{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/1996 <br>KARAR NO: 2025/1024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/04/2024<br>NUMARASI: 2022/551 E - 2024/358 K<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı şirket arasında “Elektrik Enerjisi Alım Satım Çerçeve Sözleşmesi” ve bu sözleşmeye ek “Aboneye Özel Sözleşme Koşulları” ve ek protokoller imzalandığını, davalı taraf elektrik piyasası mevzuatına aykırı davranarak müvekkilin zararına sebebiyet vermiş olduğunu, müvekkili şirket maliyetlerini düşürebilmek ve tüketiciye daha ucuz mal satabilmek için bütün girdilerini minimize etmeye çalıştığı gibi enerji maliyetlerini de mümkün olduğunca aşağı çekmeye çalışmakta olduğunu, bu yüzden müvekkili de bir serbest tüketici olarak serbest tüketici limitini aşan abonelikleri için tercih hakkını kullanırken enerji fiyatlarının daha ucuz olduğu yerden tedarikine gayret etmekte olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirket nezdinde 49 aboneliği olduğunu, müvekkili şirket yasal sürelere uyarak 05.10.2021 tarihinde davalıya bildirimde bulunarak serbest piyasa fiyatlarının ulusal elektrik tarifesinden daha yüksek olması nedeniyle sözleşme ve mevzuatın kendine tanıdığı hakkı kullanarak bir kısım aboneliklerin ulusal tarifeye geçirilmesini talep ettiğini, müvekkili davalıya kolaylık olması bakımından ulusal tarifeye aktarılması mümkün olmayan ..., ..., ..., ... abone nolu 4 adet aboneliklerin dışarda bırakılarak diğerlerinin ulusal tarifeye geçirilmesini talep etmiş olduğunu, davalı taraf dilekçelerini yanlış yorumlayarak dışarda bırakılmasını talep ettiği aboneliklerin yanlışlıkla ulusal tarifeye geçirilmesi için işlem başlatmış ancak bu abonelikler mevzuat gereği ulusal tarifeye geçirilemediğinden doğal olarak EPİAŞ tarafından reddedildiğini, mevzuat gereği belli ölçeği aşan enerji tüketim aboneleri ulusal kanala geçememekte olduğunu, bu ölçekte olan aboneliklerin dışarda bırakılmasını müvekkili şirket istediğini ancak davalı yan bunu yanlış anladığını, esasen işi gereği davalının bu durumu en iyi şekilde biliyor olması gerektiğini, nihayetinde davalı dilekçelerini yanlış yorumlayarak yanlış aboneliklerin çıkışı yönünde işlem yaptığı için diğer aboneliklerinin ulusal kanala geçmesi için yasal süreyi kaçırmış ve kusurunu kapatabilmek için bu defa taleplerini başka bir sebep uydurarak reddettiğini beyanla davalı şirket yasal mevzuat ve sözleşme hükümlerine aykırı davranarak talep edilen aboneliklerin portföy çıkışını yapmamış olduğunu, bu abonelikler Kasım ayı içerisinde müvekkilinin talebi doğrultusunda ulusal kanala aktarılmadığından, müvekkili şirket ulusal tarifede ödeyeceği faturalardan çok daha fazla davalı şirkete yüklü miktarda fatura ödemek zorunda kaldığını, müvekkili davalı şirketin yanlış işlemi ve müvekkilinin talebini haksız olarak yerine getirmemesi karşısında ciddi maddi zarara uğramış olduğunu, müvekkili işbu zararın tazmini için davalı taraftan Beyoğlu ... Noterliğinin 17.03.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile zararın tazminini talep ettiğini, ancak davalı taraf Beyoğlu ... Noterliğinin 28.03.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bu talebi kabul etmediklerini bildirmiş olduğunu, yukarıda belirtilen nedenler ve Sayın Mahkemenizin resen dikkate alacağı diğer sebepler de gözetilerek, fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve alacak ile 6100 sayılı HMK 109/1 hükmü gereğince bilirkişi raporuna göre talebimizi arttırma haklarımız saklı kaymak kaydıyla davanın kabulüne, müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararın bilirkişi marifetiyle hesaplanarak şimdilik 50.000 TL Maddi Tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, bilahare talebini artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, 05/10/2021 tarihinde şirketlerinden bazı abonelikleri bakımından ulusal tarifeye geçiş işlemi talep etmiş olduğunu, davacının talebine 20/10/2021 tarihinde şirket tarafından cevap verilmiş ve taraflar arasında yapılan belirli süreli abonelik sözleşmesi