{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2307 <br>KARAR NO: 2025/632<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/06/2021<br>NUMARASI: 2017/545 E. -  2021/571 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl  davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı, asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkiline muhtelif zamanlarda taşıttırdığı kargo veya ücret alıcı olarak kabul ettiği kargo bedelleri olarak oluşan icra dosyasındaki borç miktarını tüm girişimlere rağmen ödemediğini, müvekkilinin taşıma hizmetini ifa ettiğini, davalının borcunu ödemediğini,  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibini başlattığını, ancak davalının haksız bir şekilde borca ve ferilerine itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve  %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ev dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; bahse konu ticari ilişkiden kaynaklanan herhangi bir borçlarının olmadığını,  bilakis alacaklarının bulunduğunu, bu durumun İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/149 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporları dikkate alındığında davacının aleyhine karar çıkacağını savunarak, davanın reddini ve  %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı kargo şirketi ile aralarındaki  ticari ilişkinin taşımacılık sözleşmesinden kaynaklandığını,  ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile davalının müvekkili şirkete borçlu olduğunun cari hesapta açıkça görüldüğünü,  bu sebeple  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini  ileri sürerek, itirazın iptaline  ve  %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep  ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı  vekili, savunmasında özetle;  talebin zaman aşımına uğradığını, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını,  davacının davaya ilişkin hiçbir bilgi sunmadığını savunarak, davanın reddini ve  % 20  kötü niyet tazminatına hükmedilmesini  istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Asıl Dava hukuksal niteliği itibariyle, kargo taşıma hizmet bedellerinin tahsili için başlatılan takibe vaki olmuş itirazın iptali istemine ilişkin olup, birleşen dava ise, açık hesap ilişkisine dayalı bakiye alacağın tahsili için takibe vaki olmuş itirazın iptali istemine ilişkindir. Yapılan teknik inceleme sonucunda davacı birleşen davalının kendi ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle 2.116,81-TL alacaklı görünmekte ise de davacının davalıya düzenlediği 24/05/2014 tarihli 645,88-TL tutarlı borç ödeme dekontunun mahsubunun yapıldığı anlaşılmış olup davacının kendi kayıtlarına göre 1.470,93-TL alacaklı göründüğü anlaşılmaktadır. Davalının davacıya takipten önce düzenlediği 10/06/2016 günlü 3.719,00-TL tutarlı ankastre fırın açıklamalı faturasının ise iade edildiği, bu faturanın dayanağının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Davalı birleşen davacı defterlerinde ise davacı birleşen davalı tarafından takibe konu edilmiş ve davalı birleşen davacının kaydına alınan fatura bedellerinin toplamının 1.101,21-TL olduğu, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan taraf defterlerinin mukayesesi neticesinde bu oranda alacaklı göründüğü, bunun haricinde davacının davalıya düzenlediği 645,88-TL bedelli borç dekontu yönünden 2.116,81-TL tutarındaki alacağından mahsup ettiği, söz konusu dekontun davacının alacağına dayanak değil tam tersi mahsup ettiği bir işleme dayanak olduğu, dolayasıyla takip dayanağının konu edilebilecek bir evrak olmadığı, asıl dava yönünden davacının 1.101,21-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Birleşen dava yönünden ise, birleşen davada davacısının kendi tek taraflı tuttuğu kayıtlarda 14.251,61-TL alacaklı görüldüğü, oysa ki diğer yandan davacı birleşen davalı ... kargo kayıtlarında ise 2.116,81-TL alacaklı görüldüğü, her iki taraf defterlerindeki farkın 12.694,72-TL olduğu, birleşen davacı tarafından düzenlenen satış faturasının da davalı ... tarafından iade edildiği ve 3.719,00-TL tutarlı bu faturanın da dayanağının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Birleşen davada davacının icra takibine konu ettiği alacak miktarları tek taraflı olarak kendi kayıtlarında düzenlenmiş ise de birleşen davalı ... kargonun kayıtları ile örtüşmemektedir. Bu durumda defterine kaydetmiş olduğu alacaklarının sebebinin daha doğrusu ücrete hak kazandığına dair edimini yerine getirdiğini davacı birleşen davalının HMK'nın 200 ve devamı maddeleri gereğince usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekir. Oysa ki bu yönde herhangi bir ispat vasıtası sunulmadığı gibi birleşen 7. ATM 2017/940 Esas sayılı dosyasına sunmuş oldukları 13/04/2021 tarihli beyan dilekçesi ile yemin deliline de dayanmayacaklarını bildirdikleri anlaşılmıştır. Hal  böyleyken birleşen davanın ispata muhtaç kaldığı görülmekle reddi gerekmiştir. Sonuç olarak asıl dava yönünden takibe konu faturaların 1.101,21-TL tutarlı kısmının davalı birleşen davacı kayıtlarında bulunduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde kısmen kabulüne, birleşen davanın ise tek taraflı tutulan defter kayıtlarına itibar edilemeyeceğinden reddine karar verilmesi gerekmiştir.\" gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu  itirazının  İİK'nın 67/1 maddesi gereğince kısmen iptali ile 1.101,21-TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, alacak niteliği itibariyle likit ile belirlenebilir olduğundan %20 icra inkar tazminatı 220,24-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davacı ve birleşen davada davacı vekillerince  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacı ve birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; usulüne uygun olarak tutulmayan defterlerin delil olarak nitelendirilemeyeceğini,  04.10.2018 tarihli rapor olmak üzere dosyada alınan  tüm raporlarda, davalının 2011 yılı yevmiye ve envanter defterleri kapanış tasdikinin ibraz edilmediği ve 2014 yılı defter-i kebir açılış tasdikinin yasal süresi içerisinde yaptırılmadığı tespiti bulunduğunu, bu nedenle davalı tarafın sunmuş olduğu ticari defter ve kayıtların davalı lehine delil niteliğinin bulunmadığını, bu defterlerin hükme esas alınamayacağını,  davalının  yemin delilini kullanmaktan vazgeçtiğini,  birleşen davada davacıya HMK 225. md gereğince yemin teklif edip etmeyeceğini açıklaması için 2 haftalık kesin süre verildiğini, süresi içinde beyanda bulunmamakla birlikte  davalının 12.04.2021 tarihli duruşmada yemin teklifinde bulunmayacağını belirterek davalının yemin teklifinden vazgeçtiğini,  kayıtlarda yer almasına rağmen dikkate alınmayan faturalarının bulunduğunu, bilirkişi raporunda eksiklik bulunduğunu,  müvekkilinin alacağının 1.101.23 TL olduğu hususu hüküm altına alınmışsa da, 369,59 TL tutarlı 10 adet faturanın dosyada ve kayıtlarda yer aldığını,  ancak  hiç incelenmediğini, iş bu faturaların da dikkate alınarak, alacaklarının tam olarak tespiti gerektiğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına istemiştir.  Birleşen davada davacı - asıl davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararının eksik inceleme ile verildiğini,  müvekkilinin  bir tacir olarak eksiksiz tuttuğu defter ve kayıtlarını  mahkeme dosyalarına sunduğunu, defter kayıtları ve bilirkişi raporları incelendiğinde müvekkilinin basiretli bir tacir olarak tüm defter ve kayıtlarını tuttuğunun ve sunduğunu görüleceğini,  eksik kayıt sunan tarafın davasının kabul edilmesi yerel mahkeme kararının eksik inceleme ile oluşturulduğunun açık ispatı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl  ve birleşen davalar, taşıma ilişkisinden doğan açık hesap alacağının tahsili için başlatılan  ilamsız icra takiplerine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemlerine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Asıl dava dosyası yönünden yapılan istinaf  incelemesinde;  HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca, miktar ve değeri 3.000 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar, yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2021 yılı itibariyle 5.880,00 TL'ye baliğ olmuştur. Asıl dava dilekçesinde dava değerinin 2.063,6 TL olduğu, icra dosyasında takip tutarının da 2.063,61  TL olduğu,  ilk derece mahkemesince asıl davanın 1.001,21 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği, kararın kabul ve reddedilen miktarlar itibariyle her iki taraf  yönünden de kesin nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları hakkında aynı Yasa'nın 352/1.b maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür. Bu açıklamalar ışığında, kanun yolu başvurusuna konu edilen asıl davada verilen kararın, karar tarihi itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili  ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurularının reddine dair karar verilmiştir. Birleşen dava dosyası yönünden yapılan istinaf incelemesinde;  Birleşen davada davacı vekili; davalı taşıma şirketi ile davacı arasında taşıma ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin bu ilişki sebebiyle  açık hesaptan kaynaklanan alacağı bulunduğunu ileri sürerek, takip başlatmış ve itiraz üzerine eldeki birleşen davayı açmıştır.  Birleşen dava dosya kapsamında bulunan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine  14.251,61 TL asıl alacak, 1.539,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.790,78 TL alacak yönünden 08.09.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı,  takip dayanağı olarak cari hesap alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 12.09.2017 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı  tarafından 19.09.2017 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve  birleşen davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Buna göre somut olayda, açık hesaptan kaynaklanan alacağı olduğunu ispat yükü,  birleşen davadaki davacı alacaklıdadır. Tek başına fatura düzenlenmiş olması ve bunun birleşen davacı defterinde kayıtlı olması  alacağı kanıtlamaya yeterli değildir. Taraf ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen  bilirkişi kök ve ek raporuna göre birleşen davacı defterlerinde kayıtlı alacağın birleşen davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, birleşen davacının alacağını ispata yarar başkaca bir delil sunamadığı, birleşen davacı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığı ve  birleşen davacı tarafından yemin teklif edilmeyeceğinin beyan edildiği nazara alındında,  davacının  takip ve dava konusu alacağının varlığını kanıtlayamadığı anlaşıldığından birleşen davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan  bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, taraf vekillerinin asıl davaya yönelik  istinaf dilekçelerinin reddine; ilk derece mahkemesince birleşen davada kurulan hüküm usul ve yasaya uygun olduğundan HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>A-Asıl davada verilen hükme yönelik istinaf başvurusu bakımından: 1-İlk derece mahkemesinin asıl davada verdiği karar HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca karar tarihi itibariyle dava değerine göre kesin nitelikte olduğundan, asıl davacı ve davalı vekillerinin asıl davada verilen hükme  yönelik  istinaf dilekçelerinin HMK'nın 352/1.b ve HMK'nın 346. maddeleri gereğince reddine, 2-Asıl dava için yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince, yatıranlara iadesine, 3-Asıl dava için yapılan kanun yolu giderlerinin başvuranlar üzerinde bırakılmasına, <br>B-Birleşen davada verilen hükme yönelik istinaf başvurusu bakımından: 1-Birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya  yönelik  istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine,2-Birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL TL harcın birleşen davada davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,3-Birleşen davada  davacı  tarafından yapılan  kanun yolu giderlerinin kendi kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.17.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"af9e8d47d53e9838","SID":"a31dea1e067cd1c2"}}