{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/666 <br>KARAR NO: 2025/863 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/11/2024<br>ESAS NO: 2023/1173 <br>KARAR NO: 2024/974<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/04/2025<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 28/04/2025<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 06/11/2024 tarih ve 2023/1173 E - 2024/974  K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı kooperatifin Kayseri ilinde faaliyet gösteren konut yapı kooperatifi olup bugüne kadar 192 üyeye 196 arsa sahibine konut teslimi yapılmış olduğunu, davalının ise davacı kooperatif üyesi olup davacı kooperatiften ferdileşme suretiyle taşınmaz temin etmiş olduğunu, davacı kooperatifin halen tasfiye sürecine girememiş olup 10 yıldan fazla süredir kooperatife üye olan kişilere ve 15 yıl önce arsasını kat karşılığı devreden arsa sahiplerine konutunu teslim edememiş olduğunu, mağduriyetlerin çığ gibi büyüdüğü, üyelerin ve arsa sahiplerinin haklarının temin edilmesi hususunda umudunu yitirdikleri dönemde iflasa sürüklenmekte olan davacı kooperatifin, mağdur üyelerin bir araya gelişi ve gayretli çabalarıyla tekrar ayağa kalkmış ve üyelere ve arsa sahiplerine taahhüt edilen konutların yapımı ve teslimi ile seneler öncesine ait borçların ödenmesi için son süratle çalışmakta olduğunu, davacı kooperatifin, kapısına yıllardır kilit vurulan, inşaatlarının paslandığı, üyelerin dolandırıldığını düşündüğü, istifa eden üyelerin ve alacaklıların alacaklarından umudunu kestiği, iş yapamaz bir yer halinde olduğunu, bu süreçte kooperatifin durumunun kötüye gittiğini gören üyelerin büyük bir kısmı kooperatif üyeliğinden istifa etmiş olduğunu, Kooperatiften istifa eden üyelere yapılan ödemeler mevcut üyeler tarafından sağlanmış olduğunu, söz konusu istifalar çok olup ekteki grafikte görüleceği üzere kooperatifin 2006 senesinde üye sayısı 1692 iken 2016 yılına gelindiğinde bu sayı 156'ya düşmüş olduğunu, yine ... diye bilinen site inşaatı, 14 yıldır atıl durumdayken Melikgazi Belediyesi, söz konusu binanın yıkımı için karar vermiş ve yıkım çalışmalarına başlamış olduğunu, arsa sahiplerinin ve dairesine kavuşamamış üyelerin neredeyse tamamı haklarına kavuşmanın imkansız olduğunu düşündüğü ve kooperatifin bir daha asla ayağa kalkamayacağı algısının mevcut olduğu bir dönemde mağdur üyelerden bir grup kooperatifi ayağa kaldırmak ve mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla yönetim kuruluna aday olmuş ve oybirliğiyle seçilmiş olduklarını, bu süreçte ... sitesi ... blok diye bilinen inşaat tamamlanıp üyelere teslim edilmiş, b blok inşaatı %99 seviyesinde olduğunu ayrıca 3 farklı blok inşaatına da başlanmış olduğunu, davacı kooperatifin tek gayesinin, inşaatları tamamlayarak yıllardır evini alamamış üyelere ve arsa sahiplerine haklarını teslim etmek, ödemesini alamayan alacaklıların alacaklarına kavuşturmak ve kooperatifi tasfiye etmek olduğunu, kooperatife atanan kayyım hazırladığı raporda, tapusunu teslim alan üyelerden kesin maliyet, aidat ve kira bedeli alınması gerektiği yönünde rapor hazırlamış, bu rapor doğrultusunda üyelere kesin maliyet bedeli alacağı çıkartılmış, bu hususta üyelere tebliğ edilmiş ve üyeler tarafından ödenmediği için 2019 yılında Kayseri Asliye Ticaret mahkemelerinde 160'dan fazla dava açılmış, bu davalarda davanın kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu kararlar istinaf mahkemesi tarafından da onandığını, İstinaf kararları davalılar tarafından temyiz edilmiş ve temyiz incelemesi sonucunda, davalıların üye olduğu, her türlü yükümlülüğe diğer üyelerle birlikte katlanması gerektiği, ancak kesin maliyetin inşaatlar bitmeden talep edilemeyeceği belirtilerek lehlerine verilen yerel mahkeme kararları erken dava gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş olduğunu, Yargıtayın söz konusu kararını kabul etmiş anlamına gelmemek kaydıyla, bahsi geçen kesin maliyet dosyalarının tamamında davalılar kooperatif üyesi olmadıklarını, kooperatif ile ilişiklerinin tamamen kesildiğini, ibra edildiklerini iddia etmiş olduklarını, bir nevi davaya konu uyuşmazlığın esas konusu davalıların üye olup olmaması hususu olduğunu, Yargıtay, ilgili kararında söz konusu uyuşmazlığa noktayı koymuş ve davalıların üye olduğu hususunda karar vermiş olduğunu, Yargıtayın ilgili ilamında bu husus \" Konut sahibi olmak isteyen kooperatif ortakları son bağımsız bölüm bitip teslim edilene kadar kooperatif ortağı olmaya devam etmelidir.