mevcut olduğundan ötürü ulusal tarifeye geçiş yapılamayacağı, yasal olarak sözleşmenin bitimi tarihi itibariyle değişikliklerin yapılabileceği belirtilmiş olduğunu,  bu cevap üzerine davacı 03/11/2021 tarihinde talebini tamamen değiştirerek 7 milyon kWh tüketimi altında bulunan aboneliklerinin portföyden çıkışı talebinde bulunmuş olduğunu, bu taleplerine de şirketleri tarafından 04/11/2021 tarihinde cevaben, hangi aboneliklerin portföyden çıkarılması istendiği, abonelikler hakkında daha detaylı şekilde bilgi verilmesi davacıdan istenmiş olduğunu, ayrıca 04/11/2021 tarihli cevapta şirketin talep edilen portföyden çıkış işlemlerini mevzuatın izin verdiği ilk tarihte gerçekleştireceği de belirtilmiş olduğunu, bunun üzerine 04/11/2021 tarihinde davacı tarafından portföyden çıkışı talep edilen aboneliklerin detaylı bilgisi şirketlerine gönderildiğini, en nihayetinde 20/10/2021 ve 04/11/2021 tarihli cevaplarımızda da belirtildiği gibi yasal olarak portföyden çıkışın yapılabileceği tarih olan 30/11/2021 tarihi itibariyle davacının talep edilen abonelikleri portföyden çıkartılmış olduğunu, davacının dilekçesinde belirttiği gibi abonenin yanlışlıkla portföyden çıkarılması gibi bir durum yaşanmamış olduğunu, ... kayıtları talep edildiği takdirde böyle bir çıkışın gerçekleşmediği ortaya çıkacağını beyanla davacının açmış olduğu haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \" Tüm bu hususlar incelendiğinde her ne kadar davalı taraf sözleşmeye göre davacının ulusal tarifeye geçiş talebinde bulunamayacağını belirtmiş ise de davacının 05/10/2021 tarihindeki dava konusu talebinde davacının talep dışı bıraktığı 4 abonelik için tam da davacının belirttiği şekilde işlem (portföyden çıkış olarak işlem tesis ettiği) yaptığı, dolayısıyla esasen davalının davacı talebini doğru olarak yorumlamasına rağmen talep dışı 4 abonelik yönünden yanlış işlem tesis ettiği, davacının taraflar arasındaki sözleşme gereğice portföyden çıkış talebinde bulunabileceğinin alınan ek ve kök rapor gereğince sabit olduğu, davalının hatalı işlemi sebebiyle davacının yüksek bedelden fatura ödemek zorunda kaldığı, ek ve kök rapor içeriklerinin dosya kapsamına ve taraflar arasndaki sözleşmeye uygun olması sebebiyle hükme esas alındığı, ek rapor gereğince davacının fazla ödemiş olduğu bedelin 754.931,58-TL olduğu, sözleşme hükümleri gereğince davacının  fazla ödemiş olduğu bedelin iadesine ilişkin talebinin yerinde olduğuna kanaat getirilmiş, davanın  kabulüne, 754.931,58-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, aşağıdaki şekide hüküm kurulmuştur.\" gerekçeleriyle 1-Davanın KABULÜNE, 754.931,58-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; kararda davacı taleplerinin ve dava konusunun yanlış düzenlendiğini, davacının talebi esasta, \" Davacı, taraflar arasında toplam 49 abonelik üzerinden sözleşme imzaladıklarını, davalı tarafın dördü hariç kırkbeş abonelik için...\" şeklinde olduğunu, davacının sözleşmeye uygun olarak yapılan ulusal tarifeye geçiş/portföyden çıkış talebinin hatalı olarak yerine getirilmemesi sebebiyle zarara uğradığını iddia ettiğinden anılan hususların davacı tarafça yöntemince ispat etmesi gerektiğini, davacının, 05/10/2021 tarihinde bazı abonelikleri bakımından ulusal tarifeye geçiş işlemi talep ettiğini, müvekkili şirket tarafından yasal olarak sözleşmenin bitimi tarihi itibariyle değişikliklerin yapılabileceği belirtilmesi üzerine 03/11/2021 tarihinde talebini tamamen değiştirerek 7 milyon kWh tüketimi altında bulunan aboneliklerinin portföyden çıkışı talebinde bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından 04/11/2021 tarihinde cevaben, hangi aboneliklerin portföyden çıkarılması istendiği, abonelikler hakkında daha detaylı şekilde bilgi verilmesi istenilmesi üzerine  04/11/2021 tarihinde davacı tarafından portföyden çıkışı talep edilen aboneliklerin detaylı bilgisinin gönderildiğini,  müvekkili tarafından  yasal olarak portföyden çıkışın yapılabileceği tarih olan 30/11/2021 tarihi itibariyle davacının talep edilen aboneliklerinin portföyden