{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/365 <br>KARAR NO: 2025/425<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/09/2020<br>NUMARASI: 2016/605  Esas -  2020/448 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 16/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:    <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili şirketin, davalı kurumun ... A.O.nın işyerlerine kargo işçilik, operatörlük, operasyon destek hizmetlerinin asgari 1022 personel ile alımı işini taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden 54.237.746,16 TL bedel üzerinden yüklendiğini, sözleşme konusu taahhüt işini 01.08.2013 - 31.07.2015 tarihleri arasında ek 2,5 aylık uzatma süresi ile birlikte 23.10.2015 tarihine kadar toplamda 26.5 ay süreyle tam ve eksiksiz bir şekilde yaptığını, sözleşme kapsamında çalıştırılacak personel sayısının 1022 kişi olarak kararlaştırılmış olup, 24+2,5 aylık sözleşme süresinde hiçbir dönem 1022 sayısına ulaşılamadığını, eksik personel istihdamının davalı kurumdan kaynaklandığını, müvekkili şirketin bu eksikliğin giderilmesi talebini içeren dilekçelerini davalı kuruma ilettiğini, ancak herhangi bir cevap alamadıklarını, akabinde 17.12.2015 tarihinde davalı kuruma tekrardan başvurularak hizmete başlanılan tarihten bu güne kadar Ekim 2015 hak ediş dönemi dahil 541.000,00 TL eksik ödeme yapıldığının bildirildiğini ve eksik ödemenin 15 gün içerisinde ödenmesini ihtar ettiklerini, davalı tarafça 24.12.2015 tarihli cevap yazısında \" sözleşmenin 12/1 maddesine istinaden personel eksiliğinin fazla mesai yaptırılmak suretiyle giderildiği, ilgili sözleşmeye istinaden fazla yapılan mesai ile adam-gün tamamlama olarak her ay hazırlanan hak ediş bedeli tarafımıza ödendiği, herhangi bir alacağın söz konusu olmadığı\" bildirilerek ödeme yapılmadığını, ancak 4856 sayışı İş Kanunun “Fazla Çalışma Ücreti” başlıklı 41. Maddesinin 2. Fıkrasında; “Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.” düzenlemesine istinaden haftalık 45 saati aşan çalışmalarda, fazla çalışılan her bir saat için işçiye %150 ücret ödemesi yapılacağını, buna göre ekte yer alan eksik ödenen fazla mesai karşılaştırma tablosundan görüleceği üzere; davalı kurumun müvekkil şirkete ödemiş olduğu fazla mesei ücreti ile müvekkil şirketin işçilere fiilen ödemiş olduğu fazla mesai ücreti arasında, tüm ihale süresi boyunca 541.000,00-TTL tutarında fark bulunduğunu, dava konusu istem; davalı yanın, müvekkil şirkete ödemiş olduğu fazla mesai ücreti ile müvekkil şirketin işçilerine fiilen ödemiş olduğu fazla mesai ücreti arasındaki farktan oluştuğunu, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin haklar saklı kalınmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile; fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutarak 10.000,00-TL olarak açmış olduğu davayı, 530.467,04-TL daha arttırarak 540.467,04-TL olarak ıslah ettiğini, ıslah edilen miktar ve ilk dava dilekçesinde belirtilen miktar toplamının avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 12. maddesinin \"Ödeme Yeri ve Şartları\" başlıklı 3.bendinde şartnamede belirlenen asgari sayıdaki personelin sözleşme süresi boyunca eksiksiz olarak hizmet yerinde bulundurulacağının kararlaştırıldığını, davacı şirketin sözleşmenin koşullarını bilerek ve bu koşullara göre ihaleye teklif vererek ihaleye katıldığını, davacı şirketin sözleşme süresince tam sayıya (1022) ulaşılamadığı iddiasının sözleşmenin 32.9 maddesinde düzenlendiğini, bu durumun hiçbir şekilde sözleşmeye aykırılık oluşturmadığını, davacı