\" şeklinde ifade edilmiş olduğunu, bununla birlikte Yargıtay ilgili ilamında \"İnşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceği, maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir.\" şeklindeki ifadeyle kooperatifin üyelerden aidat talep edebileceği, aksi yöndeki taahhütlerin geçersiz olduğu belirtilmiş olduğunu, söz konusu Yargıtay kararının ardından verilen istinaf mahkemesi kararlarından da anlaşılacağı üzere davalı, istifa edip etmediğine bakılmaksızın aidat borcunu ödemek zorunda olduğunu, her ne kadar davanın konusu kira alacağına ilişkin olsa da söz konusu kira alacağı, Türk Borçlar Kanununda düzenlenen kira akdi ile bir ilgisi bulunmadığını, davanın konusu kooperatif genel kurul kararları ile alınan yalnızca tapusunu teslim alan üyelerin ödemesi gereken bir alacak kalemine ilişkin olduğunu, kooperatif hukukunun en temel ilkelerinden birisi eşitlik ilkesi olduğunu, Yerleşik içtihata ve doktrin görüşüne göre kooperatif hukukundaki eşitlik nispi bir eşitliği temsil etmekte olduğunu, tapusunu alamamış, 15 senedir ödeme yapmasına karşın tapusuna kavuşamayan üyelerle, tapusunu teslim alıp 15 senedir kooperatiften temin ettiği konutta oturan üyenin durumunun eşitlenmesi için kira isimli bir alacak kalemi ödenmesine karar vermiş olduğunu, 2019 tarihli genel kurulda alınan karar uyarınca, tapusunu teslim alan üyeler, mevcut aidat bedelinin %40'ı oranında kira ödeyeceğine karar verilmiş olduğunu, bu noktada taraflarınca kira alacağı hususunda daha önce dava açılmış, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi o dönem çıkan kanun maddesi olan Kooperatifler Kanunu geçici madde 11'e itibar ederek davamızın reddine karar vermiş, taraflarınca söz konusu karar istinaf edilmiş, istinaf tarafından yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiş olduğunu (Ek-5: Kayseri Bam 6. Hukuk Dairesi 2022/2648-2612 Sayılı İlamı), devamında bahsi geçen dosyada bilirkişi raporu aldırılmış olup söz konusu bilirkişi raporlarında davacının kooperatifin kira alacağına hak kazandığı yönünde kanaat bildiren rapor tanzim edilmiş olduğunu, söz konusu istinaf kaldırma kararı ve bilirkişi raporları sonrasında yerel mahkeme tarafından da davanın kabulüne karar verilmiş olduğunu, yine taraflarının talebi üzerine Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan somut norm denetimi başvurusu neticesinde Anayasa Mahkemesinin 2022/126E. 2023/29K. Sayılı 16.02.2023 tarihli kararının 11 nolu paragrafında \"üyenin yükümlülüğünün kooperatif tasfiye oluncaya kadar yükümlülüklere katlanmak.\" olduğu hususunu hükme bağlamış olduğunu, bu şekilde haklı davanın anayasa mahkemesi kararıyla dahi ispatlanmış olduğunu, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını belirterek, 53.600-TL kira alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 / aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacı kooperatife ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılmış olan davayı kabul etmediklerini, davacının haksız davasının reddini talep ettiklerini, davacı kooperatif ana sözleşmede değişikliğe giderek 61/e maddesinde konutların tamamının yapımı tamamlanmadan önce kendisine konutu tahsis edilmiş ve tamamlanmış olan ortağın kat mülkiyeti tapusunu alarak ayrılmak istemesi halinde kesin maliyet bedelinin belirlenerek tapusunun verilebileceğini belirtmiş ve bu kapsamında da yapımı tamamlanan konutların 2010,2011 ve 2012 yıllarında yapılan genel kurullarda alınan kararlar ile kesin maliyet bedellerinin çıkarılıp üyelere tebliği ve ödenmesi halinde tapularını alarak ilişiklerinin kesilebileceği yönünde genel kurul kararları alınmış ve davalının da buna