{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/695 <br>KARAR NO\t: 2025/856 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/01/2025<br>ESAS NO: 2021/573 <br>KARAR NO: 2025/47<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/04/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 28/04/2025<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 15/01/2025 tarih ve 2021/573 E - 2025/47  K kararına karşı süresi içinde davalılar ... Türk Anonim Şirketi ve ... A.Ş. vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 29/12/2009 tarihinde ... abone numaralı, Kayseri ili, ...ilçesi, ... ada,... parsel, ... Otel ve Arsa vasıflı, ... Cad. ... numaralı tapuya kayıtlı gayrimenkulü ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. adına satın aldığını ve faaliyetine burada devam ettiğini, otel olarak kullanılan gayrimenkulün bulunduğu ... caddesi adresindeki taşınmaza baz istasyonu kurulması amacıyla ... A.Ş. ile aralarında 13/10/2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin halen devam ettiğini, sözleşmeye göre kiralanan yerin, kiracının baz istasyonu kurulması ve bunların işletilmesi için taşınmazda bu amaca yöneltilebilecek alanları kiracının kullanımına bıraktığını ancak gsm baz istasyonu kurulurken dışarıda bulunan elektrik panosundan bağlantı yapılacağına müvekkilinin abonesine ait aktif-reaktif çıkış panosundan vodafone için bağlantı yapıldığını ve müvekkiline ait abonelikten tüketim yapıldığını, covid-19 döneminde otelcilik faaliyetlerine ara verildiği dönemde yüksek elektrik faturaları gelmesi üzerine müvekkilinin durumu fark ettiğini ve vodafone ile irtibata geçtiğini, ilgili kuruma dilekçe verdiklerini ve bağlantılarının ayrılmasını talep ettiklerini, ... personelinin gelerek elektrik bağlantılarını ayırdıklarını, müvekkili tarafından ödenen bedelin iadesi için başvuruda bulunduklarını ancak yönetmelik gereği sadece son altı aylık döneme ilişkin iade işlemi yapıldığını, böylece müvekkilinin mağdur edildiğini ve aynı zamanda bu durumun davalıların sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verdiğini, müvekkilinin mağduriyetine davalı ...'ın sebebiyet verdiğini, yaptıkları arabuluculuk görüşmelerinden bir sonuç alamadıklarından bahisle davanın kabulü ile TBK'nın ilgili maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre zenginleştikleri miktarların bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini ve akabinde yapılacak ıslahtan sonra ... yönünden bedelin tamamının ihtarın tebliğ edildiği tarih olan 01/03/2021 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin dağıtım hizmeti verdiğini, müvekkili şirketin davacı ile güncel bir ticari işlemi yada güncel bir cari hesap ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle husumet itirazlarının bulunduğu, müvekkili şirketin davada taraf sıfatı bulunmadığını, davacının müvekkili şirketten talep ettiği alacak miktarının, 04.11.2010-14.10.2014 arasındaki süre boyunca mükerrer ödendiği iddia edilen elektrik faturalarından kaynaklandığını, davacının alacağının zaman aşımına uğradığını, müvekkili kurum tarafından hatalı yapılmış bir işlem bulunmadığını, öncelikle davanın usuli itirazları nazara alınarak usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... A.Ş. vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin 04.11.2010 ile 30.11.2020 tarihleri arasında kendisi tarafından ödendiğini iddia ettiği Vodafone’a ait elektrik tüketim bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesine ilişkin olduğundan davanın açıldığı tarih itibariyle alacaklarının zaman aşımına uğradığını, zaman aşımına uğrayan döneme ait talebin reddinin gerektiğini, TBK’nın 82. maddesine göre sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zaman aşımına uğradığını, davacının alacağının 04.11.2020 tarihi itibari ile zaman aşımına uğradığını, davacının bahsettiği bağlantıların müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, bu nedenle müvekkiline herhangi bir kusur yüklenmesinin mümkün olmadığını, diğer davalı ...'ın olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, açılan davanın usulden ve esastan reddine, kabule ilişkin karar verilmesi halinde yargılama giderlerinden müvekkilinin sorumlu tutulmamasına, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... A.