{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ    <br><br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: <br><br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 06/12/2021<br>NUMARASI\t\t: .....<br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 09/10/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 21/03/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 21/03/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali  istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi kredili müşterilerinden davalı-borçlu .... Şti'ne 12/04/2017 tarihli 5.000.000,00 TL, 18/03/2015 tarihli 7.500.000,00 TL ve 24/08/2012 tarihli 2.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmelerine istinaden nakdi ve gayrınakdi ticari krediler kullandırıldığını,  söz konusu kredi borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davalı-borçlu adına kayıtlı ....plakalı 4 araç üzerine müvekkili banka lehine rehin tesis edildiği, davalı-borçlunun da aralarında olduğu tüm borçlulara Ankara 20. Noterliği'nin 21/09/2018 tarih ve ... ...ihtarnamesi keşide edilerek, ilgili hesapların kat edildiği ve borcun  gün içinde ödenmesi, aksi halde yasal takibe geçileceğinin, sorumluluk miktarları da belirtilerek ihtar edildiği, borçluların ihtarnamede yazılı borcu ödemediklerini,  borcun ödenmemesi üzerine Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2018/10871 Esas sayılı dosyası ile rehinin paraya çevrilmesi için icra takibine başlandığını,  borçlunun yaptığı itirazla takibin durmasına neden olduğunu, davalı - borçlunun itirazlarının tamamen takibi uzatmaya yönelik olduğunu,  itiraz dilekçesinde belirtilen davalı şirketin müvekkili bankaya herhangi bir borcu bulunmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını,  keşide edilen ihtarnamede hesapların kat edildiği ve borcun 1 gün içerisinde ödenmesi aksi halde yasal takibe geçileceğini, sorumluluk miktarı da belirtilerek ihtar edildiğini, iddia edildiği gibi muaccel olmayan bir borcun söz konusu olmadığını,  kaldı ki; davalı şirketin konkordato başvurunda bulunması ve geçici mühlet kararı almasının, rehinlerin paraya çevrilmesi için icra takibi yapılmasına da engel olmadığını iddia ederek davalının haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazının iptali ile takibin devamına,   %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle;  dava konusu yapılan takibe ilişkin borcun, takip tarihi itibari ile muaccel halde olmadığını, davalının 14/09/2018 tarihinde konkordato başvurusunda bulunduğunu, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/653 Esas Numaralı dosya üzerinden kaydı yapılarak 19/09/2018 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, İİK 288. maddesine göre \"Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur\" denildiğini, ancak sonrasında bu geçici mühletin uzatıldığını, kesin mühlet kararı verildiğini, en sonunda ise 19/06/2020 tarihli son duruşmada davalının konkordato projesinin mahkeme tarafından tasdik edildiğini ve hatta içinde davacı ...'ın rehin hakkı bulunan araçlarının da bulunduğu araçların satışının, tasdik tarihinden itibaren 1 yıl süre ile ertelenmesine karar verildiğini,  Konkordato mühlet tarihinden sonra; her ne kadar rehin hakkı sahipleri, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilseler de “muhafaza ve satış işlemlerinin yapılamayacağının”, İcra İflas Kanununun kesin mühlet kararının rehinli alacaklılar bakımından sonuçlarını düzenleyen 295. maddesinde açıkça beyan edildiğini,  buna rağmen davacı tarafından araçlara yakalama konulduğuıa, bu şekli ile normalde alacaklı ... rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmasında hukuki bir engel bulunmadığını, yalnızca kötü niyetli olarak rehinli araçlara yakalama konulmasının hatalı olduğunu, ancak burada asıl meselenin takip tarihi itibari ile müvekkili ... Şirketi'nin, davacı ... Şirketine ödemesi gereken ve muaccel hale gelmiş hiç bir borcunun bulunmadığıır,  her ne kadar davacının 21/09/2020 tarihinde Ankara 20. Noterliğinin.... Yevmiye Numaralı ihtarnamesini yollayarak kullandırılan tüm kredilerin geri ödenmesi için  süre verildiğini, aksi takdirde takip başlatacağını ihtar etmiş olsa da, İcra İflas Kanununun, Kesin Mühletin Sözleşmeler Açısından Sonuçlarını bildiren 295. maddesinde açık ve net bir şekilde \"Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmayacağını, sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez.