{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:29/11/2016<br>DAVANIN KONUSU:tirazın İptali<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:24/03/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili banka ile davalılardan ... arasında 06/02/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi çerçevesinde zirai-tarım kredi sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşmeyi diğer davalı ...'nun müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borçlu davalının taksitleri ödemede temerrüte düşmesi üzerine, hesabın kat edilerek borçlu davalılara noterden ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile davalılar aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalılar vekili, davacı banka tarafından sözleşme imzalatılırken davalı ...'ten ayrıca bono senedi alındığını ve söz konusu bonodan dolayı Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, bu nedenle aynı borç için ikinci kez takip yapıldığını, yine söz konusu borç için 7.700,00 TL ödeme yapıldığını ve bu ödemeler düşülmeden alacağın takibe konulduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...rapora göre, davacı banka ile davalı ... arasında 06/02/2013 tarihli 50.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmenin diğer davalı ... tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, ayrıca bir kefalet limiti konulmadığından davalı ...'nun kefalet sınırının 50.000,00 TL olarak tespit edildiği, akdedilen sözleşme uyarınca davalı ...'e 45.000,00 TL miktarında taksitle ödenmek üzere kredi tahsisi yapıldığı, kredinin tediye (kasadan nakit ödeme) şeklinde değil kredi müşterisinin mevduat hesabına mahsuben kullandırıldığı, kredinin geri ödeme vade tarihinin ilk taksitin 12/02/2014 tarihinde faiz ve ferileri ile birlikte 32.913,73 TL, ikinci taksitin ise 02/02/2015 tarihinde 32.892,92 TL olmak üzere toplam 65.806,65 TL olarak geri ödeneceğinin kararlaştırıldığını, 12/05/2014 tarihi itibariyle borçlulardan toplam 7.700,00 TL tahsilat yapıldığı, bu tarihten sonra hesapta herhangi bir işlem hareketi bulunmadığı, borçlulara Denizli 4. Noterliği'nin 27/05/2014 tarihli hesap kat ihtarnamesinin gönderildiği ve bilahare Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe geçildiği, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri ve hesap kat ihtarnamesi nazara alınarak takip tarihi itibariyle borçlu davalı ...'in toplam 57.561,19 TL'den sorumlu olduğu, kefil davalı ...'nun toplam 50.939,28 TL'den sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu rapor denetime elverişli ve hüküm kurmaya uygundur. Yapılan yargılama, toplanan deliller, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, icra dosyası ile hükme esas alınan 05/10/2016 tarihli bilirkişi raporu nazara alınarak takip tarihi itibariyle bilirkişi raporunda da geçtiği şekilde davalı ...'in toplam 57.561,19 TL, davalı ...'nun ise toplam 50.939,28 TL borçlu bulunduğu, icra takibinin \"tahsilde tekerrür olmamak\" kaydıyla yapılmış olması karşısında derdest bir takipten bahsedilemeyeceği taktir ve kanaati\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalı borçlular tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile; takibin davalı ... yönünden 56.621,91 TL asıl alacak, 894,55 TL işlemiş faiz, 44,73 TL BSMV olmak üzere toplam 57.561,19 TL, diğer davalı ... yönünden, 50.000,00 TL asıl alacak, 894,55 TL işlemiş faiz, 44,73 TL BSMV olmak üzere toplam 50.939,28 TL üzerinden devamına, davacı banka tarafından asıl alacak tutarlarının takip tarihinden itibaren % 24,5 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi istenebileceğine, asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanacak % 20'i oranında inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya (temlik alana) ödenmesine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı (temlik alan) vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı (temlik alan) vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davanın kısmen reddine ilişkin kısmında taraf iddialarını tartışan, irdeleyen, hukuka uygunluğun dayanaklarını açıklayan hiçbir gerekçe bulunmadığını, davanın kısmen reddine ilişkin dayanak olarak gösterilen 05/10/2016 tarihli bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarının incelenmediğini, gerekçesiz ve dayanaksız hüküm kurulduğunu, temerrüt faiz oranının TBK'nın 120/son maddesi uyarınca belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı ...'e kullandırılan zirai kredinin ticari iş kapsamına girdiğini, uygulanması gereken hükümlerin Türk Ticaret Kanunu hükümleri olduğunu, ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirlenmekte olup, herhangi bir sınırlandırmaya tabi olmadığını, kaldı ki davalı borçlulara