{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/565 <br>KARAR NO: 2025/544<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 25/03/2025<br>NUMARASI: 2023/874 Esas <br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)|Menfi Tespit (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/04/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekilince  25/03/2025 tarihli duruşmada ihtiyati tedbir istemini yenilemesi üzerine mahkemece ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Bu itibarla mahkemece asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesine hukuken imkan bulunmadığı, 26/12/2024 tarihinde istinaf kararının da bu yönde kesinleştiği dosyada durumu değiştirecek bir durum oluşmadığından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden istemde HMK 389 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden ihtiyati tedbir isteminin bu aşamada reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davada ihtiyati tedbir için tüm koşulların gerçekleştiğini, davacı ...'in davalı ... tarafından gerçekleştirilen usulsüz hacizler sebebiyle haciz baskısı altında olduğunu, somut olayda  ciddi bir zararın doğmasının söz konusu olduğunu, uyuşmazlık konusu olayda karşı tarafın “kötü niyetli” eylem ve işlemleri olduğunu, davalı tarafın haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli eylem ve işlemleri neticesinde davacının mağdur olduğunu, hukuken olmayan bir alacağa ilişkin  davacının zarara uğradığını, davacının daha fazla mağdur olmaması amacıyla açık yasa hükmü, hukuk ve hakkaniyet kuralları uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, istinaf konusu ara kararın kaldırılarak, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 72/III bendi uyarınca davacının alacak miktarını yatırmak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini talep ettiğini, Beşiktaş ...Noterliği’nin 07 Mayıs 2012 tarih ve ... yevmiye numaralı “Alacak Temlik Sözleşmesi” ile davalıların temliken alacaklısı bulunduğu dosyalarının tümüne ilişkin; (evvelemirde İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ve diğer dosyalar hakkında) takip ve tahsil işlemlerinin durdurulması da dahil olmak üzere işlem yasağı getirilmesine ve 2004 sayılı Kanun’un 72. Maddesi uyarınca yatırılacak bedelin işbu dava sonuna kadar alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Asıl ve birleşen menfi tespit davalarında talep: İİK'nın 72/3. Maddesi kapsamında icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemidir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. İhtiyati tedbir isteyen asıl dava davacısı; davalı tarafın güvenilir kişi belirlenmesi nedeniyle yapılan bir takım işlemler ile, gerçekte kredi borcunun davalı tarafça ödenmemesine rağmen onların aracılığıyla ödenmesi nedeniyle alacağın temliğinin davalılar adına yapıldığını ve davalı tarafın icra dosyalarında gerçek bir alacağı bulunmadığı iddiasıyla açılan  menfi tespit davasında, icra takiplerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davacının tedbir talebi 07/12/2023 tarihli ara kararı ile değerlendirilerek ihtiyati tedbir istemenin reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine dairemizce 2024/164 E. 2024/312 Karar sayılı ilamı ile istinaf isteminin reddine karar verilmiş, bilahare davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemini yenilemesi üzerine,  İlk derece mahkemesince 27/11/2024 tarihli duruşmada ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, 28/11/2024 tarihinde gerekçeli ara karar oluşturulmuş, karara karşı asıl dava davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine dairemizin  2024/1898 E.  2024/1876 K. Sayılı ilamıyla istinaf isteminin reddine kesin olarak karar verilmiş asıl dava davacı vekilince ihtiyati tedbir talebinin yenilenmesi üzerine ilk derece mahkemesince 25/03/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Davacının dayandığı tüm deliller, 07/12/2023 tarihli ve 28/11/2024 tarihli  ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilen aşamada  dosyada mevcut olup, mahkemece bu hususlar değerlendirilerek ihtiyati tedbir talebi reddedilmiş ve bu kararlara karşı istinaf başvurusu da reddedilmiş olup, ihtiyati tedbirin reddedilmesine ilişkin kararlar bu yönlerden kesinleşmiştir. Dolayısıyla kesinleşen ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara karardan önceki durum ve koşullar hakkında yeniden değerlendirme yapılarak ihtiyati tedbirin koşullarının bulunup bulunmadığı istinaf aşamasında incelenemez. Elbetteki yeni bir hukuki sebebe dayanarak veya Kanunun yeni delil sunulmasına icazet verdiği durumlarda yeni delil ibrazı ile tekrar ihtiyati tedbir  talep edilmesi mümkündür. Ancak dosyaya ihtiyati tedbir koşullarının değiştiğini gösterir yeni bir delil sunulmuş değildir. Bu nedenle, dosyanın bulunduğu aşama ve geçirdiği safahat nazara alındığında şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine dair mahkeme kararında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir isteyen davacı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden asıl davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden asıl davacı ... tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden asıl davacı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 24/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c6620358b7ba9ae5","SID":"8f0b1b2e4b3a9e56"}}