Ş. vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafın taleplerinin tamamının müvekkili şirket açısından reddinin gerektiğini, müvekkilinin EPDK’dan almış olduğu 27/12/2012 tarihli tedarik lisansı kapsamında 01/01/2013 tarihinden itibaren sadece elektrik enerjisinin tedariki alanında faaliyet gösterdiğini, sayaçların okunması ile tüketiminin tespiti görevinin ise ...'a ait olduğunu, neticeten müvekkilinin yalnızca elektrik enerjisinin tedariki alanında faaliyet gösterdiğini, dolayısıyla tüketimlerin tespitine ilişkin müvekkili şirketin hiç bir sorumluluğu ve yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, hatalı bağlantı işlemini yapan ve bu hatayı düzeltmesi gereken tarafın dağıtım şirketi ... olduğunu, dolayısıyla davanın muhatabının ... olduğunu, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin meydana gelen olayda herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, ayrıca müvekkili şirketin yokluğunda yapılan delil tespitini kabul etmediklerini, usuli itirazları nazara alınarak öncelikle davanın husumet ve zaman aşımı nedeniyle reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"...davacı şirkete ait otel olarak kullanılan işletme için davalılardan ... ile davacı şirket arasında ... abone numarası ile elektrik abonelik sözleşmesi imzalandığı, otel olarak kullanılan ... caddesi üzerindeki taşınmaza GSM baz istasyonu kurulması amacıyla davacı ile dava dışı ... A.Ş arasında tarihsiz kira sözleşmesinin imzalandığı, ancak GSM baz istasyonu kurulurken dışarıda bulunan elektrik panosundan bağlantı yapılacağına davacının abonesine ait aktif-reaktif çıkış panosundan Vodafone için ... nolu abone bağlantısı yapıldığı, dolayısıyla dava dışı Vodafone'ye ait ... nolu abonenin davacıya ait R-... nolu abonelikten tüketim yaptığı, davacının hem kendi aboneliğinden, hem de vodafone ait abonelik üzerinden mükerrer fatura ödemesi yaptığından bahisle sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak fazladan ödenen fatura bedellerinin iadesi istemiyle eldeki davayı açtığı, mahkememizce yapılan keşif sırasında çift ödemeye sebep olan bağlantıların düzeltilmiş olduğu, ancak düzenlenen 31/08/2022 tarihli kök rapor ile 11/05/2023 tarihli ek raporun denetime elverişli olmaması, talebin zaman aşımına uğrayan kısmının raporda gösterilmemesi nedeniyle hükme esas alınamayacağından yeni bir heyetten rapor alınmasına karar verildiği, 17/01/2024 tarihli kök rapor ve 18/07/2024 tarihli ek rapora göre davacıya ait R-... nolu aboneliğe ait sayaca ... nolu aboneliğe ait hattın bağlantısını yapan firmanın ... olduğu, böyle bir durumda ... nolu (Vodafone) aboneliğin kullandığı elektriğin, R-... nolu (... Otelcilik) aboneliğin sayacından da geçeceği, böyle bir durumda Vodafone'un kullandığı enerji için ödenen bedelin ayrıca davacı tarafından da ödenmek suretiyle mükerrer ödemenin gerçekleşeceği, elektrik aboneliğinin 04/11/2010-14/10/2014 tarihleri arasında ve 01/09/2018-31/03/2020 tarihleri arasında ...'ta olduğu ve mükerrer tahsil edilen tutarın 66.184,55-TL olduğu, ... tarafından 2013 yılına kadar mükerrer tahsil edilen bedelin 11.069,55-TL, ... şirketi tarafından Ekim 2014-Eylül 2018 tarihleri arasında mükerrer tahsil edilen bedelin 51.559,52-TL olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalılardan ... ve ... vekilleri bağlantının hatalı yapılmasında kusurlu olmadıklarını, bu nedenle açılan davanın kendileri yönünden reddi gerektiğini savunmuş iseler de sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepte sebepsiz zenginleşme şartları mevcut ise artık kusur şartı aranmayacağından bu davalıların da zenginleşme tutarı kadar sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vekili ek raporda hesaplanan miktarlar üzerinden her bir davalıya karşı davasını ıslah etmiştir. Davalı vekilleri hem davaya cevap dilekçesinde, hem de ıslaha cevap dilekçesinde ayrı ayrı zaman aşımı definde bulunmuştur. Yukarıda detaylı açıklandığı üzere sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde sebepsiz zenginleşmenin başladığı tarihten itibaren 10 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacaktır. Eldeki davada davacı, sebepsiz zenginleşmeyi Covid-19 salgını nedeniyle otelcilik faaliyetlerine ara verildiği dönemde fark ettiğini iddia etmiş olup bunun aksini gösterir bir delil dosyaya sunulmamıştır. Dava tarihi 25/08/2021 olduğuna göre eldeki dava öğrenmeden itibaren 2 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde açılmıştır. Ancak dava (25/08/2021) ve ıslah (21/10/2024) tarihinden itibaren 10 yıl geriye gidildiğinde, davalılardan ...'