazlar hakkında verilmiş olan ihtiyati tedbirlerin devamına karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece tedbir konulmuş olan 14 taşınmazın satışını ihtiva ettiği iddia edilen taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri geçersiz olduğunu, zira iş bu sözleşmeler noter huzurunda yapılmadığını, geçersiz taşınmaz satış vaadi sözleşmelerine ilişkin alınan ödemeler ise şirket bakımından sebepsiz zenginleşme teşkil etmekte olup bu ödemelerin ilgililere iadesi söz konusu olması gerektiğini, zira söz konusu taşınmazlar değerlerinin çok daha altına satılmaktadır. Sayın yerel mahkeme yapmış olduğu değerlendirmede bazı taşınmazların satıldığını, bu kapsamda ödemelerin alındığını ve ödeme karşılığında tapuda devirlerin yapılamadığını belirtmiş ve itirazları dikkate almayarak şirkete ait tüm taşınmazlar üzerindeki tedbirlerin kaldırıldığını, halbuki bu noktada şirkete ait tüm taşınmazların satışının gerçekleştirilmediği hususunun değerlendirilmediğini, taraflarınca tedbirlerin kalkması gerekiyorsa en azından satışı yapıldığı düşünülen taşınmazlar üzerindeki tedbirlerin kaldırılması, satışı yapılmayan 6 taşınmaz ve araçlar üzerindeki tedbirin devam etmesi gerektiği hususları mahkemeden talep edildiğini, kaldı ki İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi de vermiş olduğu kararda ihtiyati tedbir kararının varlığında bir beis görmemiş, bu kararın tüm taşınmazlar bakımından verilmesini hukuka aykırı bulduğunu, o halde satışı yapılan ancak devirleri gerçekleştirilmeyen taşınmazların üzerindeki tedbir kaldırılmalı satışı yapılmayanlar üzerindeki tedbirlerin kalması gerektiğini, mahkemenin bu taşınmazlar üzerindeki tedbiri de kaldırarak 19.09.2024 tarihli kararıyla çeliştiğini,  Bu kararına dayanak olarak ise mahkemenin davacı bizlerin payının %34 değil %17 olduğunu pay oranının yanlış dikkate alındığını ileri sürdüğünü, halbuki davanın açılışından bugüne tek bir dilekçemizde dahi müvekkillerinin paylarının %34 olduğunun belirlendiğini, ilk günden bugüne payların %17 olduğu belirtildiğini, bu hususa ilişkin dosya kapsamında taraflarınca yapılan incelemede davalı yan tarafından sunulan bir dilekçede sehven müvekkillerinin payının %34 olduğu belirtildiğinden sebeple mahkemece yanlış nazara alındığı kanaatine varıldığını, halbuki paylara ilişkin sicil kayıtları ve genel kurul hazirun cetveli vs. gibi payların durumunu gösteren evrak halihazırda ilk günden bu yana dosyada mübrez olduğunu, nihayetinde karar kaldırılmış olup müvekkillerinin payının yalnızca araçlar bakımından tedbire elverişli olduğu belirtildiğini, bu hususu anlayabilmenin mümkün olmadığını, zira şirketin üzerine kayıtlı araçlar taşınmazların yanında %1 değerinde dahi olmadığını, özetle davalı şirketin, yönetim kurulu üyesi ...'in taşınmazları usulsüz bir biçimde satışına açık hale getirildiğini, dolayısıyla son kertede bu halde de üçüncü kişilere satışı yapıldığı iddia edilen 8 taşınmaz üzerindeki tedbirlerin kaldırılması BAM kararı ile de uyumluyken kalan 6 taşınmaz üzerindeki tedbirin de kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve  ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 531. maddesi uyarınca davalı  Anonim Şirketlerin fesih ve tasfiyesi, uygun görülmez ise pay bedeli karşılığında şirket ortaklığından çıkarılma,  şirkete tedbiren yönetim- denetim  kayyumu atanması istemlerine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince, 13.05.2024 tarihli ara karar ile tedbir isteminin teminat karşılığı taşınmaz ve araçların devrinin önlenmesi talebi  yönünden kısmen kabulüne diğer tedbir istemlerinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı yöneltilen itirazın kısmen kabulü ile ihtiyati tedbirin gayrimenkuller ve banka mevduatları yönünden kaldırılmasına, şirket adına kayıtlı araçlar üzerinde devamına karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde,  önceki aşamada İlk derece mahkemesince, 13.05.2024 tarihli ara karar ile tedbir isteminin teminat karşılığı taşınmaz ve araçların devrinin önlenmesi talebi  yönünden kısmen kabulüne diğer tedbir istemlerinin reddine  karar verildiği, davalı şirket ile üçüncü kişiler   tarafından itiraz edilmesi üzerine ilk derece  mahkemesince 23.09.2024 tarihli karar ile kabul edilen  tedbire yöneltilen itirazların reddine karar verildiği,  bu karara karşı davalı şirket vekili ile  itiraz eden üçüncü kişi ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, dairemizin  14.11.2024 tarih 2024/1666 E 2024/1622 K sayılı karar gerekçesinde \"...