{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1542 <br>KARAR NO:2025/420<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:08/06/2022<br>NUMARASI:2019/441 E. - 2022/461 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle;müvekkili ... ve davalı ... ... arasındaki tanışıklığın müvekkilinin vefat eden ablasının (...) dini nikahlı eşi olmasına dayandığını,  2013 yılında ablası ...'ın kardeşini arayarak eşinin kendisine “...” tarzında bir iş yeri açacağını, kendisine 30.000,00 TL yardımda bulunup bulunamayacağını sorup destek istediğini, müvekkilinin de yardım edebilmek için ablası için kredi başvurusunda bulunduğunu, ancak kredi talebinin başka kredi kaydının olması nedeniyle bankaca reddedildiğini, müvekkilinin bu durumu vefat eden ablasına izah ettiğini, daha sonra ablası ...'ın kendisinin kredi borcu olması nedeniyle kendi adına iş yeri kurmasının sakıncalı olabileceğinden bahsederek iş yerini müvekkilinin üzerine kurulmasını kendisine teklif ettiğini, müvekkilinin ise ablasının resmi nikâhlı olmayan eşi ile daha o zamandan beri arasının iyi olmaması ve kendisine güvenmemesi nedeniyle bu teklifi kabul etmediğini, ancak ablasının ısrarı üzerine ve ablasına destek olabilmek için istemeyerek de olsa teklifi kabul edip kendi işinden istifa ettiğini, ablasının “Güzellik Merkezi’ni kuracağı dükkana gittikleri gün davalı ... ... ile karşılaştığını, davalının eşine hitaben “benim ... ile biraz işim var” deyip müvekkilini alıp Laleli’de bulunan iş yerine götürdüğünü, masasında bulunan senedi müvekkiline uzatarak imzalamasını istediğini, müvekkilinin ise bu senedin dayanağını sorduğunu ve imzalamak istemediğini ifade ettiğini, davalının ise müvekkiline “ben babama bile güvenmem, sana mı güveneceğim” dediğini, müvekkilinin de karşı çıkıp “bu iş yerini ben değil ablam, yani senin dini nikahlı eşin işletecek” dediğini, davalının ise müvekkilinin ısrarlı karşı çıkışlarına dayanamayıp çekmecesinde bulunan silahı çıkartıp müvekkiline senedi zorla imzalattığı, elinde bulunan 01.09.2015 tarih ve 80.000 TL bedelli senedi ... sayılı dosyası üzerinden icra takibine koyduğunu, söz konusu takibe karşı müvekkilince 02.07.2018 tarihinde İstanbul 22.İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/508 esas sayılı dava dosyası üzerinden itiraz edildiğini, aynı zamanda müvekkilinin cebir ve şiddetle zorla senet imzalatma (yağma) suçundan ötürü davalı hakkında TCK.nun 148/2 maddesi bağlamında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkili ile davalı arasında hiçbir ticari ilişki, borç yahut alacak ilişkisi olmadığını, müvekkili ile arasında bir borç ilişkisinin varlığını iddia eden davalının bu ilişkiyi ispatlamak zorunda olduğunu, zira davalının müvekkilinin ne banka hesabında ne de kendisine elden para verildiğine dair en küçük bir kanıtı dahi bulunmadığını belirterek, müvekkilinin söz konusu senedin borçlusu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olmasından dolayı %40 kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; davacı tarafça ... sayılı icra takip dosyasına istinaden \"Menfi Tespit Davası\" ikame edildiğini, davacı tarafın bu dava ile şaşkınlıkla karşılaştıkları bir kurgulama faaliyeti içerisine girdiğini ve ailesinin diğer üyelerinde de olduğu gibi ne denli kötü niyetli olduğunu açığa çıkardığını, huzurdaki davaya konu borcun taraflarınca ... sayılı dosyasına konu edilen 10/01/2013 düzenleme tarihli, 01/09/2015 vade tarihli, 80.000,00 TL bedelli bonoya ilişkin olduğunu, bahsi geçen bononun taraflarınca 27/06/2018 tarihinde ... sayılı takip dosyası ile icra takibine konu edildiğini, ödeme emrinin 28/06/2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, sonraki süreçte davacı ...'ın 02/07/2018 tarihinde İstanbul 22.