{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/248 <br>KARAR NO: 2025/605<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/09/2021<br>NUMARASI: 2016/532 Esas -  2021/589 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 08.03.2016 tarihinde sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek park halinde bulunan kamyonete arkadan çarptığını, sürüklenen kamyonetin de park halindeki başka bir kamyonete çarptığını, müvekkilinin ... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunduğunu, kaza neticesinde yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 1.000,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında sunduğu 30.09.2020 tarihli dilekçesi ile HMK'nın 107/2. maddesi gereği dava değerini 112.621,44-TL'ye artırdıklarını bildirmiş, 12.07.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de; tazminat miktarını 188.272,87-TL'ye artırdıklarını bildirmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile davanın reddini savunmuş, 04.10.2016 tarihli beyan dilekçesi ile, sigortalı aracın 05.03.2016 tarihinde kaportasının onarılması için dava dışı ...'e bırakıldığını, Genel Şartların A.6.h maddesi gereğince sigortalıdan habersiz olarak alınan ve kazaya karışan araçta yolcu olarak bulunan davacının isteminin teminat kapsamı dışında olduğunu beyan etmiştir.İlk derece mahkemesince; ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor ile davacının, davaya konu kaza neticesinde %11,2 oranında sürekli maluliyetinin oluştuğunun ve geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olduğunun belirtildiği, alınan bilirkişi raporuna göre araç sürücüsü ...'ün kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu, davacının, araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilerek araca binmesi nedeniyle kendi durumunu ağırlaştırdığı ve tazminat miktarından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği kanaati ile; \"1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 9.544,97-TL geçici işgöremezlik, 141.073,32-TL daimi işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 150.618,29-TL tutarındaki tazminatın 22/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekilinin istinaf nedenleri; ilk derece mahkemesince, zararın poliçe teminat kapsamında olmadığına dair iddialarının gerekçesiz olarak reddedildiği, dava dışı ...'e tamir için bırakılan sigortalı aracın sebep olduğu zararın tamircinin zorunlu sigortasından, sigorta bulunmaması halinde ...ndan tahsil edilmesi gerektiği, davacının alkollü sürücünün yanında hatır için taşındığı, bu hususun zarar ile fiil arasındaki illiyet bağını keser derecede ağır kusur niteliğinde olduğu, davacı tarafça 112.621,44-TL üzerinden ıslah edilmesine rağmen talebi aşar şekilde 150.618,29-TL tazminata hükmedildiği, maluliyet raporunun hatalı yönetmeliğe göre düzenlendiği, davanın kısmen reddine karar verilmesine rağmen müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin ve yargılama giderinin buna göre hüküm altına alınmamasının hatalı olduğu, yargılamanın uzatılarak asgari ücret artışı nedeniyle zararın artmasına sebep olunduğu hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. (1) Davalı vekili tarafından 04.10.2016 tarihli dilekçeye ekli olarak sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde, davalı tarafça yaptırılan araştırmada, dava dışı sigortalı ile yapılan görüşmede, aracın kaza tarihinden evvel onarım için Silivri Sanayi Sitesinde bulunan ... Oto servisine bırakıldığı, servis yetkilisi ...'ün sigortalıdan habersiz olarak ve izin almadan aracı kullanarak alkollü ve ehliyetsiz olarak kaza yaptığının beyan edilmesi üzerine, aracın onarım için servise bırakıldığına ilişkin imzalı belgelerin temin edildiğinin bildirildiği, kaza anındaki sürücü ..., dava dışı sigortalı ... ve dava dışı kişiler tarafından imzalı olarak sunulan belgelerde, aracın onarım için 05.03.2016 tarihinde ...'e bırakıldığının belirtildiği görülmüştür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 104. Maddesi, \"motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım-satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için ZMMS yapan sigortacı bu zararlardan sorumlu değildir\" hükmünü öngörmektedir. Bundan ayrı, çalınan veya gasbedilen araçlarda sorumluluğu düzenleyen KTK'nin 107. maddesi ''Bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kimse isleten gibi sorumlu tutulur. Aracın çalınmıs veya gasbedilmis oldugunu bilen veya gereken özen gösterildigi takdirde ögrenebilecek durumda olan aracın sürücüsü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur. İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kisilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadıgını ispat ederse, sorumlu tutulamaz. İşleten, sorumlu olduğu durumlarda diğer sorumlulara rücu edebilir.'' şeklindedir. ZMSS Genel Şartları'nın A.3-J maddesi gereği, çalınan veya gasbedilen araçların sebep oldukları ve KTK'ya göre işletenin sorumlu olmadığı zararlar ile aracın çalındığını veya gasbedildiğini bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürülecek talep ile çalan ve gasbeden kişilerin talepleri, teminat dışındadır. ZMMS Genel Şartları'nın A.6-h maddesinde; çalınan veya gasp edilen araçların sebep oldukları ve Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalının sorumlu olmadığı zararların, aracın çalındığını veya gasp edildiğini bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürülecek talepler ile çalan ve gasp eden kişilerin taleplerinin teminat dışında kaldığı düzenlenmiştir. Açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; davalı vekilince 04.10.2016 tarihli dilekçesine ekli olarak sunulan belgelerin içeriğine göre, davalıya sigortalı aracın onarım için dava dışı ...'e bırakıldığı belirtilmiştir. Araç sürücüsü dava dışı ...'ün sigortalı aracı işletenin haberi ve bilgisi olmaksızın aldığının ileri sürülmesine rağmen ilk derece mahkemesince bu hususlara ilişkin olarak herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmıştır. Eksik incelemeye dayalı karar verilemez. Bu durumda mahkemece, davaya konu kazaya ilişkin var ise ceza yargılamasına ait dosyanın bir örneğinin dosya arasına celbi, gerektiği takdirde aracın onarım için bırakıldığı ileri sürülen servise müzekkere yazılarak, kaza tarihi itibariyle sigortalı aracın onarım için servise bırakılıp bırakılmadığının sorulması, bu suretle yukarıda açıklanan yasal mevzuat kapsamında zararın teminat kapsamında bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davalı vekilinin, zararın teminat kapsamında bulunmadığına yönelik savunması hakkında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın ve hatta savunma hususunda olumlu ya da olumsuz bir gerekçeye yer verilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf talebi yerindedir. (2) Bununla birlikte, haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda; kazanın 08.03.2016 tarihinde meydana geldiği anlaşılmakla davacının iş göremezlik oran ve süresinin kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekmesine rağmen Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen ATK 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir. O halde, yerel mahkemece yapılacak iş, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tüm tedavi evraklarının incelendiği, gerektiği takdirde davacının bizzat muayenesinin yapılması suretiyle dosya kapsamındaki tüm raporların irdelendiği usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli şekilde düzenlenecek yeni bir rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre (kararın sadece davalı tarafça istinaf edilmiş olması nedeniyle usuli kazanılmış haklara riayet edilerek) bir karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan nedenle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü gereğince kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararının gerekçesi ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf nedenlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dairece verilen kaldırma kararı doğrultusunda yargılama yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/09/2021 tarih ve 2016/532 Esas 2021/589 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının  talebi halinde davalıya İADESİNE,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8e4e9ce650156883","SID":"472a7f9188a0267a"}}