çıkartıldığını, çıkış tarihinin  01/12/2021  tarihi olmayıp  30/11/2021 tarihi olduğunu, davacının dava konusu yapılan zararının, tamamıyla kendi kusuru sonucunda ortaya çıktığını, davacının 05/10/2021 tarihli talebi ile gerçekleşmesi mümkün olmayan ulusal tarifeye geçiş işlemi talep ettiğini, 20/10/2021 tarihli cevapları üzerine 03/11/2021 tarihinde talebini tamamen değiştirerek 7 milyon kWh altında tüketimi olan aboneliklerin portföyden çıkışı talebinde bulunduğunu, her iki talebin mahiyeti ve sonuçlarının farklı olduğunu, bilirkişi kök raporunda haklılığklarınnı davacının taleplerine verilen cevabın yasal mevzuat ve sözleşme kapsamında doğru ve geçerli bir cevap olduğu yönünde rapor oluşturulmuşken ek raporda tam tersi aleyhe oluşturulan raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu  ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, davalı şirketin yasal mevzuat ve sözleşme hükümlerine aykırı olarak aboneliklerin portföy çıkışını yapmaması nedeniyle ulusal kanala aktarılmadığı, ulusal tarifede ödeyeceği faturalardan daha fazla fatura ödemek zorunda kaldığı iddiasına dayalı uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir. Davacı, yasal sürelere uyarak 05.10.2021 tarihinde davalıya bildirimde bulunarak serbest piyasa fiyatlarının ulusal elektrik tarifesinden daha yüksek olması nedeniyle sözleşme ve mevzuatın kendine tanıdığı hakkı kullanarak bir kısım aboneliklerin ulusal tarifeye geçirilmesini talep ettiğini, ulusal tarifeye aktarılması mümkün olmayan ..., ..., ..., ... abone nolu 4 adet aboneliklerin dışarda bırakılarak diğerlerinin ulusal tarifeye geçirilmesini talep ettiğini, davalının dilekçeyi yanlış yorumlayarak dışarda bırakılmasını talep edilen aboneliklerin yanlışlıkla ulusal tarifeye geçirilmesi için işlem başlattığını, bu talebin ... * tarafından reddedildiğini, davalının yanlış aboneliklerin çıkışı yönünde işlem yaptığı için diğer aboneliklerinin ulusal kanala geçmesi için yasal süreyi kaçırdığını  ileri sürmektedir.Mahkemece taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Elektrik bilirkişisi ile akademisyen hukuk bilirkişisi kök raporlarında özetle; \"Davacının ulusal tarifeye geçiş talebiyle aslında portföyden çıkışı kastettiğinin sonradan anlaşıldığı, ancak ulusal tarifeye geçiş talebinin, fatura hesabında uygulanan birim fiyat tarifesinde değişiklik yapılması talebi olarak değerlendirilmesi halinde bunun sözleşmeye göre mümkün olmadığı anlaşılmakla, davalının bu talebe verdiği cevabın yasal mevzuat ve sözleşme kapsamında doğru ve geçerli bir cevap olacağı, Ancak; ... tarafından gönderilen yazı ekindeki belgelere göre davacının ulusal tarifeye geçiş talebinin tam da davacının iddialarını doğrular ve destekler şekilde portföyden çıkış talebi olarak değerlendirilerek işlem tesis edildiğinin anlaşılması sebebiyle, davalının cevap dilekçesi ve diğer beyanlarıyla çelişen bu durum sebebiyle portföyden çıkışı 01.12.2021 tarihinde yapılan 45 aboneliğinin aslında 01.11.2021 tarihinde istense yapılabileceğinin anlaşıldığı, dolayısıyla bu abonelikler için portföyden çıkış işleminin yapılmamasının davalının hatası olarak değerlendirilmesi gerektiği, Dava konusu 45 adet aboneliğin ulusal tarifeye geç geçirilmesinin davalının hatalı uygulamasından kaynaklandığı kanaatine varılması halinde ise bu abonelikler için 2021-11 dönemi faturalarının ulusal tarifeden hesaplanması ve eğer varsa aradaki farkın davalının hatasından kaynaklanan bedeller olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacının TBK m. 112 uyarınca zararlarını talep edebileceği, dosyanın mevcut kapsamıyla zarar hesabının yapılmasının mümkün olmadığı\" şeklinde görüş bildirmişlerdir. Bilirkişiler ek raporlarında ise \" Kök raporda yer alan teknik incelemede davalının hatalı işlemi nedeniyle davacının zarara uğradığı tespit edilmiş olup dosya kapsamında davacının ulusal tarifeye geçmemiş olması nedeniyle 45 abonelik için ödemiş olduğu faturaların toplam bedeline ilişkin ve ulusal tarifeye geçmiş olsaydı ödemesi gereken toplam bedele ilişkin belge yer almadığından hesaplama yapılamamıştır. bu ek raporun düzenlenmesi aşamasında teknik inceleme ve değerlendirmede davacının talep edebileceği miktar hesaplanmış olup TBK m. 112 gereği davacı söz konusu miktarı davalından talep edebilecektir. Yapılan teknik inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; davalı tarafından portföyden çıkışları yapılarak ulusal tarifeye geçirilmeyen 45 abonelik için davacıya toplam 754.931,58.