şirketin hakediş düzenlemesinin sözleşmeye uygun olarak götürü bedel üzerinden düzenlendiğini, toplam personel sayısına ulaşılamayan aylarda eksik günler kadar yevmiye kesintisi yapıldığını, raporlu, ücretsiz izinli, yıllık izinli ve sair sebepler ile işe gelmeyen personel yerine davacı şirketten sözleşmenin 12.maddesine istinaden yedek personel talep edildiğini, ya da fazla mesai ile eksik personelin hizmetinin tamamlanmasının istenildiğini, tamamlanan güne ait yevmiye ödemesinin de firmaya yapıldığını, müvekkili ortaklığının mezkur fazla mesai ücretlerinin ödenmesi ile ilgili olarak davacı şirkete herhangi akdi yükümlülüğünün ve herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili tarafından davacı tarafa tüm hak edişlerini düzenli ve tam olarak ödendiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" ...Dava dilekçesi ekinde yer alan, davacı tarafın davalıdan personel fazla mesai ödenmesi talepli 18/11/2014 tarihli  ve 17/12/2015 tarihli yazısı, davalının bu yazıya karşı verdiği cevabi yazı içerikleri, yukarıda yapılan değerlendirmede  ortada davalı tarafça personel sayısını değiştirmeye, azaltmaya gerekçe olacak bir durumun olmadığı, buna ilişkin bilgi belge sunulmadığı, 1022 personel sayısı altında bir rakamla personel çalıştırmasının sözleşmenin m. 32.9 hükmüne aykırılık oluşturduğu, sözleşmede belirlenen personel sayısını sağlamayan davalının bu yönden kusurlu olduğu da gözetilerek bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya ilişkin kısımda belirlendiği üzere 24 aylık toplam götürü bedelini 54.237.746,16 TL+ KDV olduğu, ancak faturaların V.U.K 13/b maddesine göre KDV'den muaf olarak tanzim edildiği, 01.08.2013-31.07.2015 tarih aralığında geçen toplam 24 ay için 59.992.697,60 TL ödendiği, uzatılan 2,5 aylık süre ile birlikte toplam 65.967.073,92 TL hakediş bedeli için fatura karşılığı ödeme yapıldığı, bu tutarlara ilave sözleşme süresine isabet eden dini bayramlar için toplam 1.863.865,89 TL ilave bayram ikramiyesi ödemesi yapıldığı, anlaşılmakla, davacı yüklenici firmanın çalışan işçilerine fazla mesai ücretlerini tam olarak ödemesine rağmen davalı şirketin 540.467,04 TL. eksik fazla mesai ücretini davacı yüklenici firmaya ödemediğinin tespit edilmiş olması karşısında, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi de dikkate alınarak, belirlenen bu miktar üzerinden\" davanın kabulü ile  10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 18.05.2016 tarihinden, 530.467,04 TL'nin ıslah tarihi olan 04.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte olmak üzere toplam 540.467,04 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davacı/yüklenici şirketin dava dilekçesinde iddia ettiği ve mahkemenin davalı/müvekkil ortaklığı kusurlu  bulmasına ve davanın kabulüne gerekçe gösterdiği şekilde; sözleşme süresince 1022 işçi sayısına ulaşılamamış olmasının, sözleşmenin 32.9 maddesine düzenlenen davalı/müvekkil ortaklık sözleşme bedelinin %30'una kadar oran dahilinde, işi arttırmaya veya eksiltmeye yetkili olması hükmü gereğince ortalama 900 işçi ile çalışılması müvekkil bakımından  hiçbir şekilde sözleşmeye aykırılık oluşturmadığını, gerçekten sözleşmede; davalı/müvekkil ortaklığın 2 yıllık tahmini ihtiyaç ve gereklilikleri belirlenerek davacı şirketten hizmet alımının 1022 personel ile verilmesi kararlaştırıldığı ancak ortalama 900 personel çalışıldığını, davacı/yüklenicinin hak edişleri düzenlenip, ödenirken olması gereken personel sayısı fiilen çalışmış personel sayısı üzerinden hesaplanmış olup (Örnek 900) yükümlü