ın Ekim 2014'ten önceki tahsil etmiş olduğu tutarlar zaman aşımına uğramış olduğundan bu davalı yönünden dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00-TL'lik kısım zaman aşımına uğramamış olsa da ıslah dilekçesinde talep edilen kısım zaman aşımına uğrayacağından ıslah ile arttırılan kısım açısından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.  Davalı ...'ın Ekim 2014'ten önceki tahsilatları dışlandığında toplamda 55.038,67-TL borçtan sorumlu olduğu, fazlaya dair talebin zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Davalı ... şirketi Ekim 2014-Eylül 2018 tarihleri arasında tahsilat yaptığından bu davalı yönünden zaman aşımına uğrayan kısım bulunmamaktadır. Davacı tarafça dava açılmadan evvel Kayseri 13. Noterliği'nin ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı ... temerrüde düşürülmüş olup diğer davalıların usulünce temerrüde düşürüldüğüne dair delil sunulmamıştır. Bu nedenle davalı ... yönünden hükmedilen tutara temerrüt tarihi olan 01/03/2021 tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmiş, diğer davalılar yönünden dava tarihinden evvel temerrüt söz konusu olmadığından dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faize hükmedilerek aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür. DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, 1.000,00-TL'nin temerrüt tarihi olan 01/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş (...)'tan tahsili ile davacıya ödenmesine, bu davalı yönünden fazlaya dair istemin zamanaşımı nedeniyle reddine, 55.038,67-TL'nin 1.000,00-TL'sinin dava tarihi olan 25/08/2021 tarihinden, 54.038,67-TL'sinin ıslah tarihi olan 21/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş (...)'tan tahsili ile davacıya ödenmesine, bu davalı yönünden fazlaya dair istemin zamanaşımı nedeniyle reddine, 51.559,92-TL'nin 1.000,00-TL'sinin dava tarihi olan 25/08/2021 tarihinden, 50.559,92-TL'sinin ıslah tarihi olan 21/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş.'den tahsili ile davacıya ödenmesine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalılar ... Türk Anonim Şirketi ve ... A.Ş. vekilince vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... Türk Anonim Şirketi vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket, 04.12.1984 tarihli 3096 sayılı “Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun” gereği, 27.11.1988 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile gerekli izin verilerek 12 Ocak 1989 tarihinde  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile “Görev Verme Sözleşmesi” imzalamış ayrıca, 8 Ocak 1990 tarihinde TEK ile  “İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi” imzalamış olup, Kayseri İli ve Sivas İlinin ... İlçesi, ..., ..., ..., ... ve ... Köyleri sınırları içinde kalan 18.Görev Bölgesinde elektrik dağıtımı yapmak üzere Elektrik Enerjisi Dağıtım Lisansı sahibi, sermayesinin yaklaşık %51’inin kamunun elinde bulunduğu, TTK’ya tabi bir özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, Mülga Elektrik Piyasası Kanunu’nun 3. maddesinin, dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin dağıtım şirketleri tarafından 01.01.2013 tarihinden itibaren ayrı tüzel kişilikler altında yürütülmesine ilişkin hükmü kapsamında; Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 12.09.2012 tarihli toplantısında, 4019 sayılı kararı ile hazırlanan, “Dağıtım ve Perakende Satış Faaliyetlerinin Hukuki Ayrıştırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar” kabul edilerek,... tarihli ve ...sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığını, müvekkil şirket bölünmeye giderek sadece dağıtım faaliyeti yürütmeye