{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2306 <br>KARAR NO: 2025/553<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/09/2021<br>NUMARASI: 2018/407  E. - 2021/750 K. <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ... Bankası AŞ vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin dava dışı ... San. Ve Tic. AŞ'den almış olduğu çeklerin davalı bankaya takasa verildiğini, beş adetinin 07/10/2016 tarihinde davalı bankadayken  çalındığını, ödeme yasağına rağmen çeklerin davalı ...'ın eline geçtiğini ve 2 adet çek bedelini keşideciden tahsil ettiğini, keşideci tarafından açılan İstanbul 13. ATM'nin 2016/1101 esas sayılı menfi tespit davasında tedbir verildiğini, davalı ...'ın ise bu kez müvekkiline hacze gelmesi nedeniyle 283.621,21-TL ödemek zorunda kaldığını, çeklerin çalıntı olduğunu bilerek iktisap eden ...'ın kötü niyetli olduğunu, ayrıca çaldıran davalı bankanın da kusuru olduğunu ileri sürerek, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyada müvekkilinden tahsil edilen toplam 283.621,21-TL'nin, 267.910,20-TL'sinin 23/11/2016 tarihinden, 15.711,01-TL'sinin ise 20/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı ... Bankası vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin ikametinin Ümraniye'de olması nedeniyle davada İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı lehine düzenlenmiş olan huzurdaki uyuşmazlığa konu çekler de dahil olmak üzere toplam 5 adet çekin davacı tarafından davalının  Sefaköy Şubesi'ne tevdi ve teslim edildiğini, çeklerin Banka'nın Genel Müdürlüğüne ulaştırılmak üzere 07.10.2016 tarihinde  motorlu kurye hizmeti veren ... Tic. AŞ'ye teslim edildiğini, ancak dava konusu çeklerin de içinde bulunduğu söz konusu kambiyo senetlerinin Postacı uhdesinde iken 07.10.2016 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı neticesinde çalındığını, davalının hemen çekler hakkında ödeme yasağı kararı verilmesini sağladığını, hırsızlık olayına ilişkin olarak suç duyurusunda bulunduğunu, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/92210 Soruşturma dosyasından yürütüldüğünü, ayrıca, Postacı'nın da ilgili personelinin şikayeti üzerine, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/91987 Soruşturma sayılı dosyası açıldığını,  her iki soruşturma dosyasının 2016/91987 Soruşturma sayılı dosyasında birleştirildiğini,  davalının dava konusu çeklerin de içinde bulunduğu kambiyo senetlerinin iptali için iptal/zayi davası ve istirdat/iade davası açıldığını,   İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1155 Esas sayılı dosyasından  ihtiyati tedbir (ödeme yasağı) kararı  verildiğini, müvekkilinde herhangi bir kusur ve sorumluluk bulunmadığını, öngörülemeyecek bir hırsızlık olayı nedeniyle müracaat edilebilecek tüm yasal yollara başvurulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava hukuksal niteliği itibariyle, çalıntı çekler nedeniyle cebri icra baskısı altında yapılan ödeme nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Eldeki davada tensiben  İstanbul 13. ATM'nin 2016/1101 esas sayılı menfi tespit davasında dosyanın birleştirilmesi talep edilmişse de, mahkemesince 08/05/2019 tarihli 2019/412 sayılı kararı ile keşideci yönünden imzaların istiklali ilkesi uyarınca lehtarın savunma sebeplerine dayalı olarak çalıntı çek iddiasının dinlenemeyeceği belirterek dava reddedilmiştir. Davalı Banka vekili yetki itirazında bulunmuşsa da,  Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2019 tarihli 2019/3579 Esas - 2019/5346 Karar sayılı ilamında belirttiği üzere davacının birden çok mahkemenin yetkili olduğu ve kesin yetki kuralının bulunmadığı bu davada, davayı davalının bölge müdürlüğünün bağlı bulunduğu (... İstanbul Avrupa ... Şubesi, ... Mh. ... Cd. ... No:... Ticaret Merkezi Kat:...  