dayanarak kesin maliyet bedelini ödemiş ve tapusunu almış olduğunu, bu durumda yukarıda belirtilen yasada aranan şartların sağlandığı ve bu kapsamda davalıdan kesin maliyet talep edilemeyeceği hatta kooperatif ile ilişiği kesildiği ve üyeliğinin sona erdiği açık olduğunu, bu sebeple aidat alacağının talep edilmesi mümkün olmadığını, davacı kooperatifin yıllar sonra aidat alacakları ödenmediğinden bahisle dava açması kötüniyetli olduğunu, zira aidat borcu olup ödemeyen kooperatif üyelerine kooperatifin ihraç prosedürünü uygulayabileceği açık olduğunu, davacı ise aidat ödenmesi noktasında eldeki dava açılana kadar bir talepte bulunmadığı gibi ödenmediğinden bahisle ihraç prosedürü uygulamamış olduğunu, zira kooperatif  de  kesin maliyeti ödeyen üyeye tapusunu verdikten sonra üyeliğin sona erdiğini zımnen kabul edip bu yönde de hareket etmiş olduğunu, davacının davasını kesinlikle kabul etmemekle birlikte davalı tapuyu aldıktan sonra ve davacı kooperatif tarafından hazirunlarda yer verilmediği ve genel kurullara davet edilmediği için aidat alacağının davalı nezdinde muaccel olmadığını, Genel kurullarda alınan aidat kararları davalı hazirunlarda yer almadığı için haberdar olduğu şeklinde yorumlanarak aidat hesabı da yapılamayacağını, bu kapsamda Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2017/2182 e.  2020/2757 k. Sayılı  sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, ayrıca davacının talebi zamanaşımına uğramış olup bu sebeple de reddi gerekmekte olduğunu, tüm alacaklar alacağın muaccel olmasından itibaren zamanaşımına tabi olduğunu, TBK'nın 147/1-4 bendi gereğince kooperatifle ortağı arasındaki alacak hakkı beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, Yargıtay kararları gereği  ve kanun gereği de dönemsel edimlerde 5 yıllık zamanaşımı olduğu açık olduğunu, Davacının talebinin gerek 1163 sayılı kanun gerek Borçlar Kanunu gereği zamanaşımına uğramış olduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin  2018/108 e. 2020/3494 k. Sayılı ilamının  da bu yönde olduğunu, Kayseri 1. Atm 2023/1112 e ve 2023/1111 karar sayılı sayılı dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında davacı kooperatifin ticari defter ve belgelerinde herhangi bir alacak kaydına rastlanmadığı tespit edilmiş olduğunu, yine Kayseri 1. Atm 2022/480 E.  Sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunda da genel kurullarda çıkarılan aidat kararı gereği ödenmesi gereken tutardan fazla ödeme yaptığı tespit edilmiş ve davalının davacı kooperatife  borcu olmadığı hatta alacaklı olduğu tespit edilmiş olup davanın reddine karar verilmiş olduğunu, eldeki dosyada da aynı şekilde davalıya çıkarılan borçtan daha fazlasını ödediği bilirkişi incelemesi ile netleşecek olduğunu, bu sebeplerle  davacının davasının reddi gerekmekte olduğunu, ayrıca davalıya karşı Kayseri 2 Atm 2019/587 e. Sayılı dosyasında verilen karar davacı kooperatif tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... e. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edilmiş ve davalının maaşında kesinti yapılmış olup bu kesintilerin de mahsup edilmesi gerekmekte olduğunu belirterek, davacının davasının esastan ve zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"... her ne kadar tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacının dava konusu kira alacağı nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti için delillerin toplanmasından sonra bilirkişi heyetinden 15/10/2024 tarihli rapor alınmış olup raporda, davalının davacı kooperatifin 150 m² daire üyesi olduğu, söz konusu üyeliği dava dışı ...’tan Kayseri 5. Noterliğinin ... tarihli kooperatif hisse devir sözleşmesi ile devraldığının tespit edildiği görülmüştür. Davalının üyeliğine karşılık ... ada ...parsel ... blok ... kat ... numaralı bağımsız bölümün tapusunu da 02/06/2011 tarihinde devraldığı ve taşınmazı 21/10/2021 tarihinde oğlu ...’na devrettiği, davalının düzenli aidat ödeyen normal statülü üye olduğu, davacı kooperatif genel kurullarında peşin ve sabit ödemeli üye alımına yönelik yönetim kuruluna yetki verildiğine