olduğu halde işe gelmeyen personel sebebiyle hizmetin verilebilmesi için fazla mesai yapmak mecburiyetinde kalmış personelin fazla mesai ücretlerinin ödenmesi sorumluluğu ise davacı/yüklenici firmaya bırakıldığını, burada, davalı/müvekkil ortaklıkça hiçbir zaman sözleşmede kararlaştırılmış 1022 adet personel ile hizmet verme hükmünden hareketle hizmet alınırken davacı/yüklenici firmadan 1022 personel sayısını tamamlaması talep edilmediğini ve davacı/yüklenici firma işbu eksiklikten sorumlu tutulmadığını, davalı müvekkil, hizmetin davacı/yüklenici firma tarafından sözleşmeye uygun olarak ortalama %60 personelle verilmesini uygun bulduğunu, sonuç olarak; taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlükte olduğu ve hizmet alımının devam ettiği süreçte hizmet alımı için öngörülen kadro davacıl/yüklenici şirket tarafından tamamlanamadığından ortaya çıkan personel eksikliği fiilen çalışan mevcut personele fazla mesai yaptırılmak sureti ile giderilmeye çalışıldığını, bu sebeple; davalı/müvekkil ortaklığın mezkur fazla mesai ücretlerinin ödenmesi ile ilgili olarak davacı/yüklenici şirkete herhangi akdi yükümlüğü veya herhangi bir borcu, kusuru bulunmadığını, ayrıca  hesaplanan fazla mesai ücretinden  %30  oranında hakkaniyet indirimi yapılmamış olması da usul ve yasaya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DAİRE KARARI: Dairemizin 30/04/2024 tarih 2021/483 E. 2024/602 K. Sayılı ilamı ile; \" Taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında 1022 personel ile ifa edilmesi gereken hizmetin daha az sayıda ( 905  ila 967 arasnda)   personel ile yerine getirilmesi nedeniyle işin eksiksiz tamamlanabilmesi için fazla mesai yapılmak suretiyle yerine getirildiği, yapılan fazla mesai nedeniyle davacı şirket tarafından işçilere 540.467,04 TL ödeme yapıldığı dosya kapsamı sabittir. Her ne kadar sözleşmenin 32.9 maddesine göre, davalı taraf, sözleşmede belirlenen personel sayısını artırıp, eksiltme konusunda yetkilisi ise de bu yetkinin öngörülmeyen durumlar nedeniyle bir iş artışının veya iş eksilişinin zorunlu olması halinde geçerli olacaktır.  Öngörülemeyen durumlar, mücbir sebepleri ifade ettiğinden sözleşme m. 17.1 hükmüne göre, mücbir sebeplerin, a) Doğal afetler b) Kanuni grev c) Genel salgın hastalık d) Kısmi ve genel seferberlik ilanı olarak belirlendiğine göre somut olayda sözleşmenin 32.9 maddesinin uygulama imkanı bulunmamaktadır. O halde, dava konusu edilmeyen, sözleşmenin Cezalar ve Kesintiler başlıklı 16/a maddesindeki \" davalının sözleşmede belirlenen asgari sayıda işçi bulundurulmaması halinde aylık hizmet bedeli üzerinden günlük ücretin iki katı kadar (yasal izinler ve idarenin talebi hariç), yüklenicinin o ayki hak edişinden ceza kesileceği \" hükmü de  gözetildiğinde hizmetin tam ve gereği gibi yerine getirilebilmesi amacıyla, sözleşmede belirlenen personel sayısının artırılmasını sağlamak yerine fazla fazla mesai yaptırılmak suretiyle işin giderilmesinden kaynaklanan fazla mesai ücretinden davalı işverenin sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Ancak sözleşmenin 12/5 maddesi uyarınca, hizmetin aksamaması için gelmeyen personelin yerine yapılan fazla mesaiden davalı yüklenicinin sorumlu olduğu görülmüştür. Hali hazırda eksik personel nedeniyle işin tamamlanması için fazla mesai yapıldığına göre işe gelmeyen işçilerin de iş sürecinin akmasına sebebiyet vereceği kaçınılmaz olacağından yapılan fazla mesaiye etkisinin bulunduğu gözetilmesi gerekir. Her ne kadar  hizmetin ifa edildiği 26,5 ay süre içerisinde yapılan