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/508 esas sayılı ile dosyası ile imzaya itiraz ettiğini, bunun üzerine adı geçen davaya taraf olunarak cevap verildiğini, bahsi geçen davanın halen derdest olduğunu,  davaya konu edilen borcun bahsi edilen güzellik merkezinin açılışı ile bir ilgisi bulunmadığını, davaya konu ve ... sayılı dosyasına dayanak gösterilen bononun 2013 yılının başında bizzat davacı borçlu tarafından babası, ablası ve davalı müvekkilinin huzurunda düzenlendiğini, imzalandığını ve yine bizzat kendisi tarafından davalı müvekkiline teslim edildiğini, davanın tarafları arasındaki ilişkinin doğrudan bir ticari ilişkin olmayıp bir borç para verme ilişkisinden ibaret olduğunu, bunun yanında müvekkilin davacı/borçlunun ablası ile imam nikahlı olarak birlikte yaşaması, ablası ile olan ilişkisinden müşterek bir çocuklarının bulunması, müvekkilin ablası ile ortak kullandıkları bir evde yaşıyor olmaları ve hatta davacı borçlunun da müvekkili ve ablasının evinde aylarca misafir olarak kaldığı düşünüldüğünde müvekkilinin davacı borçluya davaya konu meblağı borç olarak vermesinin hayatın olağan akışına da uygun bir durum olduğunu belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davacının açmış olduğu bu davada haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle takdiri mahkemeye ait olmamak üzere %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı/borçlu tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....Davanın reddine, davacı tarafın tazminat talebinin reddine, davalı ve davacı tarafın tazminat talebinin reddine,\" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacı müvekkili ...'ın ablası ...’a destek olabilmek amacıyla Güzellik Merkezi için tutacakları dükkana gittiklerini, o gün davacının kardeşinin resmi nikahlı olmayan eşi ... ...’yla karşılaştığını ve davalının isteği üzerine ... ...’nun ...’de bulunan işyerine gittiklerini,Davalı tarafın çekmecesinde bulunan silahı çıkartarak davacı müvekkili ...’a silah zoruyla söz konusu senedi imzalattığını, olayı ablasına anlattığını ve ...'ın, davalı ...'e çıkışarak tehdit ve zorbalıkla imzalattığı bu senedi ortadan kaldırmasını istediğini, Davalının ise senedi imha ettiğini söyleyerek eşi ...’ı kandırdığını, 15.05.2018 tarihinde davacı müvekkilinin ablasının vefat ettiğini, davalının senet bedelinin tahsili için kendilerini tehdit ettiğini ve koruma kararı aldırdıklarını, Davalı ... ... tarafından davacı müvekkili ve ailesini zora sokmak amacıyla 01.09.2015 tarih ve 80.000 TL bedelli senede istinaden ... Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, senedin tehdit ile imzalatıldığını,  davada dinletilen tanık ...’nun ifadeleri asıl gerçekleri yansıtan dava konusu uyuşmazlığı çözüme kavuşturacak yeterlilikte iken Sayın Mahkeme tarafından verilen bu kararda bahsi edilen tanık ifadelerinin göz ardı edildiğini, tanık ...'ın ablası ... ve abisi ...’ın davalı taraf ile o dönem yaşadığı sıkıntılara birebir şahitlik ettiğini, yaşanan olayları tüm açıklığıyla anlattığını,-2018 yılında vefat eden ...’ın ölümüne kadar söz konusu senede ilişkin herhangi bir icra takibi başlatılmadığını, ...’ın ölümüne kadar bu senedin varlığı dahi davacı müvekkili tarafından bilinmediğini, yırtıp atılarak ortadan kaldırıldığına inandırıldığını,-Mahkemece davalının sanık olarak yer aldığı Malatya 8. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/683 E. - 2020/552 K. Sayılı “Tehdit, Sesli Yazılı veya Görüntülü bir ileti ile Hakaret” suçundan dolayı yapılan yargılamanın işbu dava konusu senetle ilgili olmaması nedeniyle ilgili ceza dosyalarının mahkemenin dosyasını etkileyecek nitelikte olmadığı kanaatine varılmışsa da anılan ceza dosyasında davalı ... ...’nun kendi çıkarları için bu tür eylemlere başvurduğu gerçeği gözler önüne serildiğini, kendisinin bu tehdit ve hakaretlerde bulunmasının başlıca sebebinin dava konusu senetteki borcun ödenmesine yönelik olduğunu, müvekkilinin tehdit saltında söz konusu senedi imzaladığının açık olup, tanık beyanları ile sabit olması nedeniyle kararın kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı/Borçlu taraf davaya konu taleplerine dayanak olarak ileri sürdüğü kurguda bir güzellik merkezinin açılışından söz etmekte ve davaya konu alacağın bu güzellik merkezi ile ilgili olduğu algısını yaratmaya çalışmaktaysa da davaya konu edilen borcun bahsi geçen güzellik merkezinin açılışı ile bir ilgisi bulunmadığını, Davacı/borçlunun ablası ...'