{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: *** Esas - ***<br>\t            T.C.<br>\t            KAYSERİ<br>\t1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>GEREKÇELİ KARAR   <br>ESAS NO\t: ***<br>KARAR NO\t: ***<br><br>BAŞKAN\t: ***<br>ÜYE\t: ***<br>ÜYE\t: ***<br>KATİP\t: ***<br><br>DAVACILAR \t: 1- ***<br>\t  2- ***<br>\t  3- ***<br> \t  4- ***<br>\t  5- ***<br>\t  6- ***<br>\t  7- ***<br>\t  8- ***<br>\t  9- ***<br>\t  10- ***<br>\t\t  11- ***<br>\t  12- ***<br>\t  13- ***<br>\t  14- ***<br>\t  15- ***<br>\t  16- ***<br>DAVACI/MÜTEVEFFA     : 17-  ***<br>MİRASÇILARI                    : a)***<br>                                                  b) ***<br>VEKİLLERİ\t:  Av. ***<br>DAVALI \t: (İFLAS NEDENİYLE) <br>İFLAS İDARE <br>MEMURLARI\t:  1-***<br>\t   2- ***<br>\t   3- ***<br><br>DAVA\t: Genel Kurul Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ\t: ***<br>KARAR TARİHİ\t: ***<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: ***<br><br>Mahkememizde görülmekte olan genel kurul kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kooperatif ortağı olduklarını, davalı kooperatifin 27/06/2010 tarihli genel kuruluna katılıp alınan kararlara karşı oy kullandıklarını genel kurul tutanağına dilekçeleri ile muhalefet şerhini yazdırdıklarını, dilekçelerin ekinde gösterdikleri 306 kişinin genel kurula katılmamalarına rağmen bu kişilerin genel kurula katılmış gibi gösterdiklerini, böylelikle toplantı nisabı gerçekte olmadığı halde varmış gibi genel kurul toplantısının yapıldığını, denetçi ... tarafından sahte imza atıldığının tespit edilmesi üzerine bu hususun toplantı tutanağına şerh ettirildiğini, genel kurula katılma hakkı üye sayısının 4936 olduğunu bu üyelerden 1325 kişinin toplantıya katıldığının yazıldığını oysa toplantıya katılmayan kişi sayısının bu sayıdan çıkartıldığında toplantıya katılan üye sayısının 1019 olduğunu,  katılma hakkı olan şahısların ana sözleşmede gösterilen nisapları itibariyle toplantının gerçek nisap sağlanmadan yapıldığını bu durumun ise alınan kararların iptali ve yok sayılma sebeplerinin olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle öncelikle ve ivedilikle ihtiyati tedbir talebimizin kabulü ile genel kurul kararlarının uygulanmasının dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına; yargılama sonunda kanıtlanacağından yukarıda bildirdiğimiz tüm kararların ve bunların iptali halinde diğerlerinin bir hükmü kalmayacağından davalı kooperatifin 27.06.2010 tarihli genel kurulunda alınan tüm kararları yok sayılmasına ve kesin kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; genel kurula 4936 ortaktan 1040 ortağın asaleten 285 ortağın vekaleten olmak üzere toplam 1325 ortağın katıldığını, genel kurulun usulüne uygun olarak yapıldığını, toplantıya katılanların gerekli kontrollerinin yapılarak toplantı salonuna alındıklarını, toplantının bu kontrollerden sonra yapılan sayım neticesinde açıldığını, üye sayısının fazla olması nedeniyle oluşan izdiham dolayısıyla hazirun cetvelini imzalayan bir kısım kişilerin başka sütünlara imza attıklarını, davacı *** ve bir grup davacının hazirun cetvelinin hazırlanması sırasında kontroller yaptıklarını davacıların genel kurulun devamı sırasında genel kurulda alınan kararlarla cmuhalif olduklarına dair herhangi bir dilekçe veya yazılı belge vermediklerini, 27/06/2010 tarihli genel kurulda seçilen divan kurulunun görevini yasalara uygun olarak yaptığını, 27/06/2010 tarihinde yapılan genel kurulun kanun, toplantı nisabı sağlanarak kanun, tüzük ana sözleşmeye uygun olarak yapıldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.