başladığını, dağıtım faaliyeti, lisansı kapsamında, dağıtım şirketi tarafından lisansında belirlenen bölgede elektrik dağıtım yatırımlarının yapılması, elektrik şebekesinin yönetilmesi, sayaçların okunması, bakımı ve işletilmesi hizmetlerinin yerine getirildiğini, elektrik faturası düzenlemek ve bedelini tahsil etmek ise elektrik  perakende satış şirketinin görev alanı olduğunu, müvekkil şirket elektrik dağıtım hizmeti vermekte olup, faturalar Elektrik Perakende Satış Şirketi tarafından düzenlendiğini, müvekkil şirketin davacı ile güncel bir ticari işlemi ya da güncel bir cari hesap ilişkisi bulunmadığını, dava konusu elektrik faturalarının tahsil işlemleri elektrik tedarik şirketi tarafından yapıldığını, bahsi geçen hukuki düzenlemeler gereğince, ... A.Ş. müvekkil şirketten bölünerek kurulmuş olup, bölünme gereği EPDK’dan almış olduğu 27/12/2012 tarihli perakende satış / tedarik lisansı kapsamında faaliyet gösterdiğini, elektrik abonelikleri 01/01/2013 tarihinden itibaren ... A.Ş.’ye devredildiğini, dava konusu  edilen abonelik işlemlerine ilişkin faturalama ve hesaplama  işlemleri diğer davalı ... A.Ş. tarafından ya da başka bir elektrik tedariki firması olan ... Anonim Şirketi tarafından yürütüldüğünü, devir sonrası müvekkil şirketin elektrik aboneliği ile ilgili hiçbir sorumluluğu kalmamış olup 2 yıllık zaman aşımı süresi de dolmuştur. Bu nedenle Yerel Mahkeme Tarafından hükmedilen, ...'ın mükerrer tahsil edildiği iddia edilen faturalardan sorumlu olacağı hususuna itiraz ettiklerini, müvekkil şirketin elektrik fatura alacağı ile ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından müvekkil aleyhine hükmedilen 1.000,00-TL'nin tarafımızca kabulü mümkün olmadığını, davacının müvekkil nezdinde hiçbir alacağı bulunmadığını, zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkil şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil şirket özel hukuk tüzel kişisi olarak Elektrik Piyasası Kanunu (EPK)'nın 9. maddesi kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından verilen lisans çerçevesinde dağıtım faaliyeti yürüttüğünü, EPK'nın 9. maddesine göre, dağıtım şirketleri EPDK'dan aldıkları lisansa bağlı olup, dağıtım şirketlerinin faaliyetleri ve bu faaliyetleri gerçekleştirecekleri bölgeler dahi bu lisans ile belirlendiğini, piyasa faaliyeti gösteren tüzel kişiler bir dağıtım şirketine ve dağıtım şirketi piyasa faaliyeti gösteren tüzel kişilere doğrudan ortak olamadığı gibi, dağıtım şirketi, dağıtım faaliyeti dışında bir faaliyetle de iştigal edemeyeceğini, dağıtım faaliyetiyle birlikte yürütülmesi verimlilik artışı sağlayacak nitelikteki piyasa dışı bir faaliyetin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenleneceğini, sadece bu kanun maddesi dahi, müvekkil şirketin EPDK tarafından verilen lisansla sınırlı olarak ve ilgili kurumca çıkarılan yönetmeliklere, tarifelere uygun olarak dağıtım faaliyetinde bulunabileceğini, bu düzenlemelere uyma zorunluluğunu açıkça ortaya koyduğunu, sonuç olarak müvekkil şirketin, ... ya da herhangi bir elektrik tedarik şirketi ile hiçbir bağı kalmamış olup faaliyet alanları, yöneticileri, çalışanları, fiziki binaları, adresleri ve tabii olduğu mevzuat gibi unsurlar tamamen ayrıştığını, bu nedenlerle de dava konusu elektrik faturalarının muhatabı müvekkil şirket değil görevli tedarik şirketi ... ve diğer davalı ... Anonim Şirketi olduğunu, ... referans numaralı abonelikte bağlantı hatası olduğu fark edildikten hemen sonra müvekkil şirket tarafından abonenin düzeltme işlemi yapıldığını, tahakkuk düzeltme işlemi 30.05.2018 tarihinde yürürlüğe giren ve düzeltme tahakkuku anında yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 36. Maddesi uyarınca yapıldığını, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin yukarıda bahsi geçen maddesi gereğince ... Otelciliğin geçmişe dönük 180 günlük tahakkuku düzeltildiğini, müvekkil şirketin bu işlemi Elektrik Piyasası Mevzuatına uygun olduğunu, ayrıca bahsedildiği üzere müvekkil şirket 2013 yılı itibariyle sadece elektrik dağıtım faaliyeti ile görevli olup fatura bedellerini elektrik perakende şirketi tahsil ettiğini, tedarikçi şirketin tahsil ettiği faturaların