ilişkin bir karar bulunmadığı gibi ayrıca davalının peşin bedelli sabit fiyatlı üye yapıldığına ilişkin bir genel kurul kararı da bulunmadığı, davalının toplam ödemesinin 117.215, TL olduğu ile yapılan hesaplama sonucu davacının talep edebileceği kira bedelinin 53.600 TL olarak raporda hesaplandığı görülmüştür. Davacının kanun ve esas sözleşmeye uygun olarak almış olduğu genel kurulu kararları uyarınca eşitlik ilkesi gözeterek inşaatların henüz devam ettiği bir aşamada konutların teslim edildiği ve kooperatif ortaklığından ayrılmayan üyeler yönünden kira alacağı tahsil edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalının dava konusu kira borcundan sorumlu olduğu anlaşılmış, bilirkişi raporunun denetime açık ve yeterli olması nedeni ile rapora itibar edilmiş ve böylece, davanın kabulü ile, 53.600,00 TL kira alacağı bedelinin dava tarihi olan 28/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek yılık %18, aylık %1,5 faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 1-DAVANIN KABULÜ İLE, 53.600,00 TL kira alacağı bedelinin dava tarihi olan 28/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek yılık %18, aylık %1,5 faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kabul anlamına gelmemek ile birlikte Müvekkile karşı Kayseri 2. Atm 2019/587 e. Sayılı dosyasında verilen karar davacı kooperatif tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... e. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini ve müvekkilin maaşında kesinti yapılmış olup bu kesintilerin de mahsup edilmesi gerekirken bu konuda inceleme yapılmadan hüküm verilmesi hatalı olduğunu, ilgili icra dosyasına yapılan ödemelere ilişkin bir kısım dekontları sunulduğunu, icra dosyasında alacaklı tarafından farklı olmasının sebebi davacı kooperatifi ilgili dosyada temlik işlemi gerçekleştirmesinden kaynaklı olduğunu, şöyle ki müvekkiller genel kurula davacı kooperatif tarafından davet edildiği halde katıldığını, davacı kooperatif tarafından kesin maliyet bedelini ödedikten sonra ilişikleri kesileceği taahhüt edildiğinden genel kurullara davet edilmemiş hazirunlarda yer verilmediğini, yerel mahkemenin dikkat etmediği şu husus vardır kesin maliyeti ödedikten sonra kooperatifin üye sayısı tapusunu alan kişi sayısı kadar azalmış ve genel kurula davet edilen kişi sayısı azaldığı için bu üye sayısı esas alınarak genel kurullar toplanmış ve bu üye sayısı dikkate alınarak aidat konusunda karar alındığını, kooperatifin genel kurula çağırması akabinde üyenin katılmaması  ile üyenin genel kurula davet edilmemesi ve hazirunlarda üye olarak  göstermemesi ayrı hukuki sonuç doğuracağını, dolayısıyla müvekkillerin üye olarak isminin yer almadığı genel kurulda alınan aidat kararından sorumlu tutulması mümkün olmadığını, bu hususta ilgili genel kurul kararının yokluğunun tespitine dair bir dava açmaya dahi gerek olmayıp yokluğu mahkeme resen dikkate alarak değerlendirme yapabildiğini, davet edilmeyen bir genel kurulda aleyhine yükümlülük yüklenen kooperatif üyesinin her zaman kendisinden alacak talebinde bulunulan davada ileri sürebileceği ayrı bir dava açmaya gerek olmadığına dair Yargıtay'ın çok sayıda içtihadı mevcut olduğunu, genel kurul toplantısına davetin bütün pay sahiplerine veya temsilcilerine yapılması davetin geçerlik koşulu olduğunu, davacı kooperatif ana sözleşmede değişikliğe giderek 61/e maddesinde konutların tamamının yapımı tamamlanmadan önce kendisine konutu tahsis edilmiş ve tamamlanmış  olan ortağın kat mülkiyeti tapusunu alarak ayrılmak istemesi halinde kesin maliyet bedelinin belirlenerek tapusunun verilebileceğini belirtmiş ve bu kapsa da da yapımı tamamlanan konutların 2010, 2011 ve 2012 yıllarında yapılan genel kurullarda alınan kararlar ile kesin maliyet bedellerinin çıkarılıp üyelere tebliği ve ödenmesi halinde tapularını alarak ilişiklerinin kesilebileceği yönünde genel kurul kararları alınmış ve akabinde çıkarılan ve kendilerine tebliğ edilen kesin maliyeti ödeyen üyeler bir sonraki genel kurula davet edilmemiş isimleri hazirunlarda yer almadığını ve üyeliğinin düştüğü