fazla mesainin ne kadarının, işe gelmeyen personelden kaynaklandığının ayrıştırılması  bilirkişi heyetinin kök raporunda belirtildiği üzere toplam işçi sayısı ve sözleşme süresi dikkate alındığında tespitinin çok uzun zaman alması  ve çok masraflı olması nedeniyle mümkün gözükmese de usul ekonomisi dikkate alınarak TBK 51. Maddesinde düzenlenen \" hakimin, tazminatın kapsamı ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve kusurun ağırlığına göre belirleyeceği\" hükmü uyarınca belirlenmesi gerekmektedir. O halde hayatın olağan akışına ve durumun gereğine göre hizmetin görüldüğü süre içerisinde mazeretleri nedeniyle işe gelmeyen personelin işin aksamasına %5 oranında  etki ettiği dairemizce kanaat edinilmiştir. Nitekim sözleşmenin 12. Maddesinde, bu sözleşme kapsamında asgari personel sayısının sağlanabilmesi için işe gelmeyen personelin yerine kullanılmak üzere ve her türlü gideri yükleniciye ait olmak şartıyla toplam çalışan personel sayısının %5'i kadar stand-by (yedek) personeli işyerinde hazır bulundurmak zorunda olduğu kararlaştırıldığına göre işe gelmeme oranın sözleşmeyle de %5 olarak öngörülmüştür. Bu durumda sözleşmede kararlaştırılan personel sayısının altında hizmetin görülmesi nedeniyle ödenen fazla mesai ücretinden, mazeretleri nedeniyle işe gelmeyen işçilerin durumları nedeniyle hakkaniyete uygun % 5 oranında  indirimi cihetine gidilmesi hukuka uygun olacaktır. Buna göre, davacı yüklenicinin, yapılan fazla mesai nedeniyle yapılan 540.467,04 TL ödemeden, işe gelmeyen işçilerin durumları gözetilerek % 5 oranında indirim uygulanmak suretiyle belirlenen 513.443,69 TL tazminattan davalı asıl işverenin sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.\" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü  ilk derece mahkemesinin 28/09/2020 tarihli kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesis edilerek davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 18.05.2016 tarihinden, 503.443,69 TL'nin ıslah tarihi olan 04.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte olmak üzere toplam 513.443,69 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>YARGITAY KARARI ve BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ: Dairemiz kararına karşı davalı vekili tarafından kabul edilen kısım yönünden temyiz yoluna başvurulmuştur. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 23/12/2024 tarihli 2024/2121 E. 2024/5054 K. sayılı kararı ile; \"Davacının dayandığı bu vakıalara göre davanın hukuki sebebini sözleşmeye aykırılık nedeniyle giderim yükümlülüğü hükümleri oluşturmaktadır. Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür (TBK 112/1). Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir (TBK 114/1). Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır (TBK 114/2). Kanunda giderim yükümlülüğüyle ilgili olarak ayrıntılı düzenleme yapılmamış, haksız fiil hükümlerine yollama yapılmakla yetinilmiştir. Kanunda yer alan borca (sözleşmeye) aykırılık nedeniyle giderim yükümlülüğünün koşulları, haksız fiil nedeniyle sorumluluk koşullarıyla benzerlik arz etmektedir. Sözleşmeye aykırılık nedeniyle borçlunun giderim yükümlülüğünden söz edebilmek için varlığı gerekli beş koşul, eylem, borca aykırılık, zarar, illiyet bağı ve kusurdur. Davacının giderilmesini istediği zararla ilgili ileri sürdüğü davalı eylemi sözleşmeye göre 1022 personel çalıştırılması gerekirken davalıdan kaynaklanan nedenlerle eksik personel çalıştırılmak zorunda kalınmasıdır. İleri sürülen zarar ise davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işin