iadesinin de müvekkil şirketten istenmesi hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi tarafından elektrik dağıtım şirketi ve perakende şirket ayrımına girilmeden iade edilecek tutar hesaplandığını, bu nedenlerle Yerel mahkeme kararına itiraz etmemiz zaruri olduğunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Fatura ve Teyit Mektubu” başlıklı 21’inci maddesinin 2’nci fıkrasında faturaya itiraz süresi belirtilmiş olup madde hükmü; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” şeklinde olduğunu, madde hükmü son derece açık olup kanunda belirtilen sekiz günlük süre içerisinde faturaya itiraz etmeyen davacı yani kanunun amir hükmüne aykırı hareket eden davacı, faturayı kabul ettiğini, davacı, elektrik tedarik şirketleri tarafından tebliğ edilen faturalara hiçbir surette itiraz etmediğini, davacı tacir olup, Türk Ticaret Kanunu kapsamında basiretli tacir gibi hareket etmek zorunda olduğunu, bu nedenle mevzuatta düzenlenen sekiz günlük süresi içinde faturalara itiraz etmemiş olan davacı tacirin süresinden sonra faturalar ile ilgili iade talebinde bulunması mümkün olmadığını, davacının talepleri zamanaşımına uğradığından eldeki davanın usul yönünden reddi gerekmekteyken kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu, ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun “Zamanaşımı” başlıklı 560’ıncı maddesi gereğince dava konusu talep mezkur madde kapsamında da zamanaşımına uğradığını, bu nedenle de eldeki davanın usul yönünden reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle müvekkil şirketin elektrik fatura alacağı ile ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.01.2025 tarihli 2021/573 Esas ve 2025/47 Karar sayılı Kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın müvekkil şirket yönünden reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... A.Ş. vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkil şirket EPDKdan almış olduğu 27/12/2012 tarihli tedarik lisansı kapsamında elektrik enerjisinin tedariki alanında faaliyet gösterdiğini, davacının ve dava dışı ... A.Şye ait baz istasyonunun elektrik abonelik işlemlerine ilişkin bağlantıların mezkur madde kapsamında görevli bölge dağıtım şirketi ... Türk A.Ş. (...) tarafından yapıldığı dosya arasına giren bilgi ve belgeler ile sabit olduğunu, yine bahse konu bağlantı işlemindeki hatanın düzeltilmesi işlemlerinin tamamı ... tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkil şirket yalnızca elektrik enerjisinin tedariki alanında faaliyet göstermekte olup, söz konusu işlemler hakkında herhangi bir dahli ve sorumluluğu bulunmadığından kusuru da olmadığını, hatalı bağlantı işlemini yapan ve bu hatayı düzeltmesi gereken taraf dağıtım şirketi ... olduğunu, dağıtım şirketi ... tarafından tüketimlerin tespit edilmesi ve müvekkil şirkete bildirilmesi ile müvekkil şirket tarafından bu tüketimlerin tahsilatı gerçekleştirildiği gibi herhangi bir nedenle tüketimlerin tespitinin hatalı olduğunun fark edilmesi ve müvekkil şirkete bildirilmesi halinde de başkaca herhangi bir işleme veya hukuki yola başvurma gereği olmaksızın hatalı tüketimin tahsilatının karşılığı olarak tahsil edilmiş olan bedel veya bedellerin iadesi zaten yapıldığını, ...ın davacıya ait aboneliğe ilişkin bağlantı hatasının tespit edilmesi üzerine düzeltme işlemleri yapılmış ve bu hususun dağıtım şirketi ... tarafından müvekkil şirkete bildirilmesi ile başkaca herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve hukuki yollara başvurulmaksızın müvekkil şirket nezdinde de ilgili düzeltmeler yapıldığını, dolayısıyla davacının eldeki davayı ikame etmekte hukuki menfaati bulunmadığını, davacının iddialarını ve haksız davasını kabul anlamında olmamakla birlikte davacının ve ... A.