Şirketin aile şirketi niteliğinde olup, davacılar dışındaki ortaklar tarafından  yönetilmesi, şirket mallarının yönetici ortaklar tarafından devir edilebilmesi  davacı açısından önemli zararlara  sebebiyet verileceği endişesi dile getirilmekte ise de ihtiyati tedbir kararı verirken tarafların hak ve sorumluluk dengesinin korunması gerekir. Davalı şirketin inşaat şirketi olduğu da dikkate alındığında, niteliğine bakılmaksızın tüm taşınmazların satış ve devrinin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir kararının şirketin ticari faaliyetlerini tamamen veya önemli ölçüde engelleyecek yada durduracak sonuçlar doğurup doğurmayacağı da gözetilerek ve ayrıca davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların vasıf ve nitelikleri, kullanım durumları dikkate alınarak, davalı şirketin bir sermaye şirketi olması nedeniyle tarafların hisse durumları da gözetilerek, her iki tarafın menfaat dengelerini sağlayacak bir değerlendirme yapılması, delillerin bu kapsamda değerlendirilerek itiraz hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar değerlendirilmeksizin davalı şirket ve üçüncü kişi vekillerinin itirazlarının reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. \"denilmiştir. İlk derece mahkemesince dairemiz kaldırma kararından sonra davalı yanın ihtiyati tedbir kararına itirazın 23.01.2025 tarihli ara kararı ile tekrar değerlendirildiği ve ihtiyati tedbir kararına  itirazın kısmen kabulü ile  13.05.2024 tarihli konulan ihtiyati tedbirin gayrımenkuller ve banka hesapları yönünden kaldırılmasına, şirket adına kayıtlı tüm araçlar yönünden devamına karar verildiği, iş bu karara karşı davacılar  vekilince istinaf edildiği anlaşılmaktadır. Dairemizin kaldırma kararı gerekçesinde işaret edildiği üzere; şirketin aile şirketi niteliğinde olup, davacılar dışındaki ortaklar tarafından  yönetilmesi, şirket mallarının yönetici ortaklar tarafından devir edilebilmesi  davacı açısından önemli zararlara  sebebiyet verileceği endişesi dile getirilmekte ise de ihtiyati tedbir kararı verirken tarafların hak ve sorumluluk dengesinin korunması gerekir. Davalı şirketin inşaat şirketi olduğu da dikkate alındığında, İlk derece mahkemesi gerekçesinde işaret edildiği üzere, davalı şirketin bir anonim şirket (sermaye şirketi) olması, inşaat işiyle iştigal etmesi, araç listesindeki araçların nitelikleri, değerleri şirketin yıl sonu bilançoları ve demirbaş listesi nazara alındığında ve davacıların hisse oranları dikkate alındığında, tasfiye payının belirlenmesinde ortaya çıkacak miktarın şirketin demirbaşları ve araçları üzerinden teminat altına alınabileceği, bu nedenle gayrimenkuller ve banka mevduatı yönünden mahkemece  konmuş bulunan tedbirin kaldırılmasının şirketin iştigal sahası ve devam etmekte olduğu anlaşılan faaliyetlerinin gerçekleştirilebilmesi için gerekli olduğu sonucuyla verilen istinaf konusu ara karar isabetli olup, aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacılar  vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin 23.01.2025 tarihli ara kararında yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5 maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 393/5 maddeleri uyarınca esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 27.03.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"708704a0a9267eed","SID":"68669c06a51f0a8a"}}