<br>Davacı tarafça; kooperatif defter ve belgelerine, genel kurul tutanaklarına, haber CD görüntü kayıtlarına, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasın  Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasına, tanık anlatımlarına, keşif ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır. <br><br>Davalı tarafça; kooperatif genel kurul tutanaklarına, denetim kurulu seçim sonuçları tutanağına, ifade tutanaklarına, ortaklar listesine, vekaletname örneklerine, istifa dilekçesine, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın KYOK kararına, ticaret sicili kayıtlarına  ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır. <br><br> Taraflarca delil olarak dayanılan bir kısım kayıt ve belge örneği dilekçesi ekinde dava dosyasına sunulmuştur.<br>Kayseri Valiliği Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacı kooperatifin tebliğe yarayışlı adresinin ne olduğunun sorularak, tadilatlarıyla birlikte ana sözleşmesinin, tüm genel kurul toplantı tutanakları ile hazirun tutanaklarının tasdikli suretleri istenilmiştir. Bu müzekkeremize cevap verilmiştir.<br>Tarafların delilleri toplanmış ve tanıklar dinlenmiştir. <br>Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan başvuru nedeniyle *** Hazırlık sayılı soruşturma dosyası açıldığı bildirilmiş, akibeti sorulmuştur. ***  Hazırlık sayılı takipsizlik kararı verildiği, itiraz üzerine Kayseri 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin *** D. İş. sayılı dosyasında 23/11/2018 tarihli itirazın reddine kesin olarak verildiği anlaşılmıştır.<br>   Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Hz. Sayılı soruşturma ve dosyası açılmıştır.<br>Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ne ... esas sayılı dava olarak açılmış, mahkemesince Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir<br> Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esasını almış, yapılan yargılaması sonunda *** karar sayılı ilamla sanıkların beraatlerine karar verilmiştir. İlgili dosya sureti müzekkere ile istenilip incelenmiştir.<br>Taraflarca bildirilen  tanıklar usulünce dinlenmişlerdir.<br>          Deliller toplandıktan ve sonra dosya bilirkişi heyetine tevdi edilerek davalı kooperatifin defter, kayıt ve belgeleri de incelettirilmek suretiyle rapor alınmıştır. 20/01/2017 tarihli bilirkişi raporunda; \"Kooperatif kayıtlarında davacı ...'un gerek genel kurul tarihinde gerekse 16/05/2017 tarihili itibariyle davalı kooperatifin üyesi olmadığı, kooperatif kayıtlarında davacılar: ..., ..., ... , ... ve ... dava derdest iken tapularını alarak üyelikten ayrıldıkları ve üyeliklerinin sona erdiği, Davacılar: ... , ***'ın 16/01/2017 tarihi itibariyle koopetarif ortağı olduğu,  Genel kurula ilişkin toplantı tutanağı incelendiğinde tutanağın 13. maddesinde davacı ...'nın ismi açıkça belirtildiği diğer davacıların isminin tutanakta yer almadığı gibi genel kurulda alınan kararlara muhalefetlerinin tutanağa geçirilmesinin  engellendiği yönde  başkaca bir delile de rastlanılmadığı,  27/06/2010 tarihli genel kurulundan alınıp toplantı tutanağının 9, 10, 12 ve 14. sırasında alınan genel kurul kararlarının raporumuzda açıkladığımız gerekçelerle mutlanla batıl olduğu, 27/06/2010 tarihli genel kurulda alınıp toplantı tutanağının 1, 2, 3, 4, 11 ve 13 maddelerinde alınan kararların icrai nitelik taşımadığı, 27/06/2010 tarihli genel kurulda alınıp toplantı tutanağının 5, 6, 7 ve 8. maddelerinde alınan kararlara kooperatifler yasasına , kooperatifin ana sözleşmesi hükümlerine göre ve objektif iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, 27/06/2010  tarihli genel kurulun 14. maddesine kadar toplantı nisabının korunduğu , toplantı nisabının genel kurulun 14. maddesinde oluşmadığı sonucuna varıldığı\" bildirilmiştir. <br>     Rapora itirazlar nedeniyle bilirkişilerden alınan 20/09/2017 tarihli ek raporda; \"Gerek davacı gerekse davalı vekillerinin itirazları dolayısıyla kök rapordaki görüşve tespitlerinde herhangi bir değişiklik olmadığı\" bildirilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, davalı kooperatifin yaptığı 27/06/2010 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların butlanı ve iptaline ilişkindir.