Ş.nin farklı zaman aralıklarını kapsayan farklı nitelikte sözleşmeleri bulunduğunu, bu sözleşmelerde tarafların hak ve koşulları farlılık arz ettiği gibi sözleşmede ki birim bedel de farklılık arz ettiğini, bu farklılıklar fatura bileşenlerinin değişkenlik göstermesine sebep olduğunu, kabul anlamında olmamakla beraber şayet bir mükerrer ödeme söz konusu ise bu ödemenin doğru tespit edilmesinde önem arz eden husus dava konusu fatura bedelleri üzerinden değil davacı ile dava dışı 3. kişi Vodafoneun farklı tarihleri kapsayan farklı niteliklerde sözleşmelerinin ve fatura bileşenlerindeki farklılıkların dikkate alınarak tüketim miktarları üzerinden hesaplama yapıldığını, ancak yargılamanın hiç bir aşamasında bahsi geçen itirazlarımız dikkate alınmadığını, her ne kadar Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/01/2025 tarih, 2021/573 E.  2025/47 K. sayılı ilamında dosya arasına giren 17/01/2024 ve 18/07/2024 tarihli bilirkişi raporları hükme esas alınarak karar verilmişse de hükme esas alınan bilirkişi raporlarına karşı sunmuş olduğumuz yazılı itirazlarımız dikkate alınmadan ve raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm tesis edildiğinden kararın kabulü mümkün olmadığını, anılan raporlarda yer alan hesaplamalar denetime elverişli olmadığından kararların hükme esas alınması Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/01/2025 tarih, 2021/573 E.  2025/47 K. sayılı ilamının eksik ve hatalı olmasına sebep olduğunu, bu husus HMKnın \"Bilirkişi Açıklamalarının Tespiti ve Rapor\" başlıklı 279uncu maddesine de aykırılık teşkil ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davacı ile dava dışı 3. kişi Vodafone'un farklı tarihleri kapsayan farklı niteliklerde sözleşmelerinin ve fatura bileşenlerindeki farklılıkların dikkate alınmadan hesaplama yapıldığını, gerekçesi gösterilmeden yapılan hesaplama tablosuna binaen aleyhimize hükmedilen edilen mükerrere ödemeye itiraz ettiklerini, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun \"Fatura ve Teyit Mektubu\" başlıklı 21inci maddesinin 2nci fıkrası hükmünde belirtilen sekiz günlük süre içerisinde faturaya itiraz etmeyen davacı faturayı kabul ettiğini, davacı, müvekkil şirket tarafından tebliğ edilen faturalara hiçbir surette itiraz etmediğini, davacı tacir olup, Türk Ticaret Kanunu kapsamında basiretli tacir gibi hareket etmek zorunda olduğunu, bu nedenle mevzuatta düzenlenen sekiz günlük süresi içinde faturalara itiraz etmemiş olan davacı tacirin süresinden sonra faturalar ile ilgili talepte bulunması mümkün olmadığını, davacı dava dilekçesinde sebepsiz zenginleşmeyi Covid-19 salgını nedeniyle faaliyetlerine ara verildiği sırada öğrendiğini beyan etmiş olup, mahkeme tarafından hüküm tesis edilirken davacının bu beyanı doğru olarak kabul edildiğini, salt davacı beyanı dikkate alınarak hüküm tesis edilmesi kanuna aykırı olduğunu, eldeki davada ispat yükü davacı da olup, yalnızca davacının beyanı ispat için yeterli olmadığını, uyuşmazlık konusu olayı öğrenme tarihi olarak davacının beyanının esas alınması usul ve yasaya aykırı olduğunu, Türk Ticaret Kanununun \"Zamanaşımı\" başlıklı 560ıncı maddesi gereğicne dava konusu talep mezkur madde kapsamında da zamanaşımına uğradığını, ayrıca yine davayı kabul anlamında olmamakla beraber davanın açılmasına müvekkil şirket sebep olmadığını, bahse konu bağlantı bağlantıya ilişkin tüm iş ve işlemlerin ... tarafından yapıldığını, dava konusu hatalı bağlantı işleminin yapılmasında müvekkil şirketin herhangi bir kusuru olmadığından ve bu hatayı tespit edebilecek bir görev ve yetkisi olmadığından davanın kabul edilmesi halinde dahi müvekkil şirket aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/01/2025 tarih, 2021/573 E.  2025/47 K. sayılı hukuka aykırı kararının istinaf incelemesi ile kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini ve vekalet ücreti ile yargılama giderinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin istinaf başvurularının reddine, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.01.2025 tarihli 2021/573 Esas ve 2025/47 Karar sayılı yerel mahkeme kararının onanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Dava, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak talebine ilişkindir.<br>Davalı ... A.Ş.nin istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede; <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda davalının sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında davacıya 1.000,00 TL'yi ödemesine hükmedildiği görülmüştür. Davalı işbu kararı istinaf etttiğinden istinaf edilen karar miktarının 1.