{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1812 <br>KARAR NO: 2025/381<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/07/2018<br>NUMARASI: 2017/451 Esas -  2018/616 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıt Kredisi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sanayi ve Tic. A.Ş 'ne kredi kullandırıldığı, davalı ...'in işbu krediye müteselsil kefil olduğunu, taraflar arasında 23.02.2016 tarihli 77.275,00 TL tutarlı 2 adet ticari amaçlı Taşıt Kredi ve Rehin sözleşmesi imzalandığı ve toplamda 154.550 tutarında kredi kullandırıldığını, diğer davalı ...'in Müteselsil Kefaletinin nedeniyle sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin edimini yerine getirdiğini ancak davalı şirket ve kefalet sorumluluğu bulunan davalı ...'in taahhütlerini yerine getirmediğini, kredilerin geri ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve müteselsil kefile Beyoğlu ... Noterliğinin 03.03.2017 tarih ... ve ... yevmiyeli iki ayrı hesap kat İhtan keşide edildiği ve tüm borç muaccel olduğunu, ihtarnameye 1 aylık süre içinde itiraz edilmeyerek İİK 68/b hükmüne göre kesinleşen hesap kat ihtarı neticesinde tüm alacakların muaccel olmasına rağmen dava dışı asıl borçlu ve davalı borçlu tarafından ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine borcun ödenmemesi üzerine borçlular aleyhine İstanbul Anadolu .. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından Rehinin Paraya Çevrilmesi yoluyla ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından da genel haciz yoluyla ilamsız icra takipleri başlatıldığını, davalıların 23.03.2017 tarihinde borcu ödemediği halde, davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, rehin sözleşmesine, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini, davalının borca itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalılar itirazda geniş anlamda itiraz ederek Sözleşmenin 4. maddesi kredinin geri ödenmesi, muacceliyet ve temerrüde ilişkin hükümleri hükümlerini düzenlediğini, borçlu kefil işbu hükümleri kabul ve taahhüt ettiğini, davacının alacağının likit olduğunu, likit bir alacak için kötü niyetli borçlular aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalıların itirazlarının haksız olduğunu, bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacağını, haklı ve yasal dayanağı olan davacının alacağını teminen başlatılan icra takibine itirazın iptali için işbu davanın açıldığını, arz ve izah edilen ve Mahkemece resen tespit edilecek nedenlerle, davalı ... A.Ş aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından 132.648.67 TL asıl alacak 659,39 TL işlemiş faiz, 32,97 TL BSMV ve 191,24 TL masraf olmak üzere toplam 133.532,27 TL alacak miktarına yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, asıl alacak için takip tarihinden itibaren % 25.92 oranında temerrüt faiz ve %5 BSMV işletilmesini, takibin devamını, diğer davalı .. aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyasından yapılan icra takibinde de 132,648,67 TL asıl alacak 659,39 TL işlemiş faiz, 32,97 TL BSMV ve 191,24 TL masraf olmak üzere toplam 133.532,27 TL alacak miktarına yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, asıl alacak için takip tarihinden itibaren % 25.92 oranında temerrüt faiz ve %5 BSMV işletilmesini, takibin devamını, davalılar aleyhine %20 icra inkar tazminatına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından taşınır rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, aynı alacak için mükerrer olarak İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından da yapılan icra takibinde ödeme emrine itiraz edildiğini, takibe itiraz edilmemiş olsa idi 133.532,27 TL + 133.532,27 TL = 267.064,54 TL ödemekle yükümlü hale gelinecek olduğunu, itirazın, dava dilekçesinde yazılı olanın tam aksine haksız ve kötü niyetli olmadığını, itirazın asıl nedeninin miktar yönünden doğru olmayan bedellerin, rakamların ödeme emrinde talep edilmesi olduğu, itiraz edilmemiş olması halinde ödenmesi gereken paranın iki katında olacağını, hesap kat ihtarına itiraz edilmediğinden bahisle talep edilen bedeli kabul edildiği anlamına geldiğinin ifade edildiğini, hesap kat ihtarında talep edilen bedeller icra takibine konu edilen bedellerle aynı olmadığını, icra takibinde talep edilen bedellerin tamamen hukuka aykırı ve haksız olduğunu, davacının takibe kadar faiz oranlarının, takipten sonraki faiz oranlarının çok yüksek olduğu ve kabul edilmediğini, davacının davasının reddini, talep edilen fahiş miktardaki faizlerin reddini, davalı aleyhine talep edilen icra inkar tazminatının reddini, davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, hükmedilen tazminatın davacıdan alınarak davalılara verilmesini, masraf, vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; taraflar arasında akdedilen ticari amaçlı taşıt kredi ve rehin sözleşmesi uyarınca kullandırılan 2 adet krediye ilişkin borcun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek davalı asıl borçlu ve davalı kefile borcun ödenmesi talebiyle ihtarname gönderildiği, ihtarnamelerin davalıların adresine 10/03/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalılara borcu ödemeleri için 1 günlük süre tanındığı, buna göre davalıların 12/03/2017 tarihinde temerrüde düşmüş sayılacağı, ne var ki icra takiplerinin her bi davalı hakkında ayrı ayrı 10/03/2017 tarihinde başlatılmış olması nedeniyle 10/03/2017 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulünün gerektiği, ayrıca yine davalılar vekili temerrüt faiz oranının tespitinde TBK’nın 120.maddesinin dikkate alınması gerektiğini ileri sürmekte ise de dava konusu kredinin ticari kredi niteliğinde olması nedeniyle sözleşme ile faiz oranının serbestçe kararlaştırılabileceği, TBK’nun 88. ve 120.maddelerinin ticari kredilerde uygulanamayacağı (Emsal: Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 11/04/2016 tarihli 2016/4311 E., 2016/6196 K. sayılı kararı), ayrıca sözleşmenin 14.maddesi uyarınca davacı banka kayıtlarının esas alınması gerektiği, davalının bu kayıtların aksi yönünde (ödeme vs) bir delil de sunmadığı, buna göre takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalılardan raporda da hesaplandığı ve belirtildiği üzere davacının her iki davalıdan da tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla  132.648,67 TL asıl alacak (66.305,35 TL asıl alacak-1 + 66.340,32 TL asıl alacak-2), 439,59 TL akdi faiz, 21,98 TL BSMV ve 191,24 TL ihtar masrafı olmak üzere tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla toplam 133.301,48 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmakla hükmedilen tutarın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan yine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tahsiline karar vermek gerekmiş, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla anlatılmak istenenin ise; davacı banka aynı kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı her iki borçlu hakkında ayrı ayrı takip yaparak talep ettiği, ancak aynı davada itirazın iptalini istediği, davalılar hakkında ayrı ayrı iki takip başlatılmış olsa da her iki borçlu hakkında da talep edilen miktar aynı kredi sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen borç için talep edildiğinden Mahkememizce tek inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğinin anlaşıldığı ve 133.298,48 TL'nin % 20 si oranında inkar tazminatına hükmetmek gerektiği, davalı ... için hükmedilen alacak miktarı daha düşük olduğundan 133.107,24 TL'nin % 20 oranı olan 26.621,45 TL'den her iki davalının tahsilde tekerrür olmamak üzere sorumlu olduğu, davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ için hükmedilen tutar daha yüksek olduğundan fark bedel olan (133.298,48 TL - 133.107,24 TL = 191,24 TL)  191,24 TL'nin % 20 si oranı olan 38,25 TL'den yalnızca davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ'nin sorumlu olduğu, sonuç olarak 26.659,70 TL inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davacı taraf takip yapmakta haksız olmadığından davalıların tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, yine yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti de tek bir dava olduğundan tek hesaplanmış ve davalı ... yönünden 133.107,24 TL, davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ yönünden ise 133.298,48 TL alacak kabul edildiğinden, ... yönünden kabul edilen alacak miktarı daha düşük olduğundan yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti oranlanarak... için kabul edilen miktara isabet eden kısmından her iki davalı da sorumlu tutulmuş ve davalı şirket için kabul edilen fark bedele isabet eden harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden ise yalnızca davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ sorumlu tutularak hesaplama yapılmış ve  davanın kısmen kabulüne,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme dayanak bilirkişi raporununda yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, davacı tarafça talep edilen faizin %25,92' olduğunu, faiz miktarının fahiş olup avans faizinin çok üstünde olduğunu, tek taraflı genel işlem şartı niteliğinde olan faiz oranına göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından fahiş temerrüt faizinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacı yanca aynı borç için davalı aleyhine yapılmış iki aynı takip bulunduğunu, davalıların iki kere borçlandırıldığını, 133.532,27 TL için iki adet takip yapıldığını, davalılardan toplamda talep edilen tutarın 267.064,54 TL olduğunu, davacıya olan borcun rehin ile teminat altına alındığını, rehin paraya çevrilmeden ilamsız takip yapılmasının mümkün olmadığını, rehnin borcu karşılamasının muhtemel olduğunu, faize ilişkin itirazlarının baki kalmak üzere müteselsil yönünde borcun ödenmediği tarihten itibaren temerrüt faizi işletilmesinin hatalı olduğunu,  davalılara kat hesap ihtarnamesi tebliğ edilmeden icra takibine geçildiğini, borçlu