{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ <br>KARAR TARİHİ  : 28/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 05/11/2021<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 28/03/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; davacıya Ankara 7. İcra Müdürlüğü’nün ...E. ve ...E. numaralı takip dosyalarından davalı ...Ş. tarafından icra takibi başlatıldığını, akabinde COVİD-19 pandemisi nedeniyle ülke genelinde tedbirler alındığını, bu süreçte davacının evinden çıkamadığından takibe süresi içerisinde itiraz edemediğini, buna karşın 25.03.2020 tarihinde yetki ve borca taraflarınca itiraz edildiğini, 28.04.2020 tarihinde Ankara 5. İcra Mahkemesi ... E. numaralı dosyasında; \"Dosya kapsamı ve mevcut delil durumu nazara alınarak davacı borçlu tarafın tedbir talebinin kabulüne, Ankara 7. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyasında takibin davacı borçlu yönünden dava sonuna kadar geçici olarak durdurulmasına,\" karar verildiğini, COVİD 19 etkisi ile ekonomik kriz çıkmazına giren davacının ticari faaliyetleri sebebiyle kredi çekmek istediğini, bahse konu icra dosyalarının derdest olması ve banka kayıtlarında görülmesi dolayısıyla ilgili krediyi temin edememesine müteakip icra takibine konu bedelleri icra tehdidi altında ödemek durumunda kaldığını, davacının; ...isimli işyerinin yetkilisi- sahibi olduğunu, ... tanzim ve ... vade tarihli 5.000.00 TL bedelli, ... tanzim ve ... vade tarihli 7.000.00 TL bedelli, ... tanzim ve ... vade tarihli 8.000.00 TL bedelli bonoları davalı.. ... lehine keşide ettiğini ve aradaki ticari ilişkinin teminatı olarak bu şahsa  teslim ettiğini, kırtasiye ürünlerinin alım satımı konusunda yapılan anlaşma gereği tedarike konu edilen malların en geç 01.08.2019  tarihinde davacıya teslim edileceği konusunda şifai olarak anlaşıldığını, yapılan anlaşmaya gereği gibi uymayan lehtarın faturalara konu 1.708,00 TL değerindeki mallar dışında davacıya herhangi bir mal teslim etmediğini, 23.12.2019 tarihinde; teslim alınan malların karşılığına ek olarak avans bedeli de olmak üzere  toplam 2.500.000 TL bedelin banka aracılığı ile davacı tarafından ...’a ödendiğini, kargo ambar tesellüm fişinden de anlaşılacağı üzere ... tarafından gönderilen 17 koli malın faturaları ile birlikte 30.08.2019 tarihinde davacı tarafından iade edildiğini ve malların teslim alınmadığını, ...'ın ticari ilişkinin teminatı olarak kendisine verilen bonoları, bedelsiz kalmalarına rağmen davacıya iade etmediğini ve veriliş amacına aykırı olarak davalı ...Ş.'ye ciro ettiğini, kötü niyetli olarak sebepsiz zenginleşme amacı güttüğünü, kendisine faktoring şirketi tarafından protesto gönderilmesinin ardından davacının, daimi olarak ...'a ulaşmaya çalıştığını fakat ilgili kişinin aramalara hiç bir surette cevap vermediğini, bunun üzerine ...'ın eşine ve iş yerinde editörlük/ yazarlık yapan ... isimli kişiye ulaşan davacının yazışma dökümünden anlaşılacağı üzere çözüm üretileceği vaadi ile daimi surette oyalandığını, bu sürecin ardından dava konusu bonoların davalı şahıs tarafından faktoring şirketine devri neticesinde davacının borcu bulunmamasına rağmen bono bedellerini ödemek zorunda bırakıldığını, gerek 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanununun 9. maddesi, gerekse de 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesi gereği davacının, ... ile temel hukuki ilişkiden kaynaklanan tüm şahsi def'ilerini davalı ...’e karşı da ileri sürebileceğini, bonoların teminat amacıyla verildiğini, burada ancak ve ancak alacağın temliki hükümlerinin mümkün olabileceği faktoring şirketlerine diğer gerçek ve tüzel kişilere nispeten çok daha özenli ve detaylı bir araştırma yükümlülüğü yüklendiğini belirterek icra baskısı altında ödenen 19.180.00 TL bedelin (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) ödemenin