{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/1164 <br>KARAR NO: 2025/332<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/02/2020<br>NUMARASI: 2015/805 Esas, 2020/97 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 10/04/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı ile 22.11.2013 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca davalının ... Şantiyesi'nde ... Marka metal asma tavan malzeme satışı ve montaj işçiliği yaptığını ve bu kapsamda müvekkili tarafından teslim edilen malzemelere ilişkin olarak 04.03.2015 tarihli, 156.309,75 TL tutarındaki 161947 seri numaralı faturanın düzenlendiğini belirterek, bu fatura ile ilgili olarak Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının bu takibe itiraz ettiğini ve itiraz nedeniyle takibin durduğunu, davalı şirketin faturaya konu malzemeleri teslim almış olmasına rağmen bedelini ödemediğini, bu sebeple davalı şirketin itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, fatura konusu malların davalı şirketin şantiyesinde bulunduğunun İstanbul 2. ATM'nin 2015/582 D. İş sayılı dosyasıyla tespit edildiğini, 22.11.2013 tarihli sözleşmeye dayanan 156.309,75 TL tutarındaki faturaya ilişkin olarak davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptal edilmesini ve borçludan bu miktarın faizi ile birlikte tahsil edilmesi ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, dava konusu 04.03.2015 tarihli fatura içeriği olan malzeme bedelinin davacıya ödendiğini, fatura içeriğinin müvekkili ile davacı firma arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklandığını, davacının müvekkilinin alt yüklenicisi olduğunu ve sözleşmede belirtilen ödeme şartları gereği malzemenin %25'lik kısmının 41.125 EUR olarak nakit ödendiğini, geri kalan %75'lik kısmının 123.375 EUR olarak ödendiğini, ayrıca malzemenin montajı için 34.000 TL işçilik bedellerinin de yer aldığını, toplamda müvekkilinin davacıya 164.500 EUR malzeme bedelinin ve diğer ödeme kalemlerinin ödendiğini, şantiyedeki çeşitli işler için toplamda 750.027,18 TL ve 1132,06 EUR ödeme yapıldığını, müvekkilinin davacıya 215.214 TL fazla ödeme yaptığını ve bu fazla ödemenin davacının yapmadığı işler nedeniyle yapıldığını, işlerin zamanında yetişmesi için müvekkilinin ek çalışmalar yaparak ödeme yaptığını, davacının son hakkedişte eksik, ayıplı ve kusurlu işlerin bedelini alması gerekirken, müvekkilinin borçlu değil alacaklı konumda olduğunu, ayrıca asma tavan sözleşmesi kapsamında yapılan 34.000 TL’lik işçilik ve montaj ödemesinin de fazla ödeme içinde yer aldığını belirterek, davacının haksız ve kötü niyetle dava açtığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; davacı tarafından takibe konu edilen 04.03.2015 tarihli, 156.309,75 TL tutarındaki faturanın yalnızca davacının ticari defterlerine kaydedildiği, ancak davalı tarafça kayıt altına alınmadığı ve bu nedenle hizmetin yerine getirildiğinin ispat yükünün davacıya ait olduğu, dosya kapsamındaki 22.11.2013 tarihli sözleşmeye dayalı işin ise davalı tarafından yerine getirildiği ve yapılan ödemelerin defter incelemesi ile bilirkişi raporları doğrultusunda sabit olduğu, dolayısıyla takibe konu alacak miktarının daha önce davalı tarafından ödendiği ve iş bedelinin tamamen ifa edilmiş olması nedeniyle davacının alacak talebinin geçerli olmadığı anlaşılmış; bu nedenle davacının alacak talebinin reddine karar verilmiş, ayrıca İcra ve İflas Kanunu’nun 67/II. maddesi uyarınca, takipte haksız ve kötü niyetli olduğu ileri sürülen davacıdan davalı lehine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş ise de, davacının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden bu talebin de reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafça, sözleşme dışı işler karşılığında düzenlenen ve her iki tarafın da ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı için ihtilaf bulunmayan faturalar karşılığında 286.226,40 TL, 22.11.2013 tarihli sözleşmeye istinaden düzenlenen 20.03.2014 tarihli fatura karşılığında ise 466.997,40 TL olmak üzere toplamda 753.228,81 TL ödeme yapıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığını, sözleşme ve sözleşme dışı işlere ilişkin olarak ise 153.108,12 TL tutarında alacaklarının bulunduğunu, davalı tarafından yapılan ödemelerin sözleşme dışı işler bakımından da incelemeye dahil edilmesi nedeniyle davanın içinden çıkılamaz hale getirildiğini, davalı tarafın %18 KDV bedeli ile 34.000 TL işçilik bedelini ödemediğini, sözleşme uyarınca davalının yalnızca 20.03.2014 tarihli faturaya karşılık ödeme yaptığını, sözleşme dışı işlere ve düzenlenen faturalara yönelik herhangi bir itirazın bulunmadığını, 13.04.2017 tarihli ek bilirkişi raporunda davacı tarafın alacaklı olduğunun tespit edildiğini, 15.09.2017 tarihli ikinci ek raporda da sözleşme bedeline ilişkin iki fatura değerlendirilerek yine alacaklı olduklarının ortaya konulduğunu, ancak son alınan raporda sözleşme kapsamındaki işler ile sözleşme dışı işlerin bağımsız şekilde değerlendirilemediğini ve hatalı tespitler yapıldığını, ayrıca sözleşmede belirlenen bedelin KDV hariç olmasına rağmen mahkemece sözleşme bedelinin yanlış yazıldığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davadaki uyuşmazlık, takip dayanağı faturada yer alan işlerin yapılıp yapılmadığına ilişkindir.Taraflar arasında, takip konusu faturaya ilişkin işlere dair incelemenin fatura esas alınarak yapılmış olması doğru bulunmuştur. Her ne kadar davacı yüklenici, sözleşme dışı bazı işlerin de yapıldığını ve defter kayıtlarında görülen bazı ödemelerin bu işlere ilişkin olduğunu belirterek alacak talebinde bulunmuş ise de, bu iddialarını ayrıca kesin delillerle ispatlayamamıştır.Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek, yasal düzenlemelere uygun ve isabetli bir karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/02/2020 tarih ve 2015/805 Esas, 2020/97 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40  TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"60684718e43f7b70","SID":"d5462bb5aa74bfc8"}}