{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1 Esas<br>KARAR NO:2025/547<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:21/09/2023<br>NUMARASI:2018/321 Esas, 2023/474 Karar<br>DAVA:İFLAS (İflasın Açılması)<br>KARAR TARİHİ:17/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; yatırım kuruluşlarının sermaye piyasası faaliyetlerinden kaynaklanan nakit ödeme veya sermaye piyasası araçları yükümlülüklerini yerine getiremediğinin veya kısa sürede yerine getirilemeyeceğinin tespit edilmesi halinde davacı ...'nun yatırımcıları tazmin kararı alabileceğini, yatırımcıları tazmin kararı verilen sermaye piyasası kurumları hakkında kurulun tazmin sürecinin kapanmasına ilişkin kararı ile birlikte tedrici tasfiye kararı da verilebileceğini, kurulun, aracı kurumun tedrici tasfiyeye girmesinde sorumluluğu bulunan aracı kurum yöneticilerinin şahsen iflasını istemeye yetkili olduğunu, 07.01.2016 tarihli uzman raporunda,... AŞ'nin müşterilerin alacak bakiyelerinin 10.374.910,00 TL, ortaklar ve aynı soyada sahip kişiler dışında diğer müşterilerin alacaklarının 9.770.387,00 TL, aracı kurumun cari varlık toplamının ise 915.648,60 TL olarak tespit edildiğini, aracı kurumun varlık toplamının müşterilerinin alacaklarını karşılayamayacak durumda olması nedeniyle 08.01.2016 tarihli karar ile yatırımcıları tazmin kararı ve tedrici tasfiye kararı verildiğini, aracı kurumun kamuya açıklanan mali tablolarında yanıltıcı bilgilere yer verilerek, aracı kurumun mali durumunun zayıfladığı hususunun kamudan saklanmaya çalışıldığını, aracı kurum yöneticilerinin mevzuata aykırı olarak muhasebe dışı kredili işlemler yaptığını, müşteriler tarafından aracı kuruma kayden veya fiziken tevdi veya teslim edilmiş olan toplam 10.374.910,00 TL nakdin yaklaşık 9.000.000,00 TL'si üzerinde aracı kurum ve/veya aracı kurum ortakları/yönetim kurulu üyeleri lehine tasarrufta bulunulduğunu, bu çerçevede 10.374.910,00 TL'lik borç tutarının ... nolu ortaklar adına açılmış hesapta izlenmesi, aracı kurumun bazı müşterilerinin menkul kıymetlerinin müşterilerin yazılı izni ve talimatı olmaksızın aracı kurum ortakları davalılar ... ve ... adına ... nezdinde açılan şahsi hesaplara aktarılması ve bu hesaplarda kredili işlemlere konu edilmesi, söz konusu işlemlerin aracı kurum muhasebesine yansıtılmaması, 17.06.2016 tarihli rapor gereğince aracı kurum açık tutarının 15.930.802,86 TL olarak belirlenmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde davalıların aracı kurumun tedrici tasfiye sürecine girmesinde sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek aracı kurum yönetim kurulu üyeleri olan davalıların 6362 Sayılı SPK'nın 98. maddesi uyarınca şahsen iflaslarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı ... cevabında; davacı kurulun karar organı olan ... Merkezi'nin aynı nedenle davalıların şahsi iflasını talep ettiği İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/718 Esas sayılı dosyasında görülen dava nedeniyle bu davanın derdestlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, kurulun davalıların iflasını isteyebilmesi için öncelikle bu kişilerin SPK'nın 97. maddesi gereği sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiğini, davacının varlığını iddia ettiği alacaklardan, öncelikle aracı kurumun sorumlu olduğunu, müvekkilinin bu alacaktan sorumlu olduğuna dair  herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığını, alacaklı sıfatı bulunmayan davacının İİK'nın  177 ila 181 maddeleri gereği borçluların doğrudan doğruya iflasını talep edemeyeceğini, davacının alacaklı sıfatı bulunduğu kabul edilse bile İİK'nın 177. maddesinde belirtilen doğrudan haller bulunmadığından iflas davasının reddi gerektiğini, müvekkilinin aracı kurumun tedrici tasfiye sürecine girmesinde herhangi bir kusur veya sorumluluğu bulunmadığını, ...daki hesap hareketlerinin müşteriler tarafından da takip edilebildiğini, dava dilekçesinde bahsedilen işlemler sonucunda bir zarar oluşmadığını ve davalıların bir menfaat temin