\" yazdığını,  dolayısı ile \"Konkordato ilan edilmesinin kredilerin geri çağrılmasına sebep olmayacağının\" kanunun bu amir hükmüyle garanti altına alındığı, nitekim borca itiraz evrakı incelendiğinde de \"Müvekkili Şirketin takibe konu kredilerin tüm taksitlerini zamanında ödediği, temerrüde düşmediği, yalnızca konkordato ilan edilmiş olmasının sözleşmenin feshi ve kredilerin geri çağrılmasına yol açamayacağı, dolayısı ile borcun muaccel hale gelmediği\" açık ve net bir şekilde beyan edildiğini,  İcra İflas Kanunun 296. Maddesinde yer alan bu amir hükme rağmen hukuka aykırı bir şekilde, müvekkilinin geciken hiç bir borcu olmamasına rağmen, sırf konkordato ilan ettiği için kredinin geri çağrılarak icra takibi başlatılmasının, üstüne birde aynı kanunun başka bir amir hükmü olan 295. maddesine aykırı olarak rehinli araçlara yakalama konulması işlemlerinin hukuka aykırı olmakla birlikte, aynı zamanda kötü niyetli olunduğunun da göstergesi olduğunu,  buradan da anlaşılacağı üzere alacaklının, müvekkili firma aleyhine muaccel hale gelmemiş bir alacağı ile ilgili, hukuka aykırı olarak, sırf konkordato ilan edildi diye icra takibi başlattığını, Rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipte araçlara \"haciz\" konulamayacak olmasına rağmen araçlara \"haciz koydurduğu\", yine kanuna aykırı olduğu halde araçlara yakalama konulmasını talep ettiği ve yakalama koydurduğunu, bu şekli ile takibin ve sonrasında yapılan işlemlerin \"kötü niyetli\" olduğunun açık ve net bir şekilde ortada olduğu,  davacı bankadan çekilen rehinli araç kredisine ilişkin ödeme dekontlarına yeniden bakıldığı ve söz konusu kredilere ilişkin vadesi gelen taksitlerin 12 ve 13 Eylül 2018 tarihlerinde ödendiği, bu tarih itibari ile davacı bankaya vadesi gelen herhangi bir kredi taksit ödemesi olmadığının bir kez daha kontrol edildiği, bu hususun davacı ve müvekkiline ait ticari defterlerden açıkça tespit edilebilecek durumda olduğu, 13/09/2018 tarihinden itibaren davacı bankadan çekilen kredilere ilişkin vadesi gelen hiç bir borç bulunmamasına, bu tarihe kadar gelen herhangi bir ihtar olmamasına rağmen 14/09/2018 tarihinde Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/653 Esas Sayılı dosya üzerinden konkordato mühleti talep edilip, bu Mahkeme tarafından 19/09/2018 tarihinde mühlet kararı verilmesinden hemen sonra 21/09/2018 tarihinde hiç bir açıklama yapılmaksızın kredilerin muaccel hale geldiği ve ödenmesi için | (bir) gün süre verildiğinin bildirildiği, Belirtilmiş, İcra İflas Kanunu'nun amir 2 hükmüne aykırı bir şekilde yapılmış ve muaccel olmayan takibe karşı yapmış oldukları itirazın iptaline yönelik olarak sayın Mahkemede açılmış olan davanın reddi ile %20 den az olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; İ.İ.K.nun 296.maddesine göre (ve banka alacakların tahsilinde gecikme olmadığından ) asıl borçlunun sırf konkordatoya başvurulması nedeni sözleşmenin sona erdirilemeyeceği,  genel kredi sözleşmesi, “borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden bir sözleşme” niteliğinde olduğu, genel bankacılık uygulamaları ve  teamülleri ile ticari hayatta bankaların bir şirket hakkında takibe geçmesi  diğer bütün alacaklıların takibe geçmesine yol açmakta böylece borçlunun işletme faaliyetinin devam etmesinde büyük olumsuzluk yarattığı, bu nedenle genel kredi sözleşmesi, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden bir sözleşme niteliğinde olduğu, İ.İ.K.nun 296.maddesindeki açık yasaklayıcı hükme göre sözleşmenin feshi geçersiz olup borç muaccel olmadığından icra takibi yapma şartlarının da  mevcut olmadığı, davacının kötü niyetinin ispat edilemediği  gerekçeleriyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hesabın kat edilmekle alacağın muaccel hale geldiğini, taraflar arasınıaki sözleşme hükümlerine göre müvekkilinin hesabı kat etme hakkı bulunduğunu, mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu  bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavalılar vekilince 31/12/2024 UYAP  tarihli dilekçesi ile taraflar arasında imzalanan protokol gereği icra takip dosyasına yaptıkları itirazdan vazgeçtiklerini, vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını  bildirmiştir. Bir başka anlatımla istinaf aşamasında itirazın iptali davasının koşulu olan borçluların ödeme emrine süresinde itiraz etmesine ilişkin dava şartı ortadan kalkmıştır.<br>\tDavacı vekili  03/01/2025 UYAP tarihli beyan dilekçesinde; davalı yanla yapılan protokol gereği vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri bulunmadığını bildirmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun , davalının istinaf aşamasında icra takibine itirazından vazgeçtiği gözetilerek kabulüne, istinaf aşamasında davanın konusuz kaldığı gözetilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin talebi gözetilerek davacı yararına icra inkar tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.2. 355. maddeleri uyarınca KABULÜNE,<br>\t2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2021<br> tarih 2018/733 Esas 2021/839 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı vekilinin talebi bulunmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,<br>\t5-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 2.806,68 TL harç ile 1.161,93 TL icra peşin harcından mahsubu ile bakiye  3.353,21‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t6-Davacı vekilinin talebi gözetilerek davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t7-Davacı vekilinin talebi gözetilerek davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, \t<br>\tB)1-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>\t2-Davacı vekilinin talebi de gözetilerek davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2025<br><br><br><br><br>Başkan           Üye               Üye                   Zabıt Katibi<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aab4f625d4d47e54","SID":"11377556bf006690"}}