yürütülebilmesi için mevcut personele fazla mesai yaptırılmak zorunda kalınması buna bağlı olarak fazla para ödenmek zorunda kalındığı iddiasıdır.Davalı sözleşmeye göre iş eksilişine gitme yetkisi bulunduğunu da belirtmiş olmasına rağmen diğer savunmalarında 1022 sayısına ulaşılamamasında kendilerinin kusuru olmadığını bu sayıda işçiyi davacının hiç bir zaman tamamlayamadığını,  905 işçi ile başlayıp 967 işçi ile işi tamamladığını, hakediş düzenlemesinin sözleşmeye uygun olarak götürü bedel üzerinden düzenlendiğini, toplam personel sayısına ulaşılamayan aylarda eksik günler kadar yevmiye kesintisi yapıldığını, raporlu, ücretsiz izinli, yıllık izinli ve sair sebepler ile işe gelmeyen personel yerine davacı şirketten sözleşmenin 12. maddesine istinaden yedek personel talep edildiğini, ya da fazla mesai ile eksik personelin hizmetinin tamamlanmasının istenildiğini, tamamlanan güne ait yevmiye ödemesinin de firmaya yapıldığını, müvekkili ortaklığının mezkur fazla mesai ücretlerinin ödenmesi ile ilgili olarak davacı şirkete herhangi akdi yükümlülüğünün ve herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili tarafından davacı tarafa tüm hak edişlerini düzenli ve tam olarak ödendiğini savunmaktadır. Davalının asıl savunması sözleşmedeki personel sayısına davacının ulaşamadığı yönünde olup sözleşmeye göre iş eksilişi yapma yetkisi olduğunu savunması kaldı ki anlamında tali bir savunma olup öncelikle asıl savunmaya göre uyuşmazlık çözümlenmeli ve eksik personel çalışmasının davalıdan kaynaklandığı ispatlandığı takdirde değerlendirilmelidir.Sözleşmenin Ödeme Yeri ve Şartlarıyla ilgili 12. maddesi 4. bendinde; “Hizmet götürü bedel ihale edildiği ve hizmetin eksiksiz yapılması esas olduğu için teklif edilen aylık bedel dışında ödeme yapılamaz. Asgari personel sayısının Teknik Şartnamedeki çalışma düzenine göre eksiksiz görev yapması esastır. Ancak Yüklenici hizmetin aksamaması için işe gelmeyen personelin yerine fazla mesai yapılması veya ilave personel alınmasının gerekmesi halinde personelin hakettiği kanuni ödemeleri eksiksiz yapmak zorundadır. Bu sözleşme kapsamında asgari personel sayısının sağlanabilmesi için işe gelmeyen personelin yerine kullanılmak üzere ve her türlü gideri yükleniciye ait olmak şartıyla toplam çalışan personel sayısının yüzde 5'i kadar stand-by (yedek) personeli işyerinde hazır bulundurmak zorundadır. Tekliflerin bu esaslara göre hazırlandığı kabul edilecektir. Ancak; Ortaklıkça izinli personelin yerine personel talep edilmez ise eksik günler kadar yevmiye kesintisi yapılır.” hükmü bulunmaktadır.Bu hükme göre izinli veya gelmeyen personel yerine yedek personel bulundurulmaması nedeniyle mevcut personele yaptırılacak fazla mesaiden sorumluluk yükleniciye aittir. Davalı iş sahibinin davacıya yazdığı yazı bu hüküm kapsamında olup davacıya, bu kapsamda ödediği fazla mesai ücretlerini isteme hakkı vermemektedir. Davacı fazla mesaileri bu hüküm kapsamında değil idarenin kusuruyla eksik personel çalıştırmak zorunda kaldığı ve işlerin yürütülebilmesi için yaptırdığını beyan etmekte ise de davacının idareye başvurusu sözleşme sona erdikten sonra Aralık 2015 de gerçekleşmiştir. Davalının sözleşmede yazandan daha az personel çalıştırılmasını isteme yönünde davacıya bir bildirimi yoktur. Davacının sözleşmede yazan sayıda işçiyi hazır bulundurduğu ancak idarenin bu işçilerin çalışmasını engellediğine dair bir iddia ve vakıa da ileri sürülmemiştir. Davacı sözleşme süresi içinde fazla mesailerin ödenmesi için idareye başvurduğunu cevap alamadığını