şirketten talep edilen faiz miktarı kadar temerrüt faizi talep edildiğini, Yerel Mahkeme tarafından ... için de aynı kararın verilmesinin hatalı olduğunu, alacağın varlığının ispatının yargılama gerektirdiğini, bu nedenle davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari amaçlı taşıt kredisi ve rehin sözleşmesine dayanılarak,  asıl borçluya menkul rehninin paraya çevrilmesi, kefile karşı ise ilamsız icra takibi olarak başlatılan icra takiplerine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş, davalılar  vekilince  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, asıl borçlunun vermiş olduğu menkul rehininin kefil hakkında yapılacak takibe engel olup olmadığı, faiz oranının doğru olup olmadığı, kefil hakkında temerrüt faizi talep edilip edilemeyeceği ve icra inkar tazminatına hükmedilme şartlarının bulunup bulunmadığı noktalarındadır. Dosyaya toplanan tüm deliller ile; davacı ile davalı ... A.Ş. Arasında 77.275 TL tutarlı, toplam borç ve kefalet, rehin tutarı 100.773,36 TL olan 2 adet kredi sözleşmesi düzenlendiği sözleşmelere davalı ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşmenin teminatı olarak krediye konu 2 adet minibüs üzerine taşınır rehni konulduğu anlaşılmaktadır. Davalı kefil ...  hakkında İstanbul Anadolu ...icra Müdürlüğünün ...  E. dosyası ile 10/03/2017 tarihinde iki ayrı asıl alacak ve ferileri ile birlikte toplam  133.541,89 TL'nin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı davalı kefil tarafından borca itiraz edilmesi üzerine  takibin durduğu,  davacı tarafça asıl borçlu ve rehin veren ... A.Ş. hakkında  İstanbul Anadolu .... İcra müdürlüğünün ... dosyası ile 10/03/2017 tarihinde aynı alacak için Taşınır Rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiği,  davalı borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu ve her iki takibe yönelik itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı görülmektedir. Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 586/1. Maddesinde; Kefilin, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceği, ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olmasının gerektiği düzenlenmiştir. Somut olayda,  rehin konusu araç olup, araç rehni teslime bağlı olmadığından, trafik kaydı üzerine \"rehin\"  kaydının işlenmesi ile  tesis edilebilecektir. Dolayısıyla teslime bağlı taşınır rehni için öngörülen TBK 586/2 maddesinin olayda uygulanma imkanı bulunmadığı gibi  \"tahsilde tekerrür olmamak üzere\" rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip ile birlikte müteselsil kefile karşı ilamsız takip yapılması da TBK 586. maddesine aykırılık teşkil etmez. İİK.'nın 45. maddesine göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflâsa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflâs veya haciz yolu ile takip edebilir. Anılan hüküm, asıl borçlu ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğini düzenlemektedir. Buna göre, İİK'nun 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, müteselsil kefiller hakkında uygulanmaz. Ancak rehin, müteselsil kefilin, kendi kefaletinin teminatı olarak verilmişse,  müteselsil kefil asıl borçlu konumuna geleceğinden İİK. 45. maddesi artık müteselsil kefil hakkında da uygulama alanı bulacaktır.Somut olayda; asıl borçlu tarafından alacaklı lehine sözleşme ile kurulan rehnin kefilin  kefaletini  kapsadığına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda davalının mükerrer takip bulunduğuna, rehin paraya çevrilmeden kefil hakkında takip yapılamayacağına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  Davalı şirket Tüzel kişiliğe sahip tacir sıfatına haiz ticaret şirketi olup  6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 18. maddesinin 2. fıkrası gereğince ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. TTK 8. Maddesi gereği Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir. Bilirkişi raporunda taraflarca sözleşmede belirlenen akti ve temerrüt faizi baz alınarak yapılan hesaplama ve bu hesaplama esas alınarak kurulan hükümde bir isabetsizlik yoktur. Kefil asıl borçlunun; asıl borcu ve temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur.Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Davalı kefile ve asıl borçluya çıkarılan hesap kat ihtarları 10/03/2017 tarihinde tebliğ edilmiş olup verilen 1 günlük sürenin geçmesi ile asıl borçlu ve kefil yönünden temerrüdün 12/03/2017  tarihinde oluştuğu anlaşılmakla davalının bu yönlere ilişen istinaf istemi de yerinde değildir.  İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.  Eldeki davada, nakdi krediye ilişkin alacak  likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişen istinaf talebi  de yerinde değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.276,40 TL harcın, alınması gerekli olan 9.105,62 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.829,22‬ TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c18315737201179a","SID":"fcb9c0b98be4e4c6"}}