etmediğini, bazı müşterilerinin menkul kıymetlerinin müşterilerin yazılı izni ve talimatı olmaksızın aracı kurum ortakları davalılar ... ve ... adına ... nezdinde açılan şahsi hesaplara aktarıldığı ve bu hesaplarda kredili işlemlere konu edildiği iddiasına dayanak bilgi bulunmadığını, davacının birçok iddiasını somut delile dayandıramadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevabında; tarafları, dava konusu, talebi aynı olan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/718 Esas sayılı dosyasında görülen dava nedeniyle bu dosyanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, tedrici tasfiye devam ettiği sürece  malvarlığında tasarruf yetkisi olmadığından, bu davada hukuki yarar bulunmadığını, lise mezunu olup, borsa ve finans bilgisi bulunmadığını, anonim şirketlerin en az 5  ortaktan oluşması gerektiğinden ... Ticaret AŞ'ye % 1 pay ile ortak yapıldığını, şirketin hiçbir faaliyetine katılmadığını ve herhangi bir menfaat elde etmediğini, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebilmesi için yönetim kurulu üyelerinin kusurunun ispatlanması gerektiğini, kendisinin hukuki-cezai sorumluluklarının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevabında; tedrici tasfiye devam ettiği sürece malvarlığında tasarruf yetkisi olmadığından, bu davada hukuki yarar bulunmadığını,  yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebilmesi için yönetim kurulu üyelerinin kusurunun ispatlanması gerektiğini,  kendisinin hukuki-cezai sorumluluklarının olmadığını  savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece;  SPK'nın bu yönde tedrici tasfiyeye sebebiyet veren yöneticiler hakkında ...'ye (... Merkezi) onay vererek İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/718 Esas sayılı dosyasında iflas davası açılmasını sağlaması akabinde aynı sebeple 98. maddeye dayalı şahsi iflas talep etmesinde hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.Karar yasal süresinde davacı SPK tarafından istinaf edilmiştir.<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Dairemizin 2018/346 Esas, 2018/452 Karar sayılı kararı ile; \"İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/717 E. sayılı dosyasında açılan davanın ... Merkezi (...) tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 86/5.maddesinden (yatırımcılara halef olmasından) kaynaklanan yetki ile dava açtığı, 86/7.maddesinde İcra İflas Kanununun hükümlerinin geçerli olduğunun belirtildiği, bu anlamda açılan davanın İİK.nun 177.maddesinde belirtilen Doğrudan İflas Davası niteliğinde olduğu, bu davada ise davacı tarafın ... olduğu, aynı yasanın 98.maddesi hükmüne göre açıldığı, bu nedenle davacıların farklı farklı hukuki menfaatlerinin bulunduğu, kaldı ki  İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/717 E. sayılı davanın 29/06/2016 tarihinde, iş bu davanın ise bir gün önce 28/06/2016 tarihinde açıldığı da göz önüne alındığında işin esasına girerek davayı sonuçlandırmak gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.\" denilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalıların ... AŞ'nin yöneticisi oldukları, bu şirkete SPK'nın 86. maddesi gereğince tedrici tasfiye kararı verildiği, aracı kurumla ilgili yapılan inceleme raporları, mahkemece alınan bilirkişi raporları ve ek raporlara göre, tasfiye halinde ... AŞ'nin yönetim kurulu başkanı ve üyeleri olan davalıların, SPK hükümlerine ve muhasebe ilkelerine aykırı olarak gerçekleştirdikleri eylemler ile şirket emanetlerinde bulunan müşterilerine ait bulunan hisse senetlerini müşteri talimatları olmaksızın kendi menfaatlerine olacak şekilde kullandıkları, bundan dolayı şirketin tedrici tasfiyeye girdiği, davalıların usulsüzlüklerinden ötürü şirkette olan yükümlülüklerinin 30/11/2017 itibari ile 17.971.945,60 TL olduğu, şirketin müşterilerine olan yükümlülükleri  için 4.380.088,14TL'nın yasal düzenlemeler gereğince ... Merkezi tarafından ödendiği, 17/06/2016 tarihinde hazırlanan raporun 8. maddesinde; aracı kurumun tahmini açık