kooperatif tarafından da eylemli olarak da kabul edildiğini, her ne kadar Kayseri Bam 6. Hukuk Dairesi 2023/1501 E 2023/1472 K sayılı ilamında  davalı üyeni istifa ettiği yahut istifasının kabul edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı belirtilmişse de kooperatif en üst organı ve karar organı olan genel kurula davet edilmemenin hazirunlarda yer almamanın hukuki olarak ne anlama geldiği ve ne sonuç doğurduğu ne yerel mahkeme yargılamasında ne de emsal kaldırma kararında belirtilmediğini, davacı kooperatif ana sözleşmede değişikliğe giderek 61/e maddesinde konutların tamamının yapımı tamamlanmadan önce kendisine konutu tahsis edilmiş ve tamamlanmış  olan ortağın kat mülkiyeti tapusunu alarak ayrılmak istemesi halinde kesin maliyet bedelinin belirlenerek tapusunun verilebileceğini belirttiğini ve bu kapsamda da yapımı tamamlanan konutların 2010,2011 ve 2012 yıllarında yapılan genel kurullarda alınan kararlar ile kesin maliyet bedellerinin çıkarılıp üyelere tebliği ve ödenmesi halinde tapularını alarak ilişiklerinin kesilebileceği yönünde genel kurul kararları alınmış ve akabinde çıkarılan ve kendilerine tebliğ edilen kesin maliyeti ödeyen üyeler bir sonraki genel kurula davet edilmemiş isimleri hazirunlarda yer almadığını ve üyeliğinin düştüğü kooperatif tarafından da eylemli olarak da kabul edildiğini, her ne kadar Kayseri Bam 6. Hukuk Dairesi 2023/1501 E 2023/1472 K sayılı ilamında  davalı üyeni istifa ettiği yahut istifasının kabul edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı belirtilmişse de kooperatif en üst organı ve karar organı olan genel kurula davet edilmemenin hazirunlarda yer almamanın hukuki olarak ne anlama geldiği ve ne sonuç doğurduğu ne yerel mahkeme yargılamasında ne de emsal kaldırma kararında belirtilmediğini, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçemizde de davacı kooperatifin ticari defterlerinin incelenerek tapuyu aldığı tarih itibariyle ticari defterlerde borcu olup olmadığının incelenmesi belirtildiğini, Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesinde 2004 yılında yapılan değişiklik ile kooperatifin tacir olup olmadığı hususundaki tartışmanın noktalandığı ve kooperatifin şirket niteliğinde bulunduğunun vurgulandığı, 6102 Sayılı TTK'nın 124/1. maddesiyle de ticaret şirketi niteliğinde olduğunun bir kez daha teyit edildiği, kooperatifin tacir sayılmayacağı yönündeki yorumun kanuna aykırı bir yorum faaliyeti olduğu, 07.11.1945 gün ve 1944/8 E., 1945/14 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararında da tespit edildiği üzere kooperatifin \"... ticari işletme işletip işletmediğinden bağımsız olarak (hukuki) şekli (kalıbı) dolayısıyla tacir...\" olduğu ifade edildiğini, bu durumda ticari defter ve kayıtlarının da dönemsel olarak tutulması gerektiğini, yargılama esnasında bu hususun tespit edilmediği bilirkişi raporlarında  bu yönde bir inceleme yapılmadığı açık olup raporun hükme esas alınması mümkün olmadığını, yine emsal Kayseri Bam 6. Hukuk Dairesi 2023/1501 E 2023/1472 K sayılı ilamında üyelik devam ettiği sürece üyenin parasal yükümlülüklerinin ve dolayısıyla  aidat alacağının zamanaşımına uğramayacağı belirtilmişse de belirtildiği üzere müvekkilin üye olmadığı kooperatifin genel kurula davet etmemesi ile de eylemli olarak ortaya koyduğu öncesinde genel kurul kararı aldığı defaatle bildirildiğini, kaldı ki yerel mahkemede yönetim kurulu kararları incelenmemiş istifaya dair bir karar alınıp alınmadığı hususu araştırılmadığını, aksi halde açık kapı ilkesinin de bir anlamı kalmayacağını, Yargıtay kararları gereği  ve kanun gereği de dönemsel edimlerde 5 yıllık zamanaşımı olduğunu, davacının talebi gerek 1163 sayılı kanun gerek Borçlar Kanunu gereği zamanaşımına uğradığını,  bilirkişi raporunda da görüleceği kaldırma konusu yapılan hususlarda yeterli inceleme yapılmadığını, mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporu hatalı ve çelişkili olup söz konusu rapora dayalı olarak verilen kararın kabulü mümkün olmadığını, davacı kooperatifin 28.11.2021 tarihli genel