belirtmekte ise de buna ilişkin bir delil sunulmamıştır. Kaldı ki fazla mesai ücretlerinin ödenmesini istemek tam sayıda personeli çalıştırmaya hazır olduğu anlamına da gelmemektedir. Mevcut delillerle davacı, davalının sözleşmeye aykırı eyleminin varlığını ispatlayamadığından sözleşmeye aykırılık nedeniyle giderim borcu bulunuğu da ispatlanamamıştır.Bilirkişi raporlarında davalının eksik personel çalıştırılması nedeniyle ceza hükümlerini işletmediği olgusuna dayanılarak fazla mesainin eksik personel çalıştırılmasından kaynaklandığı sonucuna varılmış ve bilirkişi raporları bu yönden hükme gerekçe yapılmış ise de bilirkişilerin bu tespiti bir varsayımdan ibaret olduğu kadar özel veya teknik bir bilginin sunulması niteliğinde değildir.  6100 sayılı  HMK 266. madde hükmüne göre; Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Oysa ki mevcut delilleri değerlendirerek ispatın gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmek hukukla ilgili hakimin görevi kapsamında olup bilirkişi raporlarının bu yönden bağlayıcı olduğundan söz edilemeyeceği gibi taraflardan birinin sözleşmeden doğan bir hakkını kullanmamış olması ile  ispat hukuku anlamında karşı taraf yararına fiili bir karine doğmuş olabileceği de düşünülemez. Bu itibarla, davalının eksik personel çalıştırılmasını isteyerek sözleşmeye aykırı davrandığını davacı ispatlayamamıştır. Giderim yükümlülüğünün eylem unsuru ispatlanmadığı için davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. \" gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında, sözleşme gereğince çalışan personelin, sözleşmede kararlaştırılan 1022 işçi sayısına tamamlanmaması nedeniyle yapılan fazla mesai ücretinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, davalı kurumun, THY A.O.nın işyerlerine kargo işçilik, operatörlük, operasyon destek hizmetlerinin asgari 1022 personel ile alımı konusunda taraflar arasında 30/07/2013 tarihli hizmet alım sözleşmesi imzalanmış, sözleşmenin 9. Maddesinde işe başlama tarihi 01/08/2013, işi bitirme tarihi 31/07/2015, 5. Maddesinde 24 aylık toplam götürü bedelinin 54.237.746,16 TL + KDV olarak kararlaştırılmıştır.Ödeme Yeri ve Şartları başlıklı sözleşmenin 12. Maddesi: \"Yüklenici firma personelinin iş kanunundan doğan haklarına eksiksiz riayet edecektir. ... Yüklenici firma tarafından istihdam edilen personelin, iş kanunundan doğan haklarından dolayı hizmet aksatılmayacak olup, şartnamelerde belirlenen asgari sayıdaki personel sözleşme süresi boyunca eksiksiz olarak hizmet yerinde bulundurulacaktır.Hizmet götürü bedel ihale edildiği ve hizmetin eksiksiz yapılması esas olduğu için teklif edilen aylık bedel dışında ödeme yapılamaz. Asgari personel sayısının, Teknik Şartnamedeki çalışma düzenine göre eksiksiz görev yapması esastır. Ancak yükleniciler hizmetin aksamaması için işe gelmeyen personelin yerine fazla mesai yapılması veya ilave personel alınmasının gerekmesi halinde personelin hak ettiği kanuni ödemeleri eksiksiz yapmak zorundadır. Bu sözleşme kapsamında asgari personel sayısının sağlanabilmesi için işe gelmeyen personelin yerine kullanılmak üzere ve her türlü gideri yükleniciye ait olmak şartıyla toplam çalışan personel sayısının %5'i kadar stand-by (yedek) personeli işyerinde hazır bulundurmak zorundadır. Tekliflerin bu esaslara göre hazırlandığı kabul edilecektir. Ancak, Ortaklıkça izinli personelin yerine personel talep edilmez ise eksik günler kadar yevmiye kesintisi yapılır” Sözleşme Kapsamında Yaptırılabilecek İlave İşler ve İş Eksilişi başlıklı sözleşmenin 32.9 maddesi: \" Öngörülmeyen durumlar nedeniyle bir iş artışının veya iş eksilişinin zorunlu olması halinde artışa veya eksilişe konu işi, sözleşme bedelinin %30'una kadar oran dahilinde, süre hariç sözleşme ve ihale dokümanındaki hükümler çerçevesinde aynı yükleniciye yaptırmaya veya işi eksilimeye ortaklık yetkilidir.