{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1844 <br>KARAR NO: 2025/386<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/02/2021<br>NUMARASI: 2016/901 Esas -  2021/205 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Ltd. Şti.'nin ... bank A.Ş Pendik Şubesinden kullandığı kredilere davacı, davalı ve dava dışı iki kişinin kefil olduğunu, davacının kredi borcunu bankaya ödediğini, ödenen kredi borcunun 1/4 den davalının sorumlu olduğunu beyan ile itirazın iptalini ve %20 icra inkâr tazminatı talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  bankanın kredi borçlusuna kat ihtarının olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, kredi borçlusuna olan borcundan kurtulmak amacı ile ödemleri sadece planlı şekilde kendi adına yaptığını, bankanın haklarını ele geçirmek amaçlı hareket ettiğini, davacı şirket ile kredi borçlusu şirket ve diğer borçlular arasında organik bağ olduğunu, işlemin muvazaalı olması nedeni ile davanın reddini ve %20 haksız icra tazminatı talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...TBK madde 587 hükmüne göre; Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur. Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, bir kefil, kendisiyle birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bir kefil, bu hakkı, diğer kefillerin kendi paylarını ödemiş veya ayni güvence sağlamış olmaları durumunda da kullanabilir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Bu hak, borçluya rücudan önce de kullanılabilir. Bu kapsamda, davacının dava dışı ...San ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin 15.000.000 TL borcuna müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğu, davacının müteselsil kefil sıfatıyla kendine düşen borçtan fazlası için diğer kefillere rücu edebileceği, davacının kredi borcunun 505.521 TL'sini kredi alacaklısı ...'a ödediği,  08.01.2010 tarihli kredi borcuna kefil olan dört kişi bulunduğu, buna göre davalının kredi borcundan sorumluluğu kredi borcunun 1/4'ü olduğu, toplam kredi borcunun 15.000.000,000 TL olması karşısında, bu meblağın 1/4'nün 3.750.000 TL olduğu, davacının  ödediği borcun ise henüz 505.521 TL olduğu, davacı nın sorumlu olduğu miktardan  fazlasının ödeme durumunun söz konusu olmadığı anlaşılmakla, bu durumda davacının diğer kefil olan davalıya rücu edemeyeceğinden davanın reddine,\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davalı borçlu ...'in kredi sözleşmesinde imzası bulunan 4 müteselsil kefilden biri olduğunu, kefiller arasında da teselsül söz konusu olduğunu, bu sebeple bankaya yapılan ödemenin 1/4 'i kendisine rücu edilerek İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, 126.380,30 TL asıl alacak ve 9.590,47 TL işlemiş faizi ile birlikte takip tutarının 135.970,77 TL olduğunu, davalı borçlu vekilinin borca itirazı ile takibin durdurulduğunu, işbu itirazın hukuka ve kanun aykırı olduğundan itirazın iptali ile kötü niyet tazminatı olarak %20 tazminat talep edildiğini, ancak yerel mahkeme tarafından işbu taleplerinin reddedildiğini, bilirkişi raporları doğrultusunda da haklılığın sabit olduğunu, bilirkişi raporunda davacının ticari faaliyetlerinin etkilenmemesi adına müteselsil olduğu kredi sözleşmesini ödemek zorunda kaldığını, davalının da kredi sözleşmesinde kefil olması nedeniyle aynı oranda borcu bulunduğundan rücu yetkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini,  ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, icra takibinin devamı ile davalı borçlunun %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; müteselsil kefiller arasında kredi borcunun ödenmesi nedeniyle rücu kapsamında yapılan ilamsız icra takibine vaki  itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık temelde; davacının davalıya rücu etme koşullarının oluşup oluşmadığı bu bağlamda icra takibindeki alacağın mevcut olup olmadığı noktalarındadır. Davanın taraflarının dava dışı ... San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve bu şirketin dava dışı ... Bankasından kullandığı kredi sözleşmelerine  müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayarak sorumluluk altına girdikleri anlaşılmaktadır. Dava dışı borçlu firma ile alacaklı banka arasındaki sözleşmeler ve borçlunun kullandığı kredi miktarları ile davacının yaptığı ödemelere ilişkin belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Dosyaya kazandırılan 11/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda dava dışı şirketin kullandığı 4 adet toplam limiti 30.000.000 TL ve 14.500.000 USD bedelli Kredi sözleşmelerinde tarafların müşterek borçlu ve müteselsil kefil oldukları belirlenmiştir. Yine bu raporda davacının ödemesine dayanak yaptığı dekontlara göre ödemelerin dava dışı alacaklı ... Bankasına değil, borçlu ... şirketinin halk bankasındaki hesabına yapıldığı, bir kısım dekontlarda kefil sıfatının bulunduğu, bir kısım dekontlarda böyle bir  açıklamanın bulunmadığı, takibe dayanak  dekontlarla yapılan ödemelerin asıl borçlunun borcuna mahsuben dava dışı banka tarafından ödemenin  yapıldığı hesaptan alınıp alınmadığı hususunun aydınlatılması gerektiği belirlenmiştir. ... bankası tarafından gönderilen 29/11/2017 tarihli  yazı cevabında dava dışı borçlu şirketin borçlarının ödenmesi konusunda davacı kefil ve dava dışı bir kısım kefiller arasında protokol yapıldığı belirtilmiştir. 6098 sayılı TBK' nın 587.maddesine göre: \"Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur. Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, bir kefil, kendisiyle birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bir kefil, bu hakkı, diğer kefillerin kendi paylarını ödemiş veya ayni güvence sağlamış olmaları durumunda da kullanabilir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Bu hak, borçluya rücudan önce de kullanılabilir. Alacaklı, kefilin aynı alacak için başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını varsayarak kefalet ettiğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu varsayımın sonradan gerçekleşmemesi veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilmesi durumunda kefil, kefalet borcundan kurtulur. Birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, kefalet borcunun tamamından sorumlu olur. Ancak, borcu ödeyen kefil aksine anlaşma olmadıkça, diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahiptir.\" düzenlemesini içermektedir. Aynı yasanın Müteselsil borçlulukta iç ilişkideki paylaşımı düzenleyen  167. Maddesi \"Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler. \" düzenlemesi içermektedir.Bu düzenlemeler karşısında bir kefilin diğer kefillere rücu hakkının doğabilmesi için aksine taraflar arasında anlaşma yok ise öncelikle kendi payından fazlasını ödemiş olması gerekir. Ancak borcun tamamının ödenmesi şart değildir. Kendi payından fazlasını ödemiş olması fazla ödediği kısım için rücu hakkının kullanılması için yeterlidir. (Prf.Dr. Kemal Oğuzman, Prf.Dr. M.Turgut Öz, Borçlar hukuku genel hükümler 15. Baskı  cilt 2 sayfa 491 ve devamı )  Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece öncelikle davacının icra takibine konu ettiği ödemelerin ait olduğu kredi sözleşmelerinden kaynaklanan toplam borç tespit edilmeli, bilahare tespit edilen toplam borçtan davacının takip tarihi itibari ile ne miktar ödediği belirlenmeli, payına düşen miktardan fazla ödemesi var ise rücu imkanının bulunduğu, eğer payına düşen miktardan daha az ödemesi varsa rücu imkanının bulunmadığı gözönüne alınarak hüküm kurulması gerekmektedir. Ayrıca bilirkişi raporunda belirlenen davacının ödemesine dayanak yaptığı dekontlara göre ödemelerin dava dışı alacaklı ... Bankasına değil, borçlu ... şirketinin halk bankasındaki hesabına yapıldığı, bir kısım dekontlarda kefil sıfatının bulunduğu, bir kısım dekontlarda böyle bir  açıklamanın bulunmadığı, takibe dayanak  dekontlarla yapılan ödemelerin asıl borçlunun borcuna mahsuben dava dışı banka tarafından ödemenin  yapıldığı hesaptan alınıp alınmadığı hususunun aydınlatılarak ve bu hususlar üzerinde durularak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e57c589f09281675","SID":"e1a1ee4bb8abace6"}}