kurulunda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti için açılan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/917 E. 2023/237 K. sayılı dosyasında verilen karar Yargıtay 6. Hd 2024/320 E. 2024/3203 K. sayılı ilamı ile onandığını, ilgili genel kurul kararında alınan kararlar yok hümkünde olduğunu, Kayseri 1. Atm 2021/917 E. sayılı dosyası ile 2021 yılı genel kurulunun yoklukla malül olduğu kesin olarak tespit edilmişken hesaplamada 2021 yılına ilişkin aidatlar da hesaplanmış olduğundan rapor hatalı olup hükme esas alınması mümkün olmadığını, yerel mahkeme tarafından ilgili dosya celp edilerek söz konusu kararda dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken bu konuda inceleme yapılmadan karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, Kayseri 2 Atm 2024/994 Esas sayılı, 2 ATM 2023/685 Esas sayılı, 1 ATM 2024/529 Esas sayılı dosyalarda genel kurul kararlarının iptaline yönelik dava açıldığını, bu dosyalarından incelenerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile verilen hükmün kabulü mümkün olmadığını, Kayseri 1. Atm 2023/1112 E VE 2023/1111 K sayılı sayılı dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında davacı kooperatifin ticari defter ve belgelerinde herhangi bir alacak kaydına rastlanmadığı tespit edildiğini, yine Kayseri 1. Atm 2022/480 E.  Sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunda da genel kurullarda çıkarılan aidat kararı gereği ödenmesi gereken tutardan fazla ödeme yaptığı tespit edildiğini ve müvekkilin davalı kooperatife  borcu olmadığı hatta alacaklı olduğu tespit edilmiş olup davanın reddine karar verildiğini, eldeki dosyada da aynı şekilde müvekkile çıkarılan borçtan daha fazlasını ödediği bilirkişi incelemesi ile netleşeceğini, bu sebepler le  davacının davasının reddi gerektiğini, izah edilen sebeplerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davacının davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Dava, davacı kooperatifin genel kurul kararlara kapsamında davalı üyeden kira alacağı tahsili talebine ilişkindir.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, toplanan delillere, dava konusu kira bedeli alacağının konutu teslim edilen kooperatif üyelerinden genel kurulda alınan kararlar çerçevesinde istenilmiş olmasına, her ne kadar davalı tarafın istinaf dilekçesinde Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/917 E -2023/237 K sayılı hükmü ile kooperatifin 2021 yılı genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespit edildiği ve ilgili hükmün Yargıtayca onandığı, Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/994 E, 2023/685 E ve Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/529 E sayılı dosyalarında genel kurul kararlarının iptaline yönelik dava açıldığı ve bu dosyaların da incelenerek karar verilmesi gerektiğinden eksik inceleme ile hüküm kurulduğu bildirilmiş ise de, 6100 Sayılı HMK 357/1. md gereğince ilk derece mahkemesindeki yargılama aşamasında ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların bölge adliye mahkemesindeki istinaf incelemesinde dinlenemeyecek veya yeni delillere dayanılamayacak olmasına ve ilk derece mahkemesince konusunda uzman bilirkişiden aldırılan 15/10/2024 tarihli rapordaki tespit ve değerlendirmeler nazara alındığında ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmış olması nedeniyle davalı vekilinin yerinde görülmeyen yukarıda yazılı istinaf itirazlarının tümden reddi gerektiği değerlendirilmiştir.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinafa konu edilen işbu nihai kararın HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek davalı taraf vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 06/11/2024 tarih ve 2023/1173 E - 2024/974  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli olan 3.661,41 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 915,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.746,01 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 25/04/2025  <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f5734f6b5673917","SID":"088fe9366a9cbba8"}}