yapıldığı 20/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan istirdatına, davalılar aleyhinde %20 den aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatı yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı ... vekili; bononun, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğunu, bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmediğini ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa ait olduğunu, davacı borçlunun dava dilekçesinde belirtilen hususların soyut iddialar olduğunu, yazışma dökümlerini sunduğundan bahsetmişse de bu yazışmaların davalı ile yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, karşı taraf aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ...Ş. vekili; Antalya Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemelerin Ankara mahkemeleri olduğunu, her iki davalı arasında 24.07.2018 tarih ... nolu “Faktoring Sözleşmesi” akdedildiğini, yapılan faktoring işlemi çerçevesinde ... tanzim ve ... vade tarihli 7.000,00 TL  miktarlı bono ve  ... tanzim ve ... vade tarihli 8.000,00 TL miktarlı bononun ciro ve teslim edildiğini, keşideci ve cirantalar tarafından davalı şirkete herhangi bir ödeme yapılmayıp bono bedelinin tahsili kabil olmayınca; davacı ve diğer davalı hakkında, ... tanzim ve ... vade tarihli 7.000,00 TL bedelli bono için Ankara 7. İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı,  ... tanzim ve ... vade tarihli 8.000,00 TL  bedelli bono için ise Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün ...dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu icra dosyalarının ise davacı tarafından haricen ödenerek kapatıldığını, bedelsizlik iddiasının iyi niyetli 3. kişiye karşı ileri sürülebilecek bir defi olmadığını, davalı şirketin yasanın kendisi için öngördüğü tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davacı ile diğer davalı arasındaki hukuki ilişkiden dolayı sorumlu tutulması mümkün olmadığını, davaya konusu bonoların ciro yoluyla faktoring işlemi kapsamında alındığını, davalı şirketin BDDK’nın kararlarına ve yürürlükte olan yasa hükümlerine aykırı hiçbir işlem gerçekleştirmediğini, mevzuata uygun bir şekilde hareket ettiğini, davalı şirketin dava konusu bonoları ciro yoluyla devraldığını, davalı şirketin tüm alacakları faturaya veya mal veya hizmet satışından doğmuş olduğunu tevsik eden diğer belgelere dayalı olduğunu, bu durumda davalı ... şirketinin devraldığı alacaklardan dolayı tüm hukuki sorumluluklarını yerine getirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece; \"Davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapan...tarafından tanzim edilen 11/02/2021 havale tarihli raporda sonuç olarak; Davacının davalılardan... ile bir ticari ilişkisinin, borç ve alacağının olmadığı, diğer davalı ...'ın davacıya kestiği faturalar ve davacının ödemeleri karşılaştırıldığında davacının bu davalıdan 392.-TL alacaklı olduğu, dava konusu edilen senetler yönünden ticari ilişkiden kaynaklı davacının davalıya borcunun olmadığı, ancak davalı kayıtları incelenmediği için taraflar arasındaki borç alacak ilişkisi ve dava konusu edilen senetler yönünden kesin bir tespit yapılamadığı yönünde görüş ve kanaatte bulunulduğu anlaşılmıştır. <br>Davalı ...'ın ticari deftere ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi bakımından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmediğinden bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı anlaşılmıştır. <br>Uyuşmazlığa konu olan bonolar incelendiğinde söz konusu bonoların malen kaydı ile düzenlendiği görülmektedir.