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar” başlığını taşıyan 341. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” 4. Fıkrasında :\"(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>... tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  ''istinaf yoluna başvurulabilen kararlar'' kenar başlığını taşıyan 341. maddesinin 2-3-4. fıkralarında değişiklik yapılarak \"binbeşyüz\" Türk Lirası ibaresi \"üçbin\" Türk Lirası olarak değiştirilmiş, yine 6763 sayılı Kanunun 47. maddesinde kanunun yayımı tarihi ile yürürlüğe gireceği aynı Kanunun \"Parasal sınırların artırılması\" başlıklı ek 1. maddesinde;\"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.<br>(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükmü getirilmiştir.<br>İşbu dava 25/08/2021 tarihinde açılmış olup, dava tarihi itibariyle kesinlik (İstinaf edilebilme) sınırı 5.880,00 TL’dir. (Anayasa Mahkemesinin 2023/182 esas-2024/203 karar sayılı,04/12/2024 tarihli ve Resmi Gazetenin ... tarihli ... sayılı sayısında yayımlanan kararıyla, 6100 sayılı HMK na 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı kanunun 44. Md ile eklenen ek 1. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yeralan \"...341 inci ve 362 inci...\"  ibaresi ile \"....362 inci...\" ibaresinden sonra gelen \"...ve...\" kelimelerinin Anayasa aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş olması nedeniyle)<br>Davalı tarafından istinaf kanun yoluna konu edilen karara ilişkin kabul edilen dava değerinin ise 1.000,00 TL'ye ilişkin olduğu görülmüş olup HMK 341/2 maddesi gereğince dava tarihi itibariyle miktar veya değeri 5.880,00 (beşbinsekizyüzseksen) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar kesin olduğundan, mahkemece her ne kadar ilgili istinaf başvuru dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmemiş ise de; aynı Kanun hükme ve  352. madde hükmü uyarınca, istinaf başvuru dilekçesinin miktar itibariyle kesin olan bir karara ilişkin olması sebebiyle adı geçen davalı şirketin istinaf dilekçesinin/başvurusunun HMK 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle davalının istinaf ettiği karara ilişkin reddedilen dava değerinin/karar miktarının dava tarihi itibariyle kesinlik (istinaf edilebilme) sınırının altında olması nedeniyle kesin sayılan kararla ilgili işbu istinaf  dilekçesinin/talebinin HMK 341/2 ve HMK 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>Davalı ... A.Ş.nin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; <br>Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, dava dışı üçüncü kişi tarafından kullanılan elektrik bedelinin davacıya fatura edildiğinin tespiti ile ispatlanan alacak miktarının sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair davalı ... A.Ş.yönünden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle Davalı ... A.Ş. vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından Davalı ... A.Ş.nin istinaf başvurusunun ise HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>A)Davalı ... A.Ş.nin istinafı yönünden; <br>1-Davalı vekilinin istinafa konu dava değerinin/kabul karar miktarının dava tarihi itibari ile kesinlik (istinaf edilebilme) sınırı kapsamında kaldığı anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  341/2 ve 352/1-b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davalı ... A.Ş.'ne iadesine, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan işbu davalı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>B)Davalı ... A.Ş.nin istinafı yönünden; <br>1- KAYSERİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 15/01/2025 tarih ve 2021/573 E - 2025/47  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla  Davalı ... A.Ş.nin vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalı ... A.Ş.nin istinafı yönünden; Alınması gerekli olan 3.759,69 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 939,32 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.820,37 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalı ... A.Ş,dan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 25/04/2025  <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f605ca459d82b9e0","SID":"0df409d9b1937af6"}}