Şişli/İSTANBUL) İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'nde açarak yetkili mahkemeyi seçmiş olduğu anlaşıldığına göre reddi gerekmiştir. Davalı ... tarafından takibe konu edilmiş iki adet çekin davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı bankaya çeklerin tahsili amaçlı verildiği, bankanın ise Sefaköy Şubesi tarafından \"Banka İçi Gönderim Formu\" ile Merkez Şubeye gönderilmek üzere kayda alındığı sabittir. Davacı kayıtlarında söz konusu çeklerin başkasına ciro edildiğine dair herhangi bir delil ve kayıt da mevcut değildir. Çekin takas için davalı bankaca teslim alındığı ise yanların kabulündedir. Ancak banka vekili, hırsızlık olayında kusurlarının olmadığını, olayın ... Ticaret A.Ş. isimli kurye firmasına çeklerin teslim edilmesinden sonra kurye elindeyken çalındığını, akabinde tüm yasal yollara başvurduklarını savunmuştur. Davalı Banka çekleri kendisi yüksek güvenlik önlemleri almak suretiyle bir şubesinden diğer şubesine bizzat naklini sağlayabilecekken yeterli özeni göstermeksizin dava dışı kurye firmasına teslim etmiştir. Bu noktadan sonra davalı banka ifa yardımcısı olan dava dışı kurye firmasının kusur ve ihmallerinden de davacı müşterisine karşı TBK'nın 116. maddesi gereğince kusursuz sorumlu olacaktır. Diğer yandan TBK'nın 115/3 maddesinde “Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyor ise, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.” şeklinde yapılan düzenleme ile hafif kusura ilişkin dahi istisnaya yer verilmiştir. Bu itibarla, davalı bankanın imtiyaz verilmek suretiyle bankacılık faaliyetini sürdürdüğü ve dosyada yapılan yargılama sonucu ayrıca davacıya hiçbir kusur yüklenemeyeceği gözetilerek davalı bankanın davacının oluşan zararından, yani cebri icra baskısı altında ödenen çek bedelinden sorumlu olacağının kabulü gerekir. Diğer davalı ... vekili ise müvekkilinin iyi niyetli meşru hamil olduğunu ileri sürmüştür. Ancak çekler davacı kayıtlarında ciro görmemiş olup, kambiyo senedi illetten soyut olmakla kural olarak iyi niyetli iktisap karinesi mevcutsa da, davalı ... isimli şahıs UYAP sisteminden sorgulandığında hakkında pek çok soruşturma ( Savcılık ve dava dosyası listesi eklenmiştir.) ve benzer dava dosyaları bulunduğu, benzer işlerden ötürü adli sicil kayıtlarının olduğu tesbit edilmiştir.  Bu durumda çalınan tüm  çeklerin aynı şekilde ve süreklilik arz edecek şekilde davalıya geçmesi ve benzer olaylar nedeniyle pek çok soruşturmaya muhatap olmak hayatın olağan akışına uygun görülmediğinden davalının dava konusu çekleri iktisabında kötü niyeti bulunduğunun ve meşru hamil olmadığının kabulü gerekmiştir. Kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re'sen) nazara alınacağı'' ilkeleri 08.11.1991 tarih 1990/4 esas 1991/3 sayılı İnançları Birleştirme  Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşler de aynı doğrultuda gelişmiştir. Hemen belirtmek gerekir  ki, 14/02/1951 gün ve 1949/17 Esas, 1951/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç kısmında belirtildiği üzere \"vakıa ve karinelerden olayda kanunen iyi niyet iddiasında bulunamayacak durumu belirlemiş olan kimsenin kötü niyetinin diğer tarafa ispat ettirilmesine artık sebep ve vecih kalmayacağına ve dava hakkının doğumunu sağlayan veya bertaraf eden iyi ve kötü niyetin bu durumda mahkemece re'sen nazara alınabileceğine\" karar verilmiştir. Somut olayda da yukarıda işaret edildiği üzere ekli adli sicil ve soruşturma kayıtları, çeklerin ele geçiriliş şekli, hiç bir şekilde ciro görmemiş olması ve davacı ile davalı ... arasında hiç bir ticari bağlantı bulunmaması karşısında Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları ışığında bilirkişi raporunun 7. sayfasındaki ispat külfetinin davacıda olduğu, davalı ...'