<br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir. Zira uyuşmazlık 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 99. maddesi uyarınca ticari niteliktedir.<br>6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama tek hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.<br>Mahkememizce evvelce yapılan yargılama sonunda 28/01/2019 tarihli, ... Karar sayılı gerekçeli karar ile  \"... dava açan Mustafa Ongun'un gerek dava konusu genel kurul toplantı tarihi gerekse dava tarihi itibariyle davalı kooperatif üyesi olmaması nedeniyle, dava açan ..., ... , ... ve ...'ın ise dava tarihi itibariyle davalı kooperatifin üyesi iseler de davadan sonra yani yargılama devam ederken tapularını da alarak kooperatif üyeliğinden ayrılmış yani üyeliklerinin sonlanmış olması, işbu davanın genel kurul kararlarının iptaline ilişkin olması nedeniyle kooperatif üyeliğiyle sıkı sıkıya bağlı bir hak,talep ve dava olması,  davanın başında var olan üyeliğin  yargılamanın sonuna kadar devam etmesinin gerekmesi,aktif husumet ehliyetinin davanın sonuna kadar bulunmasının zorunlu olması nedeniyle Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... 'ın davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>      Diğer davacıların hem davanın başında üyeliklerinin bulunması hem de halen üyeliklerinin devam ediyor olması nedeniyle aktif husumet ehliyetleri yani davacı sıfatları devam ettiğinden söz konusu davacıların dava ve talepleri esastan incelenmiştir. Davacılar *** ..., ***'ın davaları yönünden yapılan incelemelere göre; 27/06/2010 tarihli genel kurul toplantı tutanağında gündemin 1,2,3,4,11 ve 13 nolu bentlerindekilerin içeriklerine göre teknik ve icrai anlamda alınmış birer genel kurul kararı vasfında olmadıklarından gündemin bu maddeleriyle ilgili bir karar verilmesine gerek görülmemiştir.<br>        Hazirun cetveline göre kayıtlı üye sayısı =4936'dır. Toplantı tutanağına göre 1325 ortakla toplantıya başlanmıştır. Ancak Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında aldırılan kriminal bilirkişi raporuna göre imzası görünen toplantıya üyelerden 57'sinin imzasının sahte olduğu tespit edilmiştir. Ancak imzası sahte olduğu bildirilen iş bu 57 ortağın içinden 6'sının bizzat kendilerince verilen ifadelerinde toplantıya katıldıklarını söylemiş olmaları nedeniyle (Bunların kimler olduğu Bilirkişilerin raporunda isimleri yazılıdır.)  57-6=51 üyenin imza sahteliği nedeniyle katılmış görünmesine karşın genel kurula katılmadığı kabul edilmiştir. Toplantı tutanağına göre 1325 üye katılmış göründüğünden 51 üye  çıkarıldığında 1325-51=1247 üyenin katılmış olduğu anlaşılmıştır. Toplam üye sayısı= 4.936 olup toplantı yeter sayısı 4.936 /4 = 1234 olması ve katılan üye sayısının da 1274 olması nedeniyle toplantı yeter sayısının bulunduğu, yani 51 üyenin işbu yeter sayının oluşmamasına etkili olmadığı görülmüştür. Dolayısıyla dava edilen toplantıda yasa ve ana sözleşmede belirtilen nisapların sağlandığı bu yönden yasaya ve ana sözleşmeye bir aykırılığın olmadığı anlaşılmıştır. <br>       Kooperatifler yasasının 51. maddesine göre karar nisabı kanun veya ana sözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur. Yani karar nisabı yönünden oylamaya katılanların çoğunluğunun kabul oyu vermesi yeterli ve geçerlidir. Aksi halde yani karar nisabına aykırı şekilde alınmış kararlar açıkça yasaya aykırılık nedeniyle mutlak butlanla batıldır. Bunun için üyenin toplantıya katılmış olmasına, muhalefet oyu kullanmasına ve muhalefetini tutanağı geçirtmesine de gerek yoktur ve dava açma süresi de 1 ayla sınırlı değildir. Bu tür kararlar sonradan icazetle dahi geçerli hale gelemezler.Zira şeklen dahi varlık kazanmamış sayılır. Gündemin 9, 10 ve 14.  maddelerinde alınan  kararlar incelendiğinde birlikte oylamalarının yapıldığı, kullanılan ve sayılan oyların miktarı incelendiğinde 465 oyun kullanılmış olduğu, iş bu kararların oylanması sırasında bir kısım üyelerin salonu terk ettikleri, oylamaya katılmadıkları anlaşıldığından toplantı ve karar yeter sayısı sağlanmadan işbu kararların alınmış olması nedeniyle açıkça yasaya ve ana sözleşmeye aykırı  şekilde alındıklarından mutlak butlanla batıl olduklarına karar verilmiştir. <br>   Gündemin 12. maddesinde alınan kararın içeriğine göre geçmişe yönelik olarak yani kıymet takdiri ve konut kesin maliyet bedeli borçlarını ödemeyenlere hesap kesim tarihi itibariyle aidatlara ödenen aylık gecikme faizinin aynen uygulanmasına ve bu faizin de aylık %10 oranında uygulanmasına dair karar verildiği, geçmişe yönelik alınmış işbu kararın ana sözleşmede yer alan eşitlik ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi, kooperatif  ile ortağı arasındaki ilişkinin ticari ve kar amaçlı bir ilişki olmaması, yıllık faiz oranının %120'ye tekabül etmesi, Borçlar Kanunu'nun 19. ve 20. maddelerine de (TBK  26. ve 27. maddelerine) açıkça aykırılık teşkil etmesi  nedeniyle iş bu kararın da mutlak butlanla batıl olduğu kabul edilmiştir. <br>           Dava konusu edilen diğer icrai nitelikli kararlar yönünden yapılan incelemeye göre ise; gerek toplantı nisapları, gerek karar nisapları yönünden şeklen, gerekse içerikleri itibariyle de yasaya, ana sözleşmeye, objektif iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadıkları anlaşıldığından butlanı ya da iptaline dair koşulların gerçekleşmemesi nedeniyle dava konusu diğer kararlarla ilgili talep ve davanın ise reddine...\" karar verilmiştir. <br>Mahkememizin 28/01/2019 tarihli, ... Karar sayılı gerekçeli kararı yasal süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.<br>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nce yapılan istinaf incelemesi sonunda 10/05/2023 tarihli, *** Karar sayılı karar ilamıyla \"... Genel kurul kararının iptali davasını 1163 sayılı Kooperatif Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca ancak kooperatifin ortağı açabilir. Hukuki yarar dava koşulu olup, mahkeme dava şartlarını re'sen incelemekle görevlidir. Hukuki yararın sadece dava tarihi itibariyle değil, dava devam ettiği sürece ve hükmün kesinleşmesine kadar devamı da gereklidir. Dava koşulu olan üyelik sıfatının kararın kesinleşmesine kadar devam etmesi gerekir. Aksi halde davacının dava açmakta hukuki yararı kalmayacağından davanın bu sebeple usulden reddi gerekir.<br>  Mahkemece bir kısım davacıların kooperatif üyeliklerinin sona erdiği gerekçesiyle yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de; davalı kooperatifin dosyaya ibraz ettiği dilekçe ve eklerinden davacı ... dışındaki davacıların bir kısmının üye olmadığı bir kısmının sonradan üyeliklerinin sona erdiği, sadece ...'nın üyeliğinin devam ettiği, davacıların istifalarına ve üye olup olmadıklarına ilişkin olarak 20/09/2017 tarihli ek rapor ile tespitin yapıldığı anlaşılmaktadır. <br>Üyeliği devam eden davacı ... da davadan feragat ettiğine dair  karar tarihinden sonra 03/02/2020 tarihli dilekçe dilekçe ibraz etmiştir.