tutarının 15.930.802,66 TL olarak belirlendiği,  aracı kurumun bu borçları ödemeye ekonomik gücünün bulunmadığı, davalıların 15.930.802,66 TL'dan sorumlu oldukları,Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/1344, 2017/2420 sayılı ve 28/09/2017 günlü kararında isabetle belirtildiği gibi, aracı kurumun tedrici tasfiyeye girmesine ve bircok yatırımcının zarara uğramasına sebebiyet veren davalı yöneticilerin SPK'nın 98. maddesine göre şahsi iflasına karar verilmesinin koşullarının oluştuğu, alınan raporlarda dava dışı şirketin tedrici tasfiyeye girmesinde davalıların kusurları olduğunun tespit edildiği, yerleşik Yargıtay kararlarına göre tedrici tasfiyenin sonucunun beklenmesinin davanın sonuca etkisi bulunmadığı gerekçesiyle davalıların  şahsen iflaslarına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalılar ... ve ... ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalılar  ... ve ... vekili istinaf nedenleri olarak; ortakların müşterileri zarara uğratma kastı bulunmadığını,  tedrici tasfiye kararının ortakların başvurusu ile alındığını, ... AŞ'nin aktiflerinin; hak sahiplerinin alacaklarını, tazmin kapsamında gerçekleştirilen ödemeleri ve tasfiye giderlerini karşılamaya yetmediğinin tespiti halinde şahsi iflas davası açılması gerektiğini, aracı kurum hakkındaki tedrici tasfiye kapanmadan şahsi iflas istenemeyeceğini, müvekkillerinin doğrudan iflasını gerektirecek eylemde bulunmadıklarını, mal kaçırmaya yönelik hiçbir işlem yapmadıklarını, müşterilerin menkul kıymet ve nakitlerinin rızaları olmadan tasarruf edildiği yolundaki beyanların gerçeğe uygun olmadığını, kamuya açıklanan tablolarda yanıltıcı bilgi verilerek aracı kurumun mali durumunun zayıflatıldığı gerçeğinin saklanmaya çalışıldığı sonucuna nasıl ulaşıldığının anlaşılır olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin İİK kapsamında doğrudan iflasını gerektiren neden bulunmadığını, şahsi varlığını satarak aracı kuruma ödemede bulunduğunu, aracı kurumun tasfiye sürecine girmesinde müvekkilinin herhangi bir kusuru veya sorumluluğu bulunmadığını, davacının iddialarını somut delile dayandırmadığını, müşterilerin rızası dışında yapılmış kredili işlem bulunmadığını, müşteri varlıkları kullanılması ile müvekkilinin menfaat temin ettiği sonucuna varılmadan iflas kararı verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesi<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, tedrici tasfiye kararı verilen aracı kurum yöneticilerinin SPK'nın 98. maddesi gereği şahsi iflasına ilişkindir.Mahkemece; dava dışı şirketin tedrici tasfiyeye girmesinde şirket yöneticileri davalıların kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu nedenle  SPK'nın 98. maddesine göre şahsi iflasına karar verilmesinin koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalıların iflasına karar verilmiştir.Karar yasal süresinde davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davalıların  SPK'nın 98. maddesine göre şahsi iflasına karar verilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplanmaktadır.İlk derece mahkemesinde alınan 30.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... hesap nolu ...bank'tan  602.072,28 TL kredi, ... hesap nolu ... 736.554.,62 TL kredi olmak üzere toplam 1.892.394.10 TL şahsi kredi kullandıkları ve karşılaştığında teminat olarak müşteri pay senetlerinin tamamı üzerinde ...bank adına rehin tesis edildiği, müşterilere ait menkul kıymetleri kendi lehlerine bankaya rehin ettikleri; Gerçeği yansıtmayan muhasebe kayıtları yaptıkları ve bu işlemlerin aracı kurumun kamuya açıklanan mali tablolarında kısa vadeli ticari borçlarını ve ortalıklarından olan alacaklarını gizlemek amacıyla yapıldığı hususunun aracı kurum yetkililerini  tarafından ifade edildiği; müşterilerin bilgisi dışında menkul ve nakit varlıklarını kendi nam ve hesaplarında kullandıkları, gerçeğe ayrı bilgiler içerdiği tespit edilen mali tabloları kabulüne ilişkin yönetim kurulu kararları imzalandığı, kamuya açıklanan finansal