ın, müvekkilinden kendisine bir iş kurmasını istediğini; bu kapsamda Bakırköy'de bulunan ve devren satılık olan ... Merkezi müvekkil tarafından 70.000 TL karşılığında satın alınmış ve vergi kaydı da ...'ın çeşitli bankalara icra takibine konu edilmiş borçları olduğundan kız kardeşi olan .... adına yapıldığını,  ...'ın babası ve kardeşi olan davacı/borçlu olan ...'ın da  müvekkilinden ''iş kurmak gerekçesiyle'' borç para talebinde bulunduklarını, bu dönemde davalı müvekkilinin, çocuğunun annesi olan ...'ın da ısrarlı talepleri doğrultusunda davacı/borçluya yaklaşık 2 ay ara ile 50.000,00 TL ve 30.000,00 TL olmak üzere toplamda 80.000,00 TL'yi nakit olarak borç verdiğini ve toplam borcun yazılı olarak belirlenmesini teminen ileri tarihli bir senet imzalanması talebinde bulunduğunu, bu talebinin de davacı tarafından kabul edildiğini ve senedin bizzat davacı/borçlu tarafından babası, ablası ve müvekkilinin huzurunda düzenlenip teslim edildiğini, ... gibi gerek turist gerekse esnafların bol olduğu kalabalık bir mevkide bulunan işyerinde müvekkilinin yalnızca bir silah göstermiş olmasının davacıyı korkutabilecek nitelikte de olmadığını, zorlamada olmadığını, müvekkilinin hem kanser hastası olan eşini üzmemek hem de aralarındaki akrabalık bağına istinaden borç konusunu gün yüzüne çıkarmak istemediğini  ancak ...'ın hastalığının ilerlediği dönemde davacı ve ailesi tarafından müvekkiline cephe alınmaya başlandığını, ...'ın olası ölümü neticesinde artık maddi menfaat temin edemeyeceklerini anladıklarından müvekkiline birçok maddi menfaat talepli dava açtıklarını, koruma kararı talebinin tarihi 09.07.2018 iken müvekkilinin icra takibi başlattığı tarihin 26.06.2018 olduğunu, icra takibine girişilmesinden ve davacı/borçluya ödeme emrinin tebliğinden sonra gerçekleştiğini, koruma kararının verilmesi için çok somut delillere de ihtiyaç duyulmadığını, söz konusu koruma kararının alınmış olmasının, gerçek anlamda bir tehdidin söz konusu olduğu anlamına gelmediğini,  davacı tarafça dinletilen tanık ...'nun (davacının kız kardeşi) senet imzalanırken davacı ve müvekkilinin yanlarında bulunmadığı gibi davacı ile kardeş olmaları da taraflı şekilde ifade vermiş olabileceğini düşündürdüğünden, ...'nun duyuma dayalı ifadesine itibar edilmemesinin yerinde olduğunu,  senedin imzalandığı yıllarda davacı tarafından hiçbir şikayette bulunulmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nda bahsi geçen \"İkrah\" iddiasının ileri sürülebilmesi için 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini Davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Bonoya dayalı menfi tespit davasında; davacı tarafça bononun tehdit ve korkutma yoluyla iradesi sakatlanarak imzalatıldığı, senedin bedelsiz olduğu ileri sürülerek borçlu bulunmadığının tespiti talebinde bulunulduğu,ilk derece mahkemesince davanın ispatlanamadığından bahisle reddine, davalı vekilinin tazminat talebinin reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. ... takip sayılı dosyası kapsamından;   borçlusu ..., lehtarı ... ...  olan 80.000,00.-TL bedelli, 10.01.2013 tanzim tarihli,  01.09.2015 ödeme  tarihli bonoya dayanılarak, davalı ... ...  tarafından \"kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla\" toplam 100.538,08.-TL tutarındaki alacağın tahsili talebiyle kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatılmıştır.Davacı taraf irade bozukluğu kapsamında, davalının  cebir ve şiddet kullanarak zorla senet imzalattığı iddiasına ilişkin olarak tanık dinlettiği anlaşılmaktadır.Talimatla dinlenen davacı tanığı ...'