ın kötü niyetinin ispatlanamadığı yönündeki fikre iştirak olunmamıştır. Dolayısıyla, her iki davalının ödenen çek bedelinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabulü gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm tesisi cihetine gidilmiştir.\"  gerekçesiyle, davanın kabulü ile; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından davacı tarafından ödenen 283.621,21-TL'nin 267.910,20-TL'sinin 23/11/2016, bakiye 15.711,01-TL'sinin ise 20/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı banka ve davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Ancak davalı ...'a istinaf nispi karar harcı ve başvuru harcı ile istinaf giderini yatırmak üzere mahkemece muhtıra çıkarıldığı, adı geçen davalı tarafından  süresi içinde harçların ve giderlerin yatırılmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen 15.09.2021 tarihli ek karar ile davalı ... vekilinin  HMK'nın 344.maddesi gereğince, istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, bu kararın adı geçen davalıya 23.11.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı yanca bu ek  karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmıştır.  Bu nedenle istinaf incelemesi, davalı banka yönünden yapılmıştır. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Bankası vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu çeklerin çalınmasında hiçbir kusuru olmadığını, dava konusu çeklerin kaybolmadığını, aksine üçüncü kişinin kastı çerçevesinde çalındığını, bu haliyle zarar ile uygun illiyet bağının müvekkili  açısından ortadan kalktığını, davalının vaki durumlar nedeniyle müracaat edilebilecek tüm yasal yollara süresinde başvurduğunu,  çekler hakkında derhal ödeme yasağı kararı verilmesini sağladığını,  gecikmeksizin suç duyurusunda da bulunulduğunu,  istirdat davası  açtığını,  İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/03/2020 tarihli ve 2016/1091 Esas, 2020/268 karar sayılı kararı ile bu davayı kazandığını, çeklerin istirdadına karar da verildiğini,  sözde zarar ile kusur arasındaki illiyet bağının davalı müvekkili açısından  tamamen koptuğunun tespit ve teyit edildiğini, sözde zararın diğer davalı'nın kusurlu eylemleri sonucu meydana gelmiş olmakla birlikte; davacının eylemlerinin de  sözde zararın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, senette gerçek borçlu olarak görünen ... tarafından icra dosyasına dosya borcunu karşılayacak miktarda para yatırılmış olduğunu bilmesi gereken ve hatta bilen davacının bile bile ve basiretsiz olarak icra baskısındayız bahanesine sığınarak ilgili dosyaya ödemede bulunmasının hiçbir hukuksal gerekçesi olmadığını,  böylece kabul anlamında olmamakla birlikte dava konusu edilen zararlara gereksiz ödemelerde bulunan davacının  kötüniyetli 3.kişi olarak diğer davalının sebep olduğu hususu bir kere daha ortaya çıktığını,  dava konusu edilen sözde zararların doğmasına sebebiyet verenin davacı ile diğer davalının kusurlu davranışları olduğunu, müvekkili yönünden illiyet  bağının  tamamen koptuğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı lehtarın, davalı banka nezdindeyken çalınan çekler sebebiyle icra tehdidi altında  davalı hamile ödeme yapması sebebiyle ödediği bedelin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ... Bankası vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dışı .... AŞ'nin ... bank Avcılar ticari şubesindeki çek hesabından davacı .... Ltd Şirketi lehine keşide edilen  28.10.2016 tarihli,  ... seri no'lu, 100.000 TL bedelli  ve 28.10.2016 keşide tarihli,  ... seri no'lu, 100.000,00 TL bedelli  çeklerin  06.10.2016 tarihinde davacı