raporların gerçeğe aykırı bilgiler içerdiğinin bilinmesine rağmen açıklanan bilgilerin \"doğru ve güvenilir\" olduğuna ilişkin sorumluluk beyanlarını içeren yönetim kurulu kararı olarak açıkladıkları tablolar ile birlikte kamu oyuna yanılttıkları; yatırımcıların tazminini düzenleyen 6362 sayılı SPK'nın 82. maddesi uyarınca; kurul tarafından davalıların yapmış oldukları mevzuata aykırı işlemler dolayısıyla sermaye piyasası faaliyetinden kaynaklanan nakit ödeme veya sermaye piyasası araçları teslim yükümlülüklerini kısa süre içerisinde yerine getiremeyeceğinin tespit edildiği ve tedrici tasfiye kararı alındığı;  SPK tarafından tedrici tasfiye kararı alınmasından davalılarının sorumluluklarının bulunduğu ve yasal sonuçları itibariyle mevcut mal varlıklarının, müşterilerin alacaklarını karşılamadığı belirtilmiştir.Bilirkişi heyeti ek raporunda kök raporundaki görüşlerini tekrarlamıştır.SPK'nın 98/1 fıkrası; \"Kurul, sermaye piyasası kurumlarının sermaye yeterliliği yükümlülüklerini sağlayamadığı, sermaye piyasası faaliyetlerinden kaynaklanan nakit ödeme ve finansal araç teslim yükümlülüklerini yerine getiremediği veya kısa sürede yerine getiremeyeceği ya da bunlardan bağımsız olarak mali yapılarının ciddi surette zayıflamakta olduğu ya da mali durumunun taahhütlerini karşılayamayacak kadar zayıflamış olduğunun tespiti hâlinde, üç ayı geçmemek üzere verilecek uygun süre içinde mali yapılarının güçlendirilmesini istemeye ya da herhangi bir süre vermeksizin doğrudan bu kurumların faaliyetlerini geçici olarak durdurmaya; tamamen veya belirli sermaye piyasası faaliyetleri itibarıyla yetkilerini kaldırmaya; yatırımcıları tazmin kararı vermeye; sorumluluğu tespit edilen yöneticilerin ve çalışanların sahip oldukları lisansları geçici veya sürekli olarak iptal etmeye, imza yetkilerini sınırlandırmaya veya kaldırmaya ve gerektiğinde yönetim kurulunun üyelerini görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar yerlerine yenilerini atamaya; bu kurumların tedricî tasfiyelerine karar vermeye ve tasfiyenin bitmesini takiben gerektiğinde veya tedricî tasfiyeye gitmeksizin doğrudan iflaslarını istemeye veya gerekli gördüğü diğer tedbirleri almaya yetkilidir.\" hükmünü, 97. maddesi ise: \" Kurul, sermaye piyasası kurumlarının iflası veya 86 ncı madde uyarınca tedricî tasfiyeye girmesi durumlarında,97 nci madde uyarınca sorumlulukları tespit edilmiş bulunmak kaydıyla; doğrudan veya dolaylı yüzde onundan fazla paya sahip ortaklarının, görevden ayrılmış olan veya görevde bulunan, yönetim kurulu üyelerinin ve imzaya yetkili yöneticilerinin, portföy yönetim şirketi yöneticilerinin ve konut finansmanı fonları ile varlık finansmanı fonlarının fon kurulu üyelerinin şahsen iflaslarını istemeye yetkilidir.\" hükmünü düzenlemektedir.İlk derece mahkemesinde hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalı yöneticilerin müşterilerin bilgisi dışında menkul ve nakit varlıklarını kendi nam ve hesaplarında kullandıkları, yönetim kurulunda gerçeğe ayrı bilgiler içerdiği tespit edilen mali tabloların kabulüne ilişkin kararlar alındığı, yöneticilerin aracı kurum hakkında tedrici tasfiye kararı verilmesinde sorumlulukları bulunduğu, SPK'nın 98. maddesinde belirtilen kimselerin şahsen iflasına karar verilmesi için  şirket hakkında tedrici tasfiyeye girmiş olması yeterli olup, ayrıca tedrici tasfiyenin sona ermiş olmasının gerekmediği (Benzer şekilde Yargıtay 23. HD'nin 2016/1344 Esas, 2017/2420 Karar sayılı kararı) anlaşıldığından mahkemece davalıların şahsen iflasına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usule aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/321 Esas,  2023/474 Karar sayılı ve 21/09/2023 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın ... ve ...'den müşetereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nun 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta  içinde Yargıtay'da Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f9fca96d0fcedaa","SID":"6c819b3ca7efe06b"}}