<br>Kural olarak kambiyo senetleri ödeme aracı olup, borcun karşılığı olan alacaklıya verildiği karine olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında peşin alışveriş karinesi gereğince, yapılan anlaşma gereğince söz konusu malların alıcıya teslim edildiği, karşılığında da söz konusu senedin verildiği hususu kabul edilmekte olup, edimin niteliği gereği aynı anda ifanın mümkün olmadığı durumda veya sözleşmede edimin vadeye bağlanması durumunda ispat yükü satıcıdadır. Somut davada taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ancak yapılan şifai anlaşmaya göre kırtasiye ürünlerinin alım satımı konusunun tek seferde ifası gereken edimlerden olup, karinenin aksini ispat davacı taraftadır. Bunun yanında davacı bonoların ticari ilişkinin teminatı olarak verildiğini de iddia ettiğinden bono karşılığı malların teslim edildiğini ve senedin teminat olarak verildiğini kesin delillerle ispatlamalıdır. Bu bağlamda takdiri delil niteliğinde bulunan ticari defterleri ve tanık delili ile ispat mümkün olmadığı gibi davalı ticari defterlerini ibraz etmediği için hakkında HMK'nın 220 ve 222. maddeleri somut uyuşmalığa da uygulanmaz. Davacı malların teslim edilmediğini ve senedin teminat olarak verildiğini kesin delillerle ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiştir.<br>Her ne kadar davalılar davacının %20'den az olmamak üzere tazminata da mahkum edilmesini talep etmişlerse de; Dava istirdat davası olup istirdat davasının düzenlenen İİK'nın 72/7 maddesinde icra tazminatı düzenlenmemiş olup istirdat davalarında uygulanamayacağı\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'ın ticari ilişkinin teminatı olarak kendisine verilen bonoları, bedelsiz kalmalarına rağmen müvekkiline iade etmediğini ve  veriliş amacına aykırı olarak davalı ...Ş.'ye ciro etttiğini, kötü niyetli olarak sebepsiz zenginleştiğini, müvekkili ... 'a Ankara 7. İcra Müdürlüğü’nün...Esas ve... Esas numaralı takip dosyalarından davalı ...Ş. tarafından icra takibi başlatıldığını, akabinde COVİD-19 pandemisi nedeniyle ülke genelinde tedbirler alındığını, bu süreçte müvekkili evinden çıkamadığından takibe süresi içerisinde itiraz edemediğini, buna karşın 25.03.2020 tarihinde yetki ve borca taraflarınca itiraz edildiğini, 28.04.2020 tarihinde Ankara 5. İcra Mahkemesi'nin ... Esas numaralı dosyasında; \"Dosya kapsamı ve mevcut delil durumu nazara alınarak davacı borçlu tarafın tedbir talebinin Kabulüne, Ankara 7. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında takibin davacı borçlu yönünden dava sonuna kadar geçici olarak durdurulmasına\" karar verildiğini, COVİD 19 etkisi ile ekonomik kriz çıkmazına giren müvekkilinin ticari faaliyetleri sebebiyle kredi çekmek istediğini, bahse konu icra dosyalarının  derdest olması ve banka kayıtlarında görülmesi dolayısıyla ilgili krediyi temin edememesine müteakip icra takibine konu bedelleri icra tehdidi altında ödemek durumunda kaldığını, müvekkilinin... kırtasiye isimli işyerinin yetkilisi- sahibi olduğunu, ... tanzim ve ... vade tarihli 5.000.00 TL bedelli, ... tanzim ve ... vade tarihli 7.000.00 TL bedelli, ... tanzim ve ... vade tarihli 8.000.00 TL bedelli bonoları davalı ...... lehine keşide ettiğini ve aradaki ticari ilişkinin teminatı olarak bu şahsa  teslim ettiğini, kırtasiye ürünlerinin alım satımı konusunda yapılan anlaşma gereği tedarike konu edilen malların en geç 01.08.2019 tarihinde müvekkiline teslim edileceği konusunda şifai olarak anlaşıldığını, yapılan anlaşmaya gereği gibi uymayan lehtarın, 1.708,00 TL değerindeki mallar dışında müvekkiline herhangi bir mal teslim etmediğini, 23.12.2019 tarihinde teslim alınan malların karşılığına ek olarak avans bedeli de olmak üzere toplam 2.500.000 TL bedelin banka aracılığı ile müvekkil tarafından ...’a ödendiğini, dosya içeriğinde yer alan kargo ambar tesellüm fişinden de anlaşılacağı üzere ... tarafından gönderilen 17 koli malın faturaları ile birlikte 30.08.2019 tarihinde müvekkili tarafından iade edildiğini ve malların teslim alınmadığını, ...'ın ticari ilişkinin teminatı olarak kendisine verilen bonoları, bedelsiz kalmalarına rağmen müvekkiline iade etmediğini ve veriliş amacına aykırı olarak davalı ...