ın beyanında: Davacının kendisinin öz abisi, davalının da vefat eden ablasının dini nikahlı eşi olduğu, İstanbul'da ikamet adan ablasının devren satılık bir güzellik merkezini satın almak istediği, ancak kendi adına banka kredileri olduğu için devir alacağı güzellik merkezini davacı abim adına almak istediği, davacı abisinin önce kabul etmediğini ancak vefat eden ablasının ısrarı üzerine dükkanın kendi adına yapılmasını kabul ettiğini, ablasının dini nikahlı eşi olan davalı ... ...'nun iş yerinin davacı abim adına yapılmadan önce kendisi sağlama almak maksadıyla abime senet imzatmak istediğini, ancak davacı abisinin işyeri gerçekte kendi adına olmayacağı için senet imzalamak istemediğini, davalının silah çekerek zorla  davacı abime senet imzalattığını,  silah çektiğini, zorla senet imzalattığını kendisinin bizzat görmediğini, ancak davacı abisinin anlattığını, kavga çıktığını, sonuç olarak davacı abisinin iş yerini resmi olarak üzerine almadığını ablasının ısrarı üzerine işyerini kendisinin üzerine aldığını, davalının kendisine de senet imzalatmak istediğini ancak kabul etmediğini ve senet imzalamadığını, 2013 yılında bu iş yerini  üzerime yaptıklarını, yaklaşık 3 yıl kadar kendisi üzerimde olan bu iş yerini 2016 yılında davalıya devir ettiğini, tarafların kavgasından sonra davalı davacı abime silah zoru ile imzalattığı senedi yırtıp attığını söylediğini, ancak yırtıp atmadığını, kötü niyetli olarak ablası vefat ettikten  sonra davacı abisi hakkında icra takibi başlattığını, davacı abisinin davalıya kesinlikle herhangi bir borcu bulunmadığını, ayrıca senedi yırttığını kendisinin bizzat davalının kendisinden duyduğunu söylemiştir.Duruşmada dinlenen davacı tanığı ...'ın ifadesinde; davacının oğlu, davalının ise kızının resmi nikahsız eşi olduğunu, kızının işyeri açmak istediğini ancak işyerinin kardeşi... adına olmasını istediğini, oğlunun bunu istemediğini, kızı adına güzellik merkezi açıldığını, parasını davalı ... ...'nun verdiğini, karşılığında davacı ...'in senet imzalamasını istediğini, kızının çocuğuna baktığı için kızı ve davalı ile aynı evde yaşadığını, davalının gece evde kalmadığını, davalı ile oğlunun, davalının işyerine gittiğini, orda oğluna senet imzalattığını, araba ile dönerken oğluna ablası ile ilgili birkaç söz söylemesi üzerine oğlunun sindiremediğini, bunun üzerine davalının ...'i arayarak senedi imha etmesini söylediğini, ...'in de kızını yanında tutmak için senedi yırtıp attığını söylediğini, eve gelince ...'in kızına, kardeşine senet imzalattım dediğini, kızının ölmeden önce kızına sesli mesaj atarak \" ben sana bir hafta öncede söylemiştim, bir şeyi unutma dediğini\" ses kaydının devamının da bulunduğunu söylemiştir.Davacı tanığı ...'ın da ifadesinde, davacının babası olduğunu beyan ederek, ... ile benzer yönde ifade verdiği, davalının 80.000 TL bedelli senedi silah çıkarıp tehditle davacıya imzalattığını, davacının da ablasına işyerini işletmek istemediğini söylediğini, davalının senedi yırtıp attığını, kızı vefat ettikten sonra davalının davacıyı tehdite başladığını, davacı oğlunun üç ay süre ile koruma kararı çıkarttığını söylemiştir. Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan sorulduğunda; \" Senet zorla imzalatıldığını, kendisinin orda olmadığını, ...'in akşam eve gelip kızına tehdit ederek zorla kardeşine senet imzalattım dediğini\" söylemiştir.Duruşmada dinlenen davalı tanığı ...'ın ifadesinde; davalı ...'in davacının kız kardeşi ile evli olduğunu, her türlü masrafını davacının karşıladığını, bono ile ilgili bilgisinin bulunmadığını ancak ...'i ve ailesini çok iyi tanıdığını, ... hanımın annesi ...'ın şizofreni hastası olduğunu, sürekli polis çağırıp ...'in kendisini darp ettiğini söylediğini, davacı ve ailesi tarafından ...'e sürekli davalar açıldığını, ...'