-TL fazladan fatura bedeli tahakkuk ettirildiği hesaplanmıştır.\" şeklinde görüş bildirmişlerdir.Davacı tarafından davalı tarafa gönderilen 05.10.2021 tarihli yazıyla bildirilen dört abonelik dışındaki aboneliklerin elektrik fiyatlarındaki olumsuz (serbest piyasa ile ulusal)  farklardan dolayı  geçici olarak Ulusal elektrik tarifesine geçirilmesinin talep edildiği,  davalı şirket tarafından verilen cevapta  sözleşmenin 4. Maddede belirlenen enerji birim fiyatı hesaplama formülünde yer alan brüt iskonto oranında değişiklik yapıldığı ve tarife süresinin 01/01/2021- 31/12/2021 tarihleri arasında geçerli olacağı,   Sözleşme'nin ekleri olan Özel Şartlar ve Protokol uyarınca belirlenen tarife süresi sonuna kadar iş burada anlaşılan birim fiyat üzerinden elektrik satışının yapılması konusunda taraflarca anlaşma yapıldığından, her iki tarafın da uymakla yükümlü olduğu bu hükümlerde değişiklik yapılamayacağı bildirilmiştir.<br>Bu cevap üzerine davacı tarafça  03.11.2021 tarihli yazıyla 05.10.2021 tarihli yazımızda yıllık tüketimi yedi milyon kW altında kalan bütün abonelerin portföy çıkışının yapılmasını (dağıtım şirketine bırakılmasını) istedikleri, bu taleplerinin reddedildiğini  bahse konu yıllık tüketimi yedi milyon kW altında kalan abonelerinin tamamının dağıtım şirketine portföy çıkışlarının ivedilikle yapılmasını talep etmiştir. Davalı 04.11.2021 tarihli cevabıyla \" 05.10.2021 tarihli talebin portföy çıkışı olmayıp tarife değişikliğine ilişkin olduğu, talep edilen portföy çıkışı işlemi için ise; portföyden çıkarmak istediğiniz sayaçların etso kodları ve/veya tekil kodlarının ilgili çıkış talimatınızda yer alması gerekmektedir. Ek3'de yıllık tüketimleri ile paylaşılmış olan tüm sayaçlarınızın arasından portföyden çıkış yapılmasını istediğiniz sayaçları belirleyerek, ilgili sayaçların etso kodları ve /veya tekil kodlarının yer aldığı yeni bir portföy çıkış talimatı iletmeniz halinde mevzuatın izin verdiği ilk tarih itibari ile gerekli işlemler gerçekleştirilecektir.\" şeklinde cevap verildiği sabittir.Bilirkişiler kök raporlarında  davacının 05.10.2021 tarihli talep yazısında dört abonelik hariç diğer aboneliklerin ulusal tarifeye geçişinin yapılması talebinde bulunulduğu, ulusal tarifeye geçiş talebinin portföyden çıkış, diğer bir deyişle sözleşmenin feshi talebi olmadığı, ancak ... tarafından gönderilen müzekkere cevabı eki ulusal tarifeye geçi zellikle dışarıda tutulmasını istediği 4 adet aboneliğin davalı şirket tarafından 05.10.2021 tarihinde portföyden çıkış talebi girildiği, ancak bunun 19.10.2021 tarihinde, yani davalı tarafından davacının ulusal tarifeye geçiş talebinin uygun ve mümkün olmadığının belirtildiği, 20.10.2021 tarihli cevap dilekçesinden bir gün öncesinde iptal edildiğinin belirlendiği,  davalının, davacının iddialarını doğrular ve destekler nitelikte hatalı işlem tesis ettiğini ve ulusal tarifeye geçiş talebinin aslında davalı tarafından da portföyden çıkış talebi olarak değerlendirildiğini açıkça göstermekte olduğu,  davacının aslında portföyden çıkışını istediğini beyan ettiği diğer 45 aboneliğinin davalı tarafından istense portföyden çıkış talebi olarak girilebileceğini gösterdiği,  davacının asıl talep ettiği diğer 45 abonelik için bu işlemin yapılmış olması gerektiği belirlenmiş olmakla mahkemece rapor hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 51.569,38 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 12.892,35‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 38.677,03‬ TL'nin  istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"10bc10f94a19b078","SID":"7b70ffa8f0bd5b37"}}