Ş.‘ye ciro ettiğini, kötü niyetli olarak sebepsiz zenginleşme amacı güttüğünü, kendisine faktoring şirketi tarafından protesto gönderilmesinin ardından müvekkilinin daimi olarak ...'a ulaşmaya çalıştığını fakat ilgili kişinin aramalara hiç bir surette cevap vermediğini, bunun üzerine ...'ın eşine ve iş yerinde editörlük/ yazarlık yapan...isimli kişiye ulaşan müvekkilinin çözüm üretileceği vaadi ile daimi surette oyalandığını, bu sürecin ardından dava konusu bonoların davalı şahıs tarafından faktoring şirketine devri neticesinde müvekkilinin borcu bulunmamasına rağmen bono bedellerini ödemek zorunda bırakıldığını, ticari defterler, kargo ambar tesellüm fişi ve dinlenen tanık anlatımları ile davada haklılıklarının ispat olunduğunu, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapan ...tarafından tanzim edilen ... havale tarihli raporda sonuç olarak müvekkilin davalılardan... ile bir ticari ilişkisinin, borç ve alacağının olmadığını, diğer davalı ...'ın davacıya kestiği faturalar ve ödemeler karşılaştırıldığında bu davalıdan 392.-TL alacaklı olduğunu, dava konusu edilen senetler yönünden ticari ilişkiden kaynaklı müvekkilinin davalıya borcunun olmadığının tespit olunduğunu, uyuşmazlığın çözümünde en önemli delil olan ticari defterlerin müvekkili lehine sonuç doğurduğunu ve davada haklılığının ispat olunduğunun Yerel Mahkemece kabul edilmediğini, dosya içeriğinde yer alan kargo ambar tesellüm fişinin de bono dayanağı malların davalı ...'a iade edildiğini ispat ettiğini, keza dinlenen tanık anlatımlarının da davada haklılıklarını tam anlamı ile işaret ettiğini, gerek 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 9. Maddesi, gerekse de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687. Maddesi gereği vekil edenin ... ile temel hukuki ilişkiden kaynaklanan tüm şahsi def’ilerini davalı ...’e karşı da ileri sürebildiğini, davalı ...'in de somut olay bakımından yükümlülükleri bulunduğunu, 6361 sayılı Kanun’un 9. Maddesinin ikinci fıkrasında; “Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz.” hükmüne yer verildiğini, somut olayın tam olarak bu hükme uygun olduğunu, zira bonoların teminat amacıyla verildiğini, burada ancak ve ancak alacağın temliki hükümlerinin mümkün olabileceğinin taraflarınca beyan edildiğini, söz konusu düzenlemenin faktoring şirketlerine diğer gerçek ve tüzel kişilere nispeten çok daha özenli ve detaylı bir araştırma yükümlülüğü yüklediğini, şayet bu kanuni yükümlülüğe uymaz ise de bunun sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, davalılardan ..., keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi özenli bir biçimde araştırma yükümlülüğü altında olduğunu, öncelikle, herhangi bir faturanın düzenlenip düzenlenmediği, eğer fatura varsa bunların gerçeğe uygun olup olmadığı, ticari defterlere uygunluğu ve bunun gibi sayabilecek tüm kıstasların davalı ... şirket tarafından özenli ve detaylı incelemeye tabi olduğunu, Yerel Mahkemece, faktoring şirketince gereği gibi araştırma  yapılıp yapılmadığı hususu ve faktoring şirketinin hangi faturalara dayalı olarak söz konusu senetleri aldığı konularının hiç bir şekilde değerlendirilmediğini ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.<br>Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, icra takibine konu edilen bonolar nedeniyle yapılan ödemenin istirdatı istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık; eldeki istirdat davasında ispat külfetinin hangi tarafta olduğu noktasında toplanmaktadır.