ın sağlığında tüm masraflarını ... karşıladığı ancak vefat edince karşılanmayınca bu yola başvurduklarını, ... ile ... 'in ortak hesaplarında 400.000 TL para olduğunu, . vefat edince...'ın paraya el koyarak ... Beye hiç para vermediğini\" söylemiştir.Talimatla dinlenen davalı tanığı  ... beyanında; davacının kendisinin yeğeni olduğunu, davalının ise ağabeyinin eniştesi olduğunu, davalının davacıda alacağı bulunduğunu, dava konusu senedin ... tarafından benim yanımda doldurulup elden davalıya verildiğini, senet bedelinin 80.000,00 TL olduğunu hatırladığını, senedin bir kısmının verilen borç paraya karşılık bir kısmı ise davalı tarafından davacıya alınan malzeme karşılığı olarak verildiğini, taraflar arasındaki alacak verecek ilişkisinin bu şekilde olduğunu bildiğini söylemiştir.Davalı alacaklı tarafça, davacı borçlu aleyhine, 10/01/2013 tanzim, 01/09/2015 vade tarihli 80.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak ... sayılı dosyasında, 26/06/2018 tarihinde, kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.Davacının senet borçlusu olduğu, senedin zorla ve tehdit ile imzalatıldığını ileri sürdüğü, davacının şikayeti üzerine, davalı hakkında Malatya 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/683 Esas sayılı dosyasında, Tehdit, Sesli ve Görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan ceza davası açılmışsa da, mahkemenin aynı olay nedeniyle Büyükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/493 Esas-2020/123 Karar sayılı dosyasında dava açıldığından bahisle CMK 223/7 maddesi gereğince davanın reddine karar verdiği anlaşılmıştır. Büyükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/493 Esas-2020/123 Karar sayılı dosyasında, davalı hakkında Tehdit, Sesli ve Görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan açılan ceza davasında ...'ın müşteki olduğu, müşteki sanık ... ve müşteki sanık ... ... hakkında ceza davası açıldığı, ... ve ... hakkında hakaret suçunun karşılıklı gerçekleştiğinden bahisle ceza verilmesine yer olmadığına, sanık ... ve ... hakkında tehdit suçunda mahkumiyetlerine Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, karar verildiği, taraf ve tanık ifadelerinden, ceza davasına konu olayların davacının kardeşi, davalının nikahsız eşi olan ...'ın vefatı nedeniyle, davalı ile müşterek hesaplarında bulunduğu ileri sürülen para  ile ilgili olduğu anlaşılmıştır.Davacı ... tarafından davaya konu senedin tehdit ve baskı ile alındığı daha sonra yırtıp atıldığı söylenmesine rağmen imha edilmediğinin anlaşıldığı ileri sürülmüşse de, dosya kapsamında bulunan gerek ceza mahkemesi dosya kapsamı, ifadeler, gerekse tanık ifadelerinden, bu hususun ispat edilemediğinin anlaşıldığı, mahkemece dinlenen davacı tanıklarının, davacının annesi, babası ve kardeşi olduğu,  bu tanıkların görgüye dayalı bir beyanlarının bulunmadığı gibi davalı ile husumetli oldukları, ifadelerinin tek başına hükme esas alınamayacağı, başka delillerle de desteklenmediği anlaşılmıştır. Davacı tarafça kız kardeşinin açacağı işyerinin davacı adına olmasını istemesi nedeniyle davalının kendisine zorla senet imzalattığını ileri sürdüğü, davalı tarafın ise davacıya ödediği paralar nedeniyle senedin düzenlendiğinin savunulduğu, senet üzerinde nakden bedel kaydı bulunması nedeniyle, ispat yükünün davacıda olduğuna dair mahkeme tespitinin yerinde olduğu, davacının irade fesadı iddiasını ispatlayamadığı gibi, HMK 200. Madde gereğince senedin bedelsiz olduğunun da yazılı belge ile ispatlanamadığı , davanın reddi kararının usul  ve yasaya uygun olduğu kanaatiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2022 tarih ve 2019/441 E., 2022/461 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın  davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1.maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8fe0c911320738f1","SID":"4a4be8c0501c8ced"}}