<br>Bu durumda Dairemizce, davalı vekilinin açıklanan hususlara dair istinaf başvurusunun kabulü ile, dava şartlarının incelenmesi ve feragatin değerlendirilmesi bakımından HMK'nın 353/(1)-a.4 maddeleri uyarınca, esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. ...\" nedenleriyle mahkememizce verilen 28/01/2019 tarih ve *** Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>İade edilen dava dosyası mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmiştir. <br>Yeniden yapılan yargılama sırasında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasına müzekkere yazılarak davalı S.S. Talas Anayurt Konut Yapı Kooperatifi'nin ikinci alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığının, yapılmışsa ikinci alacaklılar toplantısının yapıldığı tarihin bildirilmesi, yine iflas masası memurlarının isim ve açık adreslerinin, iflas masasını her birinin tek başına mı müştereken mi yetkili olduğunun bildirilmesi ve davalı kooperatif hakkında verilen iflas kararının hüküm özetinin gönderilmesi istenmiş, Kayseri Genel İcra  Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasından verilen cevapta, iflas dosyasından henüz ikinci alacaklılar toplantısının yapılmadığı, İflas idare memurları tarafından ikinci alacaklılar toplantısı için herhangi bir gün ve tarih belirlenmediği, İflas idare memurlarının hem birlikte hem de ayrı ayrı temsile yetkilerinin olduğu belirtilmiş ve İflas idare memurlarının isim ve bilgileri bildirilmiştir. <br>Mahkememizce davalı kooperatif hakkında Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  07/12/2020 tarihli, *** Karar sayılı hükmü ile iflas kararı verildiği ve iflas tasfiyesinin adi tasfiye usulüne göre yapıldığı anlaşılmakla İİK'nun 194.  maddesi gereğince Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** iflas sayılı dosyasında yapılacak olan ikinci alacaklılar toplantı tarihinden 10 gün sonrasına kadar iş bu davanın durdurulmasına, İşbu dava hakkında durma kararı verildiğinden duruşmadan çekilmesine, belirli aralıklarla Kayseri Genel İcra Dairesine müzekkere yazılarak  ikinci alacaklılar toplantı tarihin ve yapılıp yapılmadığının, iflas nedeni ile tasfiye halinde olan S.S. Talas *** Konut Yapı Kooperatifinin hakkında iflas idaresinin oluşturulup oluşturulmadığının, oluşturulmuş ise en son tarih itibarı ile iflas idaresi memurlarının adı, soyadı ve açık kimlik ile adres bilgilerinin sorulması sureti ile ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasının takibine, İkinci alacaklılar toplantısının yapılmasından 10 gün sonra dosyanın tekrar ele alınarak dosyanın kaldığı yerden devam edilmek üzere yeniden duruşma günü verilip taraflara tebliğine, davalı müflis kooperatifin yerine iflas idaresi memurlarına duruşma gün ve saatini bildirir açıklamalı davetiye çıkarılmasına karar verilmiştir. <br>Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 04/10/2024 tarihli yazısı ile 02/10/2024 tarihinde ikinci alacaklılar toplantısının yapılmış olduğu, toplantıya ilişkin imza föyü ile toplantı tutanağının bir sureti gönderilmiştir. İkinci alacaklılar toplantısının yapıldığının bildirilmesinin ardından mahkememizce dosya yeniden ele alınmış, davacı tarafa ve davalı müflis kooperatifin yerine iflas idaresi memurlarına usulünce tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkili sağlanmıştır. <br>Davacılar vekili 10/02/2024 tarihli dilekçesinde; \"Aslında sadece tapu teslim tutanağı olan ve en baştaki sayfasına \"istifa ve\" sözcükleri eklenerek istifa belgesi haline de getirilmek istenen  tapu senedi teslim tutanağı incelendiğimizde ***'nın 28/12/2009'da asaleten, ***'un 19/12/2009'da asaleten,***'nın 24/12/2009 da vekaleten kardeşinin, ***'in 26/12/2009'da asaleten, ***'in 24/12/2009'da asaleten, ***'nın 15/06/2010'da vekaleten eşinin, ***ın 01/12/2010 da asaleten imzaları olduğu görülmektedir. 