keşide edilen hesap kat ihtarnamesi ve ekinde yer alan hesap özetlerinde asıl alacak tutarlarının, işlemiş faizin, BSMV tutarlarının, faiz oranlarının açıkça ve tek tek belirtildiğini, hesap kat ihtarnamesinde temerrüt faiz oranının %40 olduğunun açıkça belirtildiğini, süresi içerisinde itiraz edilmeyen hesap kat ihtarnamesinin 2004 sayılı İİK'nın 68/b maddesinde belirtilen belgelerden sayıldığını, bu sebeple ihtarname içeriğinin kesinleştiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt faiz oranı bakımından hesap kat ihtarnamesindeki oranın dikkate alınması gerekirken, temerrüt faiz oranının %24,5 olarak esas alınmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda hesap kat tarihi olan 27/05/2014 tarihinin temerrüt tarihi olarak esas alındığını ve hesaplamaların bu doğrultuda yapıldığını ancak davalıların borcunun vadeye bağlı bir borç olup, vadesi belirli borçlarda, borçluyu temerrüte düşürmek için ayrıca ihtarname keşide edilmesi zorunluluğunun bulunmadığını, davalı borçluların sözleşmeleri ihlal ettiklerinin ve temerrüte düştüklerinin sabit olduğunu, bu sebeple davalıların temerrüte düştükleri ilk tarihten itibaren temerrüt faizi hesaplamasının yapılması gerektiğini, bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirmeler ve hesaplamalar esas alınarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporunda, temerrüt faizi olarak bankanın takipte istediği %40 oranındaki faiz oranının yasalara uygun olduğu şeklinde bildirilen görüşün, herhangi bir tespite dayanmadığı, dayanağı bulunmayan  bilirkişi mütalaasının denetime elverişli olmaması sebebiyle kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, davacının %40 oranındaki temerrüt faizinin uygulanması gerektiğine yönelik iddiasını, sadece itiraz edilmeyen ihtarnameye dayandırdığı, işbu genel nitelikteki itirazın iptali davasında, borçlunun ihtarnameye süresinde itiraz etmemesiyle ihtarnamede bildirilen faiz oranının kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, bu sebeple davacı tarafça bu yönde ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, uygulanması gerekli olan temerrüt faizi konusunda öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin geçerli olduğu, bu noktada dosya kapsamında mevcut ve hükme esas alınan 05/10/2016 tarihli ... imzalı ikinci bilirkişi raporunda, temerrüt faizi konusunda sözleşmede hüküm bulunmadığından hareketle, TBK'nın 120. maddesi dikkate alınarak bulunan temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, dosyada mevcut sözleşmede temerrüt faiz oranı ile ilgili hüküm bulunmadığı gibi temerrüt faizinin ne şekilde belirleneceği konusunda herhangi bir düzenlemenin de olmadığı, davacının temerrüt faizi konusunda sözleşmenin herhangi bir hükmüne de dayanmadığı, bu sebeple bilirkişinin TBK'nın 120. maddesine göre hareket ederek, 3095 sayılı Kanun uyarınca belirlenen yıllık %11.75 avans faiz oranının, taraflar arasında sözleşme gereği uygulanan %24.5 oranındaki akdi faiz oranından düşük olması sebebiyle temerrüt faiz oranı olarak bu akdi faiz oranını esas almasının yerinde olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  31/05/2023 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamında da, sözleşmede temerrüt faiz oranının belirlenmemesi halinde temerrüt faizi olarak akdi faiz oranının uygulanması gerektiğinden söz edildiği, mahkemenin işbu raporu esas alarak karar vermesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir durum bulunmadığı, yine kat tarihi itibariyle müeccel alacaklar da muaccel hale geldiğinden, temerrüdün kat ihtarında belirtilen atıfet süresinin geçmesinden sonra gerçekleşeceği, bu sebeple davacının vade tarihi itibariyle temerrüdün oluştuğu şeklindeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kaldı ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt tarihi olarak alacaklı lehine kat tarihinin esas alındığı, istinaf edenin sıfatına göre bu husunun kaldırma sebebi yapılmadığı, davalılardan ...'nun müteselsil kefil olup, kefalet limitinin 50.000,00 TL olması sebebiyle bu borçlu yönünden kurulan hükümde asıl borcun 50.000,00 TL olarak kabul edilmesinde de usul ve yasaya aykırı herhangi bir hususun bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın bu yönlere ilişen istinaf başvurusunda haksız olduğu değerlendirilmiş ve istinaf başvurusu reddedilmiştir.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davacı (temlik alan) vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı (temlik alan) vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, <br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin  544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"feabfdd6a89bd5e5","SID":"713985c97ecfeebd"}}