<br>Uyuşmazlığın çözümü için senede karşı senetle ispat kuralı, bononun hukuki niteliği ve edimlerin aynı anda ifa edilmesine ilişkin kuralların bir arada irdelenmesi gerekmektedir. <br>İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesine göre “ (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”<br>Senetle ispat kuralı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda 201. maddede yer almıştır. Buna göre, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen, senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin kanunda belirtilen miktardan az bir miktarda olsa bile tanıkla ispat edilemeyecektir.<br>2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesine göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir.<br>Kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir. Taraflar bu ibareleri ticaret hayatındaki olası bir uyuşmazlık durumunda ispat hukukunda karşılaşabilecekleri zorlukları daha kolay aşmak amacıyla ihtiyari olarak kayıt altına almaktadırlar. Yoksa elbette ki bu kayıtlar bağımsız borç ikrarı içeren senetlerin niteliğine etki etmez.<br>Davacının iddiaları karşısında bono ve ispat hukukuna ilişkin yapılan bu açıklamalardan sonra uyuşmazlık bakımından önem arz eden peşin satışa ilişkin hükümlerinde kısaca incelenmesinde de yarar vardır. <br>Peşin satışta mal ve bedel aynı anda ödenir ve 6098 sayılı TBK’nın 207. maddesine göre aslolan da peşin satıştır. Bir başka anlatımla, alıcı ve satıcının yüklendiği edimler aynı anda ifa edilmektedir. Hiç şüphesiz ki bono bu tür satışlarda borcun nedenini tüketmek amacıyla ödeme vasıtası olarak kullanılabilir.  <br>Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince; kural olarak menfi tespit/istirdat davalarında ispat yükü davalı olan alacaklıdadır. Ancak bu kuralın bazı istisnaları bulunmaktadır. Örneğin menfi tespit/istirdat davasında takibe konu kambiyo senedinin bedelsizliğini ileri süren davacı olan borçlu bu iddiasını ispat ile mükelleftir. Eldeki davada da davacı, kırtasiye ürünleri karşılığı düzenlenen bonoların, malların teslim edilmemesi nedeni ile bedelsiz kalmasına rağmen takibe konu edildiğini belirterek, bonolar nedeni ile icra tehdidi altında yaptığı ödemelerin istirdatını tespitini istemiştir. <br>Şekli açıdan unsurları tam olan dava konusu bonolar üzerinde malen kaydı bulunmaktadır. Hukuki ilişkiden mücerret olan senetteki keşideci imzası da inkâr edilmemiştir. Bu durumda davacı 6098 sayılı TBK’nın 207. maddesinde düzenlenen peşin satışa dayanmış ve ödeme vasıtası olarak düzenlenen bonoların avans olarak verilmesine rağmen malın teslim edilmediğini iddia etmiştir. Bu durumda ispat yükü yer değiştirmiş ve somut olayda edimlerin aynı anda ifası gerektiğinden, bu karinenin aksini ispat külfeti davacıya geçmiştir. Kambiyo senedi hukuken geçerli olduğundan eldeki istirdat davasında davacı-borçlunun bonoların tesliminden önce avans olarak verildiğini, malın (kırtasiye ürünlerinin) teslim edilmediğini ve senetlerin bedelsizliğini de usul hükümleri gereğince yazılı delillerle ispatlaması gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.04.2018 tarihli 2017/19-819 Esas ve 2018/771 Karar sayılı ilamı)                              <br>Bu açıklamalar ışığında; davacının istirdat istemine konu bonoların malen kaydını içerdiği, dosya kapsamında taraflar arasında bonoların avans olarak verildiğine dair bir anlaşmanın bulunmadığı, davalı tarafça kargodan teslim alınmayan malların dava konusu bonoların karşılığı olduğuna dair bir delilin dosyada mevcut olmadığı,  ispat yükü üzerinde olan davacının senetlerin avans olarak verildiğini ve malların teslim edilmediğini usulünce ispat edemediği, davacı bedelsizlik iddiasını ispatlayamadığından bu de'finin davalı ... şirketine karşı da ileri sürülemeyeceği anlaşıldığından davacının istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubuyla bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA, harçla ilgili işlemlerin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 28/03/2025<br>...\t\t...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac8232b996bcf61e","SID":"9c535e1af0d460c3"}}