20/01/2017 tarihli bilirkişi raporunda da aynı isimlerin tapuları alarak üyelikten ayrıldıklarından bahsedildiğini, istifanın ne olduğunu bilmek için her zaman bir bilirkişinin yardımına ihtiyaç olmadığını, mahkemenizinde istifanın ne olduğunu bildiğini, örneğin ***'nın ve ***'nın tutanakta vekalet verdiği kişilerce imzası bulunmaktadır. Bilirkişi her iki davacının istifa ettiğini kabul etmiştir. Genel kurullara 1. derece yakınlar özel temsil belgesi ile katılabilir. İstifa halinde de sadece özel vekaletin varlığında vekaleten istifa edebilir. Her iki istifada da özel vekaletname bulunmadığı gibi Kemal Varlı yerine vekaleten imza atan kardeşi 1. derece yakını dahi değildir. kemal varlı kendisi ceza mahkemesi duruşmasında duruşmaya katılıp istifa etmediğini de açıkça beyan etmiştir. istifa kelimesinin beyan hanesinde geçmediği tahrifatla eklendiği sabit olan bir belgeye dayanılarak istifanın varlığı kabul edilemez. kaldı ki,  aynı tutanağa vekaleten komşusu imza atmış üyeler dahi vardır. bu açıklamalar incelendiğinde istifa edilip edilmediği tespitini mahkemenizde yapabileceğinden davacıların istifa edip etmediğini sayın mahkemenize soruyoruz. Madem bu istifa ve tapu senedi teslim tutanağını imzalamakla istifa gerçekleşiyor, neden bazı üyelerden uzun uzun istifa metinleri ve dilekçeleri alındığını da merak ediyoruz. Tüm  bu nedenlerle bilirkişi raporu ile sınırlı kalmayarak mahkemenizce üyelerinin istifasının geçerliliğinin incelenmesini talep ediyoruz. ...\" şeklinde beyanda bulunmuştur. <br>Dosyanın incelenmesinde mahkememizin 28/01/2019 tarihli, ... Karar sayılı gerekçeli kararının istinaf aşamasında davacı ...'nın 03/02/2020 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirdiği görülmüştür. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 310. maddesine göre, feragat ve kabul hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. <br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 307. maddesinde davadan feragat düzenlenmiş, feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 310. maddesinde feragat ve kabul hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği ve 311. maddesinde, feragat ve kabulün, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağına yer verilmiştir. Feragat, yasal düzenlemenin üst başlığında ifade edildiği üzere, davaya son veren taraf işlemlerinden biri olduğundan eldeki dava dosyasında davacının davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. İzah edilen nedenlerle Kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran HMK'nın 307-312. maddelerinde düzenlenen davacı ...'nın feragatı nedeniyle açtığı davanın reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.<br>Davacılar ***'ın mahkememizin 28/01/2019 tarihli, ... Karar sayılı gerekçeli kararından önce kooperatif üyeliğinden istifa ettikleri, bilahare diğer davacılardan *** ile yargılama sırasında vefat eden davacı *** mirasçıları olan ***'in kooperatif üyeliğinden istifa ettiği ve yine davacılardan ***ın ise kooperatif üyeliklerini devrettiği görülmüştür.