\" şeklinde düzenlenmiştir. ... ... sayı ve “Fazla Mesai Ödemesi ” konulu yazı ile, davacı ... Şirketine hitaben “... Sözleşme süresi içinde kadro tarafınızca tamamlanmadığı için personel eksikliği fazla mesai yaptırılmak sureti ile giderilmiştir. Kargo sektöründe her geçen gün artan iş yoğunluğu göz önüne alınarak hizmetin aksamaması için, ilgili sözleşmeye istinaden fazla yapılan mesai ile adam-gün tamamlama olarak her ay hazırlanan hakediş bedeli tarafınıza ödenmiş olup, firmanızın sözleşme gereği Ortaklığımızdan herhangi bir alacağı söz konusu olmamaktadır.” şeklinde cevap verilmiştir. Somut olayda; davacı, davalı ile yapılan sözleşme uyarınca 1022 personel çalıştırılması gerekirken davalıdan kaynaklanan nedenlerle eksik personel çalıştırılmak zorunda kalınması nedeniyle işin yürütülebilmesi için mevcut personele fazla mesai yaptırılmak suretiyle ödenen fazla mesai nedeni ile uğranılan zararının tazminini talep etmiştir. Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan yargıtay bozma ilamına uyulmuş olup yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ve kararda ayrıntılı şekilde ifade edildiği üzere davalının sözleşmede yazandan daha az personel çalıştırılmasını isteme yönünde davacıya bir bildirimi olmadığı, davacının sözleşmede yazan sayıda işçiyi hazır bulundurduğu ancak idarenin bu işçilerin çalışmasını engellediğine dair bir iddia ve vakıa da ileri sürülmediği, davacı sözleşme süresi içinde fazla mesailerin ödenmesi için idareye başvurduğunu cevap alamadığını belirtmekte ise de buna ilişkin bir delil de sunulmadığı gözetelirek sözleşmede kararlaştırılan personel sayısına ulaşılamamasından, eksik personel çalıştırılarak işin yürütülmesinden davalının kusuru bulunmadığı, dolayısıyla davalının sözleşmeye aykırı eyleminin varlığını ispatlayamadığından sözleşmeye aykırılık nedeniyle giderim borcu bulunuğu da ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davanın REDDİNE, 2.Harçlar yasası uyarınca yatırılan 9.089,20-TL harçtan, alınması gerekli 615,40-TL red karar harcın mahsubu ile bakiye kalan 8.473,80-TL'nin ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, -Davalı tarafından yatırılan 27.688,30-TL bakiye karar harcının davalıya iadesine, 3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4.Davalı tarafından yapılan 50,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'nin 13/4 maddesi uyarınca takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6.Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, <br>İstinaf Başvurusu Yönünden; 1-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 2-Harçlar Kanunu gereğince yatırılan 9.229,85 TL harçtan, alınması gerekli 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 8.614,45 TL harcın ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 655,00 TL tebligat-posta gideri, 162,10 TL istinaf başvuru harcı, 615,40 TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam; 1.432,50.TL masrafın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı kendilerini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.d maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 308/a maddesi uyarınca, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3c27af9f47a868f","SID":"7d0288b8b01b69c5"}}