{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/1829 <br>KARAR NO: 2025/596<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 28/05/2024<br>NUMARASI: 2021/179 Esas - 2024/469 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki, davalı şirkete ZMM poliçesiyle sigortalı ... plakalı aracın, 08.03.2012 tarihinde tek taraflı meydana gelen trafik kazası sonucunda araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve sakat kaldığını, söz konusu kazanın meydana gelmesinde dava dışı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun kaza tespit tutanağı ile tespit edildiğini, müvekkilinin malul olması sebebiyle davalı tarafa ödemesi yapılması için başvuruda bulunulduğunu, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, dava değerini 1.000,00 TL göstererek maluliyet ve tedavi süresince bakıcı giderine ilişkin, 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesine göre belirlenecek maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 23.03.2016 tarihli dilekçesi ile 1.000,00 TL maddi  tazminat alacak talebini 52.239,21 TL artırarak bilirkişi raporunda hesaplanan 53.239,21 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Dava konusu aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığını, bu sebeple, poliçe sorumluluklarının bulunmadığını, geçici ve sürekli sakatlık durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, usulüne uygun başvuruda bulunulmadığından temerrüt koşullarının oluşmadığını, haksız fiilden kaynaklanan olay nedeniyle avans faizi talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davacı tarafça açılan davanın kabulü ile, 53.239,21 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından verilen hükümde usuli kazanılmış hakların ihlal edilmiş olduğunu, İlk derece mahkemesinin 03.07.2017 tarih, 2015/217 Esas, 2017/529 Karar sayılı ilamı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi'nin 09.02.2021 tarih, 2019/271 Esas, 2021/183 Karar sayılı istinaf kararı ile sadece müvekkil şirket lehine kaldırılmış olup, davacı tarafından karar istinaf edilmemiş olduğunu, bu sebeple müvekkili şirket yönünden şirket lehine  usulü kazanılmış hak oluştuğunu, karara mesnet tutulan 23.11.2023 ve 25.04.2024 tarihli bilirkişi hesap raporlarında usuli kazanılmış hakka zarar verilerek tazminat hesaplandığını, hatalı bilirkişi raporları mesnet tutularak aleyhe karar verildiğini, istinaf kaldırma kararı sonrası verilen yeni hükümde usuli kazanılmış haklara zarar verilerek davacı yararına ilk karardan fazla mahkeme vekalet ücretine de hükmedilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, gerekçeli kararda gerekçe bölümünde faiz ve temerrüt ile ilgili hususlara değilmiş iken, hüküm kısımda davanın kabulü şeklinde hüküm kurularak faiz hususunun netleştirilmemiş olması eksik ve hatalı olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 09/02/2021 tarih, 2019/271 Esas ve 2021/183 Karar sayılı kararı ile \"... Davalı  vekili süresinden sonra cevap dilekçesi vermiş ayrıca yine cevap süresinde müteveffanın hatır için taşındığı yönünde iddia ve savunma ileri sürmemiştir. Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir. Davalı tarafın, süresinde hatır taşıması olduğuna dair iddiası ve savunması olmadığına göre, usulden değil esastan yapılan değerlendirme ile hatır taşımasının uygulanmamış olmasında, sonuç olarak usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. Davacının kaza yapan dava dışı sürücü ... ile arkadaş olmakla birlikte,  soruşturma aşamasında davacının ve sürücü ...'ün  alınan ifadelerinde davacının, arkadaşının kullandığı araca sürücü belgesi olmadığını bilerek bindiği yönünde beyanda bulunmadıkları gibi dosya kapsamına göre de davacının sürücünün ehliyetsiz olduğunu bilerek araca bindiği ispat edilemediğine göre mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta; Kocaeli Adli Tıp Şube Müdürlüğünden tek adli tıp uzmanı imzalı ve olay tarihinde geçerli olmayan yönetmelik hükümlerine göre alınmış maluliyet raporuna dayalı aktüerya hesabı yaptırılarak karar verilmesi  doğru olmamıştır. O halde  Mahkemece yapılması gereken,  Adli Tıp Kurumu  3. İhtisas Dairesinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan  \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine uygun olarak davaya konu trafik kazası nedeniyle davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı iyileşme süresi, kalıcı maluliyet oluşup oluşmadığı, kalıcı maluliyet oluşmuş ise maluliyet oranı, maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı yine  davacıdaki görme kusurunun kaza ile illiyetli olup olmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınmalı, bu raporun sonucuna göre aktüerya bilirkişisinden yeniden rapor alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılmak suretiyle hüküm oluşturulmalıdır...\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Daire kararımız ile hatır ve müterafik kusura ilişkin esastan değerlendirme yapılarak karar verildiği görülmekle aynı yöne değinen istinaf talebi değerlendirilmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.02.2022 tarih, 2021/(21)10-188 Esas ve 2022/87 K. sayılı kararında \"Kamu düzeniyle ilgili durumlarda, kazanılmış usulî haktan söz edilemeyecektir. Bu niteliği dikkate alındığında asgari ücretteki değişiklikler de usulî kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde bulunup aynı davada ve yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından re'sen gözetilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.01.2004 tarihli, 2004/10-24 E., 2004/47 K. sayılı kararında da aynı yaklaşım benimsenmiştir. Tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınmasının nedeni tazminatların hesaplanma yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesi ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesinin mümkün olmaması esasına dayalıdır. Bu durumun “gerçek belli iken varsayıma gidilemez” ilkesine uygun olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.05.1991 tarih 1991/9-102 E., 1991/267 K. sayılı kararında da belirtilmiştir. Hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması mahkemenin vereceği ilk hükümle ilgili olup bu hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması hâlinde yeni verilecek hüküm tarihini esas alan bir hesaplama yapılması gerekmeyecek ancak bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyor ise bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktarlar itibarıyla varsa usulî kazanılmış hak oluşturan durumlarında gözetilmesi gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik maddi tazminat hesabı noktasında temyiz itirazı bulunmadığı veya Yargıtay Hukuk Dairesince maddi tazminat hesabı yönünden bir aykırılık görülmediği takdirde bu raporun esas alınması gerektiği konusunda usulî kazanılmış hak oluşacağından farklı bir hesaplama içeren yeni rapora göre karar verilmesi usulî kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olacaktır.\" şeklinde karar verilmiştir. Bu karar ışığında somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı davalı tarafça istinaf talep edilmiş olup  davacı tarafından istinaf talebi bulunulmadığından mahkemece verilen ilk kararda hükme esas alınan 22/02/2017 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamaya esas alınan veriler bakımından davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu nedenle Dairemiz kararından sonra bilirkişiden alınan ek raporda rapor tarihindeki güncel verilerin esas alınması davalı  yararına oluşan usulü kazanılmış hakkın ihlali sonucunu doğurduğundan Mahkemece bu husus gözetilmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Kabule göre de mahkemece hüküm kısmında faize hükmedilmediği halde  gerekçeli kararda faize ilişkin hüküm kurulmuş gibi açıklama yapılması ile hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılması da doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"df10725a7ddb95af","SID":"37d15e0707589df6"}}