<br> Genel kurul kararının iptali davasını 1163 sayılı Kooperatif Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca ancak kooperatifin ortağı açabilir. Hukuki yarar dava koşulu olup, mahkeme dava şartlarını re'sen incelemekle görevlidir. Hukuki yararın sadece dava tarihi itibariyle değil, dava devam ettiği sürece ve hükmün kesinleşmesine kadar devamı da gereklidir. Dava koşulu olan üyelik sıfatının kararın kesinleşmesine kadar devam etmesi gerekir. Aksi halde davacının dava açmakta hukuki yararı kalmayacağından davanın bu sebeple usulden reddi gerekir.\t<br>6100 sayılı HMK'nun dava şartlarını düzenleyen 114/(1)-d maddesindeki dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şeklidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. <br>\tTaraf ehliyeti ise davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nun 50. maddesine göre, medeni haklardan  yararlanma  ehliyetine  sahip  olan,  taraf  ehliyetine  de  sahiptir.  Buna  göre  tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. <br>\tTaraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka  göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti ve dava ehliyeti davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif taraf sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, \"sıfat\" yerine \"husumet\" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden  nazara alır. Tarafların sıfatının  yargılama  sonuna  kadar  devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet sıfatı yokluğundan reddi gerekir. <br> Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre  davacı ...'nın feragatı nedeniyle açtığı davanın reddine karar verilmesi gerektiği, yargılama  sürecinde diğer davacılar ... ile yargılama sırasında vefat eden davacı ***  mirasçıları olan ***'in kooperatif üyeliğinden istifa ettiği ve yine davacılardan ***'ın ise kooperatif üyeliklerini devrettiği, böylece kooperatif ortaklığından istifa eden ve kooperatif ortaklığını devreden bu davacıların artık genel kurul kararının iptalini istemekte hukuki yararı kalmadığı nedeniyle, davanın HMK'nın 114/(1)-h ve 115/(2) madde hükümleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin *** Karar sayılı emsal karar ilamları).<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran HMK'nın 307-312. maddelerinde düzenlenen davacı ...'nın FERAGATI NEDENİYLE AÇTIĞI DAVANIN REDDİNE, <br>2-Davacı ... dışındaki diğer davacıların açtığı davanın HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri gereği HUKUKİ YARARA İLİŞKİN DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, <br>3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından davacı ...'ndan peşin olarak alınan 17,15-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 598,25-TL harcın davacı ...'ndan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının davacı ... dışındaki diğer davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına <br>5-Davacılar tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin davacıların üzerlerinde bırakılmasına, <br>6-Davalı tarafça karar ilamı öncesinde yapılan 100,00-TL tanıklık ücreti ve 35,00-TL tanık tebligat masrafı olmak üzere toplam 135,00-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, <br>7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adresine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,<br>8-Davacılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>9-Davalı yargılama sürecinin bir kısmında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,<br>10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,<br>Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf  kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/01/2025\t<br><br>Başkan ***<br>E-imzalıdır <br>Üye ***<br> E-imzalıdır<br>Üye ***<br>E-imzalıdır <br>Katip ***<br>E-imzalıdır <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b9e6c1bf05e13f7d","SID":"fcda790e34a13033"}}