lehtar tarafından tahsil işlemleri yapılmak üzere   davalı bankanın merkez şubesine gönderilmesi davalının Sanayi Şubesine teslim edildiği, davalı bankanın kurye ile çekleri  genel müdürlüğe  gönderdiği sırada çekler teslim edilemeden hırsızlık  olayı olduğu,  çeklerin çalındığı, davalı bankanın, bu olay sebebiyle şikayetçi olduğu, Bakırköy CBS'nin 2016/91987 soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığı,   bunun üzerine davalı banka tarafından 14.10.2016 tarihinde  İstanbul 1. ATM'nin 2016/1155 Esas sayılı dosyasında çek iptali davası açıldığı,  ödeme yasağı konulduğu, dava sonunda  eldeki dava konusu çekler ibraz edildiğinden bu çekler yönünden davanın reddine karar verildiği, bu sırada çeklerin keşidecisi ... AŞ tarafından  çeklerin bedeli olan 200.000 TL'nin 28.10.2016 tarihli banka dekontuna göre davacı lehtara çek vadesinde ödendiği,  ancak söz  konusu iki adet çeke ilişkin davalı  ... tarafından 03.11.2016 tarihinde İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile  davacı lehtar,  dava dışı keşideci ve diğer cirantalar aleyhine takibe konulduğu, davacı lehtar tarafından cebri icra baskısı altında  icra dosyasına 23.11.2016 tarihinde 267.910,20-TL,  20.11.2016'da ise  15.711,01-TL olmak üzere toplam 283.626,21 TL ödendiği, davacının eldeki davada ödediği bu miktarın davalılardan tahsiline karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır.  Dava konusu çeklerin davacı lehtar tarafından davalı bankaya tahsil cirosu ile verildiği,  çeklerin banka tarafından şubeden şubeye taşınması sırasında çalındığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan kuruluşlardır.  TTK'nın 18/2 maddesi gereğince, tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim, bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Somut olayda, davacı tarafından tahsil amacıyla davalı bankaya teslim edilen dava konusu çeklerin kurye  ile genel mrkezine taşınması sırasında hırsızlık olayı sonucunda  çalınması sebebiyle,  davacı lehtarın aleyhine son ciranta tarafından başlatılan icra takibi sırasında cebri icra tehdidi altına  çek bedellerini ödemek zorunda kalmış olmasından  davalı banka kusurlu konumdadır. Zira tahsil cirosu senette oluşan alacağın onu ciro eden kimsenin nam ve hesabına tahsil edilmesi amacıyla yapılan cirodur. Bu şekilde yapılan ciro ile senetteki alacağın temlik edilmesi amaçlanmaktadır. Uygulamada tahsil cirosu genellikle bankaya yapılmaktadır. Buna göre senet karşılığını tahsil eden vekil, hamil bu bedeli anlaşmaya göre cirantaya verir.Ancak somut olayda, lehtarın müşterisinden aldığı çekleri  tahsil cirosu ile davalı bankaya teslim eden davacının müracaat borçlusu olarak, tahsil ettiği  çek bedelini ödemek zorunda kalmasına çeklerin banka nezdinde çalınması sebep olmuştur. Davacı, dava konusu çeklerde lehtar konumundadır ve esasında keşidecinin ödemesi ile çek bedellerini tahsil etmiş olan, lakin daha sonra cebri icra tehdidi sonucu tahsil ettiği çek bedelini hamile ödemek zorunda kalan  davacı lehtarın  çeklerin davalı banka nezdindeki çalınma olayı sonrasında  başvuracağı başkaca bir  yol kalmamıştır. Bu sebeple, davalı banka yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı ... Bankası vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı ... Bankası vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı ... Bankası vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davalı ... Bankası tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 14.530,62 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı ... Bankası  tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.27.03.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d5bee179a1ff8f3e","SID":"e8346d4052a774cb"}}