{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1951 <br>KARAR NO: 2025/582<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/06/2024<br>NUMARASI: 2023/254 Esas - 2024/586 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>İlk derece mahkemesi  kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ve diğer davalının sevk ve idaresinde olan ... plaka sayılı araçla vekil edeninin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen 27/12/2010 günlü trafik kazasında davacının ağır bir biçimde yaralandığını, olayla ilgili olarak Sultanbeyli 1. Sulh Ceza Mahkemesinde görülen 2011/182 Esas sayılı dosyada temin edilen rapora göre, kazanın oluşumunda ... plaka sayılı araç sürücüsü davalının asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, eldeki dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde bir miktar ödeme yapılmış ise de yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamaktan uzak olduğunu, kazada bir çok yerinden yaralanan müvekkilinin bir dizi ameliyat geçirdiğini, tedavisinin ve ameliyatının yapıldığı Samatya Devlet Hastanesi'nce (şimdiki adıyla İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi) düzenlenen rapor ve belgelerin durumu ortaya koyacağını, vekil edeninin kaza tarihinden sonra çalışamaz ve mesleğini icra edemez hale geldiğini, 20/11/2011 tarihli Ağrı Devlet Hastanesi özürlü sağlık kurulu raporuna göre her ne kadar davacının %36 oranında özürlü olduğu tespit edilmiş ise de, müvekkilinin uğradığı  maluliyet oranının  zaman içerisinde artış gösterdiğini, bu nedenle gerçek maluliyetin ATK veya en yakın üniversite hastanesinden alınacak raporla tespit edilmesini istediklerini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak (belirsiz alacak) ve beden gücü kaybı, hayat boyu bakıcı gideri vs. gibi zararlarına karşılık olmak kaydıyla 2.000,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte tüm davalılardan; 50.000,00-TL manevi tazminatın da davalı ...'dan kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karıştığı ileri sürülen ... plaka sayılı aracın vekil edeni sigorta şirketi nezdinde trafik sigortalı bulunduğunu, ancak eldeki dava açılmadan önce yapılan başvuru neticesinde davacıya 21/03/2012 tarihinde 15.600,00-TL ödeme yapılarak poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğun yerine getirildiğini, görülmekte olan davanın yapılan ödemeden sonra 2 yıllık zaman aşımı süresinin geçilmesinden sonra açılması karşısında, davanın öncelikle zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiğini,  kabul anlamına gelmemek kaydıyla bakiye bir sorumluluğun olduğu sonucuna varılır ise de, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durum ve oranlarının ne olduğunu usulüne uygun şekilde tespit edilmesini ve varsa davacının mütarafik kusur durumunun gözetilmesini istediklerini, ayrıca davacı tarafça dosyaya sunulan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, zira bu rapora dayanılarak yapılan başvuruda itiraz prosödürünün işletilmesi sonucunda Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nce düzenlenen 17/12/2011 günlü raporda maluliyet oranının %10 olarak belirlendiğini, davacıya daha fazla maluliyete uğradığını iddia ettiğinden bu iddiaların değerlendirilmesi için ATK 3. İhtisas Dairesinden maluliyet durumu hakkında rapor alınmasını istediklerini ve SGK tarafından davacıya yapılmış herhangi bir ödeme olup olmadığının da araştırılması gerektiği beyanla davaya karşı koymuştur. Davalı ...l vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı taraf  Sultanbeyli 1. Sulh Ceza Mahkemesinde görülen ceza yargılamasına ilişkin dava sırasında, kazanın oluşumunda vekil edeninin tam ve asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini ileri sürmüş ise de, hukuk hakimi ceza hakiminin kusura ilişkin değerlendirmeleriyle bağlı olmadığından, kusur durumunun mahallinde keşif yapılarak yeniden belirlenmesi gerektiğini, ayrıca davacının talep ettiği maddi zararlara ilişkin olarak beden gücü kaybına uğrayıp uğramadığının ATK raporu ile tespit edilmesi gerektiğini, SGK tarafından davacıya maaş bağlanıp bağlanmadığının da araştırılarak varsa peşin sermaye değerinin tazminat hesabında düşülmesini istediklerini, kaldı ki aracın ZMM sigortalı olması nedeniyle maddi zararların giderilmesinden sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, hayat boyu bakıcı giderinin ise SGK tarafından karşılandığını, avans faizi talebinin yerinde olmadığını ve manevi tazminat talebinin de çok fazla olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \"Davacıya ait ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketine ZMMS kapsamında güvence altında bulunan ve davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı kazada davacının yaralandığı, iş bu dava davacının trafik kazası nedeniyle yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası olduğu, davacının yaralanmasına ilişkin maluliyet raporu alınması için 16/04/2015 tarihli celse de ara karar oluşturulduğu, 17/04/2015 tarihli üst yazı ile dosyanın rapor hazırlanmak üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Bakanlığının 29/05/2015 tarihli üst yazısında davacının bir üniversite hastanesi ortopedi birimine sevki sağlanarak yeni yaptırılacak, eklem açıklıklarını dereceleri ile belirtir, nötral sıfır metoduna göre sağ ve sol taraf mukayeseli yapılacak ortopedik muayenesi ile yeni çekilecek, kırık alanlarını içine alan grafiklerin gönderilmesine karar verilerek eksik hususlar tamamlandıktan sonra maluliyet raporu hazırlanacağına dair dosyanın iade edildiği, bunun üzerine 22/06/2015 tarihli Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi müzekkere yazılarak davacının ATK raporu doğrultusunda muayene yapılmasının istenildiği, Atatürk Üniversitesinin 27/10/2015, 