{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/491 <br>KARAR NO: 2025/399<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/01/2025 (Ara karar)<br>NUMARASI: 2025/1  Esas<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili  ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle;  Davacı müvekkil ile davalı şirket arasında hizmet alım sözleşmesi yapıldığını, bu bağlamda davacının, davalı şirkete Almanya'daki ticari işleri ile ilgili süreç danışmanlığı ve Almanya'da yapılacak işlemleri yürütmesi hususunda destek verdiğini, ilgili sözleşme gereğince verilen hizmet karşılığında davalı adına düzenlenen faturaların ödenmediğini, davalı şirketin faturaların tamamı bakımından temerrüde düştüğünü, söz konusu hizmete ait ödemeler defaten davalıdan talep edilmesine rağmen ödeme yapılmaması üzerine davalı hakkında icra takibi başlatıldığını,  ancak davalının haksız ve hukuka aykırı itirazları neticesinde takibin durduğunu, davalı borçlu hakkında çok fazla sayıda icra takibi yapıldığı tespit edildiğini, bu nedenle davalının mal kaçırma ihtimali bulunduğundan müvekkilinin telafisi güç ve imkansız zararlara düçar olmaması adına davalı adına kayıtlı menkul, gayrimenkullere ve üçüncü şahıslardaki alacaklarına teminatsız olarak ya da uygun teminat karşılığında borca yetecek miktarda ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. aşağıdaki faturalar düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesinin, 07/01/2025 tarihli ara kararı ile, \"...Dava dosyasında delillerin toplanma aşamasında olduğu, alacağın varlığı konusunda bu aşamada yaklaşık ispattan bahsedilemeyeceği, alacağın yargılamayı gerektirdiği \" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Verilen ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri olarak, davalıya verilen hizmet karşılığında düzenlenen yedi adet faturanın davalı şirkete iletildiğini, davalı şirketin itirazı bulunmadığını, davalı şirketin sürekli ek süre talebinde bulunduğunu, bununla ilgili davalı şirket ile yazışmalar yapıldığını, İİK 257. maddedeki şartlar somut olayda gerçekleştiğini, taraflar arasındaki sözleşme ve faturalar birlikte değerlendirildiğinde alacağın varlığı noktasında yaklaşık ispat koşulu sağlandığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İhtiyati haciz, İİK'nin 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 257. madde uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir.İİK'nın 258/1 fıkrasına göre de, alacaklının, alacağı ve icabında haciz talepleri hakkında, mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecbur olduğu hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamakta, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (Yargıtay 19.HD. 23.01.2014 t. 2023/18723-2014/1804) Somut olayda, talebe konu alacağın, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında verildiği iddia olunan danışmanlık hizmeti ilişkisinden kaynaklanan hizmet bedeline  ilişkin yedi adet fatura alacağı olduğu görülmüştür. Talep eden dilekçesinde sözleşme ve faturalara dayanmıştır. Ancak dayanak faturaların, davalı tarafa tebliğ edildiğine dair dosya kapsamında bir kayıt olmadığı gibi, davacının varsa hizmet bedeli alacağının yargılama aşamasında taraflarca sunulacak kayıtların incelenmesi, sözleşme hükümlerinin ve delillerin değerlendirilmesi neticesinde tespit edilecek olup tek başına fatura düzenlenmesi ise alacağın yaklaşık ispatına yeterli değildir. Bu itibarla ibraz edilen belgelerin niteliği ve dosya kapsamına göre, İİK 258/1. maddesinde düzenlenen kanaat getirecek deliller kapsamında değerlendirilemeyeceğinden yaklaşık ispat koşulu ve İİK'nın 257.madde ön görülen koşullar oluşmadığından ihtiyati haczin talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, İİK'nın 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz şartları bu aşamada oluşmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına,  yatırılan 615,40 TL harcın mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d02ed7c5078033e5","SID":"8e4fa2a6b7771cd4"}}