03/08/2016, 06/06/2018, 17/02/2021, 22/12/2021 tarihli yazıları ile davacının hastaneye müracaat etmediği, başvuru yapıp ilgili evrakları teslim etmediğinden ATK raporunda belirtilen eksik hususlar tamamlanmamıştır. HMK'da taraflarca getirilme hazırlanma ilkesi benimsenmiş olması nedeniyle, 2015 yılından 2021 yılına kadar davacının maluliyete ilişkin rapor eksikliğini tamamlamadığı, usul ekonomisi ve yargıda hedef süre nazara alınarak, davacının meydana gelen kaza nedeniyle  maluliyetini ispat edemediğinden açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Dairemizce verilen 14/03/2023 gün 2022/1065 Esas-2023/412 Karar sayılı ilamla; davacının talep konusu kaza neticesinde uğradığını ileri sürdüğü maluliyetin belirlenmesine ilişkin araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu, ayrıca kabule göre de usulüne uygun şekilde yapılmış bir araştırma neticesinde davacının uğradığı maluliyet durum ve oranının tam olarak belirlenememesi halinde, TBK'nın 50.madde hükmü gözetilerek hakkaniyete uygun olarak talep konusu maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında mevcut delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, tüm bunların yapılmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna işaret edilmek suretiyle, ilk derece mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin önceki kararın HMK 353/1-a/6 hükmü kapsamında kaldırıldığı görülmüştür.Dairece verilen kaldırma kararından sonra 2023/254 Esasa kaydedilen davanın yargılaması neticesinde de mahkemece; \"11/10/2023 tarihli duruşma ara kararı ile davacının dava dosyasının celse arasında İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek; davacıda meydana gelen yaralanmalar dikkate alınarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranları tespit işlemleri yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranını ile iyileşme süresinin ne olacağı ile bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı, ihtiyaç duyacaksa süresinin ne olduğu yönünden rapor düzenlenmesi yönünde karar verildiği, davacı vekilince gerekli gider avansının yatırılmadığı, davacı vekilinin yüzüne karşı 14/02/2024 tarihli duruşma ara kararı ile eksik gider avansını 2 haftalık kesin süre içinde yatırması husunun ihtar edildiği, ihtarata rağmen davacı vekilince gerekli avansın dosyaya yatırılmadığı, ATK uygulamalarına göre de davacı tarafından rapor ücreti önceden yatırılmaması halinde rapor tanzim edilmediği, davacının bu aşamada maluliyeti ispat edemediği mahkemece maluliyete ilişkin hastane evrakları üzerinden maluliyet oranlarına dair resen bir oran belirlenemeyeceği...\" gerekçesiyle; ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; davalı  tarafın tam ve asli kusur ile sebebiyet verdiği trafik kazasında müvekkilinin ağır bir biçimde yaralandığı ve  Ağrı Devlet Hastanesi'nce düzenlenen 13/10/2011 günlü özürlü sağlık kurulu raporuyla %36 oranında sürekli maluliyete uğradığı belirlendiği halde, maluliyetin varlığının ispatlanamadığı gerekçesiyle, maddi tazminat talebi yanında manevi tazminat talebinin de tümüyle reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, uğranılan manevi zarara karşılık olarak talep gibi 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği hususuna yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen, cismani zarara dayanılarak açılmış, maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin olup; davacı tarafça fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 2.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminat talebinde bulunulmuştur. 1-6100 sayılı HMK'nın taraf ehliyetini düzenleyen 50. maddesinde, \"medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu\", TMK 28. maddesinde de \"kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayacağı ve ölümle sona ereceği\" düzenlenmiştir. Ölüm ile kişilik hakları son bulduğundan yargılama sırasında 19/05/2024 tarihinde öldüğü anlaşılan davacı ...'in mirasçılarının davaya dahil edilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması suretiyle yargılamaya devam edilmesi sonucuna göre karar verilmesi  gerekirken ölü kişi hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Bkz. Yargıtay 17. HD'nin  2020/1863 Esas, 2020/5167 Karar sayılı ilamı) 2-Kabule göre de; Dairece verilen kaldırma kararında açıkça işaret edildiği üzere, bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat davalarında, kazazedenin uğradığı maluliyetin kapsam ve oranının ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsurlardan biri ise de, tek unsur değildir. Bu nedenle de davacı taraf uğradığı maluliyetin oranını, yaralanmasına bağlı geçici iş göremezlik süresinin ne olduğunu ve bakıcı ihtiyacı içerisinde bulunup bulunmadığının usulüne uygun şekilde temin edilen bir doktor raporuyla ispat edemediği durumlarda, TBK'nın 50.maddesi hükmü gözetilerek hakkaniyete uygun şekilde maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine engel bir durum mevcut değildir. Kaldı ki manevi tazminat taleplerinin karşılanabilmesi için maluliyet oranının kesin olarak belirlenmesi de gerekli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca;  yerel mahkeme kararının  HMK'nın 353/1-a/4-6.madde hükmü gereğince re'sen kaldırılmasına ve taraf teşkili sağlandıktan sonra, kaldırma kararlarında işaret edilen hususlar gözetilmek suretiyle, taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle  KABULÜ ile,  İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/06/2024 tarih ve 2023/254 Esas - 2024/586 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4-6.madde hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının  talebi halinde davacıya İADESİNE, 4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa0688f1d546ad60","SID":"f9b84b5c8cdf341f"}}